Aramaya Dön

2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Esas No
E. 2023/1101
Karar No
K. 2024/287
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE
Hukuk Alanı
Genel Hukuk

T.C.

İZMİR

2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO: 2023/1101 Esas
KARAR NO: 2024/287
DAVA: Tespit
DAVA TARİHİ: 28/12/2023
KARAR TARİHİ: 28/03/2024

Yukarıda açık kimliği yazılı taraflar arasında mahkememizde görülen davanın yapılan açık yargılaması sonunda;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

DAVA: Davacı vekili, dava dilekçesinde; Müvekkili kooperatifin yanı sıra dava dışı ...aleyhine, ... tarafından 29.10.2022 tarihinde, ... sayılı dosyası kapsamında ticari uyuşmazlıklarda dava şartı arabuluculuk süreci başlatılmış olup bu sürecin, 28.11.2022 tarihli son oturum tutanağı ile görüşme yapılamadan anlaşamama ile sonlandırıldığını, müvekkili kooperatif, karşı taraf sıfatıyla yer aldığı bahse konu arabuluculuk sürecinden, aleyhine açılan ve İzmir...Asliye Ticaret Mahkemesinin ...

E. Sayılı dosyası kapsamında görülen maddi ve manevi tazminat davası ile haberdar olduğunu, müvekkilinin kooperatife adres yetersizliği sebebiyle davet mektubu gönderilmediği dikkate alınarak toplantının görüşme yapamadan anlaşamama şeklinde sürecin sonuçlandırıldığının tespit edildiğini, anılan tutanaktan, müvekkili kooperatife ilişkin düzenlenen davet mektubunun ... Bornova/İzmir adresine gönderildiğini, müvekkili kooperatifin ticaret sicilde kayıtlı güncel adresi "... Bayraklı/İzmir olması karşın kooperatifinin güncel olmayan ilk kuruluşundaki adresine yapılan davet mektubunu içerir tebligat işlemleri usulsüz nitelikte olduğundan arabuluculuk sürecinden haberdar olunamamış ve sürece katılım sağlanamadığını, arabuluculuk sürecinin görüşme yapılamadan anlaşamama ile sonuçlanmasının gerekçesi olarak ise adres yetersizliği olduğunun ifade edildiğini, müvekkili kooperatifin unvanın ... olduğu gerçeği bilinmesine karşın, yapılan arabuluculuk başvurusunda husumetin... Konut Yapı Kooperatif unvanlı kooperatife yönetilmesi de yapılan başvuruyu usul yönünden sakatlandığını, zira bu başvuruda, başvurucu müvekkili kooperatifin üyesi olup karşı taraf olma sıfatını haiz olan müvekkili kooperatif olduğunu, yukarıda açıklanan ve re'sen nazara alınacak sebepler doğrultusunda; emredici hukuk kurallarına ve kanuna aykırı yürütülen arabuluculuk süreci kapsamında düzenlenen, ... sayılı 11.11.2022 tarihli ilk oturum ve 28.11.2022 tarihli son oturum arabuluculuk tutanaklarının kesin olarak hükümsüzlüğünün tespitinin yanı sıra vekalet ücreti ve yargılama giderinin karşı yana tahmilini müvekkili adına talep ve dava etmiştir.

Davalıya dava dilekçesinin ve tensip zaptının tebliği edildiği, ancak davalı tarafça davaya cevap verilmediği görülmüştür. Deliller: ... numaralı arabuluculuk dosyası, arabuluculuk tutanağı ve İzmir ...Asliye Ticaret Mahkemesinin... Sayılı dosyasI delil olarak değerlendirilmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE;

1.Dava, arabuluculuk anlaşamama son tutanağının kesin hükümsüzlüğünün tespiti talepli tespit davasıdır.

2.Dava şartı mahkeme tarafından her aşamada resen gözetilmesi gereken bir husustur.

3.Davacı tarafça İzmir...Asliye Ticaret Mahkemesi'nin... Esas sayılı dava dosyasında görülen maddi ve manevi tazminat davasında dava şartı arabuluculuk kapsamında ...uluculuk dosyası kapsamında ticari uyuşmazlıklarda dava şartı arabuluculuk süreci başlatılmış olduğunu, bu sürecin, 28.11.2022 tarihli son oturum tutanağı ile görüşme yapılamadan anlaşamama şeklinde sonlandığını, arabuluculuk sürecinde müvekkili kooperatife tebligat yapılamaması nedeniyle tebligat süreci tamamlanmadan sürecin sonlandırıldığını, kooperatif adresinin bilindiği halde bilinen adrese tebligat çıkartılmadan yürütülen arabuluculuk sürecinin usule uygun olmadığı, usule uygun olarak yürütülmeyen arabuluculuk süreci sonunda düzenlenen son tutanağın emredici hukuk kurallarına aykırı olduğu, anlaşamama belgesi, ehliyetsizlik, emredici hukuk kurallarına, kamu düzenine, ahlaka, kişilik haklarına ve şekle aykırılık gibi sebepler barındırması halinde mutlak butlanla sakatlandığı ileri sürülerek 28/11/2022 tarihli arabuluculuk anlaşamama son tutanağının kesin hükümsüzlüğünün tespiti talep edilmiştir.

4.Davacı tarafça arabuluculuk son tutanağının kesin hükümsüzlüğünün tespiti talep edilmektedir. Tespit davaları doğrudan infaz edilebilecek kararlardan olmayıp görülebilmesi için güncel bir hukuki yararın varlığı gerekmektedir. "Bir hususun varlığı veya yokluğu mahkemenin davayı esası bakımından inceleyip, karara bağlamasına engel teşkil ediyorsa, dava şartı söz konusudur. Hukuki yarar ilkesi davanın konusuna ilişkin dava şartlarındandır. Davacının dava açmakta hukuki yararının da bulunması gerekir. İdeal veya müstakbel bir yarar dava açmaya elverişli değildir. Davacının hukuki durumunun derhal tespitinde hukuki yararının mevcut olması gerekir. Başka bir anlatımla, davacının davayı açmakta güncel hukuki yararı bulunmalıdır. Hukuki yarar dava şartıdır ve yargılamanın her aşamasında re’sen gözönünde tutulur (HMK. m.114, 115)." (Yargıtay... Hukuk Dairesi Esas No : ...)

Tespit davasında hukuki yararın sınırları Yargıtay 20.Hukuk Dairesinin örnek bir kararında aşağıdaki şekilde özetlenmiştir ; "Tespit davasında, sadece tespit hükmü verilebilir. Tespit davasında verilen karar ile hukukî ilişkinin varlığı veya yokluğu kesin olarak tespit edilir. Diğer bir anlatım ile davalının varlığını inkar ettiği ilişkinin var olduğu veya yokluğunu inkar ettiği hukuki ilişkinin yok olduğu hükme bağlanır. Bir tespit davasının kabule şayan olabilmesi için, bu davanın konusunu oluşturan hukukî ilişkinin var olup olmadığının mahkemece hemen tespit edilmesinde davacının menfaatinin (hukukî yararının) bulunması gerekir.

Tespit davasında; eda davasından ve inşai davadan farklı olarak, davacının böyle bir menfaatinin bulunduğu varsayılmaz. Tespit davasında davacı, kendisi için söz konusu olan tehlikeli veya tereddütlü durumun ortaya çıkaracağı zararın, ancak tespit davası ile giderilebileceğini kanıtlamalıdır. Çünkü, tespit davası, hukuki bir durum ya da hak henüz inkar ya da ihlal edilmeden, yani herhangi bir zarar doğmadan açılabildiğinden, menfaatin doğmuş ve güncel olması gereğinin bir istisnası olarak ortaya çıkmıştır.

İşte davacının hukukî ilişkinin derhal tespitinde menfaatinin (hukukî yararının) varlığı için öncelikle davacının bir hakkı veya hukukî durumu güncel (halihazır) ve ciddi bir tehditle karşı karşıya olması gerekir. Bu tehdit çoğunlukla davalının davranışları ile ortaya çıkar. Bu tehdidin davacı için bir tehlike oluşturabilmesi, bu tehdit nedeniyle, davacının hukuki durumunun tereddüt içinde olmasına ve bu hususun, davacıya zarar verebilecek nitelikte bulunmasına bağlıdır (Hanağası, a.g.e., s.133 vd.; aynı ilkeler, Hukuk Genel Kurulunun 01.02.2012 gün ve...K. sayılı kararlarında da, benimsenmiştir.) (Yargıtay... Hukuk Dairesi Esas No : ...) 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 114/1-h bendine göre davacının, dava açmakta hukuki yararının bulunması bir dava şartıdır. Maddenin gerekçesinde; “Burada sözü edilen hukuki yarardan maksat, davacının subjektif hakkına hukuki korunma sağlanması hususunda mahkemeye başvurmasında hâlihazırda hukuken korunmaya değer bir yararın bulunmasıdır. Bir başka ifadeyle, davacı hakkına kavuşmak için, hâli hazırda mahkeme kararına muhtaç konumda değilse onun hukuki yararının bulunduğundan söz etmek mümkün değildir.” şeklinde açıklanmıştır.

Bir kimsenin belirli bir davayı açmakta hukuki yararının bulunması için o dava sonucunda elde edilecek karar ile dava ettiği hakka ulaşabilecek durumda olması gerekmektedir. Şayet kişinin dava açmaksızın dava konusu hakka ulaşması mümkünse veya elde etmeyi amaçladığı hakka yönelik özel nitelikte bir dava yolu bulunuyorsa, daha genel nitelikteki bir davayı açmakta hukuki yararı bulunmamaktadır. Örneğin eda davalarının açılabildiği hallerde tespit davasının açılamamaktadır. Zira korunacak hakka en kısa yoldan ulaşılması esastır. (Bkz: "Hukuki yararın varlığı koşulunun mevcut olup olmadığı, her bir davada o davaya konu olayın somut özellikleri çerçevesinde, hakim tarafından değerlendirilmelidir. Bir hakkın, mahkeme kararına gerek olmaksızın, başka bir yolla ve aynı ölçüde güvenli olarak elde edilebilmesinin mümkün bulunduğu hallerde, o hakla ilgili olarak dava açılmasında hukuki yarar yoktur." Yargıtay...Hukuk Dairesi, ... Karar sayılı, 07/02/2013 tarihli ilamı)

Benzer bir yargılamanın görüldüğü ve istinaf incelemesinin İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi...Hukuk Dairesi'nin...Karar sayılı 18/05/2023 tarihli ilamı gerçekleştirildiği uyuşmazlıkta istinaf mahkemesi tarafından "Davadan önce arabulucuya başvuru şartı, davanın mahkemelerde açılıp görülmesine yönelik olarak düzenlenen özel bir dava şartıdır. Mahiyetleri gereği özel dava şartları 6100 Sayılı HMK.nın 114 Maddesinde düzenlenen genel dava şartlarından önce incelenir. Dava şartı gerçekleşmeden davanın açıldığının tespiti halinde dava şartı yokluğundan davanın usulden reddi gerekir.

Somut uyuşmazlıkta; ...başvuru numaralı ve ... arabuluculuk büro numaralı arabuluculuk görüşmesine ait arabuluculuk tutanaklarının iptali talep edilmekte ise de; Bakırköy ... İş Mahkemesi'nin ...E. Sayılı dosyası ile görülmekte olan alacak davasında arabuluculuk dava şartının gerçekleşip gerçekleşmediği ön sorun olarak değerlendirileceğinden, davacının dava açmakta hukuki yararı bulunmadığı anlaşılmış, davacı vekilinin istinaf başvurusu yerinde görülmemiştir." şeklinde karar verildiği, istinaf kararının temyizi üzerine Yargıtay ...Hukuk Dairesi'nin ... Karar sayılı 12/12/2023 tarihli ilamı ile kararın onanmasına karar verildiği, dolayısı ile Yargıtay 9.Hukuk Dairesi'nin de arabuluculuk anlaşamama son tutanağının geçerli olup olmadığına ilişkin değerlendirmenin dava şartı değerlendirmesi kapsamında gerçekleştirileceği, ayrı bir dava açılmasında hukuki yarar bulunmadığı yönünde değerlendirme yapıldığı görülmüştür.

5.Yukarıda açıklanan temel ilkeler yargısal uygulamalar doğrultusunda dava konusu uyuşmazlığın incelenmesinde, davacı ile davalı arasında İzmir...Asliye Ticaret Mahkemesi'nin... Esas sayılı maddi ve manevi tazminat davasının dava tarihi itibariyle halen derdest olduğu, uyuşmazlığın ticari nitelikte olması nedeniyle arabuluculuk dava şartına tabi olduğu ve dava şartının yerine getirilip getirilmediğinden bu dosyada öncelikle incelenmesi gerektiği görülmüştür. 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A maddesinin 1. ve 2.fıkralarında "İlgili kanunlarda arabulucuya başvurulmuş olması dava şartı olarak kabul edilmiş ise arabuluculuk sürecine aşağıdaki hükümler uygulanır." "Davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması hâlinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir. Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir. " hükmü düzenlenmiştir.

Yasa metninden açıkça anlaşılacağı üzere, arabuluculuk dava şartına tabi uyuşmazlıklarda davacı tarafça arabuluculuk sürecinin tamamlanıp tamamlanmadığı hususu uyuşmazlığın görüldüğü mahkeme tarafından resen gözetilmesi gerekmektedir. Arabuluculuk süreci tamamlanmaksızın davanın açılmış olması halinde dava şartı noksanlığı nedeniyle davanın reddine karar verileceği düzenlenmiştir. Şeklen yerine getirilmiş bir arabuluculuk sürecinin hukuka aykırı olarak yürütüldüğü ve dava şartının yerine getirilmediğine yönelik iddialar da esasen dava şartı noksanlığının ileri sürülmesi niteliğinde olup bu hususun da yine esasa ilişkin davanın açıldığı mahkemece değerlendirilmesi gerekmektedir. Zira yukarıda da açıklanıp vurgulandığı üzere, dava şartının yerine getirilip getirilmediğinin incelenmesi davanın açıldığı mahkemece yerine getirilecek olup, bu sürecin hukuka aykırı olarak yürütülüp yürütülmediğinin ön sorun olarak incelenmesi ve buna göre dava şartının yerine getirilmediğinin değerlendirilmesi halinde dava şartı noksanlığından davanın reddine karar verilmesi gerekmektedir. Bir yargılama sırasında değerlendirilecek delillerle ilgili farklı bir dava açılabileceğine ilişkin tek husus 6100 sayılı HMK'nın 208. Maddesinde yazı ve imza inkarına ilişkin olup, yazı ve imzayı inkar eden tarafın bunu aynı mahkemede ön sorun olarak ileri sürebileceği gibi ayrı bir dava açabileceği de düzenlenmiştir. Bir delilin hukuka aykırı olup olmadığına ilişkin ayrı dava açılabileceğine yönelik başkaca bir usul hükmü düzenlemesi bulunmadığı gibi, bu hususta yalnızca imza inkarına yönelik HMK 208.maddesi hükmü bulunduğu dikkate alındığından kanun koyucunun yalnızca imza ve yazı inkarına yönelik olarak ayrı bir dava açılabileceğini düzenlemiş olduğu, görülmekte olan davada ise imza veya yazının inkarına yönelik bir iddia bulunmadığı, evrakın sahteliğine ilişkin de bir iddia bulunmadığı, davacının iddiasının tamamen hukuki değerlendirmeye yönelik olduğu, uyuşmazlıkla ilgili açılan davada yargılamanın her aşamasında ileri sürülebilecek ve dava şartı olması nedeniyle her aşamada dikkate alınabilecek hususlarla ilgili ayrı bir dava açılmasında hukuki yarar bulunmadığı(Bkz: Yargıtay ...Hukuk Dairesi'nin... Karar sayılı 12/12/2023 tarihli ilamı ve Yargıtay ...Hukuk Dairesi'nin...Karar sayılı 07/02/2013 tarihli ilamları), gözetilerek davanın hukuki yarara yönelik dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1.DAVANIN, hukuki yarara ilişkin dava şartı noksanlığı nedeniyle USULDEN REDDİNE,

2.Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60-TL harçtan peşin olarak alınan 269,85-TL harcın mahsubu ile bakiye 157,75-TL karar ve ilam harcının davacıdan tahsil edilerek hazineye gelir kaydına,

3.Davacı tarafından sarf edilen yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,

4.Artan gider avansının karar kesinleştiğinde ve resen ilgili taraflara iadesine,

Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, diğer tarafların yokluğunda gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize bir dilekçe verilmesi veya tutanağa geçirilmek kaydıyla mahkememiz zabıt katibine beyanda bulunmak ve bu beyanın mahkememiz Hakimi tarafından onaylanması sureti ile istinaf kanun yoluna gidilebileceği, yasal süre içinde istinaf kanun yoluna başvurulmadığı taktirde kararımızın kesinleşeceği, yasal sürede istinaf kanun yoluna gidilmesi halinde dosyanın ilgili İzmir Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesi'ne istinaf konusunda karar verilmek üzere gönderileceği açıklanmak sureti ile açık yargılama sonunda verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 28/03/2024 Katip ...

(e-imzalıdır)

Hakim ...

(e-imzalıdır)

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.