Esas No
E. 2022/235
Karar No
K. 2023/6490
Karar Tarihi
Karar Sonucu
ONANMASINA
Hukuk Alanı
Ceza Hukuku

4. Hukuk Dairesi         2022/235 E.  ,  2023/6490 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi

SAYISI: 2021/896 D.İş-2021/896
SAYISI: 2021/İHK-31058
HÜKÜM/KARAR: Davalının itirazının kabulü / Davanın reddine
SAYISI: K-2021/115716

Taraflar arasındaki sigorta tahkim yargılaması sonunda, Uyuşmazlık Hakem Heyetince davanın kabulüne karar verilmiştir. Karara davalı vekili tarafından itiraz edilmesi üzerine, İtiraz Hakem Heyetince itirazın kabulü ile davanın reddine karar verilmiştir. ... kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda davalı vekilinin temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; 10.08.2020 tarihinde davalıya zorunlu mali sorumluluk sigortası (...) poliçesi ile sigortalı aracın davacının yolcu olduğu araçla karıştığı kaza sonucu müvekkilinin yaralandığını, sürekli iş göremezlik tazminatı için fazlaya ilişkin hakları saklı tutularak 41.000,00 TL tazminatın temerrüt tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir. Davacı vekili, 20.05.2021 tarihinde 80.957,34 TL'ye yükseltmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının karşı taraf ile uzlaştığını bu sebeple davanın reddinin gerektiğini, dosyaya sunulan maluliyet raporunun yeterli olmadığını, kusur oranının tespit edilmesi gerektiğini, kusur tespiti içi rapor alınması gerektiğini ve vekalet ücretinin hesaplanacak miktarın beşte biri oranında olması gerektiğini ileri sürerek davanın reddine talep etmiştir.

III. ... KARARI

Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile kazaya karışan araç sürücüsünün kazada %100 kusurlu olduğunun alınan uzman bilirkişi raporuyla tespit edildiği; davacının sunduğu raporda, davacının maluliyet oranının %5 olarak tespit edildiği ve bu raporun karara esas alındığı; TRH 2010 Yaşam Tablosu ve progresif rant tekniğiyle tazminatın hesaplandığı aktüer raporunun benimsendiği gerekçesiyle, davanın kabulü ile 80.957,34 TL sürekli iş göremezlik tazminatının 12.03.2021 tarihinden itibaren yasal faizi ile davacıya verilmesine, karar verilmiştir.

IV. İTİRAZ

A. İtiraz Yoluna Başvuranlar Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili itiraz başvurusunda bulunmuştur.
B. İtiraz Sebepleri

Davalı vekili itiraz dilekçesinde; uzlaşma nedeniyle başvurunun reddinin gerektiğini, karara dayanak maluliyet raporu hüküm kurmaya elverişli olmadığını ve vekalet ücretinin 1/5 oranında hesaplanması gerektiği belirtilerek kararının kaldırılması ve davanın reddine karar verilmesi istemi ile itiraz yoluna başvurmuştur.

C. Gerekçe ve Sonuç

İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Denizli Cumuriyet Başsavcılığı'nın 2020/26575 soruşturma sayılı 21.12.2020 tarihli uzlaştırma tutanağının incelendiği, uzlaşma prosedürünün alındığı, tarafların uzlaştığı, uzlaşma sebebiyle takipsizlik kararı verildiği, usulüne uygun uzlaşma sebebiyle tazminat davası açılamayacağı gerekçesiyle, davalı vekilinin itirazının kabulü ile davanın reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri

Davacı vekili temyiz dilekçesinde; müvekkilin uzlaşmasının edimsiz uzlaşma niteliğinde olduğu, karşı tarafın özür dilemesi sonucu kabul ettiği, ayrıca müvekkil uzlaşma sonucunda karşı tarafın sigorta şirketinden maddi tazminat almayacağına dair bir beyanda bulunmadığı ve dava açma hakkı olduğunu ileri sürerek ... kararının bozulması istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur. C. Gerekçe

1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık; davalı ... tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (...) Poliçesi ile teminat altına alınan aracın karıştığı trafik kazası sonucu yaralanıp malul kalan davacı yolcunun uğradığı sürekli iş göremezlik tazminat talebine ilişkindir.

2.İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 369, 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 54 üncü maddesi, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85, 89, 90, 91 ve 111 inci maddeleri, 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 30 uncu maddesi, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları.

3.Değerlendirme

Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere; onaylanan uzlaşma raporunun ilam mahiyetinde olduğu aksinin aynı kuvvetteki belge ile ispatlanması gerektiği bu sebeple soruşturma konusu suç nedeniyle tazminat davası açılamayacağına göre, karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

Davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan ... kararının ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davacıya yükletilmesine, Dosyanın mahkemeye gönderilmesine,

16.05.2023 tarihinde üye ...'un karşı oyu ve oy çokluğuyla karar verildi. KARŞI OY Dava, trafik kazası nedeniyle tazminat istemine ilişkindir. Sayın Çoğunluk ile görüş ayrılığı, tarafların ceza soruşturması sırasında uzlaşma sonucu düzenlenen ödeme ve ibra sözleşmesi sonucu, tazminat miktarının az olduğu durumlarda başvuranın tarafından ayrıca maddi tazminat istenip istenmeyeceği noktasında toplanmaktadır.

Yargıtay (Kapatılan) 21 Hukuk Dairesinin 2015/13528 Esas, 2016/6953 Karar sayılı ve 19.04.2016 günlü ilamında Karşı Oy da belirtildiği ve daha sonra 21 Hukuk Dairesinin 2016/16146 Esas, 2018/3263 Karar sayılı ve 03.04.2018 tarihli ilamında işaret edildiği üzere tarafımızca da benimsenen görüşe göre'' 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununda, bazı suç tipleri için mağdur ile şüphelinin uzlaşması ile mağdurun zararlarının giderilmesi karşılığında suç faili lehine hükümler getirilmiştir. Trafik kazası bazı hallerde taksirle yaralama suçunu oluşturabilir. Taksirle yaralama suçu, Türk Ceza Kanununun 89. maddesinde düzenlenmiştir. Taksirle yaralamaya neden olma suçu, şikayete bağlı olsun veya olmasın uzlaşma hükümlerine tabidir. Ceza Muhakemesi Kanununda yer alan uzlaşma hükümleri (253., 254., 255. maddeler), aynı zamanda taksirle yaralama suçunun oluşması durumunda tazminat hukuku bakımından sonuçlar doğurucu niteliktedir. Uzlaşmanın sağlanması halinde yukarıda belirtilen uzlaşma hükümlerine göre, soruşturma konusu suç nedeniyle tazminat davası açılamaz, açılmış olan davadan feragat edilmiş sayılır. Ancak bu sonucun doğması için, mağdur taraf maddi ve manevi tazmin borcunun miktarını belirlemiş ve şüpheli ya da sanık da bu miktara razı olarak belirlenen borcu ödemiş olmalıdır. Türk Borçlar Kanununun 28 ile 30,36,37 maddelerinde düzenlenen yanılma, yanıltma, aldatma, korkutma, bilgisizlik deneyimsizlik parasal yönde sıkıntı içinde olma gibi iradeyi sakatlayan haller olmamalıdır. Ancak bu halde, tazmin borcunun uzlaşma ile belirlenmesi ve belirlenen para borcunun ödenmesi, uzlaşmaya taraf olan şüpheli ya da sanık yönünden doğrudan kendi eyleminin sonucu olan borcun ifası anlamına gelecektir''. Başka bir ifadeyle, uzlaşmanını geçerli olması için mağdurun iradesini sakatlayan hiç bir hal olmamalı ve uzlaşmanın sonuçları hakkında mağdur aydınlatılmalıdır.

Kaldı ki, Karayolları Trafik Kanunu 111. maddesi '' Bu Kanunla öngörülen hukuki sorumluluğu kaldıran veya daraltan anlaşmalar geçersizdir. Tazminat miktarlarına ilişkin olup yetersiz ve fahiş olduğu açıkça belli olan anlaşmalar veya uzlaşmalar yapıldıkları tarihten başlayarak iki yıl içinde iptal edilebilir '' düzenlemesini içermektedir. Düzenleme ile trafik kazaları sonucu meydana gelen zararlar yönünden özel bir düzenleme getirilmiştir. Zarar veren ile yapılan yetersiz veya fahiş olduğu anlaşılan anlaşmaların geçersizliği iki yıllık hak düşürücü süre içerisinde ileri sürülebilir. Bu halde Türk Borçlar Kanununda düzenlenen irade sakatlığı hallerini aramaya dahi gerek yoktur. Bu nedenlerle iki yıllık hak düşürücü süre içerisinde başvurulması halinde başvuranın talebinin incelenmesi gerektiğini düşündüğümden Sayın Çoğunluğun görüşüne katılmıyorum.

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.