Esas No
E. 2011/562
Karar No
K. 2011/3750
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE
Hukuk Alanı
Ceza Hukuku

11. Hukuk Dairesi         2011/562 E.  ,  2011/3750 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasında görülen davada İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 23.03.2009 gün ve 2005/582-2006/219 sayılı kararı bozan Daire’nin 07.10.2010 gün ve 2008/13910-2010/9859 sayılı kararı aleyhinde davalılar vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:

Davacı vekili, müvekkili, davalı ... ve dava dışı ... ve ...’ın yine dava dışı Yükseller Deri Konfeksiyon San.ve Tic.A.Ş.’nde ortak iken 12.12.1997 tarihli protokol ile toplam %30,647 oranındaki hisselerinin...’e temliki hususunda anlaştıklarını, müvekkilinin bedelin tahsili ve hisse devrinin sağlanması için davalıyı vekil tayin ettiğini, müvekkilinin hissesine isabet eden devir bedelinin (400.000)USD civarında olduğunu, bu meblağın davalı ... ile bu devir ve temlikten sonra kurulan davalı şirket uhdesinde kaldığını, davalının 07.02.2011 tarihli protokol başlıklı belgeye dayanarak borcunu ödemediğini ve yapılan takibe de itiraz ettiğini, protokolün gerçeğe aykırı olması nedeniyle suç duyurusunda bulunulacağını bildirerek itirazın iptali ile icra inkâr tazminatının tahsilini talep ve dava etmiştir.

Davalılar vekili, davanın reddini savunmuştur.

Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda davanın reddine dair verilen karar, davacı vekilinin temyizi üzerine Dairemizce bozulmuştur. Bu kez, davalılar vekili karar düzeltme talep etmiştir.

Dava, davacının hissedarı olduğu dava dışı Yükseller Deri Konfeksiyon San. ve Tic. A.Ş.'daki hisselerini yine dava dışı...'e devri sonucunda kararlaştırılan hisse devir bedelini bu konuda yetkilendirilen davalı ... Yüksel'in tahsil etmesine rağmen davacıya ödemediği ve davalılar uhdesinde kaldığı iddiasıyla açılan alacak davası olup, hisse devir bedeli 12.12.1997 tarihli protokolde belirli olmasına rağmen davadan önce davalının keşide ettiği ihtarnamede, 07.02.2001 tarihli protokole atıfla davacının hiçbir alacağı kalmadığının belirtilmiş olması nedeniyle davacı tarafından fazlaya dair haklar saklı tutularak 301.000 USD'nin TL karşılığı üzerinden takip başlatılmıştır. Davacı, yetkilendirdiği kardeşi davalı ...'ın hisse devir bedelini kendisine ödemediğini iddia etmiş, davalı ise 07.02.2001 tarihli belgede gösterildiği gibi hisse bedeline karşılık (301.000) USD hesaplaşmak suretiyle ödediğini savunmuştur.

Davalı, ödeme belgesi olduğunu savunduğu 07.02.2001 tarihli belgenin suretini ibraz etmiş, fakat davacı böyle bir belge düzenlenmediğini beyan etmiştir.

HUMK'nun 293/1 nci maddesinde gösterilen yakın hısımlar arasındaki hukuki işlemler tanıkla ispat olunabilir ise de bu hukuki işlem senet (yazılı delil) ile ispat edilmek istenir vefakat bu senedin sahte veya geçersiz olduğu anlaşılır ve bu nedenle senetle ispat edilemez ise artık o hukuki işlem tanıkla ispat edilemez. Çünkü, bu senede dayanan taraf o hukuki işlem hakkında senet düzenlendiğini bildirmekle kendisi ile hısmı arasında senet alınması bakımından manevi imkansızlık bulunmadığını kabul etmiş demektir. Bu durumda, HUMK 326 ncı maddesine göre senetlerin (yazılı delillerin) istek halinde mahkemeye verilmesi gerekli olduğundan ve 07.02.2001 tarihli belgeye dayanan ve bu belgeden kendi lehine sonuç çıkaran davalı olduğundan belgenin aslını davalının mahkemeye vermesi veya aynı Yasa'nın 294 nci maddesinde gösterildiği şekilde kaybolduğunu ispat etmesi gerekir. Dairemizin ilk bozma kararında bu hususlar açıklıkla belirtilmiş olup, ilk bozma kararından sonra da davalılar vekili 13.03.2006 tarihli dilekçesinde bu belgenin aslının HUMK'nun 294 ncü maddesinde gösterilen şekilde kaybolduğunu savunmamış, belge aslının davalılara verilmediğini, davacı uhdesinde kaldığını beyan etmiştir.

Bu durumda mahkemece, bozma kararına uyulmasına rağmen tanık dinlenmesinin olanaklı olduğundan hareketle tanık beyanları değerlendirilmek suretiyle sonuca gidilmesi doğru olmadığından ve düzeltilmesi istenen Dairemiz kararı da aynı yönde olup kararın 2 nci sayfasının 1 nci paragrafında dava, doğru bir şekilde nitelendirilmesine rağmen 2 nci paragrafdaki ”... taraflar arasında hisse devir sözleşmesi yapıldığı, bu devir sonucu davalının davacıya 301.000 USD ödeyeceğinin kararlaştırıldığı taraflar arasında uyuşmazlık konusu değildir” şeklindeki ibareler maddi hataya dayalı olup Dairemiz bozma kararı ile varılan neticeye müessir bulunmadığından bozma kararında belirtilen gerektirici sebeplere göre davalılar vekilinin HUMK'nun 440 ncı maddesinde gösterilen hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekmiştir.

SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalılar vekilinin HUMK'nun 440 ncı maddeninde gösterilen sebeplerden hiçbirini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin REDDİNE, aşağıda yazılı bakiye 02,70 TL karar düzeltme harcının ve 3506 sayılı Yasa ile değiştirilen HUMK'nun 442/3. maddesi hükmü uyarınca takdiren 185.00 TL para cezasının karar düzeltilmesini isteyenden alınarak hazineye gelir kaydedilmesine, 01.04.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Karar Etiketleri
REDDİNE YARGITAYKARARI CEZA Ceza Hukuku K3506 md.442/3
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog