7. Ceza Dairesi
7. Ceza Dairesi 2023/18989 E. , 2024/1648 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün ve temyiz isteminin reddine ilişkin ek kararın; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteğinin süresinde olduğu, temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. TEMYİZ SEBEPLERİ
Şikâyetçi ... vekilinin temyiz sebepleri; katılma hakkının müvekkil kuruma ait olduğuna, karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereği temsil ettiği kurum lehine vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiğine ilişkin olup, asıl kararın ve ek kararın usul ve kanuna aykırı olduğundan bozulması taleplerine ilişkindir. Sanığın temyiz sebepleri; eksik araştırma ile karar verildiğine, alt sınırdan ceza verilmesi gerektiğine ve lehe hükümlerin uygulanması gerektiğine ilişkindir.
II. GEREKÇE
A. Ek Karar Yönünden
Suç tarihi ve ele geçen eşyanın niteliğine göre yargılama konusu suç yönünden şikâyetçi Tarım ve Orman Bakanlığının suçtan zarar gören sıfatının bulunmadığı, bu itibarla 5271 sayılı Kanun’un 237 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca mezkûr suçtan açılan kamu davasına katılma hakkının ve aynı Kanun’un 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği bu suçtan kurulan hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunmadığı, 1412 sayılı Kanun’un 315 inci maddesinin birinci fıkrasında yer verilen; “Temyiz isteği kanunî sürenin geçmesinden sonra yapılmış veya temyiz edilemeyecek bir hüküm temyiz edilmişse veya temyiz edenin buna hakkı yoksa, hükmü temyiz olunan mahkeme bir karar ile temyiz dilekçesini reddeder.” şeklindeki düzenleme birlikte değerlendirildiğinde, ek kararda herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, şikâyetçi ... vekilinin temyiz isteği yerinde görülmemiştir.
B. Sanık Hakkındaki Mahkûmiyet Hükmü Yönünden Olay tutanağı ve dosya kapsamına göre;
Nurdağı Sulh Ceza Mahkemesinin 2013/356 Değişik iş sayılı önleme araması kararına istinaden durdurulan yolcu otobüsünde, sanığın yolcu olduğu ve ona ait bagajda da 3500 paket kaçak sigara ele geçirildiği anlaşılmıştır. Sanık savunmasında atılı suçu ikrar etmiştir, bozma sonrası yapılan yargılamada sanığa etkin pişmanlık hususunda ihtarda bulunulduğu, ancak sanığın ödeme imkanının olmadığını beyan ettiği görülmüştür.
16.09.2013 tarihinde tütün teknoloji mühendisi bilirkişinin keşif tutanağındaki tespitine göre, ele geçirilen sigaraların kaçak olduğu belirtilmiştir.
Sanıktan ele geçen 350 karton kaçak sigaraya yönelik alınan Kaçak Eşyaya Mahsus Tespit Varakasına göre belirlenen gümrüklenmiş değerin Dairemiz yerleşik içtihatlarına göre " hafif değer" aralığında olduğu anlaşılmıştır. Tekerrüre esas alınan ilâm ile ilgili olarak dosya üzerinden yapılan incelemede Malatya 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 2011/620 Esas ve 2012/798 Karar sayılı dosyasında 12.07.2021 tarihli ek kararı ile sanık hakkında uyarlama yargılaması yapılmamasına karar verildiği anlaşılmıştır. Bozma ilamı , sanığın ikrara dayalı savunması ve tüm dosya kapsamı göz önüne alındığında, atılı suçun sanık tarafından işlendiğine dair sübuta yönelik mahkeme kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir. Ancak;
1.10.12.2022 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanıp, aynı gün yürürlüğe giren 7423 sayılı Kanun'un 8 inci maddesi ile 5607 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin yirmiikinci fıkrasının “yirmiüçüncü” fıkrası olarak değiştirildiği gözetilerek, 15.04.2020 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun'un 61 inci maddesi ile 5607 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin yirmiüçüncü fıkrasına eklenen "Eşyanın değerinin hafif olması halinde verilecek cezalar yarısına kadar, pek hafif olması halinde ise üçte birine kadar indirilir." şeklindeki düzenlemenin, 6545 sayılı Kanun'un 89 uncu maddesi ile değişik 5607 sayılı Kanun'da hüküm altına alınması nedeniyle, suç tarihinde yürürlükte olan 6455 sayılı Kanun ile değişik 5607 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin onsekizinci fıkrası ile sonradan yürürlüğe giren 6545 ve 7242 sayılı Kanunlar ile değişik 5607 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin onsekizinci fıkrası delaletiyle aynı Kanun'un 3 üncü maddesinin beşinci, onuncu ve yirmiikinci fıkraları ile 5 inci maddesinin ikinci fıkrası somut olaya ayrı ayrı uygulanarak lehe kanunun tespiti yerine, 6455 sayılı Kanun ile değişik 5607 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin onsekizinci fıkrasına göre belirlenen temel cezayla birlikte 7242 sayılı Kanun ile değiştirilen 5607 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin yirmiikinci fıkrasının uygulanması suretiyle karma uygulama yapılması, hukuka aykırı bulunmuştur.
2.Suç tarihinde yürürlükte olan 5607 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinin ikinci fıkrasının "Yedinci fıkrası hariç, 3'üncü maddede tanımlanan suçlardan birini işlemiş olan kişi, etkin pişmanlık göstererek, soruşturma evresi sona erinceye kadar suç konusu eşyanın gümrüklenmiş değerinin iki katı kadar parayı ... Hâzinesine ödediği takdirde, hakkında, bu kanunda tanımlanan kaçakçılık suçlarından dolayı verilecek ceza yarı oranında indirilir. Bu fıkra hükmü, mükerrirler hakkında veya suçun bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenmesi halinde uygulanmaz." hükmünü içerdiği, 7242 sayılı Kanun'un 62 nci maddesi ile değiştirilen 5607 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca kovuşturma aşamasında da etkin pişmanlık uygulamasının olanaklı hale geldiği ve 5607 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinin ikinci fıkrasının son cümlesi kapsamında "Soruşturma evresinde ihtar yapılmaması hâlinde kovuşturma evresinde hâkim tarafından sanığa ihtar yapılır." düzenlemesinin getirildiği cihetle, soruşturma aşamasında etkin pişmanlık hususunda ihtarat yapılmayan sanık hakkında, mahkemece suça konu kaçak eşyanın gümrüklenmiş değerinin iki katı kadar parayı ... Hazinesine ödediği takdirde cezada yapılacak indirimin 1/2 olacağının bildirilmesi gerekirken, 1/3 oranında indirim yapılacağı belirtilmesi suretiyle sanığın yanıltıldığı gözetilerek, sanık hakkında ödeme yapmadığından bahisle etkin pişmanlık hükmünün uygulanmaması, hukuka aykırı bulunmuştur.
3.Sanık hakkında hem hapis hem de adli para cezasına hükmedilmesi karşısında, 5237 sayılı Kanun'un 58 inci maddesinin uygulanmasında adli para cezalarında mükerrirlere özgü infaz rejimi uygulanmasına yasal olanak bulunmadığı halde hiçbir ayrım gözetilmeksizin ,sanığın cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmesi, hukuka aykırı bulunmuştur. III. KARAR
A. Ek Karar Yönünden
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Nurdağı Asliye Ceza Mahkemesinin, 02.11.2021 tarihli ve 2020/548 Esas, 2021/941 Karar sayılı ek kararında ... vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden ek kararın, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
B. Sanık Hakkındaki Mahkûmiyet Hükmü Yönünden
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Nurdağı Asliye Ceza Mahkemesinin, 07.10.2021 tarihli ve 2020/548 Esas, 2021/941 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
21.02.2024 tarihinde karar verildi.