5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
T.C.
İSTANBUL BAM
8. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO: 2021/202
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 05/10/2020
NUMARASI: 2018/1196 Esas - 2020/513 Karar
DAVANIN KONUSU: Trafik Kazasından Kaynaklanan Maddi Tazminat
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 05/04/2024
Yukarıda bilgileri yazılı bulunan ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf edenin sıfatına, istinaf nedenlerine ve kamu düzenine ilişkin olup resen gözetilmesi gereken hususlara hasren yapılan inceleme ve değerlendirme neticesinde;
K A R A R Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 15/09/2017 tarihinde vekil edeni tarafından sevk ve idare edilen aracın, plakası tespit edilemeyen beyaz bir kamyonun sıkıştırması neticesinde meydana gelen trafik kazasında müvekkilinin yaralandığını, tedavilere rağmen eski sağlığına kavuşamadığını ve sakat kaldığını, eldeki dava açılmadan önce davalı ...'na başvuruda bulunulmuş ise de, bu başvurudan sonuç alınamadığını beyanla fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla (-belirsiz alacak) 4.000,00-TL'si geçici iş göremezlik, 100,00-TL'si bakıcı gideri ve 4.500,00-TL'si de kalıcı iş göremezlik zararına ilişkin olmak üzere toplam 5.000,00-TL maddi tazminatın temerrüt tarihinden işletilecek avans faiziyle birlikte davalı ...ndan tahsiline karar verilmesini istemiş, 03/08/2020 günlü bedel arttırım dilekçesi ile de, maddi tazminata ilişkin istek miktarını bilirkişi raporu doğrultusunda toplam 199.258,04-TL'ye çıkarttıklarını açıklamıştır. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; eldeki dava açılmadan önce 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 97 madde hükmü ve ZMM Sigortası Genel Şartları hükümleri doğrultusunda usulüne uygun yeterli belgeyle yapılmış bir başvuru bulunmadığından, davanın öncelikle dava şartı yokluğundan reddi gerektiğini; ayrıca davacının kaza neticesinde meydana gelen bedensel zararının ne olduğunun da ZMM sigortası genel şartları uyarınca tespit edilmesi gerektiğini, kaldı ki geçici iş göremezlik zararına ilişkin taleplerin 01/06/2015 tarihinde yürürlüğe giren ZMM Sigortası Genel Şartlarına göre SGK'nun sorumluluğuna geçtiğinin de gözetilmesini istediklerini beyanla davanın esas yönünden de reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, iddia, savunma, toplanan deliller, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamı değerlendirilerek; davacının talebinde haklı olduğu, yeterli ve geçerli nitelik taşıyan aktüer bilirkişi raporu ve ıslah dilekçesi doğrultusunda karar verilebileceği, temerrüt tarihinin de 19/09/2018 olduğu şeklindeki özet gerekçeyle;-Davanın KABULÜNE, 5.715,77 TL geçici iş göremezlik, 1.270,75 TL bakıcı gideri ve 192.271,52 TL sürekli iş göremezlik olmak üzere toplam 199.258,04 TL tazminatın temerrüt tarihi olan 19/09/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, karar verilmiştir.
Karara karşı davalı ... vekili tarafından istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.İstinaf nedenleri; usulüne uygun bir başvuru olmadığı için esasen dava şartının yerine getirilmediği ve kazanın meydana gelmesine sürücüsü tespit edilemeyen bir aracın sebep olduğu olgusunun davacı tarafça somut olarak kanıtlanamadığının mahkemece gözetilmediği, keza hükme esas alınan kusur bilirkişisi raporunun sadece davacı beyanı doğrultusunda düzenlendiği, oysa kaza sırasında davacının alkollü olması nedeniyle beyanı esas alınarak kusur tespiti cihetine gidilemeyeceği, bu durumda hiç değilse davacının müterafik kusurlu olduğunun kabul edilmesi gerekirken bunun dahi yapılmadığı, ayrıca bakıcı gideri zararı ile geçici iş göremezlik zararının ZMM Sigorta Poliçesi teminatı kapsamından çıkartılarak SGK'na geçtiğinin de dikkate alınmadığı; kabule göre de usulüne uygun bir başvuru mevcut olmadığından faiz başlangıcının dava tarihinden başlatılması gerekirken, temerrüt halinin 19/09/2018 tarihinde oluştuğu kabul edilmek suretiyle buna göre hüküm tesis edilmesinin isabetsiz olduğu gibi davacının SGK'dan geçici iş göremezlik ödeneği alıp almadığının araştırılmamış olmasının da yargılama bakımından eksiklik olduğu hususlarına yöneliktir.Dava; trafik kazası neticesinde meydana gelen bedensel zarara dayanılarak açılmış maddi tazminat isteğine ilişkin olup; davalı sigorta şirketi vekilinin istinaf yasa yoluna başvuru dilekçesinde açıkça ileri sürülen sebeplerle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda;Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesiyle çıkarılan sonuç ve oluşturulan hükümde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve özellikle Çorum Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen 2018/4885 nolu soruşturma dosyası ile bu dosya kapsamında müteakip verilen 25/04/2018 günlü daimi ara kararı gözetildiğinde, davacının 15/09/2017 tarihinde geçirmiş olduğu trafik kazasına plakası tespit edilemeyen bir aracın sebebiyet verdiği yönündeki iddiasının resmi makamlarca kabul edilmesi ve aksinin de davalı tarafça somut bir biçimde kanıtlamaması karşısında talep konusu kazanın oluşumunda plakası tespit edilemeyen bir aracın karıştığı ve bu kazaya sebebiyet verdiği kabul edilerek davalı güvence hesabının sorumluluğu yoluna gidilmiş olmasında herhangi bir isabetsizlik tespit edilememesine; ayrıca kazanın meydana geldiği tarihte yürürlükte bulunan "Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik" hükümleri doğrultusunda Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Ana Bilim Dalı Başkanlığınca düzenlendiği anlaşılan rapor doğrultusunda davacının uğradığı geçici-kalıcı iş göremezlik zararı ile bakıcı gideri zararının hesaplanmış olmasında da bir yanılgı mevcut olmamasına, keza kazanın oluşumunda taraf kusur durum ve oranlarının ne olduğuna ilişkin olarak trafik bilirkişisi ...'ın katılımıyla düzenlendiği anlaşılan 31/08/2020 günlü rapora karşı davalı sigorta şirketi tarafından başka sebeplerle itiraz edilmiş ise de kazanın oluşumunda plakası tespit edilemeyen araç sürücüsünün tam kusurlu olduğu yönündeki belirleme ve değerlendirmeye yönelik olarak herhangi bir itiraz sebebi bildirilmediği gözetildiğinde; mahkemece davacı taraf yararına usulü kazanılmış hak oluşturan 31/08/2020 günlü rapordaki kusura ilişkin belirleme doğrultusunda yapılan tazminat hesaplamasının hükme esas alınmış olmasında da hatalı bir yön bulunmamasına ve kazanın oluşumunda kusuru olmayan bir sürücünün alkollü olup olmamasının sonuca bir etkisinin bulunmaması ve dahi davacının kaza anında alkollü olmasının uğradığı bedensel zararın artmasına katkı sağladığının da yargılama sırasında ileri sürülüp kanıtlanamaması karşısında mahkemece davacının kaza anında alkollü olması olgusu üzerinde durulmamış olmasında da bir isabetsizlik tespit edilememesine; kaldı ki Çorum Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü tarafından gönderilen 21/12/2018 günlü cevabi yazıda davacı ...'e geçirmiş olduğu kaza nedeniyle rücuya tabi herhangi bir ödeme yapılmadığı açıkça bildirilmiş olmakla mahkemece hüküm altına alınan geçici ve kalıcı iş göremezlik tazminatlarından herhangi bir indirim yapılmamış olmasının da doğru bulunmasına; tüm bunlardan ayrı geçici iş göremez olunan iyileşme dönem zararının esasen bedensel zararın bir türü olması ve bakıcı gideri zararının da yine 2918 sayılı yasanın 98.madde hükmü uyarınca SGK'nun sorumluluğu kapsamında olmadığının belirgin bulunması karşısında, bu yöndeki taleplerin ZMM sigortası teminatı kapsamında kalmadığından söz edilemeyecek olmasına (-Bkn.İBAM 8. Hukuk Dairesi'nin 2020/2119E.-2023/2227K.sayılı ilamı) ve dahi 6704 sayılı yasanın 5.maddesiyle değişik 2918 sayılı KTK'nın 97.madde hükmü uyarınca dava şartı haline getirilen hususun sadece dava açılmadan önce sigorta şirketine yazılı başvuruda bulunulması gereği olup, somut olayda davacının eldeki davayı açmadan önce davalı kuruma yazılı biçimde yeterli bilgi ve belgeyle birlikte başvuruda bulunulduğu ve bu başvurunun 03/09/2018 tarihinde kuruma ulaştığı, ancak kurum tarafından 06/09/2018 günlü cevap yazısıyla talebin değerlendirilebilmesi için kazadan kaynaklanan kesin ve kalıcı vücut fonksiyon kayıplarının ne olduğunu belirten "Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik" hükümleri doğrultusunda alınmış bir sağlık kurulu raporu ibrazı gerektiği belirtilerek ödeme yapılmaktan kaçınıldığı anlaşıldığına göre, mahkemece dava şartının yerine getirildiği ve bu suretle de temerrüt halinin oluştuğu kabul edilerek buna göre hüküm tesis olmasında herhangi bir isabetsizlik bulunmadığından, davalı vekilinin yerinde olmadığı sonucuna varılan istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.