Aramaya Dön

1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Esas No
E. 2022/1051
Karar No
K. 2024/191
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE
Hukuk Alanı
Ticaret Hukuku

T.C. İstanbul Anadolu 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO: 2022/1051 Esas
KARAR NO: 2024/191
DAVA: Sözleşmenin İptali
DAVA TARİHİ: 22/12/2022
KARAR TARİHİ: 07/03/2024

Mahkememizde görülmekte olan Sözleşmenin İptali davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

DAVA:

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; -------- Şirketini, müvekkilinin babası muris ------- tarafından 15.05.1995 tarihinde işletme sermayesi olarak 27 kilo altın koyarak, ... ile 74 ortaklık payları ile olarak kurmuş olduğunu, Muris --------- 03.05.2019 tarihinde vefatı sonucu, 13.05.2019 tarihinde paylar miras yoluyla mirasçılarına intikal ettiğini, miras payı oranlarında hisse devri gerçekleştiğini, şirket 1995 yılında kurulduğundan davacının payının taraflarca da kabul edildiği gibi 3/8 oranında pay intikal ettiğini ancak davalı anne ..., muris babanın ölümünden 18 gün gibi kısa bir süre sonra aile bağlarını kullanarak intikal eden hisseleri, işlemlerin hızlı yürümesi, kuyumcu ticaretinde hızlı karar alınması gerekçeleri ile ve istenildiği zaman iade edeceği vaadiyle aile muhabbeti babasının ölümünden kaynaklanan manevi zaafından yararlanıp, müvekkilini 21.05.2019 tarihinde inançlı işleme ikna ederek hisselerini kendi üzerine bila bedel devir aldığını, ancak davalının bu sözleşmeyi kesin olarak ihlâl ile inkâr etmesi üzerine, davacının hisselerinin kendisine iadesini istediğini, davalı ------- ..., davacının aile bağlarına verdiği önemden istifade ederek sözleşme yapmaya sevkettiğini, hisselerini geri vereceğine inandırarak kendisine bedelsiz olarak hisse devrini sağladığını, davacının işbu durumu 23 Şubat 2022 tarihinde işten çıkarılması ile öğrendiğini, öğrendiği tarihten itibaren de hisselerin iadesini talep ettiğini, ancak olumlu sonuç alamadığını, beyan ederek öncelikle ------- Şirketi'nde bulunan hisselerinin devrinin karşı tarafa tebligat yapılmaksızın ve teminatsız olarak tedbiren durdurulmasına ilişkin karar verilmesini, akabinde; ------Noterliği'nin 21.05.2019 tarihli hisse devir işlemine temel olan inanç sözleşmesi ortadan kalkmış olduğundan iptali ile, davacının hisse paylarının kendisine iadesini talep etmiştir.Davacı vekili tarafından sunulan bila tarihli dilekçe ile davanın tam ıslah edildiği belirtilmek sureti ile bu kez aynı hususları barındıran dilekçede davalının müvekkilini hile yoluyla kandırarak hataya düşürdüğünü ve anılan hukuki sebep kapsamında öncelikle hisse devrinin teminatsız olarak tedbiren durdurulmasını ve -------- Noterliğinin 20/05/2019 tarihli hisse devir işleminin iptali ile müvekkilinin 75.500 adet payının kendisine iadesine karar verilmesini talep ve dava ettiği görülmüştür.

CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın iddia ettiği inançlı işleme dayalı sebeplerle ortaklar kurulu kararının iptali talep edilemeyeceğini, iptali talep edilen ------- Noterliği'nin 21.05.2019 tarihli işlemi, limited şirket pay devir sözleşmesi değil, ortaklar kurulu kararı olduğunu, limited şirket ortaklar kurulu kararının iptalini düzenleyen TTK m.445 uyarınca 3 aylık hak düşürücü sürede açılmadığından davanın reddi gerektiğini, davacı tarafından iptali talep edilen pay devrinin inançlı olarak yapıldığı iddia edilmekte olduğunu, inançlı işlemin şartları oluşmadığından davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, davacı tarafından ileri sürülmüş olan inançlı işlem iddiasına ilişkin dosya kapsamında yazılı bir delil veya delil başlangıcı oluşturabilecek bir belge de sunulamamış olduğunu, hisse devir işlemlerinin usulüne uygun olarak yapıldığı ve davacının işlemden 4 yıl sonra olayla ilgisiz bir kısım yazışmaları dayanak göstererek dava ikame etmiş olmasının da MK 2 anlamında hakkın kötüye kullanılması olduğu hususları göz önüne alındığında davanın reddi gerekmekte olduğunu beyan ederek öncelikle davanın TTK m.445 maddesi uyarınca açılan Ortaklar Kurulu Kararının iptali mahiyetinden olduğu sabit olduğunu, davanın süre yönünden reddine, TTK m.445 maddesi uyarınca açılan davalarda husumet sermaye şirketine yönektilmesi gerekirken davacıya yöneltilmiş olması sebebi ile husumetten reddine, aksi görüşte olunması halinde, hisse devri işleminin gerçek olması nedeniyle inançlı işlem hukuki sebebine dayalı iptal talebinin şartları oluşmadığından reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.Davacı vekilinin bila tarihli ıslah dilekçesine karşı davalı vekili tarafından sunulan 30/03/2023 tarihli yanıt dilekçesinde özetle; huzurdaki davanın TBK m.39 hükmünde yazılı olan 1 yıllık hak düşürücü süre geçtikten sonra açıldığını, emsal içtihatlar uyarınca 1 yıllık hak düşürücü sürenin işlemin gerçekleştirildiği tarihten itibaren başlaması gerektiğini dolayısıyla davanın hak düşürücü sürede açılmaması sebebi ile reddi gerektiğini, somut olayda hisse satış sözleşmesinde hileli işlemin şartlarının oluşmadığını, zira hilenin varlığını kabul için aldatma fiili ile beraber kast ve illiyet bağının da bulunması gerektiğini ve ispat yükünün aldatılan tarafta olduğunu, davacının sunduğu delillerde TMK m.6 ve HMK m.190 hükümleri kapsamında hile olgusunu ispatlayacak herhangi bir delil sunmadığını, davacının şirketin mali durumunu, potansiyelini bilebilecek durumda olduğunu, TTK m.595 hükmü uyarınca tüm şartlara uygun hisse devrenin iptalinin talep edilmesinin hiçbir hukuki gerekçesinin olmadığını belirterek açılan davanın reddine karar verilmesini talep ettiği görülmüştür.

İNCELEME VE GEREKÇE

Dava, hukuki niteliği itibari ile; hisse devri sözleşmesinin iptali ile payın iadesi isteminden ibarettir.Dava basit yargılama usulüne tabi olup anılan usul hükümleri gereğince oluşturulan tensibe istinaden yargılamaya başlanılmış, yöntemine uygun olarak yapılan ön inceleme duruşmasında uyuşmazlık noktaları belirlenmiş, davacının anılan duruşmada davası ıslah etmek için süre talep etmesi sebebi ile verilen 1 haftalık süre içerisinde, 23/03/2023 tarihinde ıslah dilekçesini sunduğu görülmüş, iş bu dilekçe ile ilk dava dilekçesinde dayanılan inançlı işlem dava sebebinin değiştirilerek irade bozukluğu hallerinden TBK m.36 hükmünde düzenlenen aldatma irade bozukluğuna dayanmak suretiyle dava sebebinin değiştirildiği anlaşılmış, dava sebebinin değiştirilmesinin HMK m.180 hükmünde düzenlenen tam ıslah kurumunun bir görünümü olduğu değerlendirilerek HMK m.179/I hükmü gereğince ön inceleme duruşması tekrar edilmiş ve bu kapsamda uyuşmazlık noktaları belirlenmek sureti ile tarafların toplanmasını istedikleri deliller toplanmış, tanık anlatımları tutanak altına alınmış ve tahkikat bitirilerek yargılama sonuçlandırılmıştır.Tensiben kurulan ara karar uyarınca davacı vekilinin ihtiyati tedbir talebinin yaklaşık ispatın bulunmaması sebebi ile reddine karar verilmiş, tam ıslah ile birlikte yeniden tedbir talep edilmesi sebebi ile aynı gerekçeyle iş bu geçici hukuki koruma talebinin de reddine karar verilmiştir.Taraflarca delil olarak sunulan dava dışı şirketin sicil kayıtları ve -------- Noterliği'nin 20/05/2019 tarihli -------- yevmiye numaralı hisse devir sözleşmesi, --------hizmet dökümü sureti incelenmiş, tanık anlatımları tutanağa bağlanmış ve taraflarca sunulan mobil uygulamalar, yazışma suretleri ve diğer deliller ile birlikte incelenmiştir.Dava konusu edilen ve iptali talep edilen ------- Noterliği'nin 20/05/2019 tarih ve -------- yevmiye numaralı limited şirket pay devri sözleşmesi incelendiğinde, davacının ---------Şti.'deki 7.500 pay hissesinin 187.500,00 TL bedel karşılığında davalıya devrettiğini, devir bedelinin nakden ve tamamen ödendiğinin yazıldığı; -------- Noterliği'nin 22/05/2019 tarih ve ---------- sayı ile tasdikli 21/05/2019 tarihli -------- sayılı genel kurul kararı incelendiğinde pay devrine onay verildiği yine davalı şirketin 31/05/2019 tarihli --------- sayılı ticaret sicil gazetesi kayıtlarında pay devrinin ilan edildiği ve şirketin son ortaklık yapısında davalı ile birlikte dava dışı ... yarı oranında paydaş oldukları görülmüştür.Taraflar tanık deliline dayanılmış olması sebebi ile tanıkları usulüne uygun davetiye çıkartılmak sureti ile huzurda dinlenmiş;Davacı tanığı ... beyanında tarafların murisi müteveffa --------- ile birlikte ---------Şti'yi kurduklarını yarı oranında hisse sahibi olduğunu, ortağı -------- vefatı sonrasında şirketin muhasebecisi tarafından aranarak ortağının kızları olan davacı ... ve dava dışı ------ şirkette ------- işçi olarak görüldükleri ancak pay intikali sonrasında bağkurlu olacaklarını belirterek ne şekilde hareket edileceği konusunda görüşünü talep ettiğini, kendisinin de bu hususu davalı olan anneleri -------- ile davacı ve diğer kardeşe sorduğunu, davacı ve dava dışı ------- -------- olarak kalmak istedikleri yönünde beyanda bulunduğunu ve annelerini hisse devri yapacaklarını bildirdiklerini ve akabinde hisse devrenin gerçekleştirildiğini, pay devri ve verilen para konusunda bilgisi olmadığını, davalının hile ve aldatma davranışı içinde bulunmadığını, böyle bir şeye tanık olmadığını, olayın tarafları arasında yaşanan bu durumun kendisini rahatsız ettiğini ve 2022 yılında kendi payını da davalıya devrederek şirketten ayrıldığını, davacı ile davalı arasındaki yaşanan uyuşmazlığın da aile içi hususları barındırdığını, 2022 yılında dükkan içerisinde davacı ... yaşanan olamsuzluklar sebebi ile hisseleri annesine devretmek zorunda kaldığını beyan ettiğini, kendisinin de yaşananları bastıran bir davranış geliştirdiğini, davacı ...devirden önce şirkette ------- olarak hangi hiyerarşide çalışıyorsa devirden sonra da aynı hiyerarşi ile çalıştığını ve yönetimsel hususlarda davacı ile değil davalı ile konuştuğunu beyan ettiği görülmüştür.Davacı tanığı ... ise 2016 yılında -------- tezgahtar olarak çalıştığını, çalışmasının 1 yıl sürdüğünü, yine 2018 yılında 1 aylık bir çalışmasının olduğunu, akabinde 2019 yılından 2022 yılı sonuna kadar aralıksız olarak çalıştığını, ücrette anlaşamadığı için -------- ayrıldığını, 2022 yılı başında ------ ve ------- hanım arasında dükkan içerisinde yaşanan tartışmaya şahit olduğunu, davacı ... davalı annesi hisseleri güvenerek emanet ettiğini beyan ettiğini duyduğunu, tartışma devam ederken oradan ayrıldığını, benzer bir tartışmanın da 2022 yılının sonunda yine dükkan içerisinde gerçekleştiğini, bu kez davalı ... tarafından davacıya sana babanın hisselerinden zırnık koklatmayacağım diyerek küfürler ettiğini, akabinde davalı ... davacı ... ------- çıkışını yapılmasını emrederek sana kocan baksın şeklinde bağırdığını, bir süre sonra -------- dükkana gelmesine rağmen içeri alınmadığını, davacıyı patron olarak bildiğini, nakit işlemleri kendisinin ve yüksek miktarlı olanların davacı ... tarafından gerçekleştirildiğini, yani 200.000,00 TL üzerindeki işlemlerin -------- tarafından gerçekleştirildiğini beyan ettiği görülmüştür.

Davacı tanığı ... ise beyanında kendisinin davacının eşi ve davalının damadı olduğunu, 2020 yılında davacı ile evlendiğini, hisse devri tarihinde ise davacıyı tanıdığını, hisse devrine ilişkin bir bilgisi olmadığını, sonrasında bilgi edindiğini, eşinin haftanın 6 günü sabah akşam dükkanda çalıştığını, kendisinin de sık sık onu ziyaret ettiğini, hisse devrinin, işlemlerin tek elden devam etmesi, davalının aile büyüğü olması, annenin hayatta olması sebebi ile işlemlerin onun vasıtası ile yürütülmesi ve diğer kişilerin de -------- olarak çalışmaya devam etmesi amacıyla yapıldığını, olayların eşinin iade talebinin reddi sebebi ile bu noktaya gelindiğini, hisse devri kapsamında davacıya herhangi bir ücret ödenmediğini bildiğini, davalının dükkana ayda bir gittiğini, işlemlerin de davacı tarafından ve ------- tarafından yapıldığını, eşinin bankacılık işlemlerini takip ettiğini beyan ettiği görülmüştür.Davalı tanığı davacının kardeşi ve davalının diğer kızı olan ... ise beyanında babası -------- vefat etmeden önce yarı oranı ile şirketin sahibi olduğunu her gün gidemeseler de davacı ile birlikte şirkette birlikte çalıştığını, sigortasının yatırıldığını, baba vefat ettikten sonra ise miras payları oranında devirlerin gerçekleştiğinin, akabinde davalı annesinin hisselerin devri sırasında bağkurlu olunması gerektiği için ve bu durumun emekli maaşının etkileneceğini düşündükleri için hisseleri annelerine devrettiklerini, dava dışı -------- ile birlikte davacı kardeşi ve davalı annesi ile birlikte devir işlem yapmak için bir araya gelindiğini, 187.000,00 TL karşılığında yani toplamda 374.000,00 TL karşılığında annelerinin kendilerine elden ödeme yaptığını, ödemenin tarihinin devirden bir gün önce veya devir günü olduğunu tam olarak hatırlayamadığını, babalarından para da kaldığını, annelerinin kendine düşen paradan hisse devir bedellerini ödediğini, sabit bir maaş almadıklarını, ihtiyatlarının anneleri tarafından karşılandığını, kredi kartlarının ödendiğini ve bir başkaca bir ihtiyaç olduğu zaman annelerinin karşıladığını, dükkandan kar payı alınmadığını, kuyumcunun ayrı bir hesabı olduğunu ve bu konuda kendilerinin bilgisinin olmadığını, kendisi ve kardeşinin gerçek bir satış niyeti ile hisse devrini gerçekleştirerek paralarını aldıklarını, hisse devrinin gerçekleştirildiği tarihte 187.000,00 TL nin iyi bir bedel olduğunu, sonrasında hisseyi annesinden geri alacağına dair bir inanç içerisinde de olmadığını beyan ettiği görülmüştür.Dava konusu uyuşmazlık, tarafların murisinden miras yoluyla intikal eden davacıya ait payın devrine ilişkin taraflar arasında kurulan pay devri sözleşmesinin TBK m.36 hükmü kapsamında aldatma sonucu kurulup kurulmadığı, davalının, aile bağları, güven ve dava dışı şirketin menfaatlerini ileri sürerek devraldığı payları ileride iade edeceğine dair vaatte bulunup bulunmadığı, davacının iradesinin bu kapsamda hile ile sakatlanıp sakatlanmadığı, hisse devir sözleşmesinin iptali ile payların iadesi şartlarının oluşup oluşmadığı noktalarında toplanmaktadır.Dava dilekçesinin sonuç ve istem bölümünde ( hata,hile, gabin) hukuksal nedenlerinin tamamına dayanılmış ise de,

HMK 33.maddesi uyarınca hukuki nitelendirme hakime ait olup davacının iddiasında aldatma (hile) hukuksal nedenine dayandığı kabul edilmiştir.Aldatma (hile) 6098 sayılı TBK m.37 hükmünde düzenlenmiş olup, buna göre taraflardan biri, diğerinin aldatması sonucu bir sözleşme yapmışsa, yanılması esaslı olmasa bile, sözleşmeyle bağlı değildir. Aynı yasanın 39. maddesi uyarınca ise yanılma veya aldatma sebebiyle ya da korkutulma sonucunda sözleşme yapan taraf, yanılma veya aldatmayı öğrendiği ya da korkutmanın etkisinin ortadan kalktığı andan başlayarak bir yıl içinde sözleşme ile bağlı olmadığını bildirmez veya verdiği şeyi geri istemezse, sözleşmeyi onamış sayılır. Aldatmadan dolayı bağlayıcılığı olmayan bir sözleşmenin onanmış olması, tazminat hakkını ortadan kaldırmaz. Anılan hükümde belirtilen süre mahiyeti itibarıyla hak düşürücü süredir.

Tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasında davacının dava dışı ----------Şti'ndeki 7.500 adet payın devri için ------- Noterliği'nin 20/05/2019 tarih ve --------- yevmiye numaralı limited şirket pay devri sözleşmesi kurulduğu, söz konusu pay devrinin genel kurul kararı ile onanarak sicilde ilan edildiği, yapılan işlemlerin TTK m.595 hükmüne uygun olarak yapıldığı, TMK m.6 ve HMK m.190 hükümleri kapsamında aldatıldığı iddiasında bulunan davacının iş bu dava sebebini HMK m.194 hükmü gereğince ispata elverişli şekilde somutlaştırma yükü altında olduğu, pay devri sözleşmesinin içerdiği bedelin nakden ve tamamen ödendiğine dair beyan ile her iki taraf tarafından imza edildiği, onay kurumu önünde yapılan bu hususun aksini ispat eder bir delilin de dosyaya sunulmadığı, davacının davalının kızı olduğu, babasından kalan miras intikali sonucunda edindiği şirket hisselerini, şirketin tek elden ve hızlı yönetilmesi ve aile bağları sebebi ile güvene dayalı olarak daha sonra iade edileceği vaadine istinaden bedel ödenmeksizin davalıya devrettiği ve bu hususta davalının kendisini aldattığı yönündeki iddiasını ispat edecek bir delilin dosyaya sunulmadığı gibi dinlenen tanık anlatımlarında da bu hususta bir kanaatin oluşmadığı anlaşılmakla ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1.Davanın reddine,

2.Harçlar kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL harcın mahsubu ile fazladan alınan 2.774,44-TL'nin yatıran tarafa iadesine,

3.Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T göre hesaplanan 30.000,00 TL nisbi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,

4.Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,

5.Taraflarca yatırılan ancak sarf olunmayan gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine, İlişkin olarak taraf vekillerinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık yasal süre içerisinde İSTİNAF yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 07/03/2024

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.