Esas No
E. 2022/1561
Karar No
K. 2024/610
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE
Hukuk Alanı
Ceza Hukuku

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

16. HUKUK DAİRESİ

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

DOSYA NO: 2022/1561 Esas

KARAR NO: 2024/610

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: TEKİRDAĞ ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 02/06/2022

NUMARASI: 2021/687 Esas - 2022/576 Karar

DAVANIN KONUSU: Alacak (Ödünç Verme Sözleşmesinden Kaynaklanan)

KARAR TARİHİ: 03/04/2024

İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

DAVA:

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili firma ile davalı firma yetkilileri, Tekirdağ ili, Süleymanpaşa İlçesi, ... Köyü, ... Mevkii, ... ada, ... parselde bulunan gayrimenkulün üzerine okul binası yapılması ve bu binanın kiralanması işi dolayısıyla tanışmakta olduklarını, davalı firmanın okul binasını yapacak ve müvekkiline kiraya verecek olan firma olduğunu, kiralayan müvekkil tarafından tüm edimlerin yerine getirildiğini, ancak davalının okul inşaatını tamamlamakta güçlük çektiğini, halen tamamlanıp teslim edilemediğini, bu aşamalarda davalı firma yetkililerinin inşaatı bitirebilmek için davacıdan borç para istediğini, müvekkilin de okulun bir an önce bitirilebilmesi için 13/12/2018 tarihinde 600.000,00 TL; 30/01/2019 tarihinde 400.000,00 TL; 06/02/2019 tarihinde 240.000,00 TL; 13/02/2019 tarihinde 50.000,00 TL; 13/02/2019 tarihinde 200.000,00 TL; 14/02/2019 tarihinde 100.000,00 TL; 02/04/2019 tarihinde 50.000,00 TL; 26/04/2019 tarihinde 250.000,00 TL'yi davalı hesabına gönderdiğini, 18/03/2019 tarihinde 172.500,00 TL davalı adına ... İnş. firmasına; 02/04/2019 tarihinde 85.181,25 TL davalı firma adına ... (...) firmasına; 02/04/2019 tarihinde 92.000,00 TL davalı firma adına ... İnş. firmasına; 05/04/2019 tarihinde 79.000,00 TL borçlu firma adına ... İnş. adlı firmaya; 09/04/2019 tarihinde 65.000,00 TL davalı firma adına ... (...) firmasına; 11/04/2019 tarihinde 94.432,48 TL yine davacı firma adına ... İnş. firmasına ödendiğini, davalı firma yetkilisi şifaen verdiği sözlerle oyalayarak ödeme yapmaktan imtina ettiğini, daha sonra davacı adına davaya konu icra takibinin başlatıldığını, işbu takibe borçlu tarafından itirazda bulunulduğunu, borçlu itirazında tamamen kötüniyetli ve haksız olduğunu, borçlunun itirazının iptali ile takibin devamına, davalı itirazında haksız ve köyüniyetli olduğundan dolayı % 20 den az olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafça her ne kadar müvekkili aleyhine bir alacak davası ikame etmiş ise de taraflar arasındaki temel ilişki davacı ile davalı arasında inşa edilecek olan 10.000 m2 okul binası ve kiralanmasına ilişkin olarak 16.05.2017 tarihili kira sözleşmesinden kaynaklandığını, dolayısı ile ortada esasen bir alacak borç ilişkisi olmayıp bir kira ilişkisinden kaynaklanan bir uyuşmazlık söz konusu olduğunu, temel ilişkinin kira sözleşmesinden kaynaklı olması nedeniyle Sulh Hukuk Mahkemelerinin görevli olduğunu, taraflar arasında işbu dava dışında ayrıca Tekirdağ 1.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2020/105 Esas, Tekirdağ 3.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2020/88 Esas sayılı itirazın iptali talepli davalar açıldığını, bu davaların aynı kira sözleşmesinden kaynaklı olması nedeniyle HMK.166. madde ve devamı uyarınca davaların birleştirilmesine karar verilmesini talep ettiklerini, davacının davalıdan herhangi bir alacağı da bulunmadığını, taraflar arasında bir ödünç para ilişkisi bulunmadığını, haksız açılmış olan davanın reddine, dava değerinin %20'sinden az olmayacak şekilde kötü niyet tazminatının davacıdan alınarak davalıya verilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: Tekirdağ Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 02/06/2022 tarih ve 2021/687 Esas - 2022/576 Karar sayılı kararıyla; "... taraflar arasında Tekirdağ İli, Süleymanpaşa İlçesi, ... Mahallesi ... ada ... parselde bulunan taşınmaza okul binası yapılması ve binanın kiralanması üzerine sözleşme yapıldığı sabittir.

Davacı vekili dava dilekçesi ve aşamalardaki beyanlarında davalıya bu sözleşme kapsamında inşaatın tamamlaması amacıyla borç para verildiğini ve borç paranın davalı tarafından ödenmediğinden bu paranın ödenmesi amacıyla icra takibi yapıldığını, davalının takibe itiraz etmesinden dolayı itirazın iptali davası açmıştır.

Davalı taraf ise taraflar arasında ödünç sözleşmesi ilişkisinin bulunmadığını, davacı tarafından gönderilen paraların Tekirdağ 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2020 /105 Esas sayılı ve Tekirdağ 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2020/ 88 Esas sayılı sayılı dosyalarındaki davalara konu bedeller ve zararlara karşılık yapılan ödemeler olduğunu davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davacı, davalı ile ödünç sözleşmesi ilişkisi olduğunu iddia etmektedir. Dosyaya sunulan ödeme makbuzlarının incelenmesinde; 13.12.2018 tarihinde ... A.Ş. tarafından davalı ... Tic.Ltd.Şti.'ye borç olarak aktarılan açıklaması ile 600.000,00 TL'nin ... Bankası aracılığı ile EFT yolu ile gönderildiği, 30.01.2019 tarihinde ... Hizmetleri A.Ş. tarafından davalı ... San.Tic.Ltd.Şti.'ye borç olarak aktarılan açıklaması ile 400.000,00 TL'nin ... Bankası aracılığı ile EFT yolu ile gönderildiği, 06.02.2019 tarihinde ... A.Ş. tarafından davalı ... San.Tic.Ltd.Şti.'ye borç olarak aktarılan açıklaması ile 240.000,00 TL'nin ... Bankası aracılığı ile EFT yolu ile gönderildiği, 13.02.2019 tarihinde ... Hizmetleri A.Ş. tarafından davalı ... San.Tic.Ltd.Şti.'ye borç olarak aktarılan açıklaması ile 200.000,00 TL'nin ... Bankası aracılığı ile EFT yolu ile gönderildiği, 13.02.2019 tarihinde ... A.Ş. tarafından davalı ... San.Tic.Ltd.Şti.'ye borç olarak aktarılan açıklaması ile 50.000,00 TL'nin ... Bankası aracılığı ile EFT yolu ile gönderildiği, 14.02.2019 tarihinde ... A.Ş. tarafından davalı ... Tic.Ltd.Şti.'ye borç olarak aktarılan açıklaması ile 100.000,00 TL'nin ... Bankası aracılığı ile EFT yolu ile gönderildiği, 02.04.2019 tarihinde ... Hizmetleri A.Ş. tarafından davalı ... Han.Tic.Ltd.Şti.'ye borç olarak aktarılan işçi maaşları açıklaması ile 50.000,00 TL'nin ... Bankası aracılığı ile EFT yolu ile gönderildiği, 26.04.2019 tarihinde ... A.Ş. tarafından davalı ... San.Tic.Ltd.Şti.'ye borç olarak aktarılan açıklaması ile 250.000,00 TL'nin ... Bankası aracılığı ile EFT yolu ile gönderildiğinin belirtildiği anlaşılmıştır.

Davalı taraf bu kapsamda ödünç sözleşmesini kabul etmemiş, söz konusu alınan paranın Tekirdağ 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2020 /105 Esas sayılı ve Tekirdağ 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2020/ 88 Esas sayılı dosyalarındaki davalara konu bedeller olduğunu iddia etmiş ise de bu dosya kapsamı itibariyle iddiasını ispatlayamamıştır.

Bu kapsamda davacı tarafından davalıya 13.12.2018 tarihinde 600.000,00 TL, 30.01.2019 tarihinde 400.000,00 TL, 06.02.2019 tarihinde 240.000,00 TL', 13.02.2019 tarihinde 200.000,00 TL, 13.02.2019 tarihinde 50.000,00 TL, 14.02.2019 tarihinde 100.000,00 TL, 02.04.2019 tarihinde 50.000,00 TL, 26.04.2019 tarihinde 250.000,00 TL bedellerin ödünç sözleşmesi kapsamında verildiği dosya kapsamı itibari ile sabit olduğu ve bu bedellerin davalı tarafından ödendiği dosya kapsamı itibariyle ispat edilemediğinden davacının davalıdan ödünç sözleşmesi kapsamında davaya konu ödeme makbuzlarında davacı tarafın davalı tarafa 8 adet borç olarak aktarılan açıklamalı banka aracığı ile toplam 1.890.000,00 TL bedelli ödeme yaptığı, davalının davacıya 1.890.000,00 TL borçlu olduğu sabit olduğu ve bu borcun ödendiği davalı tarafından yazılı delillerle ispatlanamadığı anlaşıldığından, davacının davasının kısmen kabulüne, davalının Tekirdağ ... İcra Dairesi'nin ... İcra sayılı dosyasında yapmış olduğu itirazının kısmen iptali ile icra takibinin 1.890.000,00 TL asıl alacak üzerinden devamına karar verilmiştir. Dosyaya sunulan bilirkişi raporu kapsamında davacı tarafın üçüncü şahıslara yapmış olduğu 588.111,25 TL yönünden değerlendirme yapılması gerekmektedir. 588.111,25 TL davacı tarafından dava dışı üçüncü kişilere malzeme alımları adına yapılan ödemelerdir.

Davacı taraf 588.111,25 TL yönünden davalıya ödünç para verdiğini ispat edemediği, bu kapsamda da icra takibi yönünden 588.111,25 TL açısından davalıya borç olarak verildiğini ispat edemediği, söz konusu ödemelerin bir takım malzeme veya hizmet bedellerinin ödemeleri için üçüncü kişilere yapılan ödemeler olduğu, bu yüzden davacının dava dışı kişilere yapmış olduğu ödemeler kapsamında dosya kapsamı itibariyle davalıdan alacaklı olduğunu ispat edemediği anlaşıldığından, davacının 588.111,25 TL yönünden davasının reddine karar verilmiştir. Davacı, sözleşmeye konu alacağı yönünden davalıyı icra takibi tarihinden önce icra takibine dayanak alacağı net olarak belirten miktar üzerinden temerrüde düşürmediğinden davacının işlemiş faiz yönünden talebinin reddine karar verilmiştir. Davalının icra dosyasına sunmuş olduğu itiraz dilekçesi kapsamında icra dosyasına uygulanan faiz oranına da itiraz etmiştir. İcra takibinde davacı vekili tarafından yıllık % 9,00 faiz oranının uygulandığı, uygulanan faiz oranının 3095 sayılı Kanun kapsamında uygun olduğu anlaşıldığından davalının icra dosyasında uygulanan faiz oranına yapmış olduğu itirazının reddine karar verilmiştir. Davacının alacağı ödünç sözleşmesinden kaynaklandığından ve sözleşme kapsamında belirlenebilir olduğundan davaya konu alacak likit olduğundan davacının icra inkar tazminatı talebinin kabulüne" karar verilmiştir.

İSTİNAF İSTEMİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde; "Ödünç ilişkisinin sadece para olarak değerlendirilmesinin hatalı olduğunu, TBK m.391 uyarınca tüketim ödüncü (karz akdinde) kapsamına sadece para girmediğini, bu akitlerin yazılı olarak yapılması şart olmamakla birlikte her nevi ispat vasıtası ile de ispatlanabileceğini, Mahkeme'nin yanılgıya düştüğü yer aslında şurasıdır; "Müvekkil firma tarafından bu talep kapsamında davalıya 588.111,25 TL nakit para olarak verilmediğini, 588.111,25 TL karşılığı olan malzemenin davalıya verildiğini, davalının da bu malzemeleri inşaatında kullandığını, davalının bu malzemeleri misli olarak geri ödemesi mümkün olmadığından tarafımızca nakit karşılığının talep edildiğini, Ödünç ilişkisinin ispatında yazılı delil aranmadığını, müvekkil tarafından ... ve ... isimli firmalardan malzeme alınarak davalı firmaya verildiğini, tanık beyanları, faturalar ve sevk irsaliyeleri ile durumun ispat edildiğini, Müvekkil tarafından davalıya borç olarak verilen paralar yanında, borç olarak verilen malzemeler de olduğu anlaşıldığını, mahkemenin bu kısmı reddetmesinin kanaatimizce hukuka aykırı olduğunu." beyanla ilk derece mahkemesi kararının kaldırılması istenmiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde; "Mahkemenin görevli olmadığına ilişkin itirazlarımızın hiçbir şekilde nazara alınmadığını, ortada esasen bir alacak borç ilişkisi olmayıp bir kira ilişkisinden kaynaklanan bir uyuşmazlık bulunduğunu, temel ilişkinin kira sözleşmesinden kaynaklı olması nedeniyle Asliye Ticaret Mahkemesi görevli olmayıp sulh hukuk mahkemelerinin görevli olduğunu, Birleştirme talebimizin nazara alınmamasının usule aykırı olduğunu; taraflar arasında kira sözleşmesinden kaynaklı olan işbu dava dışında ayrıca tarafımızca açılan Tekirdağ 1.Sulh Hukuk Mahkemesinin 2022/660 Esas, Tekirdağ 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2020 /105 Esas, Tekirdağ 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2020/ 88 Esas sayılı davaları açılmış olup, bu davaların aynı kira sözleşmesinden kaynaklı olması nedeniyle sağlıklı bir kararın elde edilebilmesi açısından HMK.

166.maddesi uyarınca davaların birleştirilmesine karar verilmesi gerektiğini, Bekletici mesele yapılmasına ilişkin taleplerimizin nazara alınmamasının da hatalı olduğunu, davacı şirket aleyhine Tekirdağ Ticaret Mahkemesinin 2022/333 Esas sayılı dava dosyası ile kayyum atanmasına ilişkin dava açıldığını, bu itibarla işbu davanın sonucunun beklenmesine karar verilmemiş olmasının da hatalı olduğunu, Taraflar arasında davacı tarafın iddia ettiği gibi bir ödünç para verme ilişkisinden kaynaklanan alacak -borç ilişkisi bulunmadığını, Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda; davacı ve davalı müvekkile ait ticari defterler ve dosyaya sunulan diğer delillerin incelenmesi neticesinde davacı tarafın, davalı şirketten talep edebileceği asıl alacak ve asıl alacağa işlemiş ticari faiz miktarlarını tespit edildiğini, ancak taraflar arasındaki hukuki uyuşmazlık hakkında hatalı olarak meselenin gerçeğine aykırı karar verildiğini, Esasen de taraflar arasında bir alacak borç ilişkisi bulunmadığı gibi davacının davalı müvekkilden herhangi bir alacağı da bulunmadığını, davalı müvekkil ile davacı arasında inşa edilecek olan 10.000 m2 okul binası ve davacıya kiralanmasına ilişkin olarak 16.05.2017 tarihinde kira sözleşmesi imzalandığını, Sözleşmenin gerçekleşeceği inancıyla müvekkil davalının tüm sorumluluklarını yerine getirerek sözleşme ifasına ilişkin olarak söz konusu taşınmaz üzerinde okul inşaatının mimari, statik,elektrik ,sıhhi tesisat projelerini tamamlayarak davacı firma yetkililerinden ve ortaklarından onay alarak okulun yapılacağı saha üzerinde tesviye ve inşaat hazırlıklarına başlandığını, ancak davacının Milli Eğitim Bakanlığından olur alamaması nedeniyle projenin durduğunu, Taraflar arasındaki sözleşmede bu onayı alma yükümlülüğü davacıda olmuş olsa dahi, müvekkil tarafından taşınmaz bağışı yapılarak Milli Eğitim Bakanlığından OLUR alındığını ve ancak bu şekilde sözleşme konusu inşaat ruhsatının alınabildiğini, Davacı şirketin yükümlülükleri yerine getirememesi nedeniyle inşaata sözleşmede belirtilen 2017 yılında başlanamadığını, ancak 2019 yılında başlandığını, bu haliyle 2017 yılı 4 A Bayındırlık inşaat metrekare birim fiyatları ile 2020 yılı ... İnşaat metrekare birim fiyatları arasında ciddi bir maliyet farkı ortaya çıktığını, bu farkın müvekkil zararına olduğunu, Davacının ortaya çıkan farktan doğan bu zararı karşılayacağını taahhüt ettiğini ve bu taahhütleri doğrultusunda davalı müvekkile ödemeler yaptığını, işbu davaya konu bedel ve Tekirdağ 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2020 /105 E., Tekirdağ 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2020/ 88 E. Mahkemesindeki davalara konu bedellerin de bu zarara karşılık yapılan ödemeler olduğunu, Davalı müvekkilin devam eden sözleşme süreci içerisinde davacı tarafa muaccel hale gelmiş bir borcu bulunmadığını, davacının sözleşme içerisindeki ödemelerini müvekkile verilmiş bir borç gibi göstermeye çalışmasının iyiniyetli olmadığını, Mahkemece meseleye yüzeysel bakılıp sadece davacı tarafça ibraz olunan banka dekontları üzerinden hareket edilip bir borç ilişkisi varmış gibi hukuki değerlendirme yapılmasının hatalı olduğunu, Bu nedenle taraflar arasında dosyaya sunduğumuz ve belirttiğimiz icra takip ve dava dosyaları celp edilerek birlikte değerlendirilme yapılması ve birleştirme taleplerimiz nazara alınara sonuca varılması gerekirken, hatalı değerlendirme karar verildiğini, Dava konusu edilen banka havale dekontları incelendiğinde, sunulan dekontların havale makbuzları olduğu ve kayıtsız şartsız borç ikrarı içeren belgelerden olmadığını, kaldı ki belgeler bir vade de içermediğini, buna rağmen ortada bir ödünç para ilişkisi varmış gibi karar verildiğini, Taraflar arasında imzalanan 16.05.2017 tarihli işbu sözleşme ile belirlenen edimlerde, davacı tarafın üzerine düşen yükümlülükleri zamanında yerine getirememesi sebebiyle gecikme yaşandığını, Davacı tarafından yapılan ödemeler sorumluluğu doğrultusunda müvekkile yapılan ödemeler olduğunu, davacı taraf sorumluluğu doğrultusunda müvekkile yapmış olduğu ödemeleri borç olarak göstermeye çalıştığını, Ticari şirketlerin mevzuat gereği birbirlerine ödünç para veremeyeceklerini, taraflar arasında bir grup şirketi durumu da söz konusu olmadığını, aksi halde bu ilişkiye ödünç ilişkisi gibi bakıldığında Tefecilik suçunun söz konusu olacağını, Davaya konu iddia edilen alacağın likit olmadığını, mahkemece icra inkar tazminatına hükmedilmesinin usule aykırı olduğunu; ayrıca mahkemece davanın kısmen reddedildiği göz önüne alındığında reddedilen 1.013.639,08TL için davacı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmemesinin de hatalı olduğunu,

GEREKÇE

Dava,

İİK'nın 67.maddesine dayalı olarak açılan itirazın iptali davasıdır.

İlk derece mahkemesi tarafından; "Davanın KISMEN KABULÜ İLE; Davalının Tekirdağ ... İcra Dairesi'nin ... İcra sayılı dosyasında yapmış olduğu itirazının kısmen iptali ile icra takibinin 1.890.000,00 TL asıl alacak üzerinden devamına, -Davacının işlemiş faize dair talebinin reddine, -Davalının icra dosyasında uygulanan faiz oranına yapmış olduğu itirazının reddine, - İtirazın iptaline karar verilen asıl alacak miktarının %20'si oranında (378.000,00 TL) icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine." karar verilmiştir. Karara karşı davacı vekili ile davalı vekili istinaf kanun yoluna başvurmuştur. İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Davacı, aralarındaki sözleşme kapsamında davalı tarafından yapımı devam eden okul inşaatında davalının paraya ihtiyacı olması nedeniyle talebi üzerine davalıya ve onun adına üçüncü kişilere ödünç para vermek amacıyla havaleler gerçekleştirdiğini, davalı tarafından bu borcun ödenmemesi üzerine icra takibi ve akabinde işbu itirazın iptali davasını açtığını beyan etmiş; davalı ise, öncelikle görev itirazında bulunarak, davacıya borçlu olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. Taraflar arasındaki dava konusu uyuşmazlığın inşa edilecek olan 10.000 m2 okul binası ve kiralanmasına ilişkin davacı ve davalı arasındaki 16.05.2017 tarihili kira sözleşmesinden kaynaklanmadığı, davalının inşaat yapımı sırasında paraya ihtiyacı olması nedeniyle davacı tarafından verilen ödünç paranın iadesini sağlamaya yönelik olduğu ve mahkemenin görevli olduğu hususunun Dairemizin 23/09/2021 tarih v 2021/1326 Esas - 2021/1596 Karar sayılı kararı ile kesin olarak hükme bağlanmış olması karşısında davalı vekilinin uyuşmazlığın kira sözleşmesinden kaynaklandığı ve sulh hukuk mahkemesinin görevli olduğu yönündeki itirazı yerinde görülmemiştir. Mahkemece toplanan deliller ve yaptırılan bilirkişi incelemeleri ile; davacı tarafından davalıya 13.12.2018 tarihinde "borç olarak aktarılan" açıklaması ile 600.000,00 TL, 30.01.2019 tarihinde "borç olarak aktarılan" açıklaması ile 400.000,00 TL, 06.02.2019 tarihinde "borç olarak aktarılan" açıklaması ile 240.000,00 TL, 13.02.2019 tarihinde "borç olarak aktarılan açıklaması" ile 200.000,00 TL, 13.02.2019 tarihinde "borç olarak aktarılan" açıklaması ile 50.000,00 TL, 14.02.2019 tarihinde "borç olarak aktarılan" açıklaması ile 100.000,00 TL, 02.04.2019 tarihinde "borç olarak aktarılan işçi maaşları" açıklaması ile 50.000,00 TL, 26.04.2019 tarihinde "borç olarak aktarılan" açıklaması ile 250.000,00 TL tutarındaki bedellerin EFT yolu ile gönderildiği anlaşılmıştır. Anılan banka havalelerindeki açıklamaların aksi davalı tarafından ispatlanamadığından, davacının toplam 1.890.000,00 TL tutarlı bu havaleleri ödünç sözleşmesi kapsamında davalıya gönderdiği ve davalı tarafından bu borcun ödendiği yazılı delillerle ispatlanamadığından, mahkemece bu miktar yönünden davanın kısmen kabulüne ve davalı aleyhine icra inkar tazminatına karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığından, davalı vekilinin istinaf isteminin reddine karar verilmiştir. Davacının üçüncü şahıslara yapmış olduğu 588.111,25 TL'nin de ödünç sözleşmesi kapsamında tahsilini istediği görülmüş ise de; toplam 588.111,25 TL tutarlı havalelerin davacı tarafından dava dışı üçüncü kişilere malzeme alımları adına yapılan ödemeler olduğu, davacının bu bedelleri davalıya ödünç olarak verdiğini ispat edemediği anlaşıldığından mahkemece davanın bu miktar yönünden reddine karar verilmesi de isabetli olmakla, davacı vekilinin istinaf isteminin reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Taraf vekillerinin istinaf taleplerinin HMK'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE, 2-Davacıdan alınması gereken 427,60 TL harçtan, peşin alınan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 346,90 TL harcın davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, 3-Davalıdan alınması gereken 129.105,90 TL harçtan, peşin alınan 32.276,48 TL harcın mahsubu ile bakiye 96.829,42 TL harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin taraflar üzerinde bırakılmasına, 5-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nun 361.maddesi uyarınca tebliğden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay ilgili hukuk dairesinde temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.03/04/2024

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.