11. Hukuk Dairesi
11. Hukuk Dairesi 2009/9502 E. , 2011/2287 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 06/04/2009 tarih ve 2007/811-2009/212 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirketin ortağı olup, davalı şirkete HSBC Bankası Yeşilköy Şubesi’nde bulunan hesabından 15.03.2006 tarihinde 6.000YTL, 21.09.2006 tarihinde 25.000YTL ve 22.09.2006 tarihinde 15.000YTL ile eşi Artun Garo'ya ait hesaptan müvekkili namına 07.02.2006 tarihinde 4.000YTL ve 27.03.2007 tarihinde 3.000YTL olmak üzere toplam 53.000YTL borç para verdiğini, davalı şirket tarafından ödeme yapılmaması üzerine başlatılan takibe davalının haksız ve kötüniyetle itiraz ettiğini ileri sürerek, itirazın iptaline, takibin devamına, % 40'tan az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının alacağı varsa şirket kayıtlarında gözükmesi gerektiğini, sadece banka havalelerinin yeterli olmadığını, 07.11.2007 tarihli ibra niteliği taşıyan hisse devir sözleşmesi ile müvekkil şirketteki hisselerinin tamamını devir ve temlik ettiğini, sırf bu ibra sebebiyle bile davacının geçmişe yönelik alacak talebinde bulunamayacağını, davacının eşi adına da talepte bulunamayacağını savunarak, davanın reddini ve % 40 kötüniyet tazminatını istemiştir.
Mahkemece, iddia savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının 07.11.2007 tarihli hisse devir sözleşmesi ile hissesinin tamamını diğer şirket ortağı Aysun Burhan'a devrettiği, hisse devir sözleşmesinde davacının davalı şirketten hiçbir alacağı kalmadığını açıkça beyan ve kabul ettiği, bu açık beyan karşısında davacının davalıdan alacak talebinde bulunmasının hukuki bir dayanağı bulunmadığı, şirket kayıtlarına göre davacı tarafından 15.03.2006 tarihinde 6.000TL ile 22.09.2006 tarihinde 15.000TL olmak üzere toplam 21.000TL’nin davalı şirket hesabına gönderildiği, davalı şirketin davacının göndermiş olduğu 21.000TL'yı 331 no.lu Ortaklara Borçlar Hesabına kaydedip davacıya peyder pey ödeyerek bu hesabın tasfiye edilip bakiyesinin sıfırlandığı, davacının davalı şirketten herhangi bir alacağının kalmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1.Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve davacının eşinin hesabından yapıldığını iddia ettiği ödemeler yönünden dava açma imkanının bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2.Dava, davacının ortağı bulunduğu şirkete ödünç olarak verdiği paranın ödenmemesi üzerine başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirkete ödünç olarak verdiği paraları banka havalesi ile gönderdiğini iddia etmiştir. Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda, davalı tarafın ticari defterleri incelenip davacının dosyaya ibraz ettiği banka hesap ekstrelerine göre iki kalemde toplam 21.00,00 YTL gönderdiği, davacıya ait ortaklar cari hesabına göre de bu meblağın peyder pey ödendiğinin kayıtlı olduğu bildirilmiştir.
Davacı vekili bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinde, davalı taraf defterlerinin sahibi lehine delil niteliğini taşımadığını, ayrıca sadece davalının tek taraflı olarak düzenlediği defter kayıtlarına itibar edilemeyeceğini, davalının ödeme savunmasını ispata elverişli dekont, makbuz vb. belgelerin ibrazı gerektiğini belirtmiştir. Davalı defterlerinde davacıya ödeme kaydı mevcut ise de bu ödeme kaydının dayanağı olarak başka bir belge mevcut olmadığından ödeme kaydına itibar edilmesi mümkün değildir. Bu durumda davalıya ödeme savunmasını ispat için imkan verilmesi ve sonucuna göre karar verilmek gerekirken, ayrıca dava dışı Aysun Burhan ile davacı arasındaki hisse devir sözleşmesinin sadece taraflar arasındaki ilişkiyi düzenleyeceği nazara alınmadan yazılı gerekçelerle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
3.Bozma neden ve şekline göre davalı vekilinin temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.