3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
T.C.
ANTALYA
3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Mahkememizde görülmekte olan Ticari Şirket (Ortaklıktan Çıkma Veya Çıkarılmaya İlişkin) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekilinin sunmuş olduğu dava dilekçesinde özetle; davalı şirket, müvekkili ve halen şirket ortağı olan ... ... tarafından kurulduğunu, ... tarihinde tescil olunarak tüzel kişilik kazandığını, müvekkili ve ... ..., davalı şirketin %50'şer ortağı olduğunu, pandemi süresinde zor zamanlar geçiren iş yerinin devamı için müvekkilinin yoğun çaba gösterdiğini ancak şirketin sermayesinin üstüne düşen kısımın ödeyemediğini, 2022 Ocak ayında hapse giren müvekkil 2022 Ekim ayında hapisten çıktığında şirketten ıskat edildiğini öğrendiğini, ... tarihinde hukuka ve sözleşmeye aykırı şekilde çağrı yaptığını, müvekkilinin hapiste olduğunu bilen ortak ve müdür ... ... kötü niyetli sürece devam ederek ... tarihinde sermaye taahhüdünü ödemeye çağrıda bulunduğunu, ancak müvekkilin hapiste olduğu için herhangi bir bilgisinin olmadığını ve bu hususta ticaret sicil gazetesine tescil olduğunu, müvekkilinin eline geçmeyen müdür kararında sermaye borcunun ödenmemesi nedeniyle ... tarihinde müdür kararıyla müvekkil şirket ortaklığından ıskat edildiğini ve kötü niyetli olarak müvekkilinden aldığı şirket hissesini eşi ...'a devrettiğini bildirerek ihtiyati tedbir talebinin kabulü ile müdür kararlarının geri bırakılmasına, yargılama sonucunda ... tarihli müdür kararının ve bu kararla bağlantılı olarak müvekkilinin payına müdürün eşine devrettikleri ... tarihli müdür kararının TTK 391 uyarınca batıllığına ve yokluğunun tespitine, şirket mallarına ihtiyati tedbir konulmasına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekilinin sunmuş olduğu cevap dilekçesinde özetle; davacı ile dava dışı şirket müdürü ... ... tarafından eşit oranda olmak üzere toplam ...'er TL nakdi sermaye ile kurulup ... tarihinde tescil edilerek tüzel kişilik kazanmış bir şirket olduğunu, davalı şirket az sermaye ile kurulmuş market niteliğinde bir işletme olduğunu, şirketin ihtiyacının giderilmesini temin açısından ortakların şirkete karşı nakden taahhüt ettikleri esas sermaye pay bedellerinin ödenmesi için şirket müdürü Antalya ... Noterliği ile müdür kararını alarak esas sermaye pay bedellerinin % 25 ini oluşturan ... Türk Lirasının ... tarihinde, % 25 ini oluşturan ... Türk Lirasının ... tarihinde, % 25 ini oluşturan ... Türk Lirasının ... tarihinde, % 25 ini oluşturan ... Türk Lirasının ... tarihlerinde şirketin banka hesabına ödenmesini talep ettiğini, Türkiye Ticaret Sicil Gazetesinde ilan yapıldığını ve ihbarname gönderildiğini ancak ödenmesi gereken bedellerin ödenmediğini, davacının o tarihlerde cezaevinde olmadığının açıkça anlaşıldığını, ortaklara eşit işlem uygulandığını, esas sermaye pay bedeli borcunun ödenmesi, ödeme yeri, ifa borcu TTK hükümlerinin uygulandığını, davacı ...'ın iştirak taahhüdü nakdi esas sermaye pay bedeli borcunu verilen sürede şirketin banka hesabına ödemediğinden kesin temerrüdü nedeniyle şirket ortaklığından ıskat edilmesine, ıskata konu edilen payların iptal edilerek şirket ortağı olarak adının pay defterinden silinmesine, nakdi sermaye iştirak taahhüdünden ne varsa yaptığı kısmi ödemelerden doğan haklarından tamamen yoksun bırakılmasına, yeni şirket ortağının yaptığı ödemelerinden açık kalan tutar için şirkete karşı sorumluluğunun devam edeceğine karar verildiğini, davacının ıskatına karar verilmesine ilişkin davalı şirket müdürünün ... tarih ... sayılı kararı hukuki sonuçları itibariyle kurucu niteliğinde olmadığını bildirerek davacının yasal dayanaktan yoksun davasının reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davacı tanığı ... beyanında: "Ben davacının eşi olurum, davacı eşim cezaevine girmeden önce davalı şirket tarafından gönderilen adına bir tebligat gelmiş, davacı eşim bu tebligatın fotoğrafını gösterip bundan haberim olup olmadığını bana sordu, bende haberim olmadığını söyledim, sanırım davalı şirketten gelen tebligatta taahhüt edilen bedelin ... TL şeklinde 4 taksit olarak yatırılması istenilmiş, zannederim davacı zorlanmasın diye bu şekilde bir taksitlendirme yapılmış, ancak davacı eşim o dönem uyuşturucu kullanıyordu ve bende hamile idim zaten bu sebeple aramızda da evliliğimiz de yol ayrımı söz konusu idi, bu sebeple üzerinde durmadım, ben doğumdan sonra ailemin yanında idim, sonra davacı eşim cezaevine girdi, ben kendim herhangi bir tebligat aldığımı hatırlamıyorum, davalı şirketin diğer ortağı ... abi ile biz zaten ailecek de görüşüyorduk, ben bu sebeple davalı şirket müdürünün eşimin cezaevinde olduğunu bile bile bu işlemleri yaptığını düşünmüyorum, zaten tebligat öncesinde eşime yapılmıştı, tebligattan haberdardı, cezaevine girip girmeyeceği de belli değildi, ben bile bilmiyordum, tanıklık ücreti talebim yoktur, bilgi ve görgüm bunlardan ibarettir," şeklinde beyanda bulunmuştur.
Davacı tanığı ... beyanında: "Ben yaklaşık 10 yıldır davacıyı tanırım, davacı davalı şirketin ortağın olmadan önce de kendisi ile çalışıyordum, daha sonra davalı şirkette de hem ... hem de ... bey ile birlikte çalıştım, ben davacıya taahhüt ettiği payların ödenmesi amacıyla bir tebligat gönderileceğini davalı şirketin müdürü ... beyden duymuştum, ancak bu tebligatı davacı aldı mı bilemem, davacı o dönemde zaten cezaevinde değildi, davalı şirket temsilcisi ... beyin bu pay ödeme işlemlerini bile isteye cezaevinde olduğu döneme getirmesi söz konusu değildir, böyle bir kötü niyet yoktu, çünkü davacı dışarda idi, tebligatı o dışarda iken yaptıklarını biliyorum, daha fazlasını bilmiyorum, çünkü ben o dönem davacı ile görüşmüyorum, tanıklık ücreti talebim yoktur, bilgi ve görgüm bunlardan ibarettir," şeklinde beyanda bulunmuştur.
Nitelikli Hesaplamalar Uzmanı bilirkişi ... tarafından hazırlanan bilirkişi raporunda özetle; "Davalı şirket sözleşmesi madde 6 “ya gereği; Şirketin sermayesi beheri 500,00 TL değerinde 400 paya ayrılmış toplam ... Türk Lirası değerinde olduğu, Beheri 500 Türk Lirası değerinde 200 adet paya karşılık gelen ... Türk Lirası davacı ... tarafından nakdi, beheri 500 Türk Lirası değerinde 200 adet paya karşılık gelen ... Türk Lirası dava dışı şirket ortak müdür ... tarafından nakdi olarak taahhüt edildiği, Nakden taahhüt edilen payların itibari değerleri, şirketin tescilini izleyen 24 ay içinde ödeneceği, şirketin tescilinden önce ortaklar tarafından herhangi bir nakdi esas sermaye pay bedeli ödemesi bulunmadığı; - TTK gereği Esas sözleşmede, peşin ödenen kısım dışındaki sermayenin ödenme tarihlerini ve taksit tutarlarını belirleme yetkisini yönetim kuruluna yani limited şirketlerde yönetim organı olan müdürlere ait olduğu, Yönetim kurulu veya şirket müdürünün bu yetkisini eşitlik ve dürüstlük ilkelerine uygun kullanması gerektiği, davalı şirket müdürü tarafından pay bedelini ödemeye çağrı konulu ... tarih ve ... sayılı müdür kararı alındığı, bu kararda her 2 ortağın da esas pay bedelleri ve ödeme vadeleri belirtildiği, iki ortağa da Antalya ... Noterliği ... tarih ve ... yevmiyeli ihtar gönderildiği, bu hususun ... tarih ve ... sayılı Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi ilan edildiği, ihtarnamenin davacıya ... tarihinde tebliğ edildiği, esas sermaye pay bedeli borcunun nakdi para borcu olduğu, TTK m. 481 gereği Payların bedellerinin, pay sahiplerinden ilan yoluyla da istendiği, şirket sözleşmesinde bunun aksine bir düzenleme bulunmadığı, ilanda ve ihtarnamede; ödeme yeri, ödeme miktarı, ödeme tarihleri ve ödemelerin sermayeye oranı belirtildiği, Takdiri Sayın Mahkemeye ait olmak üzere bu hususun kanun düzenlemesine uygun olarak yapıldığı, -Davacının esas Sermaye pay ödeme vadelerinden ve borcundan haberdar olduğu, ödemeye çağrının her iki ortağa da yapıldığı görülmekle takdiri Sayın Mahkemeye ait olmak üzere eşit işlem ilkesine aykırılık tespit edilemediği, -Davacıya cezaevine girmeden önce Antalya ... Noterliği ... tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarname ile esas sermaye pay bedellerinin ödenmesinin vade tarihleri, ödeme miktarı ve yeri ile bildirildiği, davacının bu ihtarı tebliğ aldığı, davacının cezaevinde olduğu tarihte ise; Davacının şirket sözleşmesinde yazılı bulunan adresine ... tarih ... gönderi takip sayısıyla iadeli taahhütlü olarak gönderildiği, davacının eşi ... tarafından ... tebliğ alındığı, davacının cezaevinde olduğu tarihte davalı şirket tarafından temerrüde düşürüldüğü ve bu hususunun bilgisi dahilinde olmadığına ilişkin iddiası yönünden; TTK m.616 göndermesi ile m.414 gereği şirketin ortağa genel kurul çağrısını şirket pay defterinde yazılı pay sahipleriyle önceden şirkete pay senedi veya pay sahipliğini ispatlayıcı belge vererek adreslerini bildiren pay sahiplerine iadeli taahhütlü mektupla bildirileceği düzenlemesi bulunduğu, -Madde metninden şirketin ortağa göndereceği bildirimleri ortağın şirkete bildirdiği adrese yapacağının anlaşıldığı, bununla birlikte tebligatın davacının bulunduğu cezaevine gönderilmesi gerekip gerekmediği hususunda takdirin Sayın Mahkemeye ait olduğu, TTK m.585 göndermesi gereği m.344 hükmü uygulanacağı, buna göre tescilden önce ödeme zorunluluğu bulunmamakla birlikte her koşulda şirketin tescilini izleyen yirmi dört ay içinde esas sermaye pây bedelinin ödenmesi gerekeceği, bu bağlamda tescilden itibaren herhangi bir zamanda şirket müdürünün belirleyeceği vade ve tutarda ödemeye çağrı yapılabileceğinin yasal düzenleme gereği olduğu, şirket sözleşmesi madde 6' da “ Nakden taahhüt edilen payların itibari değerleri, şirketin tescilini izleyen yirmi dört ay içinde ödenir” düzenlendiği, davacın bu hususta itirazının bulunduğu görülmekle şirket sözleşmesinde kesin ve belirli bir vadenin kararlaştırmadığının görüldüğü, bu ifadenin şirket ortağının 24 ayın son günü mü temerrüde düşeceği veya yirmi dört ay içerisinde herhangi bir tarihte yapılan çağrı gereği ve m.483/1 uyarınca verilen süre sonunda ödeme yapılmaması halinde mi temerrüde düşeceği hususunda takdirin Sayın Mahkemeye ait olduğu" sonuç ve kanaatine varılmıştır. Dava, davalı şirketin ... tarihli ve ... tarihli müdür kararlarının batıllığı ve yok hükmünde olduğu iddiasına dayalı müdür kararlarının iptaline ilişkindir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 573. Maddesi ve devamında limited şirketler düzenlenmiştir. Limited ortaklıkta ortakların asli yükümlülüğü sermaye koyma borcudur. Ayni veya nakdi olabilen sermaye koyma borcunun nakdi kısmının dörtte birinin peşin olarak ödenmesi gerekir. Pay bedelini ifa borcunu yerine getirmeyen ortağın ıskatına ilişkin usul kuralları TTK'nın 483. Maddesinde sıkı şekil şartlarına bağlanmıştır. Iskatın ortaklar açısından iki etkisi bulunmaktadır, ilki ortağın temerrüde konu paylarla ilgili ortaklık sıfatını kaybetmesi, ikincisi ise ortağın pay için yaptığı kısmi ödemelerden mahrum bırakılmasıdır. Davacının davalı şirketten ıskat edildiği ve paylarının devdedildiği anlaşılmaktadır.
Tüm dosya kapsamının bir bütün olarak değerlendirilmesi sonucunda; Şirket esas sözleşmesinde, nakden taahhüt edilen payların itibari değerleri, şirketin tescilini izleyen 24 ay içinde ödeneceği, şirketin tescilinden önce ortaklar tarafından herhangi bir nakdi esas sermaye pay bedeli ödemesi bulunmadığı, mahkememizce de hükme esas alınan denetime elverişli bilirkişi raporunda davalı şirket müdürü tarafından pay bedelini ödemeye çağrı konulu ... tarih ve ... sayılı müdür kararı alındığı, bu kararda davacı ... ve dava dışı ... ...'ın esas pay bedelleri ve ödeme vadeleri belirtildiği, iki ortağa da Antalya ... Noterliği ... tarih ve ... yevmiyeli ihtar gönderildiği, bu hususun ... tarih ve ... sayılı Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi ilan edildiği, ihtarnamenin davacıya ... tarihinde tebliğ edildiği, bu tarihlerde davacının iddia ettiği gibi cezaevinde olmadığı, Antalya L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu Müdürlüğü'nden gelen yazı cevabında davacının ... tarihlerinde cezaevinde bulunduğunun anlaşıldığı, esas sermaye bedellerinin ortaklardan usulüne uygun istendiği, gerekli ilanların yapıldığı, çağrının her iki ortağa da eşit işlem ilkesine uygun yapıldığı anlaşılmıştır.
Kaldı ki mahkememizce dinlenen davacı tanığı ... "davalı şirket müdürünün eşimin cezaevinde olduğunu bile bile bu işlemleri yaptığını düşünmüyorum, zaten tebligat öncesinde eşime yapılmıştı, tebligattan haberdardı, cezaevine girip girmeyeceği de belli değildi, ben bile bilmiyordum" şeklinde beyanda bulunduğu, diğer davacı tanığı ... "davalı şirket temsilcisi ... beyin bu pay ödeme işlemlerini bile isteye cezaevinde olduğu döneme getirmesi söz konusu değildir, böyle bir kötü niyet yoktu, çünkü davacı dışarda idi, tebligatı o dışarda iken yaptıklarını biliyorum, daha fazlasını bilmiyorum, çünkü ben o dönem davacı ile görüşmüyorum"hnrirket pay defterinde yazılı pay sahipleriyle önceden şirkete pay senedi veya pay sahipliğini ispatlayıcı belge vererek adreslerini bildiren pay sahiplerine iadeli taahhütlü mektupla bildirileceği düzenlemesi bulunduğu, davacının cezaevinde olduğu tarihte davacının şirket sözleşmesinde yazılı bulunan adresine ... tarih ... gönderi takip sayısıyla iadeli taahhütlü olarak gönderildiği, davacının eşi ... tarafından ... tebliğ alındığı görülmüş olmakla tüm dosya kapsamı dinlenen tanık beyanları ve bilirkişi raporu değerlendirildiğinde davacının pay bedellerini ödeme çağrısından haberdar olduğu ancak şirketin sermayesinin üstüne düşen kısımın ödeyemediği ve temerrüde düştüğü, 6102 sayılı yasanın 483.maddesi gereğince limited şirket ortağının sermaye koyma borcunu yerine getirmeyen ortağın şirketten ıskat edilmesi mümkün olduğu ve davalı şirket tarafından yapılan ıskat işleminin usulüne uygun olduğu anlaşıldığından davalı şirketin ... tarihli ve ... tarihli müdür kararlarının batıllığı ve yok hükmünde olduğunun tespiti talebinin reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
1.Davanın REDDİNE,
2.Harçlar yasası uyarınca belirlenen karar harcı olan 427,60-TL'nin, peşin alınan 80,70-TL harçtan mahsubu ile eksik harç olan 346,90-TL'nin davacıdan alınarak HAZİNEYE İRAT KAYDINA,
3.Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4.Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden, davanın reddedilen kısmı üzerinden, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesaplanan 17.900,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
5.Davacı tarafından yatırılan gider avansından bakiye kalan kısmın, karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacı tarafa iadesine, Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı,
HMK 345. Maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık süre içinde Antalya Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup anlatıldı. 27/03/2024 Katip ... ¸(e-imzalı) Hakim ... ¸(e-imzalı)