1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
T.C.
İSTANBUL BAM
8. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO: 2024/276
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 11/07/2019
NUMARASI: 2017/245 Esas - 2019/622 Karar
DAVANIN KONUSU: Trafik Kazasına Bağlı Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 05/04/2024
Yukarıda bilgileri yazılı bulunan ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355.maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf edenin sıfatına, istinaf nedenlerine ve kamu düzenine ilişkin olup resen gözetilmesi gereken hususlara hasren yapılan inceleme ve değerlendirme neticesinde;
K A R A R Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 02/07/2015 tarihinde müvekkili ...'un yolcu olarak bulunduğu ... plakalı araca, davalıların sürücüsü, işleteni ve ZMM sigortacısı olduğu ... plakalı aracın çarpması sonucunda meydana gelen kazada müvekkilinin bedensel zarara uğradığını, Kars Harakani Hastanesi'nde müvekkilinin beden gücü kaybı oranının %30 olarak tespit edildiğini, ancak çok daha fazla olduğunu, bunun müvekkilinin adli tıpa sevki ile alınacak raporla ortaya çıkacağını, müvekkilinin kazadan sonra 4 kez ameliyat olduğunu, halen sağ kolunu kullanamadığını, efor kaybına uğradığını ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10.000,00 TL maddi tazminatın ( belirsiz alacağın) 02/07/2015 tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte (davalı sigorta şirketinin sorumluluğu poliçe limiti ile sınırlı olmak kaydıyla) davalılardan müteselsilen tahsiline ve 100.000,00 TL manevi tazminatın davalılar ... ve ...'dan kaza tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, 10/06/2019 tarihli dilekçesi ile maddi tazminat talebini toplam 68.475,56-TL olarak artırmıştır..Davalı sigorta şirketi cevap dilekçesinde özetle; davacı vekili tarafından 06/01/2017 tarihinde Sigorta Tahkim Komisyonu'na başvurulduğunu, öncelikle derdestlik itirazında bulunduklarını, dava şartı yokluğundan davanın usulden reddi gerektiğini, 08/11/2016 tarihinde davacı ...'a maluliyeti nedeniyle 48.229,020 TL ödeme yapıldığını ve davacının 14/10/2016 tarihinde müvekkili şirketi ibra ettiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Davalı ... cevap dilekçesinde özetle; kazada bir kusurunun olmadığını belirterek davanın reddini istemiştir. Davalı ... cevap dilekçesinde özetle; davacının taleplerinin fahiş olduğunu, kusuru kabul etmediklerini belirterek davanın reddini istemiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda;''....'ın %100 oranında kusurlu olduğu, İstanbul ATK 3. İhtisas Kurulu'ndan alınan 29/01/2018 tarih - 2100 sayılı rapor ile; davacı ...''un meslekte kazanma gücünü kaybetme oranının %41,2, iyileşme süresinin kaza tarihinden itibaren 6 ay olduğunun tespit edildiğini, aktüer bilirkişiden alınan 21/05/2019 tarihli bilirkişi raporu ile; davacının daimi iş göremezlikten kaynaklanan bakiye maddi zararının 62.995,29 TL olduğunun belirlendiğini, aktüer bilirkişi raporunun denetime açık ve hüküm kurmaya elverişli olması nedeniyle geçici ve kalıcı iş göremezlik tazminatı toplamı olarak 68.995,29 TL'nin davalı işleten ve sürücüden, bu miktar alacağın daimi iş göremezliğe denk gelen 62.995,79 TL'sine ise davalı sigorta şirketinin ilk kısmi ödemeyi yaptığı 18/11/2016 tarihinden itibaren tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla davalı sigorta şirketinden tahsili ile davacıya verilmesine karar vermek gerektiği; tarafların sosyal ve ekonomik durumları, kusur durumu ve maluliyet oranı nazara alınarak davacının manevi tazminat talebinin ise kısmen kabulü gerektiği " gerekçesiyle, Maddi tazminat davasının KABULÜ İLE;68.995,29 TL'nin kaza tarihi olan 02/07/2015 tarihinden itibaren itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı işleten ve sürücüden, bu miktar alacağın daimi iş göremezliğe denk gelen 62.995,79 TL'sine ise 18/11/2016 tarihinden itibaren tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla davalı sigorta şirketinden yasal faizi ile birlikte müteselsil sorumluluk esasına göre tahsili ile davacıya VERİLMESİNE, Manevi tazminat davasının KISMEN KABULÜ İLE; Sürücünün %100 kusurlu olması ve maluliyet oranının yüksek olması nedeniyle 50.000,00 TL manevi tazminatın 02/07/2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı işleten ve sürücüden tahsili ile davacıya VERİLMESİNE, karar verilmiştir.
Karara karşı davalı sigorta şirketi vekili tarafından istinaf yasa yoluna başvurulmuştur. Ancak; öncesinde dosya Dairemizin 13/10/2023 tarih, 2020/665 Esas, 2023/1618 Karar sayılı ilamı ile, Sigorta Tahkim Komisyonu'nun 2017/677 Esas başvurulu dosyanın fiziken ) kağıt ortamında) onaylı ve eksiksiz örneğinin celbi ile dosyaya eklenmesi, bir karar verilmiş ise karar örneğinin temini ve kararın usulüne uygun kesinleşip kesinlemediğinin tespiti, anılan eksiklikler tamamlandıktan ve dizi pusulasına bağlandıktan sonra yeniden istinaf incelemesi yapılmak üzere Dairemize gönderilmesi için, dosyanın mahkemesine geri çevrildiği, yerel mahkemece ilgili tahkim dosyasının bulunduğu yerden celbedilerek dosyaya eklendiği ve kül halinde dosyanın istinaf incelemesi yapılmak üzere Dairemize gönderildiği görülmüştür.
İstinaf nedenleri: davalı sigorta şirketi vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı tarafça iş bu dava açılmadan önce Sigorta Tahkim komisyonuna başvurulduğunu, başvurunun karara bağlandığını, davacının maluliyetine ilişkin sigorta tarafından yapılan ödeme ile zararının karşılandığı, davacının bakiye zararının kalmadığı kabul edilerek davacının başvurusunun reddedildiğini, bunun kesin hüküm teşkil ettiğini belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir. Yerel mahkemece 29/01/2020 tarihli ek karar ile ''...Davalı tarafa HMK 344 maddesi gereğince tebliğden itibaren 1 haftalık kesin süre içerisinde eksik harcın yatırılması hususunda meşruhatlı davetiye çıkarıldığı, tebligatın davalı vekiline 01.01.2020 tarihinde tebliğ edildiği, verilen kesin süreye rağmen davalı tarafça eksik avans ve harçların yatırılmadığı görülmüş olmakla, davalının istinaf başvurusunun yapılmamış sayılmasına karar vermek gerektiği '' gerekçesiyle, Davalının verilen kesin süre içinde eksik istinaf harcını yatırmadığı anlaşılmakla, İSTİNAF İSTEMİNDEN VAZGEÇMİŞ SAYILMASINA, , karar verilmiş; ek karara karşı davalı sigorta şirketi vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İstinaf nedenleri: Davalı sigorta şirketi vekili ek karara karşı istinaf dilekçesinde özetle; taraflarına muhtıra çıkarılmadığını, hakim imzası taşımayan ihtarlı tebligatın muhtıra yerine geçemeyeceğini, ek kararın hatalı olduğunu belirterek ek kararın kaldırılmasını istemiştir.Dava, trafik kazasından kaynaklanan cismani zarar nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Temyiz harç ve giderlerinin eksik ödendiğinin anlaşılması halinde muhtıra gönderilerek kararı veren Hâkim veya Mahkeme Başkanı tarafından bir haftalık kesin süre içinde harç ve giderin tamamlanması, aksi halde temyizden vazgeçmiş sayılacağı hususu temyiz edene yazılı olarak bildirilir. Verilen süre içinde harç ve giderler tamamlanmadığı takdirde, mahkeme kararın temyiz edilmemiş sayılmasına karar verir. Hâkim veya Mahkeme Başkanı tarafından “temyiz harç ve giderlerinin tamamlanması için bir haftalık kesin süre” verilmesi ve ayrıca yazılı olarak “aksi halde temyizden vazgeçmiş sayılacağı hususu”nun bildirilmesi gerekmektedir. Bu nedenle muhtırada Hâkim veya Mahkeme Başkanı’nın sicili ve imzası bulunmalıdır Muhtıra Hâkim veya Mahkeme Başkanı tarafından imzalanmadan verilmişse, dolayısıyla da Hâkim tarafından usulünce düzenlenmiş muhtıra yoksa geçerli bir bildirimin yapıldığından söz etmeye de olanak yoktur.Mahkeme Yazı İşleri Müdürü’nün veya Kalem personelinin temyiz harcı veya giderinin tamamlanması için temyiz edene süre vermesi veya tebligat zarfı üzerine ihtar/uyarı şeklinde yazılan ve Hâkim imzasını taşımayan muhtıra usule aykırıdır, Mahkeme Yazı İşleri Müdürü’nün veya Kalem personelinin vermiş olduğu süre ya da tebligat zarfı üzerine ihtar/uyarı şeklinde yazılan ve Hâkim imzası taşımayan muhtıra üzerine temyiz harcını veya giderini ödememiş olan taraf, temyiz talebinden vazgeçmiş sayılamaz. Yargıtay’ın kararlılık kazanmış uygulamasına göre, muhtırada yapılması gereken işlemin ne olduğu açıkça ve ilgili tarafın yanılmasına neden olmayacak biçimde gösterilmeli; bu açıdan ikmal edilecek harç ya da giderin miktarı ve yatırılma merci ve süresi, bunun yapılmamasının sonuçları net biçimde açıklanmalıdır. Örneğin, “dosyaya yatırılması” şeklindeki ifade tarafın yanılmasına neden olabileceğinden, bu ifadeyi taşıyan muhtıra geçersiz olacaktır. ( Bkz. Yargıtay 4. HD'nin 2022/4651 Esas, 2022/14606 Karar sayılı ilamı) Dosya kapsamından somut olayda, eksik harcın yatırılması için davalı sigorta şirketine çıkarılan ihtarlı tebligatın kararı istinaf eden davalı sigorta şirketi vekiline tebliğ edildiği halde kesin sürede harç eksikliğinin tamamlanmadığı gerekçesiyle davalı sigorta şirketi vekilinin istinaf talebinin reddine karar verilmiş ise de, yerel mahkemece , eksik harcın kesin süre içinde yatırılması için davalı sigorta sigorta şirketi vekiline ihtarlı tebligat çıkarılmış olup, bu hususta muhtıra düzenlenmediği anlaşıldığından, yerel mahkemece davalı sigorta şirketi vekilinin istinaf başvurusunun reddine dair ek karar yerinde değildir. Bu itibarla 29/01/2020 tarihli ek kararın kaldırılmasına ve gerekçeli kararı istinaf eden davalı sigorta şirketi vekilinin istinaf isteminin incelenmesine geçilmiştir. Dosyadaki belgelere, kararın dayandığı delillerle, usul ve yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle; davacıya davadan önce sigorta şirketince %22 maluliyet üzerinden yapılan hesaplama ile 08.11.2016 tarihinde 48.229,82-TL ödeme yapıldığı, davacının iş bu davayı açmadan önce 04.01.2017 tarihinde Sigorta Tahkim Komisyonuna maluliyet tazminatı istemiyle başvurduğu, Sigorta Tahkim Komisyonu'nun 20/04/2017 tarih, 2017/ 677 Başvuru, 2017/ 15930 Karar sayılı kararı ile 'davacının sağlık raporuna göre, trafik kazasında oluşan sağ omuzda hareket kısıtlılığı nedeniyle %22 ve hipertansiyon nedeniyle %10 toplamda ise %30 oranında engeli bulunduğu, tarafların sağlık kurulu raporunda tespit edilen %22 maluliyet oranında mutabık kaldıkları, bu nedenle başkaca maluliyet raporu alınmadığı, alınan aktüer bilirkişi raporuna göre %22 maluliyet oranı ve %100 karşı taraf kusuruna göre yapılan hesaplamaya göre sigorta şirketi tarafından yapılan ödeme ile davacının zararının karşılandığı, davalının başkaca yükümlülüğü kalmadığı '' gerekçesiyle davacının maluliyet tazminatı talebinin reddine, 10 gün içinde itiraz yolu açık olmak üzere karar verildiği, kararın taraflara tebliğ edildiğine dair bir bilgi- belge bulunmadığı gibi, karara karşı itiraz yoluna başvurulmadığı ve bu nedenlerle kararın şekli anlamda kesinleşmediği görülmüş olup, eldeki dava kapsamında tahkim davasının görülmekte olan (derdest) dava yada kesin hüküm oluşturmasına ilişkin koşulların tahkim süreci devam ederken davanın açılmış olması da gözetildiğinde gerçekleşmemiş bulunmasına; davacının eldeki davayı maluliyetinin sağlık raporunda tespit edilenden daha fazla olduğu iddiasıyla belirsiz alacak davası şeklinde açtığı, ATK 3. İhtisas Dairesi'nin 29.01.2018 tarihli raporuna göre davacının maluliyet oranının %41,2 olarak belirlendiği, %41,2 maluliyet oranı esas alınarak yapılan aktüer hesabına göre ödeme tarihinde davacının maluliyet zararının karşılanmadığının tespit edildiği ve rapor tarihine göre davacının bakiye zararının hesaplandığı anlaşılmakla, yerel mahkemece davacının tespit edilen bakiye tazminat alacağına hükmedilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre; davalı sigorta şirketi vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddi gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır.