3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
T.C. ANKARA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2022/353 Esas - 2024/167
TÜRK MİLLETİ ADINA
T.C.
ANKARA
3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
KATİP ....
Av. ...
Mahkememizde görülen davanın açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı ... şirketinin ... marka kaynak makinelerinin tek ithalatçısı olduğunu, müvekkilinin başvurusu üzerine .... set kaynak cihazının müvekkiline uygun olduğu belirlenerek satın almak üzere diğer davalıya yönlendirildiğini, 26/06/2020 tarihli 2.124,00 Euro ve 188,20 Euro bedelli, 20/08/2020 tarihli 2.124,00 Euro ve 188,80 Euro bedelli faturalar ile cihaz setini satın aldığını, aracın garanti süresi içinde arızalanması üzerine davalı ... şirketinin müdahalelerde bulunduğunu ancak ayıpların giderilemediğini, 18/02/2021 tarihinde davalı ... şirketi servis elemanının gelerek tutanak tuttuğunu, ancak sonrasında bir dönüş yapılmadığını, 15/03/2021 tarihinde davalı ... şirketine ayıplı ürünlerden birinin ve taşıma arabasının irsaliye ile teslim edildiğini, sonrasında davalı yana ihtarname gönderildiğini, davalı ithalatçının kullanıcı hatası olduğunu savunduğunu, müvekkilince .... d.iş dosyasında aldırılan raporda cihazlarda gizli ayıp bulunduğunun belirlendiğini iddia ederek müvekkilince iade edilen cihaz ve taşıma arabasının bedeli olarak 2.312,80 Euro'nun ve gizli ayıplı ürün nedeni ile bedel iadesi olarak şimdilik 600,00 Euro'nun temerrüt tarihinden işleyecek Kamu Bankalarınca Euro cinsinden bir yıllık mevduata uygulanan en yüksek faiz oranı ile birilkte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davacı vekili 25/02/2024 tarihli ıslah dilekçesi ile, iade edilen 1 adet kaynak cihazı ve taşıma arabası için KDV dahil 2.312,80 Euro'nun, gizli ayıplar sebebi ile bedel iadesi olarak fazlaya dair haklarımız saklı olmak kaydı ile 4 ürün için toplam 4.248-Euro'nun 20/07/2021 temerrüt tarihinden itibaren kamu bankalarının euro cinsinden bir yıllık mevduata uyguladığı en yüksek faiz oranı ile birlikte, fiili ödeme günündeki kur üzerinden davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... şirket vekili cevap dilekçesinde özetle; dava dilekçesinin usulüne uygun olmadığını, yetki itirazında bulunduklarını, davacının ayıp bildirimini süresinde yapmadığını, davanın zamanaşımına uğradığını, davanın belirsiz alacak davası olarak açılamayacağını, döviz üzerinden faiz talep edilemeyeceğini, arabuluculuk dava şartının yerine getirilmediğini, davacının ürünlerin teknik kapasitesine hakim olduğunu, müvekkilinin montajdan sonra makineleri çalışır şekilde davacıya teslim ettiğini, ürünlerin kullanıcı hatası nedeni ile arızalandığını, diğer davalıya bir kısım cihazın teslim edilmesi konusunda tarafların mutabakata varmadığını, onarım için gönderilen cihazların iade edilmesine rağmen davacı tarafça teslim alınmadığını, iade faturası da düzenlenmediğini savunarak davanın reddini talep etmiştir.
Davalı ... şirket vekili cevap dilekçesinde özetle; makinelerin tam ve eksiksiz olarak teslim edildiğini, müvekkilinin yaptığı teknik incelemede cihazların makinenin gücünden daha ağır şartlarda çalıştırılmasından kaynaklandığını, ücretsiz onarım hizmeti verildiğini, müvekkiline bir kısım cihazın teslim edilmesi konusunda tarafların mutabakata varmadığını, onarım için gönderilen cihazların iade edilmesine rağmen davacı tarafça teslim alınmadığını, iade faturası da düzenlenmediğini, müvekkilince düzenlenen fatura içeriğine de süresinde itiraz edilmediğini, davacının hala cihazları kullanıp kendilerinden yedek parça aldığını, süresinde ayıp ihbarında bulunulmadığını, savunarak davanın reddini talep etmiştir.
DELİLLER
Tarafların bildirdiği deliller toplanmış, .... d.iş dosyası, faturalar, servis kayıtları, ihtarnameler, banka cevabi yazıları dosya arasına alınmıştır.
Mahkememizde dinlenen davacı tanığı ..., "Ben davacı şirkette kaynakçı olarak çalışmaktayım, davalı ... şirketinin çalışanları fabrikaya gelerek kaynak makinesinin tanıtımını yaptılar, fabrikayı da gördükleri için işimiz için uygun olduğunu söyledikleri kaynak makinasını almak üzere bizi diğer davalıya yönlendirdiler, 3 ay boyunca makinalar çok güzel çalıştı, kullandıkça arıza vermeye başladı, makineler tel sürmelerinde ark yapmaya başladılar, torç kısmında özellikle bu arıza oldu, sürekli işimiz aksadı, torç iç yaylarının değiştirerek çözmeyi denediler ancak düzen tutmadı işe yaramadı, makineler sürekli arıza verdiği için kullanmak çok zor oldu, halen kullanıyoruz ancak kullanırken arıza vermeye devam ediyor, örneğin yarım saatlik bir iş yeniden tel sarmamız gerektiği için 45-50 dakikaya çıkıyor, bahsettiğim tamirat çalışması dışında zararı gidermeye gelmediklerini biliyorum, benim bildiğim kadarıyla arıza çıkar çıkmaz davacı şirketin sahibi olayı davalılara bildirmiştir, ben 19 yıldır bu fabrika da çalışıyorum arızanın kullanım hatasından kaynaklanması mümkün değildir, eski makinelerde bu şekilde herhangi bir sıkıntımız olmamıştı, gerektiğinde halen eski makineleri kullanıyoruz, halen çalışıyorlar, 18/02/2021 tarihli tutanaktaki imza bana aittir, arızalar nedeni ile hastane ekipmanının üretiminde de gecikmeler yaşandı, bazen 2-3 saatlik sevkiyat gecikmeleri yaşandı, bizim çabamızla zamanında bitirdiğimiz işlerde oluyordu, ben 3 ay dedim ama tam olarak hatırlayamıyorum, yaklaşık olarak bu tarihlerde arızanın başladığını hatırlıyorum," şeklinde beyanda bulunmuştur.
Davacı tanığı ..., "Davacı şirkette kaynakçı olarak çalışıyorum, 18/02/2021 tarihli tutanaktaki imza bana aittir, 5 adet kaynak makinesi alınmıştır, ilk başta herhangi bir arıza vermedi sonrasında 6 ay içeresinde arızalar başladı, arıza başlayınca hemen servise bildirdik, ancak zarar giderilemedi, ben 15 yıldır burada çalışıyorum 30 yıldır da kaynakçılık yapıyorum, arızaların kullanım hatasından kaynaklanması mümkün değildir, arıza torçların fazla ısınmasından kaynaklanmaktadır, içindeki teller fazla ısınmadan kaynaklı büzüştüğü için yeterli verim alamıyoruz, yetkili servis olarak ... bir kez geldiğini biliyorum, çözmeye çalıştılar ancak kalıcı bir çözüm olmadı, makineleri arızalı olarak kullanmaya devam ediyoruz, bant sistemi ile çalışıyoruz, kaynak aşamasında arıza çıktığı zaman tüm sistem geç kalıyor, bu nedenle hastane ekipmanına ilişkin gecikmeler yaşadık, önce ... şirketi demoyu fabrikaya getirdi, kendileri bu makinenin uygun olduğunu söylediler, bizi de ... kendileri yönlendirdi, tanık ...'dan makineleri ben teslim aldım, torç kollarına ilişkin herhangi bir açıklama yapılmadı, servis için geldiklerinde bu şekilde bir şey söyleyip söylemediğini hatırlamıyorum, getirdikleri 320 amperlik torç da işimizi görmedi, arıza aynı şekilde devam ediyor, makinelerdin bir tanesi ... teslim edilmiştir, bizden birisin götürelim tamir edelim diyerek dönüşümlü makineleri alacaklarını söylediler, arıza giderilmediği için iş bu aşamaya geldi," şeklinde beyanda bulunmuştur.
Davalı tanığı ..., "Ben ... ve asıl makinelerin kurulumunu yaptım, davalı ... şirketinde çalışıyorum, ... tek makine götürdük, biz şirket olarak müşterimizi düşünerek ihtiyacını karşılayabilecek makineyi kendilerine bildiriyoruz, onlarda onaylarlarsa ürünü bu şekilde satıyoruz, burada da bu şekilde olmuştur, ben dava konusu makineleri kurdum, kaynak denemelerini yaptık, çalışır vaziyetteydi, sonrasında arıza olduğunu söylediler ,bende servisle birlikte gittim, ürünü alırlarken 140 amperlik torçların yeterli olacağını söylemişlerdi, biz de bunları teslim etmiştik, servise gittiğimde makinelerin bakımsız olduğunu, 140 amperin üzerine çıkıldığını, gördüm, kendilerini 140 amperin üzerine çıkılması halinde torçlarda kırılma olabileceğini satmadan önce de söylemiştim, servise gittiğimde de söyledim, isterlerse 320 amperlik ürünü değiştirebileceğimizi söyledik, ancak kabul etmediler, hatta denemeleri için 320 amperlik ürünten bir tanesini bıraktık, onu iade etmediler, anlaşmazlık başlayınca bize ihtarname gönderdiler, bizde bayimiz olan ... yönlendirdik, sonraki işlemleri onlar yaptılar, bildiğim kadarıyla makinelerden birisi ..., geri vermek istediklerinde irsaliye belgesini imzalamayı kabul etmedikleri için makine halen ..., ben torç kollarına ilişkin bilgilendirmeyi firmanın sahibi ... yaptım," şeklinde beyanda bulunmuştur.
Mali müşavir, makine mühendisi ve nitelikli hesap bilirkişisinden oluşan heyet 02/06/2023 tarihli raporunda özetle, tarafların defterlerinin usulüne uygun olarak tutulduğu ve sahibi lehine delil teşkil ettiği, taraf defterlerine göre davalının dava tarihi itibari ile 4.486,26 TL alacak kaydı bulunduğu, davaya konu kaynak makineleri, tespit edilen hususlar ve mevzuat açısından değerlendirildiğinde kaynak makinelerinin temini için taraflar arasında herhangi bir sözleşme yapılmadığı, davalı ... tarafından verilen teklif sonucu, davalı ... tarafından fabrika ihtiyacına göre tespit edilen, önerilen ve teklifte belirtilen, uluslararası uygun olarak imal edilen marka, model, tipi belirtilen kaynak, kurulumunun yapılarak, denenerek teslim edildiği, teklifte belirtilen teknik özellikleri, marka model ve tiplerinde bir değişiklik veya eksiklik olmaması nedeniyle kaynak makinelerde ayıplı/ gizli ayıplı olmadığı, her iki taraf da tacir olup hangi makinenin gerekli olup olmadığı hususunun davacı şirket tarafından gerekli teknik araştırmaların yapılması yükümlülüğü olduğu, kaynak makinelerinin üretici firma kullanım kılavuzunda belirtilen uygun alanlarda ve talimatlar doğrultusunda kullanılmaması sonucu belirtilen arızaların meydana geldiği, taraf tanıklarının beyanları uyarınca davalı ... firmasının teknik elemanının davacının fabrikasına giderek yapılan işi gördüğü, 1 adet kaynak makinesini fabrikaya getirerek deneme ve tanıtım yaptığı ve davaya konu kaynak makinelerinin tipini ve teknik özelliklerini belirterek davacıya önerdiği ve önerilen kaynak makineleri, güç ünitesi, taşıma arabaları ile diğer elemanlar için teklif verilmesi nedeniyle yanlış yönlendirmenin olabileceği, nitekim, ihtilafa konu dava konusu olaydaki ilişkinin satım sözleşmesi olduğu, bu sebeple de ... mahiyetinde olmadığından yüklenicinin edim ve yükümlülükleri kapsamındaki sorumlulukların söz konusu olamayacağından ve her iki tarafın da tacir olması sebebiyle; yanlış yönlendirme hususunda takdirin Mahkemeye ait bulunduğu, 15/03/2021 günü davacıya ait ... seri no'lu kaynak makinesinin kullanım hatası sebebiyle arıza verdiğini ve davalı ... şirketi servisince işlem garanti kapsamına girmediğinden ücretli şekilde servis formu düzenlendiğini, davacının ücretli servisi kabul etmediğini, ".... beyle görüşüp garantiye girmeyen işleme müşteri mağdur edilmemesi adına ücretsiz şekilde tamir işlemi yapılıp müşteriye bilgi verilmiştir. Fakat müşteri makine arıza tespit formunu imzalamadığı için makine teslim edilememiştir," kaydı gözetildiğinde makinenin davalı servis uhdesinde olmasının sebebi ücretli servis hizmetinin davacı şirket tarafından kabul edilmemesi olduğu veyahut davacı şirket tarafından ürünün ayıplı olduğu ve ayıbın giderilmediği düşüncesi ile teslim alınmamış olduğu değerlendirildiği, davacı uhdesindeki malların belirtilen teknik özellikleri, marka model ve tiplerinde bir değişiklik veya eksiklik olmaması nedeniyle kaynak makinelerde ayıplı/gizli ayıplı olmadığı değerlendirildiğinden, indirim yapılmasını gerektirir bir durumun da bulunmadığı bildirilmiştir. Taraf itirazları üzerine bilirkişi heyetinden alınan 20/12/2023 tarihli ek raporda kök rapordaki beyanlarını tekrar etmişlerdir. Kök ve ek rapor oluşa ve dosya kapsamına uygun bulunarak hükme esas alınmış, tespit raporunda ürünün ayıplı olduğuna ilişkin niteleme hukuki görüş mahiyetinde olduğundan raporlar arasında çelişki olmadığı değerlendirilmiştir.
DEĞERLENDİRME
Dava, ticari satıma konu malın ayıplı olması nedeni ile bedel iadesi istemine ilişkindir.
Davalı yanın dava dilekçesindeki yasal unsurlara ilişkin itirazının, tamamlanabilecek eksikliklerin dosya kapsamında mevcut olmaları nedeni ile reddine, yetki itirazının HMK'nun 17. maddesi uyarınca kesin yetki belirlenmediğinden ve HMK'nun 7. maddesi uyarınca reddine, zamanaşımı savunmasının fatura tarihi ve garanti süresi gözetilerek reddine (... ), arabuluculuğa ilişkin itirazın talep sonuçlarının benzer mahiyette olması nedeni ile reddine, belirsiz alacak davasına ilişkin talebin bedel indirim oranının yargılama neticesinde belirlenebilecek olması karşısında yerinde olmadığından reddine karar vermek gerektiği değerlendirilmiştir.
Taraflar arasında ticari satıma konu kaynak makinelerinin davalı ... şirketince ithal edildiği, davacı tarafça davalı temsilcisinin kendilerine ait fabrikayı gezerek model önerisinde bulunduğunu ve diğer davalıdan bu model ürünlerin satın alındığını, ancak cihazların ayıplı olduğunun, bir kısım cihazın davalı yana iade edildiğini iddia ettiği, davalının ise cihazların kullanılması gereken alanda ve talimatlar doğrultusunda çalıştırılmaması nedeni ile kullanıcı hatasından kaynaklı olarak arızanın meydana geldiğine dair savunmada bulunduğu anlaşılmıştır. Arızaların kullanıma bağlı ve süregelen nitelikte olması, davacının servis başvurusu yaptığı da gözetildiğinde ayıp ihbarının süresinde yapılmadığına ilişkin savunmanın yerinde olmadığı değerlendirilmiştir.
Borçlar kanununda tanımını bulan ayıba karşı tekeffül, satılan şeyin satıcının zikrettiği vasıfları taşımamasından veya bu şeyin değerini sözleşme gereğince ondan beklenen yararları azaltan veya kaldıran eksiklikler bulunmasından satıcının sorumlu olmasıdır (...). Diğer bir anlatımla ayıp, satılanın normal niteliklerinden ayrılmasıdır. ... Hukuk Genel Kurulunun 27/03/2015 ve .... sayılı ilamında belirtildiği üzere; 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 219. maddesine göre; bir maldaki ayıp; satıcının zikr ve vaat ettiği vasıflarda veya niteliği gereği malda bulunması gereken lüzumlu vasıflarda eksiklik olmak üzere iki türde ortaya çıkabilecektir. Bunlardan ikinci tür olan yani lüzumlu vasıflarda eksiklik şeklinde ortaya çıkan ayıptan bunun varlığını bilmese dahi satıcı sorumludur. Ayıp, maddi, hukuki ya da ekonomik eksiklik şeklinde ortaya çıkabilir. Bunlardan yola çıkılarak; satıcı ve dolayısıyla teselsül ilişkisi nedeniyle ithalatçıyı maldaki ayıptan sorumlu tutmanın maddi koşulları; ortada ayıp sayılan bir eksikliğin olması, ardından maldaki eksikliğin önemli olması ve ayıbın malın yarar ve zararının alıcıya geçtiği anda varolması, tüketicinin ayıbın varlığını bilmeden malı satın almış olması olarak sayılabilir. Bu hali ile ithalatçının da satıcı ile birlikte ayıptan sorumlu olduğu değerlendirilmelidir.
Öncelikle ayıp nedeni ile bedel indirimi istemine ilişkin yapılan değerlendirmede; somut olayda hükme esas alınan bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere, dava konusu ürünlerin kişiye özel üretilmediği, standart üretim olduğu, teklif metninde yazılı vasıfları taşıdığı, haliyle ayıplı olmadığı, arızaların ise kullanıcı hatasından kaynaklandığı belirlenmiştir. Bu durumda davalı satıcı ... şirketi aleyhine bedel indirimi talebi ile açılan davanın reddi gerektiği değerlendirilmiştir.
Davacı yan, davalı ... şirketinin yanlış yönlendirmesi nedeni ile yanlış ürün seçildiğini ve bu nedenle sürekli arızalandığını iddia etmiştir. Bu hale göre davalı ithalatçının teklif metni sunduğu da gözetilerek, tavsiyesi nedeni ile davacıya yanlış ürün seçimi yaptırıp yaptırmadığı ve bu durumdan sorumluluğu bulunup bulunmadığı belirlenmelidir. Tarafların tacir oldukları ve basiretli davranma yükümlülükleri bulunduğu sabittir. Basiretli davranma yükümlülüğü, sözleşmenin imzalanması anında kararlaştırılanın ne anlama geldiğini de bilmeyi gerektirecek, davalının öneride bulunması ve teklif vermesinin davacının seçim hakkını ortadan kaldırmayacaktır. Davacının da gerekli araştırmayı yaparak işyerine uygun ürünü seçmekte aynı ticaret alanında faaliyet gösteren tedbirli ve öngörülü bir tacirden beklenen özeni göstermek zorundadır. Bu nedenle davalı ithalatçının tavsiye ettiği ürünün davacının fabrikasındaki şartlara uygun olmaması nedeni ile cihazların arızalanması nedeni ile davalı ... şirketi aleyhine açılan davanın reddine karar verilmesi gerektiği değerlendirilmiştir.
Davalı ... şirketinde bulunan malın bedelinin tahsiline ilişkin davanın değerlendirilmesinde ise, davalıya iade edilen malın onarım amacıyla teslim edildiği, garanti kapsamına girmediğinden ücretli servis hizmeti verilmesi gerektiğinin belirtildiği, davacı yanın bu durumu kabul etmemesi üzerine ücretsiz onarım yapılmasının satıcı tarafından kabul edildiği, ancak davacı arıza tespit formunu imzalamadığından cihazın davacıya teslim edilmediği, malın iadesi konusunda taraflar arasında bir mutabakat bulunmadığı gibi davacı tarafça düzenlenen iade faturası da bulunmadığı, düzenlenen irsaliyede malın iade edildiğine ilişkin bir kaydın da bulunmadığı gözetildiğinde davacının bedel iadesine ilişkin davasının da reddine karar verilmesi gerektiği değerlendirilmiştir.
Açıklanan gerekçelerle davalı uhdesindeki malın bedeli ile ayıp nedeni ile bedel iadesi taleplerine ilişkin açılan davanın sübut bulmadığından reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
DAVANIN REDDİNE,
Alınması gereken 427,60 TL harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına, fazla alınan 2.511,58 TL'nin karar kesinleştiğinde davacı yana iadesine,
1.560,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak Hazine'ye irat kaydına, Karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT uyarınca reddedilen miktar üzerinden hesaplanan ve takdir olunan 17.900,00 TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, Kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine, Dair; davacı vekilinin yüzüne karşı, davalıların yokluğunda, gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde .... Bölge Adliye Mahkemesi'ne başvurmak suretiyle istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.05/03/2024 Katip ... Hakim .... ¸¸ ¸¸