11. Hukuk Dairesi
11. Hukuk Dairesi 2009/9747 E. , 2011/2565 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada Şişli 3. Sulh Hukuk Mahkemesi’nce verilen 13.11.2008 tarih ve 2007/216-2008/1933 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ..... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin yurt genelindeki telefon ve kontör bayilerine kontör satım ve dağıtımı yapmakta olup, sözkonusu kontörleri bayilerine kargo şirketleri aracılığıyla gönderdiğini, müvekkilinin İzmir’de bulunan alıcısına teslim edilmek üzere davalının Topçular Şubesine teslim ettiği 250 adet Turkcell 100’lük kazı konuş kartının alıcısına teslim edilmediğini, alıcının bu nedenle müvekkiline ödeme yapmadığını, taşınmak üzere davalıya teslim edilen kargonun alıcısına ulaşmaması nedeniyle müvekkilinin zarara uğradığını, uğranılan zararın tazmini için davalılar aleyhine icra takibine geçildiğini ancak davalıların takibe hukuki bir dayanak olmaksızın ve kötüniyetli olarak itirazda bulunduklarını ileri sürerek, davalıların itirazlarının iptaline, takibin devamına ve icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı MNG A.Ş. vekili, davacı tarafından içeriği taraflarına “kontör” olarak beyan edilen 1 adet kargonun İzmir’e taşınmak üzere müvekkili şirkete teslim edildiğini, ancak kargonun içeriğinde kaç adet kontör kartı olduğu hususunun belirsiz olduğunu, göndericinin gönderdiği kargoya ilişkin tüm bilgileri eksiksiz olarak taşıyıcıya bildirmekle yükümlü bulunduğunu, taşıma senedinde emtianın değerine ilişkin bir bedelin gösterilmediğini, bu nedenle davacının tazminat isteminin haksız olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, kontör kartlarının TTK’ nun 786/2 nci maddesinde ifadesini bulan kıymetli eşya niteliğini haiz olup, bu niteliği itibariyle kargonun içeriğinin davalı tarafa beyan edilmesinin anılan madde gereği bir zorunluluk teşkil ettiği, ancak davacının bu zorunluluğu yerine getirmediğinden tazminat isteminin yerinde olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. Dava, davalının taşınmasını üstlendiği kargonun alıcıya teslim edilmemesi nedeniyle uğranılan zararın tazmini amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
Mahkemece, yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir.Taraflar arasında yurt içi kargo taşınmasına ilişkin bir akit bulunduğu, davacının davalıya taşınmak üzere teslim ettiği 1 adet kargonun alıcısına teslim edilmediği hususlarında bir çekişme olmadığı gibi davalı taraf yaptığı savunmada kendilerine kontör olarak beyan edilen kargonun İzmir’e taşınmak üzere teslim edildiğini, ancak kargonun içeriğinde kaç adet kontör kartı olduğu hususunun belirsiz olduğunu, göndericinin gönderdiği kargoya ilişkin tüm bilgileri eksiksiz olarak taşıyıcıya bildirmekle yükümlü bulunduğunu, taşıma senedinde emtianın değerine ilişkin bir bedelin gösterilmediğini, bu nedenle davacının tazminat isteminin haksız olduğunu belirtmiştir. Bu durumda, taşınan kargonun içeriğinin kontör olduğunun davalı tarafça da kabul edilmiş olup, uyuşmazlığın sadece taşınan kontörün miktarına, değerine ilişkin bulunduğu anlaşılmaktadır. Taşımaya konu gönderiye ilişkin olarak davalı tarafça tanzim edilen irsaliyeli faturada gönderinin içeriği ve değeri gösterilmemiş ise de bu faturada davacının taşınan gönderiye ilişkin olarak alıcı firmaya kestiği kontör satışına ilişkin faturanın numarasının kayıtlı bulunmasına ve davalının kargoda kontör olduğunun kendilerine beyan edildiği yönündeki kabulüne göre taşınan kargodaki kontörün değerinin belirlenmesi mümkün olduğundan davacının uğradığı zararın TTK’nun 785 nci maddesine göre tespit edilerek hüküm altına alınması gerekirken yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.