Esas No
E. 2023/3862
Karar No
K. 2024/4579
Karar Tarihi
Karar Sonucu
BOZULMASINA
Hukuk Alanı
Ceza Hukuku - Dolandırıcılık

11. Ceza Dairesi         2023/3862 E.  ,  2024/4579 K.

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Sulh Ceza Hakimliği

SAYISI: 2021/802 Değişik İş
SUÇLAR: Resmi belgede sahtecilik, kamu kurum ve kuruluşlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık
KARAR: Kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın reddi

KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN: Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı

TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: İlgili kararın kanun yararına bozulması

Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığının 04.11.2020 tarihli ve 2019/118301 Soruşturma, 2020/47170 Karar sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair kararına karşı yapılan itirazın reddine ilişkin mercii Bakırköy 1. Sulh Ceza Hakimliğinin 17.02.2021 tarihli ve 2021/802 Değişik İş sayılı kararının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 271 inci maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca kesin nitelikte olması sebebiyle karar tarihi olan 17.02.2021 tarihinde kesinleştiği belirlenmiştir.

Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Kanun'un 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 12.05.2023 tarihli ve 2022/28028 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 21.06.2023 tarihli ve KYB-2023/58346 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:

I. İSTEM

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 21.06.2023 tarihli ve KYB-2023/58346 sayılı kanun yararına bozma isteminin; "5271 sayılı Kanun’un 160. maddesi uyarınca, Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlaması gerektiği, aynı Kanun’un 170/2. maddesi gereğince yapacağı değerlendirme sonucunda, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açacağı, aksi halde ise anılan Kanun’un 172. maddesi gereği kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vereceği, buna karşın Cumhuriyet savcısının 5271 sayılı Kanun’un kendisine yüklediği soruşturma görevini yerine getirmediği, ortada yasaya uygun bir soruşturmanın bulunmadığı durumda, anılan Kanun’un 173/3. maddesindeki koşullar oluşmadığından, itirazı inceleyen merciin Cumhuriyet Savcısının soruşturma yapmasını sağlamak maksadıyla itirazın kabulüne karar verebileceği yönündeki açıklamalar karşısında,

Dosya kapsamına göre, somut olayda, müştekilerin, şüphelilere ait araç kiralama şirketinden uzun süreli araç kiraladıkları, kendilerine araç kiralama sözleşmesine ekli fark edilmeyerek imzalatılan boş senedin sonradan 20.000 Türk lirası bedel ile doldurularak haklarında icra takibi başlatıldığı, bunun üzerine müştekilerin de şüphelilere karşı İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/644 esas sayılı dosyasında menfi tespit davası açtıkları, müştekilere hileli yolla boş senet imzalatılması dolayısıyla yapılan şikayet üzerine yürütülen soruşturma sonunda, taraflar arasındaki ihtilafın icra takibi ile taraflar arasında görülen menfi tespit davasını konu kambiyo senedinden kaynaklanan borç alacak uyuşmazlığı olduğu, kambiyo senetlerinin Türk Ticaret Kanunu uyanınca senetten mücerret olması sebebiyle dayanağının ve hukuki ilişkinin mahiyetinin senedin niteliği ve geçerliliği ile ilgili olmadığından bahisle; söz konusu anlaşmazlığın hukuk ihtilaf niteliğinde olduğu gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği anlaşılmış ise de; şüpheli ile müştekiler arasındaki ilişkinin ve iddia konusu senet karşılığında müştekiye bir mal veya hizmet alınıp alınmadığının, müştekiler aleyhine İstanbul 36. İcra Müdürlüğünün 2019/20854 esas sayılı ve İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/644 esas sayılı menfi tespit konulu dava dosyalarının celbi ile incelenmesi, suça konu senet dosya arasına alınıp, senet üzerindeki yazı ve imzaların müştekilere ait olup olmadığının tespiti hususunda kriminal inceleme yaptırılmasının gerektiği ve sonucuna göre şüphelinin hukuki durumunun tayin ve takdiri gerektiği cihetle, eksik soruşturma ile kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmesi nedeniyle, soruşturmanın genişletilmesine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde itirazın reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir." Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.

II. GEREKÇE

1.5271 sayılı Kanun‘un 160 ıncı maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında;

Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlayacağı, maddî gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için, emrindeki adlî kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlü olduğu belirlenmiştir.

2.5271 sayılı Kanun’un, “Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar” başlıklı 172 nci maddesinin birinci fıkrası; “(1) Cumhuriyet savcısı, soruşturma evresi sonunda, kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi veya kovuşturma olanağının bulunmaması hâllerinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verir. Bu karar, suçtan zarar gören ile önceden ifadesi alınmış veya sorguya çekilmiş şüpheliye bildirilir. Kararda itiraz hakkı, süresi ve mercii gösterilir. ...“ Şeklinde düzenlenmiştir.

3.5271 sayılı Kanun’un, “Cumhuriyet savcısının kararına itiraz” başlıklı 173 üncü maddesinin inceleme konusu ile ilgili olan birinci, ikinci, üçüncü ve dördüncü fıkralarında; “(1) Suçtan zarar gören, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren onbeş gün içinde, bu kararı veren Cumhuriyet savcısının yargı çevresinde görev yaptığı ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza hâkimliğine itiraz edebilir. (2) İtiraz dilekçesinde, kamu davasının açılmasını gerektirebilecek olaylar ve deliller belirtilir. (3)(Değişik: 18/6/2014-6545/71 md.) Sulh ceza hâkimliği, kararını vermek için soruşturmanın genişletilmesine gerek görür ise bu hususu açıkça belirtmek suretiyle, o yer Cumhuriyet başsavcılığından talepte bulunabilir; kamu davasının açılması için yeterli nedenler bulunmazsa, istemi gerekçeli olarak reddeder; itiraz edeni giderlere mahkûm eder ve dosyayı Cumhuriyet savcısına gönderir.

Cumhuriyet savcısı, kararı itiraz edene ve şüpheliye bildirir. (4) (Değişik: 25/5/2005 - 5353/26 md.) Sulh ceza hâkimliği istemi yerinde bulursa,

Cumhuriyet savcısı iddianame düzenleyerek mahkemeye verir. ...“ Hükümleri yer almaktadır.

4.Kanun‘da yer alan düzenlemelerden de görüleceği üzere;

Cumhuriyet savcısı, suçun işlenip işlenmediğinin tespiti bakımından hemen işin gerçeğini araştırmaya başlamalı, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açmalı, aksi halde 5271 sayılı Kanun’un 172 nci maddesi gereğince kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vermelidir.

5.Kovuşturmaya yer olmadığına dair kararı itiraz üzerine inceleyen Sulh Ceza Hakimliği, kamu davası açılması için yeterli delil bulunmaması durumunda itirazın reddine, yeterli delil bulunması durumunda itirazın kabulüne veya eksik soruşturma nedeniyle soruşturmanın genişletilmesine karar verebilecektir.

6.Bu kapsamda inceleme konusu soruşturma dosyası değerlendirildiğinde; şikâyetçilerden ...'ün yetkilisi olduğu ... İnş. Taah. San. ve Tic. A.Ş. adına, şüphelilerden ...'ın işlettiği ... Rent a Car isimli iş yerinden araç kiraladıklarının, araç şikâyetçilerin çalışanının kullanımındayken kaza yaptığı ve masrafları kasko şirketi tarafından ödendiği halde, şikâyetçinin araç kiralama sözleşmesi ekinde farkında olmadan imzaladığı boş senedin lehtarı diğer şüpheli ... olacak şekilde 20.000,00 TL bedelli bono haline getirilerek şikâyetçiler aleyhine icra takibine konu edildiğinin, şüpheliler ile iştirak halinde hareket eden ve dosyası tefrik edilen posta dağıtıcısı ... tarafından bu takibe yönelik ödeme emirlerinin de usulsüz olarak tebliğ edilmesi suretiyle takibin kesinleştirildiğinin, şüphelilerin benzer eylemlerine yönelik olarak çok sayıda soruşturma dosyası bulunduğunun iddia olunması ile şüpheli ...'ın suça konu senedi aralarındaki alacak-borç ilişkisi nedeniyle şikâyetçi ...'den aldığını, araç kiralama sözleşmesiyle bir ilgisinin bulunmadığını beyan etmesi karşısında; senet üzerindeki imza ve yazıların şikâyetçi veya şüphelilerin eli ürünü olup olmadığı yönünden bilirkişi incelemesi yaptırılması, UYAP üzerinden yapılan incelemede tespit edilen Bakırköy 24. Ağır Ceza Mahkemesinin 2021/315 Esas, İstanbul Anadolu 25. Asliye Ceza Mahkemesinin 2021/103 Esas, İstanbul Anadolu 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 2021/373 Esas, İstanbul 36. İcra Müdürlüğünün 2019/20854 Esas ve İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/644 Esas sayılı dava dosyaları ile bu senetten kaynaklanan icra/hukuk dava dosyaları ve şüpheliler hakkında benzer eylemlerine ilişkin diğer soruşturma/ceza dava dosyalarının getirtilerek incelenmesi, bu soruşturmayı ilgilendiren delillerin onaylı örneklerinin dosyaya eklenmesi, şikâyetçi ... ile şüpheliler arasında araç kiralama veya başka bir hukuki ilişki bulunduğunu kanıtlamaya yönelik bilgi ve belgelerin temin edilmesi, gerekli görülmesi halinde ... İnş. Taah. San. ve Tic. A.Ş. ile ... Rent a Car'ın ticari defter ve belgeleri üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmasından sonra sonucuna göre; ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 01.05.2001 tarihli ve 2001/6-70 Esas, 2001/77 Karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere, imza sahibinin tevdi ettiği kişinin kağıdın zilyetliğinden vazgeçerek bunu başka bir kişiye vermesi halinde, kağıdın yeni zilyedi olan kişi açısından “esasen kendisine tevdi ve teslim olunmayan kağıdı bertakrip (hukuka aykırı) ele geçirme” keyfiyetinin gerçekleşmiş olacağı ve şüpheli ...'ın eyleminin senedin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununda yer alan zorunlu unsurları taşıdığının belirlenmesi durumunda 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 209 uncu maddesinin ikinci fıkrası atfıyla aynı Kanun’un 204 üncü maddesinin birinci fıkrasındaki “resmi belgede sahtecilik” ve senedin icra takibine konu edilmesi suretiyle tahsil edilmek istenmesi nedeniyle, aynı Kanun'un 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinde düzenlenen kamu kurum ve kuruluşlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık, diğer şüphelinin eylemlerinin ise bu suçlara iştirak niteliğinde olup olmadığının değerlendirilmesi gerekirken; "...taraflar arasındaki ihtilafın icra takibi ile taraflar arasında görülen menfi tespit davasını konu kambiyo senedinden kaynaklanan borç alacak uyuşmazlığı olduğu, kambiyo senetlerinin Türk Ticaret Kanunu uyanınca senetten mücerret olması sebebiyle dayanağının ve hukuki ilişkinin mahiyetinin senedin niteliği ve geçerliliği ile ilgili olmadığı, esasen şikayetçilerin bir suretlerinin kendilerinde olması gereken araç kiralama sözleşmesinin aslı ve ya fotokopisin ibraz edemedikleri ancak ihtilafın esasının araç kiralama sözleşmesinden ziyade 20.000 TL lik senede ilişkin olduğu bu ihtilaftan ise dava konusu edilmiş olduğu bu haliyle de zaten Ticaret mahkemesinde halen derdest bulunan davanın netcesine bağlı olduğu ve bu nedenle şüphelilerin dolandırıcılık suçunu işledikleri yolunda başkaca bir delil ibraz edilemediği..." şeklindeki hatalı gerekçe ve eksik soruşturma neticesinde verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itiraz üzerine soruşturmanın genişletilmesine karar verilmesi yerine itirazın reddine karar verilmesi Kanun’a aykırı olup, kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür.

III. KARAR

1.Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE,

2.Bakırköy 1. Sulh Ceza Hakimliğinin 17.02.2021 tarihli ve 2021/802 Değişik İş sayılı kararının, 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,

5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca gerekli işlemlerin yapılması için soruşturma dosyasının, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

01.04.2024 tarihinde karar verildi.

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.