11. Hukuk Dairesi
11. Hukuk Dairesi 2022/4291 E. , 2024/865 K.
"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 1. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki markaya tecavüzün tespiti ve önlenmesi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde, "DÖNERCİ ... USTA" markasının davacı tarafından 1975 yılından bu yana kullanıldığını ve 2004/38092, 2010/04654, 2011/20933, 2012/91501, 2012/91631 ve 2016/07054 numaraları ile tescilli olduğunu, "DÖNERCİ ... USTA" ibaresinin müvekkili tarafından ticaret unvanı olarak da 03.08.2005 tarihinden bu yana tescilli bulunduğunu, davalının kötü niyetle hareket ederek davacı adına tescilli "DÖNERCİ ... USTA" markası ile iltibas oluşturacak şekilde "DÖNERCİ ... ..." markasını tescilsiz bir şekilde kullandığını, davalının bu eyleminin müvekkilinin marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğini, davalının bu kullanımları neticesinde davacının maddi ve manevi zarar gördüğünü, ayrıca itibar kaybına uğradığını, bu sebeplerle davalının "DÖNERCİ ... ..." ibaresini marka olarak kullanmasının davacının marka hakkına tecavüz ettiği ve haksız rekabet oluşturduğunun tespitine, tecavüzün ve haksız rekabetin önlenmesine ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; "DÖNERCİ ... ..." markasının dava dışı Mali Gıda ve İnş. San. Tic. Ltd. Şti. adına 2011/14758 sayı ile tescilli olduğunu, davalının bu markayı adı geçen şirket ile imzaladığı marka kullanım sözleşmesine binaen kullandığını, husumetin davalıya değil, marka sahibine yöneltilmesi gerektiğini, davacının bu davayı ikame etmeden önce marka sahibi şirket aleyhine dava açtığını, bu davanın da derdestlik sebebiyle reddi gerektiğini, hukuken var olan bir hakkın fiilen kullanımının haksız kullanım teşkil etmeyeceğini ve marka hakkına tecavüzden söz edilemeyeceğini, davalının "DÖNERCİ ... ..." markasını kullanımının 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin (556 sayılı KHK) 12 nci maddesindeki istisnalar kapsamında bulunduğunu, "DÖNERCİ ... ..." markasının menşeinin ... kişi bir dönerci ustası olan ... Atak isimli şahıstan geldiği ve Mali Gıda şirketinin bu markayı devraldığını, davacının markasının zayıf marka olduğunu, her iki markada örtüşen unsurların tali unsur ve düşük seviyede ayırt ediciliği olan unsur mahiyeti taşıdığını, bu hususların ... başına benzerlik ya da karıştırılma ihtimali yaratmadığını, davacı ve davalının kullandıkları markaların logo tasarımlarının farklı olduğunu, bu sebeplerle davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, bilirkişi raporu ile davalı tarafça kullanılan DÖNERCİ ... ... adının, davacının tescilli DÖNERCİ ... USTA markaları ile, USTA ve ... ibareleri dışında aynı olduğunun, USTA kelimesinin (zanaatini gereği gibi öğrenmiş, işinin ehli kimse) ve ... (eğitim görmüş, sözü geçen, görgülü kimse) anlamında kullanıldığının, markaların hitap ettiği ortalama tüketici kitlesinin dikkat seviyesi düşünüldüğünde tüketiciler nezdinde iki işletmenin birbirine karıştırılma yada birbiri ile ilişkilendirilme ihtimalinin bulunduğunun tespit edildiği, davalının "DÖNERCİ ... ..." ibaresini yiyecek ve içecek sağlanması hizmetinde kullandığı anlaşılmakla bu kullanımın davacının tescilli markalarından kaynaklanan haklarına tecavüz teşkil ettiği, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 55 ... maddesinin birinci fıkrası gereğince davalının basiretli tacir olarak, dürüstlük kuralına uygun olarak, ticari faaliyette bulunurken, başkasının faaliyetleri, işleri ve iş ürünleri ile karıştırılmaması için gerekli önlemleri almakla yükümlü olduğundan ancak dürüstlük kuralına aykırı davranıldığından, davalının eyleminin haksız rekabet oluşturduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; kesin hüküm itirazlarının hukuka aykırı bir şekilde reddedildiğini, ‘zayıf marka’ hususunun, daha önce yapılan yargılama sürecinde oldukça kapsamlı bir şekilde incelendiğini ve davacının markasının nitelik itibarıyla ayırt ediciliği düşük unsurlardan oluşması sebebi ile ancak çok sınırlı bir korumadan yararlanabilecek olduğunun karar metninde ifade edildiğini, yerel mahkeme nezdinde davacının markasının hangi sebepler ile zayıf marka statüsüne girdiği ve hangi gerekçeler ile tam bir korumadan yararlanmasının mümkün olmadığına ilişkin açıklama yapmış olmalarına rağmen bu hususların hiçbir şekilde değerlendirme konusu yapılmadığını, müvekkilin dava konusu markayı kullanımının ‘haksız rekabet’ çerçevesinde değerlendirilmesinin mümkün olmadığını, yerel mahkemenin bu yönden de ... olduğu kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, Dila Restoranın "Dönerci ... ..." markası bakımından sunmuş oldukları hizmetin zaten 43. sınıf faaliyet alanına girmediğini, işletmelerin sunmuş oldukları hizmetin, Mali Gıda’nın iştigal ettiği restorancılık faaliyeti kapsamında sağladığı ürünlerin satışından ibaret olup, bu faaliyetlerin de markanın tescil sınıfı ile uyumlu olmak üzere 30. ve 35. sınıflar dahilinde değerlendirildiğini, dolayısıyla davacı ile aynı tescil sınıfında bulunmayan söz konusu işletmelerin faaliyetlerinin haksız rekabet teşkil etmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, Dila Restoranın ‘’Dönerci ... ...’’ markası bakımından sunmuş oldukları hizmetin zaten 43. sınıf faaliyet alanına girmediğini, işletmelerin sunmuş oldukları hizmetin, Mali Gıda’nın iştigal ettiği restorancılık faaliyeti kapsamında sağladığı ürünlerin satışından ibaret olup, bu faaliyetlerin de markanın tescil sınıfı ile uyumlu olmak üzere 30. ve 35. sınıflar dahilinde değerlendirildiğini, dolayısıyla davacı ile aynı tescil sınıfında bulunmayan söz konusu işletmelerin faaliyetlerinin haksız rekabet teşkil etmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, Dila Restoranın "Dönerci ... ..." markası bakımından sunmuş oldukları hizmetin zaten 43. sınıf faaliyet alanına girmediğini, işletmelerin sunmuş oldukları hizmetin, Mali Gıda’nın iştigal ettiği restorancılık faaliyeti kapsamında sağladığı ürünlerin satışından ibaret olup, bu faaliyetlerin de markanın tescil sınıfı ile uyumlu olmak üzere 30. ve 35. sınıflar dahilinde değerlendirildiğini, dolayısıyla davacı ile aynı tescil sınıfında bulunmayan söz konusu işletmelerin faaliyetlerinin haksız rekabet teşkil etmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, müvekkil aleyhinde haksız rekabet ve markaya tecavüz yönünden ayrı ayrı vekâlet ücretine hükmedilmesinin gerek usul ve yasaya gerek ise hakkaniyete aykırı olduğunu, belirterek haksız ve mesnetsiz davanın reddi ile yargılama gideri ve vekâlet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile,kesin hüküm itirazında bulunulan davanın davalısının aynı olmadığı, dava konusunun marka hükümsüzlüğü ile ... adının markaya ve ticaret unvanına tecavüz teşkil etmesi sebebiyle ... adının kullanılmasının önlenmesine ilişkin olduğu, bu davada ise, davalının Dönerci ... ... ibaresini marka olarak kullanmasının davacının marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ... etmediğinin tespitinin ve önlenmesinin talep edildiği, yani dava konusunun ve davalı tarafın farklı olduğu anlaşılmakla kesin hüküm itirazının reddine isabetli olarak karar verildiği, markaların hitap ettiği ortalama tüketici kitlesinin dikkat seviyesi düşünüldüğünde tüketiciler nezdinde iki işletmenin birbirine karıştırılma yada birbiri ile ilişkilendirilme ihtimalinin bulunduğu tespiti yapıldığı, yapılan bu tespitlerin dosya kapsamına uygun ve raporun teknik ve bilimsel yönden yeterli ve denetlenebilir olduğu, davalı ile dava dışı Mali Gıda ve İnş. San. Tic. Ltd. Şti. arasında imzalanmış 21.02.2014 tarihli "Marka Kullanım Hakkı Sözleşmesi” ile davalıya "DÖNERCİ ... ..." Markası Üzerinde kullanım hakkı tanındığı sözleşmenin imza tarihi olan 21.02.2014 itibariyle dava dışı Mali Gıda ve İnş. San. Tic. Ltd. Şti. adına tescilli 2011/14758 sayılı "DÖNERCİ ... ..." markasının bulunduğu 2011/14758 sayılı marka yalnızca 30 ve 35 ... sınıflarda tescilli olup "yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri”ni (43 üncü sınıf) kapsamadığı, dolayısıyla, davalının "DÖNERCİ ... ...” markası altında sürdürdüğü döner restoranı faaliyeti için 2011/14758 sayılı "DÖNERCİ ... ...” markasına dayanamayacağı, davalının döner restoranı işletmesinde “DÖNERCİ ... ...” markasını kullanmak suretiyle davacının 2010/04654, 201 1/20933 ve 2012/91501 sayılı markalarından ... haklarına tecavüzde bulunduğu; ticaret unvanı ile marka farklı işlevleri haiz tanıtma işaretleri oldukları cihetle, davalının “DÖNERCİ ... ...” ibareli markasal kullanımının davacının ticaret unvanına tecavüz oluşturmadığı, davalının "DÖNERCİ ... ...” ibareli markasal kullanımının 6102 sayılı Kanun 55 ... maddesi kapsamında haksız rekabet teşkil ettiği gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesindeki beyanları tekrarla kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe
1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, markaya tecavüzün tespiti ve önlenmesi istemine ilişkindir.
2.İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 ... maddeleri
3.Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 ... maddesinde yer ... sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 ... maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
08.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.