Esas No
E. 2020/1935
Karar No
K. 2024/697
Karar Tarihi
Karar Sonucu
KALDIRILMASINA
Hukuk Alanı
Ticaret Hukuku

T.C.

İZMİR

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

17. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2020/1935

KARAR NO: 2024/697
KARAR TARİHİ: 26/03/2024

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : İZMİR 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ : 28/10/2020

NUMARASI : 2019/1240 Esas 2020/527 Karar

DAVANIN KONUSU : Tazminat

BAM KARAR TARİHİ : 26/03/2024

KARAR YAZIM TARİHİ : 27/03/2024

Davacı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi.

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

DAVA:

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ... plakalı, ... şase numaralı, 2016 model ... markalı aracın maliki olan müvekkilinin aracı 17/11/2016 tarihinde davalı distribütör ... AŞ'nin ... markasını satmaya ve servis hizmetlerini yürütmeye yetkili bayii olan davalı ... AŞ'den satın aldığını, aracı satmak istediğinde alıcı adayının yaptırdığı ekspertiz incelemesinde araçta imalat hatası tespit edildiğini, aracın sağ koltuk döşemesi ile torpido dikişlerinin hizası hatalı olup eğri yapılan dikişin kusur teşkil ettiğini, sol arka kapısında boya yanığı bulunduğunu, yetkili servise yapılan başvuruda da bu ayıpların tespit edildiğini, davalılara yapılan başvuruya rağmen zararın tazmin edilmediğini, İzmir 7.Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2019/150 D.İş sayılı dosyası ile yaptırılan bilirkişi incelemesi ile araçta 11.000 TL'den fazla hasar bedeli ve 20.000 TL den fazla değer kaybı meydana geldiğinin tespit edildiğini, aracın hasarlı araç durumunda olduğunu ve müvekkilinin malvarlığı değerinin azaldığını belirtip fazlaya dair talep, artırma ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla müvekkiline ait ... plakalı aracın üretim hatası nedeni ile ayıplı olmasından dolayı araçtaki değer kaybı için şimdilik 1.000 TL , hasar bedeli için şimdilik 1.000 TL ile İzmir 7.Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2019/150 D.İş sayılı dosyasında yapılan masrafın da yargılama giderlerine eklenmek suretiyle araç için toplamda şimdilik 2.000 TL alacağın 17/11/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP

Davalı ... A.Ş vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkil şirketin davacının maliki olduğu dava konusu aracın imalatçısı veya ithalatçısı olmayıp araçla ilgili bakım ve tamir işlerini yapan bir servis işletmesi olduğunu bu sebeple davacının müvekkil şirkete husumet yöneltmesinin usul hükümlerine aykırı olduğunu, ayıplar kabul edilse dahi alıcının söz konusu malın ayıplı olduğu açıkça belli ise iki günlük, açıkça belli değil ise sekiz günlük ihbar sürelerine tabi olduğunu, davacının tacir olup TTK ilgili hükmüne tabi olduğunu, hükümdeki ihbar sürelerine uyulmadığını, aracın satın alınma tarihi 17/11/2016 iken mahkemeye başvurma tarihinin 20/08/2019 olduğunu, satın alınma tarihinin üzerinden neredeyse 3 yıl sonra mahkemeye başvurulduğunu, ayıplı olduğu iddia edilen hususların motor aksamına ilişkin araçtan beklenen randımanı etkileyecek nitelikte ve araçta değer kaybına sebebiyet verecek ölçüde olmadığını, davacının dava konusu araçta var olduğunu iddia ettiği hususların hiçbirini kabul etmediklerini belirtip davanın reddine karar verilmesini beyan etmiştir.

Davalı ... A.Ş vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkil şirketin yokluğunda yapılan keşfin hukuka aykırı olup geçersiz olduğunu, davacı şirketin dava konusu aracı 17/11/2016 tarihinde satın aldığını ve şikayeti nedeniyle 24/07/2019 tarihinde 70.415 km de iken servise götürdüğünü, müvekkil şirkete süresinde usulüne uygun ayıp ihbarında bulunulmadığını dolayısıyla buna bağlı haklardan vazgeçmiş kabul edilmesi gerektiğini, sürelerin hak düşürücü süreler olması nedeniyle davanın usulden reddi gerektiğini, davacının aracı 17/11/2016 tarihinde satın aldığını ancak 24/07/2019 tarihinde servise götürdüğünü, davayı 11/12/2019 tarihinde yani satın alma tarihinden 3 yıl, şikayetlerinden 5 ay sonra açtığını, davanın bu nedenle de reddi gerektiğini, süresinde ve usule uygun ayıp ihbarı bulunmadığını, aracın trafiğe ilk çıkış tarihinin 17/11/2016 olup dava tarihinin 11/12/2019 olması sebebiyle davanın açıldığı tarihte zamanaşımı süresinin dolduğunu, üreticinin belirlediği ölçülere göre aracın boyasının ayıpsız olduğunu, serviste yapılan kontrollerde dikişlerin hizasında olan kaymaların ürün kaynaklı bir sorun olarak değerlendirilemeyeceği bu gibi dikiş ipliklerindeki meydana gelen sorunların genelde uygun olmayan ürünlerle yapılan temizlik işlemleri sonrasında meydana geldiğinin belirtildiğini, bu nedenle davacının şikayetinin ürün kaynaklı olmayıp kullanıcı kaynaklı olduğunu belirtip zamanaşımı def'inin kabulü ile davanın reddine, süresinde ve usulüne uygun bir ayıp ihbarı bulunmadığından davanın reddine, davanın esastan reddine karar verilmesini beyan etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: Mahkemece "...Uyuşmazlık; Yerel Mahkemece, dava konusu araçtaki ayıbın, hileli ayıp olup olmadığı konusunda bir tespitin yapılmadığı, özellikle ayıbın hileli olup olmadığı konusunda rapor alınmasının gerekip gerekmediği ve dava zamanaşımı süresinin dolup dolmadığı noktasında toplanmaktadır. Öncelikle uyuşmazlığın temelinde yatan ayıp kavramı üzerinde durmakta yarar vardır. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 219.maddesine göre; bir maldaki ayıp satıcının zikr ve vaat ettiği vasıflarda veya niteliği gereği malda bulunması gereken lüzumlu vasıflarda eksiklik olmak üzere iki türde ortaya çıkabilecektir. Bunlardan ikinci tür olan yani lüzumlu vasıflarda eksiklik şeklinde ortaya çıkan ayıptan bunun varlığını bilmese dahi satıcı sorumludur. Ayıp maddi, hukuki ya da ekonomik eksiklik şeklinde ortaya çıkabilir. Bunlardan yola çıkılarak satıcı ve dolayısıyla teselsül ilişkisi nedeniyle ithalatçıyı maldaki ayıptan sorumlu tutmanın maddi koşulları ortada ayıp sayılan bir eksikliğin olması, ardından maldaki eksikliğin önemli olması ve ayıbın malın yarar ve zararının alıcıya geçtiği anda varolması, alıcının ayıbın varlığını bilmeden malı satın almış olması olarak sayılabilir.

Borçlar Kanunu'nda tanımını bulan ayıba karşı tekeffül, satılan şeyin satıcının zikrettiği vasıfları taşımamasından veya bu şeyin değerini sözleşme gereğince ondan beklenen yararları azaltan veya kaldıran eksiklikler bulunmasından satıcının sorumlu olmasıdır(TANDOĞAN, Haluk: Özel Borç İlişkileri, c.1/1, Ankara 1988, sh 163;YAVUZ, Cevdet:Türk Borçlar Hukuku, Özel Hükümler, İstanbul 2007,7.Baskı, sh 97) Diğer bir anlatımla ayıp satılanın normal niteliklerinden ayrılmasıdır. Ayıba karşı tekeffül borcu satıcının mülkiyeti geçirme borcunun tamamlayıcısıdır. Aynı zamanda satıcının bu borcu kanuni bir borç mahiyetindedir(YAVUZ, Nihat: Ayıplı İfa, Ankara 2010, 2.Baskı, sh.91-92) 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 221.maddesine göre; Satıcı satılanın ayıbını alıcıdan hile ile gizlemiş ise satımda tekeffül hükmünü kaldıran veya sınırlayan her şart batıldır. Satıcı tekeffül ödevini kaldırırsa kendisi ve karşı akit için gizli kalmış olan ayıplardan sorumlu olmak istemediğini belirtmektedir. Bu nedenle böyle bir açıklamanın bağlayıcı olabilmesi, satıcının kendisince bilinen ayıpların alıcıdan saklı kaldığını ve diğer ayıpların gerçekten tarafından bilinmeyen ayıplar olduğunu kabul ettiğini gerekli kılar.

Bu ilkeler gereğince her kim, alıcının sözleşme yapılırken ayıpları henüz bilmeyeceği ve yalnız bu nedenden onun için zarar verici olan tekeffül görevinin kaldırılmasına razı olacağı üzerine spekülasyon yaparsa hileli davranıyor demektir. Satıcının hilesi durumunda tekeffül borcunu sınırlayan ya da kaldıran sözleşme kayıtları sonuç doğurmaz. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 221.maddesinde, "Satıcı satılanı ayıplı olarak devretmekte ağır kusurlu ise ayıptan sorumluluğunu kaldıran veya sınırlayan her anlaşma kesin olarak hükümsüzdür."hükmü düzenlenmiş olup bu nedenle ayıplı mal tesliminde ağır ihmali bulunan satıcı sorumsuzluk anlaşmasından yararlanamaz(YAVUZ , Cevdet: Türk Borçlar Hukuku, Özel Hükümler, İstanbul 2007, 7.Baskı, sh 104) Bu duruma göre satıcının sadece ayıbı hile ile gizlemiş olması durumunda değil, satılanı ayıplı olarak devretmekte ağır kusurlu sayıldığı her durumda sorumsuzluk anlaşması geçersiz sayılır. Durumun gerekli kıldığı muayene ile anlaşılamayan ayıplar gizli ayıptır. Alıcı gizli ayıpları araştırmakla yükümlü değildir. Fakat onları meydana çıkar çıkmaz hemen ihbar etmelidir. (YAVUZ, Nihat: Ayıplı İfa, Ankara 2010, 2.Baskı, sh 107) 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 225.maddesine göre, alıcıyı iğfal etmiş olan satıcı, ayıbın kendisine vaktinde ihbar edilmemiş olduğunu ileri sürerek sorumluluktan kurtulamaz. Bile bile aldatma yani hile varsa satıcı ne tam zamanında ayıpların ihbar edilmediğine ne de kısa zamanaşımı süresine dayanabilir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 231/2 maddesine göre, satıcı satılanı ayıplı olarak devretmekte ağır kusurlu ise, iki yıllık zamanaşımı süresinden yararlanamaz.

Tüm dosya kapsamı birlikte incelendiğinde; Taraflar arasındaki uyuşmazlığın davacı tarafça ... plaka sayılı aracın ayıplı olmasından bahisle fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000 TL değer kaybı bedeli ile 1.000 TL hasar bedelinin 17/11/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile D.İş tespit giderlerinin yargılama giderleri kapsamında tahsili istemine yönelik olduğu, celp edilen trafik kayıtlarına göre davaya konu ... plakalı aracın 17/11/2016 tarihinde trafik tescil kayıtlarının düzenlendiği, Mahkememize tevzi edilen davanın 11/12/2019 tarihinde açıldığı,

TBK 231/2 maddesindeki koşulların oluşmadığı, davalı tarafın zamanaşımı itirazının yerinde ve haklı olduğu kabul edilerek açılan davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar vermek gerekmiştir"... gerekçesi ile; Açılan davanın zamanaşımı nedeniyle REDDİNE" karar verilmiştir. İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ:

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkemenin davanın reddine ilişkin kararının usul ve yasaya aykırı olup kaldırılmasının gerektiğini, yerel mahkeme kararında geçen davanın reddine ilişkin gerekçenin dayanağı olan maddenin TBK'nın 231/2 'nci maddesi olup davalı tarafın ağır kusurunun bulunmaması nedeniyle davalarının reddine karar verildiğini, müvekkilinin, ... plakalı, ... şase numaralı 2016 model ... markalı aracın maliki olduğunu, aracın 17.11.2016 tarihinde davalı distribütör ... A.Ş’nin ... markasını satmaya ve servis hizmetlerini yürütmeye yetkili bayii olan Davalı ... A.Ş'den satın alındığını, müvekkilinin, daha sonra aracını satmak istediğini, alıcı adayının yaptırmış olduğu ekspertiz incelemesinde ... plakalı araçta imalat hatasını tespit ettiğini, buna göre, aracın sağ koltuk döşemesi ile torpido dikişlerinin hizasının hatalı olup araçtaki eğri yapılan dikişin kusur teşkil ettiğini, aracın sol arka kapısında boya (vernik) yanığı bulunduğunu, söz konusu boya ayıbının gözle görülememekte olup müvekkilinin durumu ancak aracı başkasına satmak istediğinde yapılan ekspertiz incelemesinde öğrendiğini, ayıpların müvekkilince öğrenilmesinin üzerine derhal yetkili servise başvurulduğunu, yetkili servisçe yapılan incelemede de bu ayıpların tespit edildiğini, ancak davalılar tarafından zararlarının hiçbir şekilde tazmin edilmemiş olduğunu, davaya konu araçtaki imalat hatalarının olağan gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayacak ayıplardan olup gizli ayıp niteliğinde olduğunu, nitekim müvekkilinin araçta var olan gizli ayıpları öğrenmesi akabinde derhal davalılara başvuruda bulunduğunu, olağan bir gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayacak bir ayıp için 8 günlük inceleme ve ihbar süresinin söz konusu olmadığını, müvekkilinin, TBK'nun "Gözden geçirme ve satıcıya bildirme" başlıklı 223. maddesindeki yükümlülüklerini yerine getirdiğini, araçtaki imalat hatalarının gizli ayıp niteliğinde olduğunun, hem dosyada mübrez delil tespiti dosyasından alınan bilirkişi raporu ile hem de işbu dosyadan alınan bilirkişi raporu ile tespit edildiğini, yerel mahkemece, bilirkişi raporları dikkate alınmadan, araçtaki imalat hatalarının gizli ayıp niteliğinde olduğu göz önüne alınmadan davalarının haksız ve hukuka aykırı bir şekilde reddedildiğini, dava konusu aracın bazı kısımlarının mevcut boyasının üstüne tekrar boya çekilmek suretiyle sonradan boyandığı, araçtaki ayıbın gizli ayıp niteliğinde olduğunun bilirkişi incelemesi sonucunda saptandığını, araçtaki gizli ayıbın satıştan sonra oluştuğuna ilişkin delil bulunmadığına göre aracın satılırken gizli ayıplı olarak satıldığının kabul edilmesi gerektiğini, davalıların, dava konusu aracı ayıplı olarak müvekkiline devretmelerinin ağır kusur teşkil ettiğini, araçtaki ayıbın sorumlusunun satıcı, ithalatçı ve üretici firmalar olduğunu, bununla birlikte araçta bulunan imalat hatalarının satıcı, ithalatçı veya üretici firmalar tarafından bilinmemesinin mümkün olmadığını, yerel mahkeme kararının eksik inceleme ve araştırmaya dayalı olup kararda yeterli gerekçe ve açıklamaya yer verilmediğini belirterek davalarının eksik inceleme ve araştırmaya dayalı olarak, araçtaki imalat hatalarının tek tek açık ayıp gizli ayıp niteliğinde sınıflandırılmadan, üretici, ithalatçı ve satıcı firmaların sorumlulukları ve ağır kusur durumları göz önüne alınmadan, yeterli açıklama ve gerekçe olmaksızın hatta gerekçesiz bir şekilde davalarının zamanaşımı yönünden reddedilmesinin haksız ve hukuka aykırı olduğunu, belirterek istinaf başvurularının kabulü ile; ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davalarının kabulüne, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE

Dava; davaya konu aracın üretimden kaynaklı olarak ayıplı olduğu iddiası ile ayıbın giderim bedeli ile ayıbın yol açtığı iddia olunun araçtaki değer kaybından kaynaklı maddi tazminatın davalılardan tahsili istemine ilişkindir.

HMK'nun 355. maddesi gereğince istinaf incelemesi istinafa başvuran vekilinin dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlarda res'en gözetilerek yapılmıştır. İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama neticesinde açılan davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.

İşbu karar davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir. 6102 Sayılı TTK'nın "Ticari satış ve mal değişimi" başlıklı 23. maddesine göre " Bu maddedeki özel hükümler saklı kalmak şartıyla, tacirler arasındaki satış ve mal değişimlerinde de Türk Borçlar Kanunu'nun satış sözleşmesi ile mal değişim sözleşmesine ilişkin hükümleri uygulanır.

TBK 219. maddesine göre;" Satıcı, alıcıya karşı herhangi bir surette bildirdiği niteliklerin satılanda bulunmaması sebebiyle sorumlu olduğu gibi, nitelik veya niteliği etkileyen niceliğine aykırı olan, kullanım amacı bakımından değerini ve alıcının ondan beklediği faydaları ortadan kaldıran veya önemli ölçüde azaltan maddi, hukuki ya da ekonomik ayıpların bulunmasından da sorumlu olur.

TBK 223. maddesine göre ise " Alıcı, devraldığı satılanın durumunu işlerin olağan akışına göre imkân bulunur bulunmaz gözden geçirmek ve satılanda satıcının sorumluluğunu gerektiren bir ayıp görürse, bunu uygun bir süre içinde ona bildirmek zorundadır. Alıcı gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal ederse, satılanı kabul etmiş sayılır. Ancak, satılanda olağan bir gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayacak bir ayıp bulunması hâlinde, bu hüküm uygulanmaz. Bu tür bir ayıbın bulunduğu sonradan anlaşılırsa, hemen satıcıya bildirilmelidir; bildirilmezse satılan bu ayıpla birlikte kabul edilmiş sayılır.

Yine TBK'nın" Satıcının ağır kusurunun sonuçları" başlıklı 225. maddesine göre "Ağır kusurlu olan satıcı, satılandaki ayıbın kendisine süresinde bildirilmemiş olduğunu ileri sürerek sorumluluktan kısmen de olsa kurtulamaz. Satıcılığı meslek edinmiş kişilerin bilmesi gereken ayıplar bakımında da aynı hüküm geçerlidir.

TBK 231. maddesine göre de " Satıcı daha uzun bir süre için üstlenmiş olmadıkça, satılanın ayıbından doğan sorumluluğa ilişkin her türlü dava, satılandaki ayıp daha sonra ortaya çıksa bile, satılanın alıcıya devrinden başlayarak iki yıl geçmekle zamanaşımına uğrar. Alıcının satılanın kendisine devrinden başlayarak iki yıl içinde bildirdiği ayıptan doğan def’i hakkı, bu sürenin geçmiş olmasıyla ortadan kalkmaz. Satıcı, satılanı ayıplı olarak devretmekte ağır kusurlu ise, iki yıllık zamanaşımı süresinden yararlanamaz.

TTK 23. maddesindeki atıf nedeni ile tacirler arasındaki satış ve mal değişimlerine Türk Borçlar Kanunu'nun satış sözleşmesi ile mal değişim sözleşmesine ilişkin hükümleri uygulacaktır.

Bu kapsamda dava konusu somut olaya uygulanması gereken TBK 225. maddesine göre ağır kusurlu satıcı satılandaki ayıbın kendisine süresinde bildirilmemiş olduğunu ileri sürerek sorumluluktan kurtulamayacaktır. Bu gibi hallerde alıcının tıpkı haksız fiillerde olduğu gibi hasara ıttıla tarihinden itibaren bir ve tesellüm tarihinden itibaren de herhalde on sene içinde dava açması gerekecektir. (Yargıtay 11 HD. 2014/15978 E 2015/5437 K 17.04.2015 T.)

Davaya konu ... plakalı aracın 17/11/2016 tarihinde davalı ... A.Ş'den satın aldığı dosya kapsamı belgelerle sabittir. Yine davacının davaya konu şikayetlerle ilgili olarak yetkili servise başvurması üzerine dosya içerisinde bir sureti bulunan " sol arka kap boya akması oluşmuş , bakılsın" şeklinde açıklama bulunan 24.07.2019 tarihli iş emrinin düzenlendiği, daha sonraki aşamada davadan önce davacı tarafça 20.08.2020 tarihinde ayıpların tespiti açısından İzmir 7. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2019/150 D.İş sayılı dosyası üzerinden delil tespiti yaptırdığı görülmüştür.

Dava konusu somut olayda davalı vekilleri tarafından her nekadar zaman aşımı def'inde bulunulmuş ise de; ilk derece mahkemesince yapılan yargılama sırasında 3 kişilik bilirkişi heyetinden alınan 13.08.2020 tarihli bilirkişi raporunda; dosya kapsamında yapılan incelemeler sonucunda, dava konusu araçla ilgili şikayet, iş emirleri ve servis kayıtlarına düşülen notlara bakıldığında "aracın sağ koltuk döşemesi ile torpido dikişlerinin hizasının hatalı olması ve sol arka kapısında boya (vernik) yanığı" na dair olduğu, dosya içerisinde bir sureti bulunan 24/07/2019 tarih ve 181.402 nolu iş emrine göre araç 70.415 km de iken yetkili servise davaya konu şikayet ile başvuru yapıldığı, servisin iş emrine "kapıyla göğüslük birleştiği bölgedeki dikişlerin hizasında sağ tarafta aynı simetride değil ürün kaynaklı değil, dikiş. Dikiş hizasında hafif kayma olabilir, müşterimiz daha sonra gelecek. Sol arka kapıdaki vernik atığı, PDI sırasında kapı üzerinde bulunan fabrika tarafından yapıştırılan korumaların sökümü sırasında kaynaklandığı düşünülmektedir. Vakti olmadığından ve değer kaybı oluşacağından onarım yaptırılmamaktadır" şeklinde kayıt düşüldüğü, bununla birlikte 24/07/2019 tarih ve 2073115 nolu İş Emri Tamamlama Formunda "aracın sol arka kapı vernik atığı bulunmaktadır" şeklinde açıklama yapıldığının görüldüğü, dosyada yer alan 3 adet fotoğrafın incelenmesinden ve ayrıca servis kayıtları bilgi ve belgelere göre sağ ön kapı orta kıvrım çizgisi ile sağ arka kapı kıvrım çizgisinin eşit hizada olmadığı, kapı ayarlarının yapılması ile kapı hizalarının yerine geleceği kanaatine varıldığı, ayrıca sağ ön kapı iç kısım üstü döşeme üzeri dikişiyle torpido üzeri dikiş hizalarının tutmadığı, kapı ve döşeme ayarlarıyla bu problemin giderilebileceği, işçilik bedelinin 1.500,00 TL olduğu, bununla birlikte servis kayıtlarında da görüleceği üzere aracın sol arka kapısında vernik atığı olduğu ve bu nedenle aracın gizli ayıplı olduğu sol arka kapıdaki boya hatasının giderilmesi için kapının yeniden boyanması gerektiği ve bu işlem bedelinin de 1.500,00 TL olduğu, araçtaki söz konusu bu gizli ayıp nedeniyle sol arka kapının boyanması nedeniyle değer kaybının oluşacağı ve bu nedenle araçta 10.000,00 TL değer kaybı meydana geldiği belirtilmiş olup aracın sol arka kapısındaki vernik atığının dava konusu araçta üretimden kaynaklı imalat hatası bulunduğu ve bu şekilde aracın gizli ayıplı olarak üretilmiş olduğu yönündeki tespitler göz önüne alındığında araçtaki üretimden kaynaklı ayıbın ağır kusur olarak kabul edilmesi gerekir. Bu nedenle dava konusu araçtaki üretimden kaynaklı olduğu bilirkişi heyeti tarafından tespit edilen bu ayıplar açısından TBK 231/2 maddesi uyarınca satıcının 2 yıllık zamanaşımı süresinden yararlanamayacağı ve buna göre davacı tarafından davanın süresinde açıldığının kabulü gerekmiş olup ilk derece mahkemesince bu nedenle işin esasına girilmeksizin zaman aşımı nedeni ile davanın reddine karar verilmesi yerinde olmamıştır. Bu nedenle davacı vekilinin bu yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmüştür (Yargıtay 11 Hukuk Daire'sinin 2021/9008 E, 2023/2655 K ve 03.05.2023 tarihli kararı bu yöndedir.)

Ayrıca her ne kadar davalılar vekililleri tarafından, davacı tarafça süresi içerisinde ayıp ihbarında bulunulmadığı ileri sürülmüş ise de, bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere davaya konu ayıplarla ilgili olarak 24.07.2019 tarihinde aynı zamanda davalı olan yetkili servise başvurulduğu ve bu kapsamda aynı tarihli iş emirlerinin düzenlendiği görülmüş olup bu şekilde yetkili servise bildiriminde bulunulması yeterli olup davacının ayrıca ayıp ihbarında bulunmasına gerek bulunmadığından davacının bu tarihte ayıp ihbarında bulunduğunun kabulü gerekir. (Yargıtay 11.Hukuk Daire'sinin 2022/6439 Esas, 2023/6266 Karar sayılı karıda bu yöndedir.)

Dava konusu ayıplarla ilgili olarak İzmir 7. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2019/150 Değişik iş sayılı dosyası üzerinden davalı tarafça talep edilen delil tespiti üzerine, makine mühendisi bilirkişi tarafından düzenlenen 05/09/2019 tarihli raporda, ön kapı + kapı iç döşemesi + boyama işlemlerinin yaklaşık 10.000,00 TL, sol arka kapı boyama hatasının giderilmesi için yaklaşık 1.000,00 TL masraf yapılmasının gerektiği, ayrıca dava konusu aracın emsal rayiç değerinin 340.000,00 TL civarında olduğu, yapılan değişim ve boya işlemleri sonrasında 20.000,00 TL değer kaybına uğrayacağı sonuç ve kanaatine varıldığı bildirilmiştir.

İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sırasında üç kişilik bilirkişi heyetinden alınan raporda ise, davaya konu ... plakalı aracın sağ ön kapı orta kıvrım çizgisi ile sağ arka kapı kıvrım çizgisinin eşit hizada olmadığ, kapı ayarlarının yapılmasıyla kapı hizalarının yerine geleceği kanaatine varıldığı, ayrıca sağ ön kapı iç kısım üstü döşeme üzeri dikişiyle torpido üzeri dikiş hizalarının tutmadığı, kapı ve döşeme ayarlarıyla bu problemin giderilebileceği, işçilik bedelinin 1.500,00 TL olduğu, bununla birlikte servis kayıtlarında da görüleceği üzere aracın sol arka kapısında vernik atığı olduğu ve bu nedenle aracın gizli ayıplı olduğu sol arka kapıdaki boya hatasının giderilmesi için kapının yeniden boyanması gerektiği ve bu işlem bedelinin de 1.500,00 TL olduğu, araçtaki söz konusu bu gizli ayıp nedeniyle sol arka kapının boyanması nedeniyle değer kaybının oluşacağı ve bu nedenle araçta 10.000,00 TL değer kaybı meydana geldiği bildirilmiştir.

Bu durumda ilk derece mahkemesince , davaya konu araçtaki ayıplarla ilgili olarak davacı talebinin değerlendirilmesi açısından işin esasına girilerek, ayıbın giderim bedeli ve değer kaybı açısından her iki rapor arasındaki çelişki de değerlendirilmek ve taraf vekillerinin 13/08/2020 tarihli rapora karşı sunmuş oldukları itirazları da karşılar şekilde daha önce rapor düzenleyen bilirkişi heyetinden ek rapor alınmak suretiyle oluşacak duruma göre karar verilmesi gerekirken ilk derece mahkemesince yazılı olduğu şekilde zaman aşımından davanın reddine karar verilmesi yerinde olmamıştır.

Sonuç olarak yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve dosya içeriğine göre, mahkeme kararı ve dayandığı gerekçeler uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek derecede önemli delillerin toplanmamış veya değerlendirilmemiş olması nedeniyle HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve dava dosyasının kararı veren ilk derece mahkemesine iadesine karar vermek gerekmiştir.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1.Davacı vekilinin istinaf başvurusunun esasa ilişkin sebepler incelenmeksizin KABULÜNE,

2.İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 28/10/2020 tarih, 2019/1240 Esas ve 2020/527 Karar sayılı hükmünün 6100 sayılı HMK’nın 353/(1)-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,

3.Dosyanın HMK 353/(1)-a maddesi gereğince Dairemiz kararına uygun şekilde yeniden bir karar verilmek üzere MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE,

4.İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından, davacı yararına istinaf vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,

5.İstinaf yoluna başvuran davacıdan alınan 54,40 TL istinaf maktu karar harcının istek halinde İADESİNE,

6.İstinaf yoluna başvuran davacıdan alınan 148,60 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcının yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine,

7.İstinaf yargılama giderlerinin esas kararla birlikte ilk derece mahkemesince değerlendirilmesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde HMK 353/1-a maddesi gereğince oybirliğiyle kesin olarak karar verildi. 26/03/2024

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.