3. Hukuk Dairesi
T.C. KONYA BAM 3. HUKUK DAİRESİ
T.C.
KONYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
3. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO :
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : KONYA . ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 07/12/2023
NUMARASI : Esas Karar
:2-... - ...
: 3-... -
Yukarıda bilgileri yazılı mahkemece verilen karara ilişkin istinaf talebi üzerine mahkemece dosya istinaf incelemesi yapılmak üzere dairemize gönderildiğinden yapılan ön inceleme ve incelemeyle heyete tevdi olunan dosyanın gereği görüşülüp aşağıdaki karar verilmiştir. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :
Davacı vekili 28/06/2019 tarihli dilekçesiyle ; 26/07/2010 günü müvekkili ...'ın yolcu konumunda olduğu ...'ın sevk ve idaresindeki .... plakalı araç ile karşı taraf sürücü ... ...'ün sevk ve idaresindeki ... plakalı araç ile çarpışması sebebiyle meydana gelen çift taraflı kaza neticesinde müvekkili ....'ın ağır derecede yaralandığını, kaza tespit tutanağına göre bu kazanın oluşumunda kaşı taraf sürücüsü ... ...'ün tam kusurlu olduğunu, müvekkilinin içerisinde bulunduğu araç sürücüsünün ise kusursuz olduğunu, müvekkili bakımından kendisi yolcu konumunda olması sebebiyle kusuru bulunmadığını, meydana gelen kaza neticesinde Konya .. Sulh Ceza Mahkemesince ... E. numarası ile ceza davası açıldığını, karşı taraf sürücüsü ... ... hakkında tam kusurlu olması sebebiyle verilmiş olunan cezanın kesinleştiğini, davalılardan ... İthalat San. ve Tic. A.Ş. sürücüsü ... ...'ün sevk ve idaresinde bulunan ... plakalı ticari amaçlı kullanılan aracın maliki olması sebebiyle KTK.'nın 85. maddesi gereğince işleten olarak doğan maddi ve manevi zararlardan sorumluluğunun bulunduğunu, sürücü ... ...'ün sevk ve idaresindeki ... plakalı araç davalı ...ye .... poliçe numaralı ZMMP ile sigortalı olduğunu, sürücü ... ...'ün sevk ve idaresindeki ... plakalı araç davalılardan ... Sigorta A.Ş.ye ... poliçe numaralı Kasko Sigorta Poliçesi ile sigortalandığını, poliçe teminatında manevi tazminat klozu bulunması sebebiyle davalı ... A.Ş.nin KTK, Kasko Sigortası Genel Şartları ve Trafik Sigortası Genel şartları gereği müvekkilinin manevi zararı kapsamında sorunluluğunun bulunmadığını, davalılara karşı arabuluculuğa başvurulduğu ancak arabuluculuk görüşmeleri neticesinde anlaşma sağlanamadığını, müvekkilinin kaza neticesinde ağır derecede yaralanması sebebiyle sağlığını kaybetmiş olması, işlerini görebilecek seviyede olmamasından dolayı yaşamış olduğu derin üzüntü, acı ve elem sebebiyle manevi zararının oldukça büyük olduğunu beyan ederek, kaza tarihinden itibaren tüm alacak kalemlere işleyecek ticari faiziyle birlikte, maddi tazminat yönündeki talepleri bakımından dava değeri kesin ve belirli hale geldiğinde miktar arttırılmak ve eksik harç ikmal edilmek sureti ile belirsiz alacak davası olarak ikame ettiklerin davanın kabulünü, ... için 5.000,00 TL. maddi tazminatın (sürekli-geçici iş göremezlik) kaza tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte davalılardan ... ve Tic. A.Ş. ve ....
Sigorta A.Ş.den müştereken ve müteselsilen tahsilini, ... için 50.000,00 TL. manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte davalılar ...... San. ve Tic. A.Ş. ve ...
Sigorta A.Ş.'den müştereken ve müteselsilen tahsilini, davalı ...San. ve Tic. A.Ş.'nin işletmesindeki aracın kazada tam kusurlu olması karşısında davanın konusuz kalmaması amacıyla davalı ...San. ve Tic. A.Ş. üzerine kayıtlı söz konusu kazaya karışan ... plakalı araç ile davalı.... İthalat San. ve Tic. A.Ş. üzerine kayıtlı tüm gayrimenkul ve menkullerin devir ve temliğin önlenmesi amacıyla teminatsız olarak ihtiyati haciz zımmında ihtiyati tedbir kararı verilmesini, müvekkilinin sürekli-kalıcı maluliyeti olduğundan, kazanın meydana geliş şekline göre davalının işletmesindeki aracın kazanın oluşumunda tam kusurlu olduğundan, müvekkilinin sağlık kurulu raporuna göre kalıcı ve sürekli sakatlığı olduğundan ve yasal şartları oluştuğundan BK.nun 76. maddesi uyarınca en azı dava değeri kadar veya mahkemece uygun görülecek meblağ kadar davalılar aleyhine ön ödeme kararı verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretini davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini dava ve talep etmiştir.
Davalılardan .... Sigorta A.Ş. vekilinin 13/09/2019 tarihli davaya cevap dilekçesinde özetle; dava konusu talep zamanaşımına uğradığını, dava konusu kazanın 26/07/2010 tarihinde gerçekleştiğini, iş bu davaya ilişkin yasada belirtilen zamanaşımı süresi geçtikten sonra ikame olunan davanın usulden reddinin gerektiğini, dav konusu kazada ... plaka sayılı aracın müvekkili sigorta şirketine.... nolu poliçe ile zorunlu mali mesuliyet (trafik) sigortası ile sigortalandığını, söz konusu poliçeye göre teminatının sakatlanma kişi başı 175.000,00 TL. ile sınırlı olduğunu, sigortalı araç sürücüsüne isnat edilen kusurun kabul edilemeyeceğini, dava konusu kazanın oluşumunda müvekkili tarafından sigortalı olan ... plakala sayılı aracın kusuru bulunmadığını, tüm kusur...plaka sayılı araca ait olduğunu, sigortalı araç sürücüsünün kusursuzluğu nedeniyle poliçe sorumluluğunun bulunmadığını, davacının davranışlarında zararı arttırıcı etken mevcut olup, tazminattan BK. nun 52. maddeye göre indirim yapılması gerektiğini, davacı taraf, trafikte iken kask ve dizlik katmayarak zararı arttırıcı davranışı nedeniyle de tazminattan indirim yapılması gerektiğini, müvekkili şirkete tüm belgelerle birlikte kaza ve hasar ihbarında bulunulduğunu, müvekkili şirketçe zamanaşımı dolumu sebebiyle başvurunun reddedildiğini, dolayısıyla temerrüde düşürülmemiş olup, faiz talebinin reddi gerektiğini, ayrıca dava konusu olay haksız fiilden kaynaklı olup, ortada ticari bir ilişki bulunmadığını, bu sebeple davacının avans faizi talepleri yerinde olmayıp reddi gerekmekte olduğunu, davanın zamanaşımının dolması nedeniyle davanın usulden reddini, davacının haksız ve mesnetsiz davasının esastan reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasını istemiştir.
Davalılardan ... Sigorta A.Ş. vekilinin 03/09/2019 tarihli davaya cevap dilekçesinde özetle ; huzurdaki davanın 26/07/2010 tarihinde gerçekleştiğini, 5237 s.
TCK.nun 66. maddesine göre zamanaşımı süreleri ölümle 15 yıl, sürekli sakatlıkta ise 8 yıl olduğunu, söz konusu kazada zamanaşımı süresi dolduğu için haksız davanın usulden reddi gerekmekte olduğunu, davanın reddini, manevi tazminat talebinin zamanaşımına uğramış olması nedeniyle reddini, kusur tespiti için dosyanın ATK'ya gönderilmesini, manevi tazminat talebi miktarının hakkaniyete uygun olarak tespit edilmesini, kaza tespit tutanağı ve alkol raporunun taraflarına tebliğini, müvekkili şirket temerrüde düşmediğinden, dava tarihinden itibaren taraflar açısından yasal faiz uygulanmasını, kaza tespit tutanağı ve alkol raporunun tebliğini, yargılama giderleri ve vekalet ücretininde davacı üzerinde bırakılmasını istemiştir.
Davalılardan ... San ve Tic. A.Ş. vekilinin sunduğu 02/09/2019 havale tarihli davaya cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafça davaya konu edilen kaza 2010 tarihinde meydana geldiğini, davacı tarafın her türlü alacağı zamanaşımına uğradığını, dolayısıyla davanın öncelikle zamanaşımı nedeniyle reddi gerekmekte olduğunu, dava konusu kazada davacının kusurlu hareketleri sonucunda vuku bulmuş olup, kazada müvekkili şirket aracını kullanan sürücünün herhangi bir kusuru bulunduğunu kabul etmediğini, manevi tazminat açısından zarar görenlerin bu zararını bir nebze olsun giderme amacına yönelik olup, resen gözönünde bulundurulacak sebeplerle davanın "..." T.C. Kimlik nolu ... ...'e mernis adresine yapılacak tebligatla ihbarını davanın reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretini davacı taraf üzerine yükletilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ :
İlk Derece Mahkemesince verilen kararda özetle; "Mahkememizce verilen 24/12/2020 tarih ve ... Esas ... Karar sayılı kararı ilke davanın kısmen kabul kısmen reddine karar verilmiş, Konya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi Başkanlığı'nın 30/03/2021 tarih ve .... Esas . Karar sayılı ilamıyla mahkememiz kararın kaldırılmasına karar verilerek, davanın mahkememizin yukarıdaki esasına kaydı yapılmıştır.
T. C.Konya Bölge Adliye Mahkemesi 3.
Hukuk Dairesi'nin 30/03/2021 tarih, ... esas, ... karar sayılı ilamı ile '' kazanın 26/07/2010 tarihinde gerçekleştiği, davacı vekilince 20/05/2019'da arabuluculuğa başvurulduğu, öncesinde .... Sigortaya 29/03/2019 tarihinde, ... sigortaya 03/05/2019 tarihinde başvurduğu, taleplerin zamanaşımı nedeniyle karşılanmaması nedeniyle 28/06/2019 tarihinde dava açıldığı, davalılar tarafından ayrı ayrı zamanaşımı definde bulunulduğu, davaya konu trafik kazası sonucunda davacının malul olacak derecede yaralandığı, eylem için kaza tarihinde yürürlükte bulunan 5237 Sayılı TCK'nun TCK 89 ve 66/1-e maddelerine göre öngörülen ceza zamanaşımı süresi 8 yıl olduğu, buna göre davada, kaza tarihi ile,sigortaya yönelik temerrüt ile arabululucuğa başvuru ve dava tarihi arasında 8 yıllık uzamış zamanaşımı süresi dolduğu belirtilerek, kazanın 26/07/2010 tarihinde meydana geldiği, davacının maluliyeti ile ilgili olarak "gelişen bir durumun" olup olmadığı hususunun araştırılması '' gerekçesi ile Mahkememizin ... Esas ... Karar sayılı kararının kaldırıldığı anlaşılmıştır. 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 41. maddesinde (6098 sayılı TBK'nun 49. md.) haksız fiil tanımlanmış, 60. maddesinde de (TBK'nun değişik 72. md.) haksız fiilden zarar görenin bundan kaynaklanan zararının tazmini istemiyle açacağı davaların zararı ve faili öğrendiği tarihten itibaren 1 yıl ve herhalde haksız fiil tarihinden itibaren 10 yıllık zamanaşımı süresine (TBK'nun 72. maddesinde 2 ve 10 yıllık zamanaşımı süreleri öngörülmüştür) tabi bulunduğu belirtilmiştir. 2918 sayılı KTK'nun 109/1 maddesinde; motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler için, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak 2 yıl ve herhalde kaza gününden başlayarak 10 yıllık zamanaşımı süresi öngörülmüştür. Maddenin özellikle 2. fıkrasında "dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğarsa" ifadesi ile kanun koyucu, taraf ayrımı yapmaksızın (davacı, davalı veya dava dışı 3. kişi) fiil cezayı gerektiriyor ise uzamış ceza zamanaşımının uygulanacağını benimsemiştir.
Gelişen durum; olay sonucu meydana geldiği halde, başlangıçta bilinen yaralanmalar dışında, sonradan ortaya çıkan veya gelişen, olaya bağlı vücut bütünlüğünü bozan sonuçlar olarak tanımlanabilir. Gelişen durumun olup olmadığı ise her olaya özgü olarak kanıtlara göre değerlendirilir.(Yargıtay 17. HD'nin 2014/18267E, 2014/15490K , 2014/4977E, 2015/11641K )
T. C.Konya Bölge Adliye Mahkemesi 3.
Hukuk Dairesi'nin 30/03/2021 tarih, ... esas, ... karar sayılı ilamı sonrası aldırılan İstanbul Adli Tıp Kurumu Başkanlığı'nın 24/11/2022 tarihli raporunda; davacının sağ omzunda saptanan patolojilerin dava konusu olay ile illiyet bağının kurulamayacağının, olay günününe ait mevut evraka göre 26/07/2010 tarihinde geçirilmiş olan trafik kazasına bağlı gelişen yaralanmasının, Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümlerine göre %21 oranında ( E cetveline göre) meslekte kazanma gücünden kaybetmiş sayılacağının, iyileşme süresinin kaza tarihinden itibaren 4 aya kadar uzayabileceğinin belirtildiği anlaşılmıştır.
İstanbul Adli Tıp Kurumu Başkanlığı'nın 12/09/2023 tarihli raporunda özetle; 26/07/2010 tarihinde geçirilen trafik kazası nedeniyle, davacı ...'ın sol klavikula ve sol radius- ulna alt uç kırıklarının saptandığı, davacının kazaya bağlı yaralanmasının iyileşme sürecinin 4 ay olarak değerlendirildiği, bu süre bittikten sonra maluliyetinin değerlendirilebilir olduğu, kişi hakkında düzenlenmiş raporlar arasındaki farklılıkların muayene bulgularına göre değişiklik gösterebileceği, dolayısıyla artan maluliyet durumlarının söz konusu olmadığı, muayene farklılıklarına göre rapor düzenlendiği, farklı yönetmelikler söz konusu olduğunda rapor sonuçları arasında farklılıklar olabileceğinin'' belirtildiği anlaşılmıştır.
Tüm dosya kapsamı üzerinden yapılan değerlendirmede; kazanın 26/07/2010 tarihinde gerçekleştiği, davacı vekilince 20/05/2019'da arabuluculuğa başvurulduğu, öncesinde .... Sigortaya 29/03/2019 tarihinde, ... sigortaya 03/05/2019 tarihinde başvurulduğu, taleplerin zamanaşımı nedeniyle karşılanmaması nedeniyle 28/06/2019 tarihinde dava açıldığı, davalılar tarafından ayrı ayrı zamanaşımı definde bulunulduğu, davaya konu trafik kazası sonucunda davacı malul olacak derecede yaralandığı , eylem için kaza tarihinde yürürlükte bulunan 5237 Sayılı TCK'nun TCK 89 ve 66/1-e maddelerine göre öngörülen ceza zamanaşımı süresi 8 yıl olduğu, buna göre davada, kaza tarihi ile,sigortaya yönelik temerrüt ile arabululucuğa başvuru ve dava tarihi arasında 8 yıllık uzamış zamanaşımı süresinin dolduğu, her ne kadar davacı vekili ,olaydan sonra davacının maluliyetinin arttığını,gelişen durumun Konya Numune Hastanesi'nin % 14 oranında malul olduğuna ilişkin 06/08/2018 tarihli raporu sonrası vakıf olduklarını,bu nedenle gelişen durumun olduğu, davacının maluliyetinin arttığı iddia etmiş ise de; kaldırma kararı sonrası aldırılan İstanbul Adli Tıp Kurumu Başkanlığı'nın 24/11/2022 tarihli raporunda; davacının sağ omzunda saptanan patolojilerin dava konusu olay ile illiyet bağının kurulamayacağının belirtildiği , yine İstanbul Adli Tıp Kurumu Başkanlığı'nın 12/09/2023 tarihli raporunda artan maluliyet durumlarının söz konusu olmadığı, muayene farklılıklarına göre rapor düzenlendiği, farklı yönetmelikler söz konusu olduğunda rapor sonuçları arasında farklılıklar olabileceğinin belirtildiği anlaşılmakla, kazanın 26/07/2010 tarihinde meydana geldiği,
Mahkememizce hükme esas alınan İstanbul Adli Tıp Kurumu Başkanlığı'nın 24/11/2022 ve 12/09/2023 tarihli raporlarında da davacının maluliyeti ile ilgili olarak "gelişen bir durumun" olmadığı belirtilmekle, kaza tarihi ile,sigortaya yönelik temerrüt ile arabululucuğa başvuru ve dava tarihi arasında 8 yıllık uzamış zamanaşımı süresi dolduğundan, davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur." şeklinde davanın zamanaşımı nedeniyle reddine dair hükmün kurulduğu anlaşılmıştır. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :
Davacı vekili sunduğu istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davada zaman aşımı konusunda müvekkilinin tedavi evraklarının tam olarak toplanılmadığını, toplanılmış olsa uzun yıllar tedavisinin devam ettiğinin ve böylece zararın tam olarak öğrenme tarihinin çok ileri tarihli bir süreci kapsadığının ortaya çıkacağını, müvekkilinin gördüğü tüm tedavi ve muayene işlemlerinin ATK raporunda eksik olarak belirtildiğini, vekalet ücretleri yönünden verilen kararın AAÜT'ne aykırı olduğunu, usulden reddedilen davanın dava dilekçesinde belirtilen talep miktarları üzerinden ve tek vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken ayrı ayrı ve tarifeye göre fazla miktarda belirtilmesinin mevzuata aykırı olduğunu beyan ederek Yerel Mahkemece verilen kararın ortadan kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341 ve devamı maddeleri uyarınca ve özellikle istinaf incelemesinin kapsamının öngörüldüğü 355. maddeye göre re'sen gözetilecek kamu düzenine aykırılık halleri dışında istinaf incelemesi istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır. İDM CE DAİREMİZCE VERİLEN KALDIRMA KARARI DOĞRULTUSUNDA İŞLEM YAPILMASINA BU BAĞLAMDA Zamanaşımı yönünden yapılan değerlendirmede 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 41. maddesinde (6098 sayılı TBK'nun 49. md.) haksız fiil tanımlanmış, 60. maddesinde de (TBK'nun değişik 72. md.) haksız fiilden zarar görenin bundan kaynaklanan zararının tazmini istemiyle açacağı davaların zararı ve faili öğrendiği tarihten itibaren 1 yıl ve herhalde haksız fiil tarihinden itibaren 10 yıllık zamanaşımı süresine (TBK'nun 72. maddesinde 2 ve 10 yıllık zamanaşımı süreleri öngörülmüştür) tabi bulunduğu belirtilmiştir.
Buna karşılık 2918 sayılı KTK'nun 109/1 maddesinde; motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler için, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak 2 yıl ve herhalde kaza gününden başlayarak 10 yıllık zamanaşımı süresi öngörülmüştür. Maddenin özellikle 2. fıkrasında "dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğarsa" ifadesi ile kanun koyucu, taraf ayrımı yapmaksızın (davacı, davalı veya dava dışı 3. kişi) fiil cezayı gerektiriyor ise uzamış ceza zamanaşımının uygulanacağını benimsemiştir. Görüldüğü gibi, BK'nun 60. ve 2918 sayılı KTK'nun 109/2. maddesindeki düzenlemeler, zamanaşımı süresinin başlangıcı yönünden birbirine paraleldir. Aralarındaki tek fark, zamanaşımı süresinin trafik kazalarından doğan tazminat talepleri bakımından 1 yıl yerine, 2 yıl olarak öngörülmesidir. (TBK'nun 72. maddesi ile bu konuda da paralellik sağlanmıştır.) 2918 sayılı Kanun'un anılan madde hükmünde gözden kaçırılmaması gereken husus, ceza kanununda öngörülen daha uzun zamanaşımı süresinin tazminat talebi ile açılacak davalar için de geçerli olabilmesinin, sadece eylemin ceza kanununa göre suç sayılması koşuluna bağlanmış bulunmasıdır. Bu düzenlemenin iki ayrı sonucu bulunmaktadır. Söz konusu yasa hükmü, ceza zamanaşımının uygulanabilmesi için sadece eylemin aynı zamanda bir suç oluşturmasını yeterli görmekte; bunun dışında fail hakkında mahkumiyet kararıyla sonuçlanmış bir ceza davasının varlığı hatta böyle bir ceza davasının açılması ya da zarar görenin o davada tazminat yönünden bir talepte bulunmuş olması koşulu aranmamaktadır.
Dahası, söz konusu hükümde, ceza zamanaşımının uygulanması bakımından sürücü ve diğer sorumlulular (örneğin işleten) arasında bir ayrım da yapılmamış, böylece kuralın bunların tümü için geçerli olduğu, hepsi için aynı zamanaşımı süresinin uygulanacağı öngörülmüştür. (HGK'nın 10.10.2001 gün 2001/19-652-705 ve HGK'nın 16.04.2008 gün, 2008/4-326-325 sayılı kararları ile uzamış ceza zamanaşımı benimsenmiştir.
Açıklanan ilkeler ışığında somut olay değerlendirildiğinde; kaza 26/07/2010 tarihinde gerçekleşmiş, davacı vekilince 20/05/2019'da arabuluculuğa başvurulduğu, öncesinde .... Sigortaya 29/03/2019 tarihinde, ... sigortaya 03/05/2019 tarihinde başvurduğu, taleplerin zamanaşımı nedeniyle karşılanmaması nedeniyle 28/06/2019 tarihinde dava açıldığı, davalılar tarafından ayrı ayrı zamanaşımı definde bulunmuştur.
Davaya konu trafik kazası sonucunda davacı malul olacak derecede yaralanmış olup, eylem için kaza tarihinde yürürlükte bulunan 5237 Sayılı TCK'nun TCK 89 ve 66/1-e maddelerine göre öngörülen ceza zamanaşımı süresi 8 yıldır. Buna göre davada, kaza tarihi ile,sigortaya yönelik temerrüt ile arabululucuğa başvuru ve dava tarihi arasında 8 yıllık uzamış zamanaşımı süresi dolmuştur. NE VARKİ
Davacı vekilinin ,olaydan sonra müvekkilinin maluliyetinin arttığını,gelişen durumun konya numune hastanesinin % 14 oranında malul olduğuna ilişkin 06/08/2018 tarihli raporu sonrası vakıf olduklarını,bu nedenle gelişen durumun olduğu, davacının maluliyetinin arttığı iddia edilmiştir. Gelişen durum, kaza sonucu meydana geldiği halde, başlangıçta bilinen yaralanmalar dışında, sonradan ortaya çıkan veya gelişen, olaya bağlı vücut bütünlüğünü bozan sonuçlar olarak tanımlanabilir. Gelişen durumun olup olmadığı ise her olaya özgü kanıtlara göre değerlendirilmelidir. Somut olayda, kaza 26/07/2010 tarihinde meydana gelmiş olup, yukarıda açıklanan yasa hükmü uyarınca davacının maluliyeti ile ilgili olarak "gelişen bir durumun" olup olmadığı hususu önem arzetmektedir.
Bu durumda varsa dosyaya dahil edilmeyen davacının diğer tüm tıbbi belgelerle İstanbul Adli Tıp Kurumu Başkanlığına gönderilerek trafik kazası sonucu oluşan yaralanmanın tedaviyle hangi tarihte tamamen sona erdiği, bu yaralanmadan dolayı belirlenip,ceza ve hukuk mahkemesi içindeki tüm bu tıbbi belgeler dikkate alınarak dava konusu kazadan dolayı gelişen ve yeni ortaya çıkan bir durumun olup olmadığı varsa gelişen durum nedeniyle artan maluliyet oranının kaza tarihinde yürürlükte bulunan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliğine göre tespiti konusunda rapor alınmadan ve zamanaşımın bu kapsamda dolup dolmadığı değerlendirilmeden davanın kabulü yanlıştır.
Zira dosya içindeki raporlarda yaralanmanın hangi tarihte tedaviyle tamamen sona erdiği, bu yaralanmadan dolayı gelişen bir durum olup olmadığı, varsa hangi tarihte gelişen durumun sona erdiği; diğer bir anlatımla, daimi iş gücü kaybının kesin olarak belirlenebilmesi için tedavilerinin ne zaman sona ereceği ve kesin maluliyet oranının hangi tarihte belirlenebileceği anlaşılamamaktadır. Gelişen durum; olay sonucu meydana geldiği halde, başlangıçta bilinen yaralanmalar dışında, sonradan ortaya çıkan veya gelişen, olaya bağlı vücut bütünlüğünü bozan sonuçlar olarak tanımlanabilir. Gelişen durumun olup olmadığı ise her olaya özgü olarak kanıtlara göre değerlendirilir.(Yargıtay 17. HD'nin 2014/18267E, 2014/15490K , 2014/4977E, 2015/11641K )
Mahkemesince yukarıda açıklanan içtihatlar kapsamında Mahkemece davacının tüm tedavi belgeleri ve önceki özürlülük raporu getirtilerek dosya tümü ile Adli Tıp Kuruluna gönderilerek; davacının yaralanması nedeniyle tedavileri tamamlanarak hangi tarihte sağlığına kavuşmuş sayılacağı, gelişen bir durum bulunup bulunmadığı, tedavilerinin ne zaman sona ereceği, vücut çalışma gücü kaybının hangi tarihte kesin olarak belirlenebilir duruma geldiği, olay tarihinde yürürlükte bulunan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliğine göre hükümleri dikkate alınarak rapor alınmalıdır. Mahkemece bu hususta gerekli rapor alındıktan sonra gelişen durumun varlığı olup olmadığı da dikkate alınarak bu rapor da irdelenerek, zararın (maluliyetin) ne zaman öğrenildiği ya da öğrenilmesi gerektiği değerlendirilip, davalıların davaya cevap süresi içinde zamanaşımı itirazları olup olmadığı da değerlendirilmek suretiyle zamanaşımı süresinin dolup dolmadığının belirlenmesiyle oluşacak sonuca göre karar verilmesi, dolmadığının tespit edilmesi durumunda davanın esasına girilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik incelemeyle, hüküm tesisi doğru görülmediği anlaşılmakla davalı sigortanın istinafı yerindedir. GEREKÇESİYLE YAPILAN KALDIRMA SONRASI aldırılan İstanbul Adli Tıp Kurumu Başkanlığı'nın 24/11/2022 tarihli raporunda; davacının sağ omzunda saptanan patolojilerin dava konusu olay ile illiyet bağının kurulamayacağının, olay günününe ait mevut evraka göre 26/07/2010 tarihinde geçirilmiş olan trafik kazasına bağlı gelişen yaralanmasının, Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümlerine göre %21 oranında ( E cetveline göre) meslekte kazanma gücünden kaybetmiş sayılacağının, iyileşme süresinin kaza tarihinden itibaren 4 aya kadar uzayabileceğinin belirtildiği anlaşılmıştır.
İstanbul Adli Tıp Kurumu Başkanlığı'nın 12/09/2023 tarihli raporunda özetle; 26/07/2010 tarihinde geçirilen trafik kazası nedeniyle, davacı ...'ın sol klavikula ve sol radius- ulna alt uç kırıklarının saptandığı, davacının kazaya bağlı yaralanmasının iyileşme sürecinin 4 ay olarak değerlendirildiği, bu süre bittikten sonra maluliyetinin değerlendirilebilir olduğu, kişi hakkında düzenlenmiş raporlar arasındaki farklılıkların muayene bulgularına göre değişiklik gösterebileceği, dolayısıyla artan maluliyet durumlarının söz konusu olmadığı, muayene farklılıklarına göre rapor düzenlendiği, farklı yönetmelikler söz konusu olduğunda rapor sonuçları arasında farklılıklar olabileceğinin'' belirtildiği anlaşılmıştır.
Tüm dosya kapsamı üzerinden yapılan değerlendirmede; kazanın 26/07/2010 tarihinde gerçekleştiği, davacı vekilince 20/05/2019'da arabuluculuğa başvurulduğu, öncesinde .... Sigortaya 29/03/2019 tarihinde, ... sigortaya 03/05/2019 tarihinde başvurulduğu, taleplerin zamanaşımı nedeniyle karşılanmaması nedeniyle 28/06/2019 tarihinde dava açıldığı, davalılar tarafından ayrı ayrı zamanaşımı definde bulunulduğu, davaya konu trafik kazası sonucunda davacı malul olacak derecede yaralandığı , eylem için kaza tarihinde yürürlükte bulunan 5237 Sayılı TCK'nun TCK 89 ve 66/1-e maddelerine göre öngörülen ceza zamanaşımı süresi 8 yıl olduğu, buna göre davada, kaza tarihi ile,sigortaya yönelik temerrüt ile arabululucuğa başvuru ve dava tarihi arasında 8 yıllık uzamış zamanaşımı süresinin dolduğu, her ne kadar davacı vekili ,olaydan sonra davacının maluliyetinin arttığını,gelişen durumun Konya Numune Hastanesi'nin % 14 oranında malul olduğuna ilişkin 06/08/2018 tarihli raporu sonrası vakıf olduklarını,bu nedenle gelişen durumun olduğu, davacının maluliyetinin arttığı iddia etmiş ise de; kaldırma kararı sonrası aldırılan İstanbul Adli Tıp Kurumu Başkanlığı'nın 24/11/2022 tarihli raporunda; davacının sağ omzunda saptanan patolojilerin dava konusu olay ile illiyet bağının kurulamayacağının belirtildiği , yine İstanbul Adli Tıp Kurumu Başkanlığı'nın 12/09/2023 tarihli raporunda artan maluliyet durumlarının söz konusu olmadığı, muayene farklılıklarına göre rapor düzenlendiği, farklı yönetmelikler söz konusu olduğunda rapor sonuçları arasında farklılıklar olabileceğinin belirtildiği anlaşılmakla, kazanın 26/07/2010 tarihinde meydana geldiği,
Mahkememizce hükme esas alınan İstanbul Adli Tıp Kurumu Başkanlığı'nın 24/11/2022 ve 12/09/2023 tarihli raporlarında da davacının maluliyeti ile ilgili olarak "gelişen bir durumun" olmadığı belirtilmekle, kaza tarihi ile,sigortaya yönelik temerrüt ile arabululucuğa başvuru ve dava tarihi arasında 8 yıllık uzamış zamanaşımı süresi dolduğundan, davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi doğrudur.
Kabule göre de Vekalet ücretinin yanlış taktir edildiğine yönelik davacı vekilinin istinafları incelendiğinde ; Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin; " 10 – (1) Manevi tazminat davalarında avukatlık ücreti, hüküm altına alınan miktar üzerinden Tarifenin üçüncü kısmına göre belirlenir. (2) Davanın kısmen reddi durumunda, karşı taraf vekili yararına Tarifenin üçüncü kısmına göre hükmedilecek ücret, davacı vekili lehine belirlenen ücreti geçemez. (3) Bu davaların tamamının reddi durumunda avukatlık ücreti, Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümüne göre hükmolunur. (4) Manevi tazminat davasının, maddi tazminat veya parayla değerlendirilmesi mümkün diğer taleplerle birlikte açılması durumunda; manevi tazminat açısından avukatlık ücreti ayrı bir kalem olarak hükmedilir. " hükmünü taşımaktadır. Mahkemece AAÜT nün 10/4. Maddesi gereği maddi ve manevi tazminatın reddine karar verildiğine göre,hem maddi hem de manevi tazminat yönünden davalı taraf lehine ayrı ayrı vekalet ücreti takdir edilmesi doğru olup itiraz yersizdir.
Bu halde, Dosya içeriğine, toplanan delillere, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenle, özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, vakıa mahkemesi hakiminin objektif, dosyadaki verilerle çelişmeyen tespitlerine ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına ve hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayanağı maddî delillere göre,
HMK’nın 355. maddesi uyarınca istinaf sebepleriyle sınırlı olarak ve resen kamu düzeni yönünden yapılan inceleme sonucu, ilk derece mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı kanaatine varılarak,
Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereği esas yönünden reddine dair aşağıdaki hükmün kurulmasına karar vermek gerekmiştir. H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığından davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353/1-b-1 maddesi gereği ESASTAN REDDİNE,
1.Davacı tarafça yatırılan harç yeterli olduğundan yeniden harç alınmasına yer olmadığına,
2.Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
3.İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
4.HMK'nın 359/3. fıkra gereği kararın tebliği ile 302/5. fıkrası gereği harç tahsil müzekkeresi yazılması ve tebliğ işlemlerinin İLK DERECE MAHKEMESİ tarafından yapılmasına, Dair, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 362. maddesi gereğince; (378.290,00) Türk Lirasını geçmeyen davalara ilişkin kararlar hakkında temyiz yoluna başvurulamayacağından miktar itibari ile KESİN olmak üzere dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda oy birliği ile karar verildi. 19/04/2024 ... ... ... ...
Başkan Üye Üye Katip
... ... ... ...
E imza E imza E imza E imza
Bu evrak 5070 sayılı Yasa kapsamında elektronik imza ile imzalanmıştır.