11. Hukuk Dairesi
11. Hukuk Dairesi 2023/6258 E. , 2024/1114 K.
"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi
(İlk Derece Sıfatıyla)
Taraflar arasındaki hakem kararının iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda Mahkemece davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkeme kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 13.02.2024 günü hazır bulunan davacı vekilleri Av. ... ve Av. ... ... ile davalı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili Buba Yönetim Dan.
Tic. A.Ş.'nin 2014 yılında kurulup ... yatırımcılık ve girişim sermayesi konularında faaliyet gösterdiğini, müvekkili ile davalı anlaşarak müvekkilinin proje seçimi ve start-upların değerlemesi kabiliyeti ile davalının fon oluşturma imkânını birleştirmek suretiyle Bosphorist Girişim Sermaye Yatırım Fonu ünvanı ile bir fon kurmak konusunda anlaştıklarını, Bosphorist Fonu'nun 2017 yılında kurulmasından sonra tarafların 2019 yılında bu ... ikinci bir sözleşme imzalayarak birden fazla girişim sermayesi yatırım fonu kurulması ve bunların yönetilmesi hususunda iş birliği kararı aldıklarını, somut uyuşmazlığın bahse konu iş birliğinin davalı tarafından haksız şekilde sona erdirilmesinden kaynaklandığını, 02.03.2016 tarihli "sözleşme" ile davalının ilk olarak müvekkili ortaklığı ile Bosphorist Girişim Sermaye Yatırım Fonu ile bu alanda faaliyete başladığını, Fon'un kuruluşundan itibaren müvekkilinin fona yatırımcı bulma konusunda çalıştığını, tarafların bu sözleşme sonrasında bir "girişim şirketi" kurma konusunda da anlaştıklarını, bu girişim şirketinin kurulmadığını, girişim sermayesi yatırım fonlarının tüzel kişiliği bulunmadığından şirket olarak teşekkül edemeyeceklerini, burada kastedilen şirketin, sözleşmenin tanımlar başlıklı (1). maddesinde belirtildiği üzere BUBA tarafından kurulup GSYF'ye nitelikli yatırımcı olarak getirilecek ve kendisine nitelikli katılma payı ihraç edilecek olan şirket olduğunu, Bosphorist 04.04.2017'de kurularak kuruluşunun 10.04.2017 tarihli ve 9302 sayılı Ticaret Sicili Gazetesinde yayımlandığını, fonun faaliyete geçmesi sonrasında zamanla bazı girişim şirketlerine yatırım yapıldığını, 2019 yılında imzalanan tarihsiz "girişim sermayesi yatırım fonu kuruluş ve yönetimine ilişkin çerçeve ortak girişim sözleşmesi"nin 7.6. maddesinde, 2019 tarihli sözleşmenin imzalanması ile konuları aynı olan önceki sözleşmelerin feshedildiğinin kararlaştırıldığını, davalının fesih nedeni olarak dava dışı Orange Sigorta Şirketi'nin Bosphorist tarafından satın alınması süreci devam ederken Buba Şirketinin %100 iştiraki olan Buba Campus tarafından devralınmasını gerekçe gösterdiğini, davalının fesih bildirimine karşı tahkim yoluna başvurulduğunu, davalının fesih döneminde ACTUS şirketi ile birleşme sürecinde olduğunu, fesihte asıl niyetinin müvekkilini adi ortaklığın kazanımları dışında tutmak olduğunu, tahkim kararının gerekçesinde, 2016 tarihli sözleşmeye ilişkin olarak ... yükümlülüğüne, gizlilik esasına aykırılık ve ... ilişkisinin ortadan kalkması nedenleriyle sözleşmenin feshinin haklı olduğu, 2019 tarihli sözleşme sonrasında taraflarca münferit sözleşme(ler) yapılmayıp birlikte oluşturulan fon(lar) da söz konusu olmadığı için Buba Yönetim'in işbu 2019 tarihli sözleşme ile ilgili bir yükümlülük ihlalinin bulunmadığı, ancak 2016 tarihli sözleşmeye ilişkin olarak ... ilişkisinin ortadan kalkmasına bağlı olarak 2019 tarihli sözleşme ile kurulması ve işletilmesi planlanan birden fazla fonun bir arada hareket edilerek kurulma imkanının gerçekleşemeyeceği kanaatine yer verildiğini, uyuşmazlığın temelinin, dava dışı Orange Sigorta şirketinin müvekkilinin %100 iştiraki olan Buba Campus Şirketi tarafından devralınmasının davalıya fesih hakkı verip vermediği noktasında toplandığını, Orange'nin mevzuat gereği Bosphorist tarafından devralınamayacağını, hakem heyetince bu konunun aydınlatılmadığını, hukuki imkansızlık iddiası incelenirken hakem heyeti nazarında Orange Sigorta'nın finansal bilgilerine ihtiyaç duyulduğunun, ancak kararda bu bilginin elde edilemediği nedenine dayalı olarak konunun ortada bırakıldığını ve belirsizliğin müvekkil aleyhinde yorumlandığını, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 01.07.2019 tarih, 2019/2312 E. ve 2019/5017 K. sayılı kararında, tahkim yargılamasında delillerin eksik toplanmasının kararın iptali sebebi olarak kabul edildiğini, Bosphorist Fonu Yatırım Komitesi karar defterinin sunulmadığını, bir GSYF'nin bir şirketi fona alım incelemesine başladığının kabul edilebilmesi için yönetim kurulunun buna ilişkin bir karar alması ve bu kararı karar defterine işlemesi gerektiğini, karar defteri sunulamadığından bu inceleme yapılamıyorsa eksikliğin davalı aleyhinde yorumlanması gerektiğini, ayrıca karar defterinin davalının uhdesinde olduğunu, kararda açıkça yargılama hatası bulunduğunu, eksik inceleme ile emredici hükümlerin göz ardı edildiğini, taraf eşitliği ve hukuki dinlenilme hakkına aykırı olduğunu, BUBA Grubun, Orange'nin devri ile ilgili olarak davalıdan daha önce gizlilik sözleşmesi imzaladığını, ilgili bilgileri bizzat Orange'den aldığını, ...'ın imzaladığı gizlilik hükümleri içeren geçersiz bir metne önem atfedilerek müvekkilinin kusurlu olduğu sonucuna varıldığını, Buba Grup tarafından 05.10.2020 tarihli gizlilik sözleşmesi imzalanmış olup Orange Sigorta'nın satışını yürüten Omega Dan. yetkilisi Gökçen Süer'e mail ile gönderildiğini, davalının 08.10.2020 tarihinde gizlilik sözleşmesi imzaladığını, 05.10.2020 tarihli metni dikkate almayıp 08.10.2020 sonraki tarihli metnin esas alındığını, Buba Grubun, kendisinin -Bosphorist Fonu'ndan önce- imzaladığı gizlilik sözleşmesi çerçevesinde bu bilgilere zaten sahip olduğunu, kararın tamamen yok hükmünde bir ... üzerine bina edildiğini, ...'ın, metnin imzalandığı 08.10.2020 tarihinde Bosphorist Fonu veya davalı ... çalışanı veya temsilcisi olmadığını, ...'ın Fonu temsil yetkisini geçerli kılan herhangi bir yönetim kurulu kararı mevcut olmadığını, buna rağmen yetkili temsilci olarak kabul edildiğini, hakem kararında gerekçe bulunmamasının ... yargılanma hakkının en önemli unsuru olan hukuki dinlenilme hakkının ihlalini oluşturacağını, taraflar arasında adi ortaklık ilişkisi bulunduğundan müvekkilinin kâr mahrumiyetinin hesaplanması gerektiğini, 2019 tarihli sözleşmenin yürürlüğe girmesinden sonra sözleşmenin bazı hükümleri uygulanarak bizzat müvekkilinin emek ve çabasıyla fona yatırımcılar dahil olduğunu, davalının kaçındığı sözleşme yapma yükümlülüğünün yine davalı lehine yorumlandığını, tarafların münferit sözleşmenin yapılıp yapılmayacağı konusunda irade özgürlüğü bulunduğunu, taraflar arasındaki 2019 tarihli sözleşmeye bakıldığında ise hüküm doğurması için ileride münferit sözleşmelerin akdedilmesi ön şartına tabi bulunmaksızın doğrudan taraflarca birlikte "girişim sermayesi yatırım fonları kurulmasına" ilişkin yükümlülük öngörüldüğünü, bu sebeple anılan sözleşmenin sadece ileride kurulması halinde kurulacak fonlara ilişkin hükümleri belirlemekten ibaret bir çerçeve sözleşme olmadığını, tarafların sözleşmeyi imzalama sebeplerinin "birlikte birden fazla girişim sermayesi yatırım fonu kurma" amacı olduğunu, müvekkilinin feshe kadar girişimci ve yatırımcı bulma yükümlülüğünü ifa ettiğini, bağımsız sözleşmelerin yapılmamış olmasının, adi ortaklığın kazanç sağladığı gerçeğini değiştirmediğini ve bu kazancın 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 622 nci maddesindeki esaslara göre paylaşılmasını engellemeyeceğini, 2019 tarihli sözleşmeden dolayı müvekkilinin hak ettiği ve mahrum kaldığı ortaklık kazanç payının talep edildiğini, Bosphorist Fonu'nun yatırımlarının %75 gibi büyük bir oranının dava dışı REM People Girişimi'ne yönlendirilmiş olup şirketin yönetim kurulunda sözleşmenin feshedildiği 2021 Ocak ayında Bosphorist Fonu'nu temsil eden kişinin (... Bilgör-Orange Sigorta) olup fesih bildiriminden sonra ... süre bu görevine devam ettiğini, ancak fesihten 9 ay sonra 07.01.2022 tarihli genel kurul kararı ile görevden alındığını, güvenilmezlik atfedilen bir kişinin 9 ay daha görevini sürdürmesi karşısında fesih gerekçelerinin doğruluğundan bahsedilemeyeceğini, Orange Sigorta'nın satışa çıkarıldığı bilgisinin ... üzerinden hem Eczacıbaşı Grubu'na hem davalı Bosphorist'e hem de müvekkil Buba Grubu'na iletildiğini, Orange ile Bosphorist Fonu arasında ...'ın imzaladığı geçersiz gizlilik metni dışında satın alma sürecinin yürütüldüğüne ilişkin herhangi bir görüşme ve değerleme faaliyeti gerçekleşmediğini, yatırım yapmayı ciddi şekilde planladıklarını iddia ettikleri Orange Sigorta'ya karşı herhangi bir aksiyon almamış olmalarının da ya Orange Sigorta ile aralarında iddia ettiklerinin aksine herhangi bir yatırım süreci bulunmadığı ya da aslında pay satın alma işlemini önemsemediklerini gösterdiğini, tahkim kararında yukarıdaki hususların göz ardı edilmesi sonucunda davalının fesihteki iradesinin araştırılmasının mümkün olmadığını, yargılamanın eksik incelemeyle yürütüldüğünü, kararda hangi delillerin değerlendirme dışında tutulduğu açıklanmadığından verilen kararın gerekçesiz ve hukuki dinlenilme hakkını ihlal eder nitelikte olduğunu, 10.02.2019 tarihli sözleşmenin 7.6 ncı maddesinde, farklı sözleşmelerin konularının örtüşmesi durumunda eski sözleşmenin feshedilmiş olacağının düzenlendiğini, davalı tarafından yapılan feshin 2019 tarihli sözleşmede öngörülen şekle uygun olması gerektiğini, 2016 tarihli sözleşme yürürlükte ise adi ortaklık için kesin bir süre öngörülmüş ise öngörülen tarihte, kesin süre öngörülmemiş ise 6 ay süre verilerek fesih yapılabileceğini, feshin 2019 tarihli sözleşmede öngörülen usule göre yapılması gerektiğini, müvekkilinin adi ortaklıktaki doğmuş ve müstakbel haklarını talep hakkı bulunduğunu, müvekkili tarafından zararı açıklayan deliller sunulduğu hâlde kararda zararın ispat edilemediği ve bilirkişi incelemesine gerek olmadığı sonucuna varıldığını, taraf eşitliği ve hukuki dinlenilme hakkına riayet edilmediğini iddia ederek İstanbul Tahkim Merkezi Hakem Heyeti tarafından oy çokluğu ile verilen 06.05.2023 tarihli, 2021/DA-330 numaralı tahkim kararının iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; iptal davalarında kararın içeriği ve esası hakkında inceleme yapılamayacağını, davacının taraf eşitliği ve hukuki dinlenilme hakkına riayet edilmediğine ilişkin iddialarının gerçeğe aykırı olduğunu, nihai kararda tazminat talebinin kabul edilmeme gerekçelerinin ayrıntılı şekilde açıklandığını, tahkim davasında delillerin değerlendirilmesinin hakem heyetinin takdirinde ve tam da yargılama hukukunun temelini oluşturan bir husus olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasındaki uyuşmazlığın ortak girişim çerçeve sözleşmesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkin olduğu, tahkime elverişli bulunduğu, verilen karar da kamu düzenine aykırılık bulunmadığı, davacı vekili tarafından davalının feshinin haklı olduğuna gerekçe gösterilen Orange Sigorta'nın, Bosphorist Fonu tarafından alınmasının hukuken imkansız olduğunun tahkim yargılamasında araştırılmadığı, müvekkilinin Bosphorist Fonu'ndan önce Orange Sigorta ile ayrı bir gizlilik sözleşmesi imzaladığının göz ardı edildiği, ...'ın imzaladığı gizlilik sözleşmesinin geçersiz olduğu, 2016 tarihli sözleşmenin daha önce feshedildiği, sadece 2019 tarihli sözleşmenin yürürlükte olduğu, feshin 2019 tarihli sözleşmede öngörülen usule göre yapılması gerektiği, taraflar arasında adi ortaklık ilişkisi bulunduğu ve müvekkilinin adi ortaklıktaki doğmuş ve müstakbel haklarını talep hakkı bulunduğu, müvekkili tarafından zararı açıklayan beyan ve doneler dosyaya sunulduğu hâlde kararda yanılgılı şekilde zararın ispat edilemediği ve bilirkişi incelemesine gerek olmadığı sonucuna varıldığı, davalı Orange Sigorta'yı satın alma görüşmelerine ilişkin karar almadığından yatırım komitesi karar defterini dosyaya sunmadığından bu konuda ispat kuralının ... çevrilerek eksikliğin müvekkili aleyhine yorumlandığı, davalının fesihte kötü niyetli olduğuna ilişkin dosyadaki delillerin kararda bir bütün hâlinde kategorik olarak delil kapsamından çıkarıldığından bu sonuca varılmasının gerekçesi yazılmadığından, bu eksikliğin taraf eşitliği ve hukuki dinlenilme hakkının ihlali olduğu iddia edilerek iptal kararı verilmesinin talep edildiği, davacı vekili tarafından ileri sürülen iptal sebeplerinin genel olarak hakem heyetinin eksik tahkikat yaptığı, taleplerinin ve delillerinin tam ve doğru olarak değerlendirilmediği, taleplerine rağmen bilirkişi incelemesi yaptırılmadığı, neticede davalının feshinin usule uygun olmayıp haksız bulunması gerekirken Heyet çoğunluğu tarafından davalının feshinin haklılığına karar verildiği, anılan eksikliklerin taraf eşitliğine aykırı olduğu, müvekkili davacının hukuki dinlenilme hakkının ihlal edildiğine ilişkin olduğu, davalının feshinin haklılığının tespitine ilişkin varılan sonucun, Hakem heyetinin yaptığı yargılama neticesinde verdiği hüküm olup varılan bu kanaat nedeniyle yargılamada bilirkişi incelemesi yapılmasına gerek görülmemesinin hakem heyetinin takdirinde olduğu, tarafların sözleşmeyle aralarında çıkacak uyuşmazlıkların hakem heyeti kararıyla çözüleceğini kararlaştırdıkları, buna göre oluşturulan üç kişilik hakem heyetinin incelemeleri sonucunda bir karara vardığı, hakem heyetinin süreci yürütürken bilirkişiden rapor alıp almamakta takdir hakkına sahip olduğu gibi uygulanacak hukuk kurallarının tespiti ve tahlilinin de hakem heyetine ait olduğu, hakem heyeti kararının esasının, yerinde olup olmadığının, hukuku doğru uygulayıp uygulamadığının iptal davasında tartışma konusu yapılamayacağı gerekçesiyle hakem kararının iptali davasının reddine karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; iptal davasının duruşmalı olarak neticelendirilmesi talep edilmesine rağmen dosya üzerinden karar verildiğini, somut kamu düzeni itirazlarına ilişkin gerekçe oluşturulmadan hüküm kurulduğunu, hakem kararında bir kısım iddia ve savunmalarına yer verilmediğini, Bölge Adliye Mahkemesi kararında da itirazlarına yer verilmediğini, daha önce gizlilik sözleşmesi imzalandığı hususunun değerlendirilmediğini, müspet zararı ortaya koyan delillerin davalı kayıtlarından araştırılması talep edildiği hâlde hakem heyeti tarafından bu araştırmanın yapılmamasının ve zararı tespit etme haklarının engellenmesinin hukuki dinlenilme hakkının ve bununla bağlantılı olan ... yargılanma hakkının ihlali niteliğinde olduğunu, bilirkişi incelemesi yaptırılmadığını, hakem kararının karşı oy yazısında durumun izah edildiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, hukuki niteliği itibariyle hakem kararının iptali istemine ilişkindir.
2.İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 439 uncu maddesi.
3.Değerlendirme Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, Mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve kanuna aykırı bir yön bulunmamasına göre davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir. V. KARAR Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Takdir olunan 17.100,00 TL duruşma vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
15.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.