26. Hukuk Dairesi
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2022/751 - 2024/498
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
26. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 21/09/2021
NUMARASI : 2020/625 Esas 2021/645 Karar
GEREKÇELİ KARAR
YAZILMA TARİHİ : 22/04/2024
İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI
Davacı vekili, 03.09.2020 tarihinde davalı sigorta şirketine zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı ... plakalı aracın davacıya ait ... plakalı araca çarpması sonucunda araçta hasar meydana geldiğini, kazanın meydana gelmesinde sigortalı araç sürücüsünün kural ihlali bulunduğunu, davacıya ait araç sürücüsünün kural ihlali bulunmadığını, davalı tarafından araç hasar bedeli olarak 17.000,00 TL ödeneceğinin belirtildiğini ve anlaşma sağlanamadığını, davacıya ait aracın özel üretim olup teklif edilen hasar bedelinin çok düşük olduğunu, 6. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2020/213 D.İş sayılı dosyasında tespit yapıldığını, aracın özel üretim olması nedeniyle değerinin 130.000,00 TL olduğunu, davalı aleyhine Ankara 23. İcra Müdürlüğünün 2020/9931 icra takibi başlatıldığını, davalının takibe haksız olarak itiraz ettiğini ve takibin durduğunu ileri sürerek davalının itirazının iptali ile asıl alacağın % 20’sinden aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, davada İstanbul Asliye Ticaret Mahkemesinin yetkili olduğunu ve yetki itirazında bulunduklarını, davalı sigorta şirketinin sorumluluğunun poliçe limiti ile sınırlı olduğunu, kusur ve zararın kanıtlanması gerektiğini, davacının talebinin likit olmayıp icra inkar tazminatı talep edilemeyeceğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece, davanın trafik kazasından kaynaklanan araç hasar bedelinin tahsili için yapılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkin olduğu, Adli Tıp Kurumu Ankara Trafik İhtisas Dairesinden alınan 24.05.2021 tarihli raporda kusur yönünden kazanın meydana gelmesinde sigortalı araç sürücüsü ...'in % 100 oranında kusurlu olduğu, davacıya ait aracın sürücüsü ...'nun kusursuz olduğunun belirtildiği, aynı rapor ve 01.07.2021 tarihli ek raporda davacıya ait araçta meydana gelen zararın 65.000,00 TL olduğunun belirtildiği, kaza tarihi itibariyle poliçe limitinin 41.000,00 TL olduğu davacının talebinde haklı olduğu ve taleple bağlı kalınarak davanın kısmen kabulü ile Ankara 23. İcra Müdürlüğünün 2020/9931 Esas sayılı dosyasına davalının itirazının 41.000,00 TL asıl alacak bakımından iptali ile takibin 41.000,00 TL asıl alacağa takip tarihinden itibaren yasal faiz işletilerek devamına, takipteki 651,00 TL işlemiş faiz bakımından davacı vekili talebini atiye terk ettiğinden bu konuda hüküm tesisine yer olmadığını, olayın haksız fiil olup zarar miktarının tespiti yargılamayı gerektirdiğinden alacağın likit olmadığı gerekçesiyle davacının icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiş, hükme karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuş, 24.02.2022 tarihli ek kararla davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 344. maddesi uyarınca reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf dilekçesinde, mahkemece itirazın iptaline ilişkin verilen karar doğru ise de icra inkar tazminatı talebinin reddine yönelik kararın kaldırılması gerektiğini, davalı sigorta şirketi olup tazminat hesabını yapabildiğini, davalı yönünden alacağın hesaplanabilir olduğunu, dava açılmadan önce Ankara 6. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2020/213 D.İş sayılı dosyasında yapılan tespitte alınan bilirkişi raporunun davalıya tebliğ edildiğini ve raporun itiraza uğramaması üzerine takibe geçildiğini, davacının zararı daha fazla olduğu halde davalının sorumlu olduğu zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesinin üst limiti nazara alınarak icra takibinin başlatıldığını, icra inkar tazminatı talebinin hukuka aykırı olduğunu belirterek istinaf başvurusunda bulunmuştur.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE
6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak dosya içindeki bilgi ve belgeler, Mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonucunda;
Davacı vekili, 03.09.2020 tarihinde davalı sigorta şirketine zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı ... plakalı aracın davacıya ait ... plakalı araca çarpması sonucunda araçta hasar meydana geldiğini, davalı hakkında Ankara 23. İcra Dairesinin 2020/9931 Esas sayılı dosyası ile takip başlatıldığını belirterek itirazın iptaline karar verilmesini istemiş, mahkemece Adli Tıp Kurumu Ankara Trafik İhtisas Dairesinden alınan 24.05.2021 tarihli rapor ve 01.07.2021 tarihli ek rapor uyarınca kazanın meydana gelmesinde sigortalı araç sürücüsünün % 100 oranında kusurlu olduğu, davacıya ait araç sürücüsünün kusursuz olduğunun belirtildiği, ayrıca davacıya ait araçta meydana gelen hasarın 65.000,00 TL olarak belirlendiği, poliçe limiti gözetilmek ve taleple bağlı kalınarak davanın kısmen kabulü ile Ankara 23. İcra Müdürlüğünün 2020/9931 Esas sayılı dosyasına davalının itirazının 41.000,00 TL asıl alacak bakımından iptali ile takibin 41.000,00 TL asıl alacağa takip tarihinden itibaren yasal faiz işletilerek devamına, takipteki 651,00 TL işlemiş faiz bakımından davacı vekili talebini atiye terk ettiğinden bu konuda hüküm tesisine yer olmadığını, icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiş, davalı vekilinin istinaf başvurusunun 24.02.2022 tarihli ek kararla reddine karar verilmiş, hükme karşı davacı vekili tarafından icra inkar tazminatının reddine ilişkin hüküm yönünden istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
Davacı vekilinin icra inkar tazminatı talebinin reddine ilişkin istinaf nedeninin incelenmesinde, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 67. maddesinin 2. fıkrası uyarınca, itirazın iptali davasında borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötüniyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, ret veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir. Bunun için alacağın likit ve belli olması gerekir. Daha geniş bir açıklama ile borçlu tarafından alacağın gerçek miktarı belli, sabit ve belirlenmek için bütün unsurların bilinmesi mümkün nitelikte ise alacak likit kabul edilebilir. Haksızlık kavramı alacağın belirlenebilir (likit) olma şartını da kapsar (Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, 19.09.2022 tarihli, 2021/24409 Esas, 2022/10508 Karar sayılı kararı).
Somut olay yukarıda açıklanan Kanun hükümleri ve ilkeler doğrultusunda değerlendirildiğinde, 09.03.2020 tarihinde, davalı sigorta şirketine zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı aracın davacıya ait araç ile çarpışması neticesinde meydana gelen kazada davacıya ait aracın hasar gördüğü, davacı tarafından davalının yokluğunda Ankara 6. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2020/213 D.İş dosyasında yaptırılan tespite dayalı olarak Ankara 23. İcra Müdürlüğünün 2020/9931 Esas sayılı dosyasında 41.000,00 TL asıl alacak ve işlemiş faiz için takip yaptığı, davalının itirazı üzerine takibin durduğu ve itirazın iptali istemiyle eldeki davanın açıldığı, davanın konusunu oluşturan davacıya ait araçta meydana gelen gerçek zararın tespitinin yargılamayı gerektirdiği, nitekim mahkemece Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinden alınan rapor ve ek rapor ile taraflarca gösterilen deliller değerlendirilmek suretiyle karar verildiği, bu durumda trafik kazasından kaynaklanan araç hasarı bedelinin tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptali istemli davada tüm dosya kapsamına göre alacağın likit ve belirlenebilir olmadığı, icra inkar tazminatı koşulları bulunmadığı gözetilerek bu talebin reddine karar verilmiş olmasında hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmıştır. 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca ileri sürülen istinaf nedenleri ile sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda davacı vekilinin açıklanan nedenlerle yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun aynı Kanun'un 353/1-b-1. maddesi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiştir.
1.Davacı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunun 353/1.b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2.Harçlar Kanunu gereğince davacıdan alınması gereken 427,60 TL istinaf karar ve ilam harcından peşin alınan 80,70 TL'nin mahsubu ile kalan 346,90 TL harcın davacıdan tahsili ile Hazineye gelir olarak kaydedilmesine,
3.Davacı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
4.Taraflarca yatırılan delil ve gider avansından kullanılmayan kısmın HMK'nın 333.maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,
5.Karar tebliği, harç mahsup, iade ve tahsil işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 04.04.2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Başkan
Üye
Üye
Katip
* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.