7. Ceza Dairesi
7. Ceza Dairesi 2021/2236 E. , 2024/119 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
talebinin reddine
Sanıklar müdafiinin temyiz isteğine ilişkin; 09.05.2016 tarihinde usulüne uygun tebliğ edilen hükmü 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 310 uncu maddesinin birinci fıkrasında belirtilen 7 günlük süreden sonra 17.05.2016 tarihinde temyiz eden sanıklar müdafiinin temyiz isteminin 5320 sayılı Kanun'un 8 inci maddesinin birinci fıkrası gereğince yürürlükte bulunan 1412 sayılı Kanun'un 317 nci maddesi uyarınca süresinde olmadığı anlaşılmıştır.
Katılan ... İdaresi vekilinin temyiz isteğine ilişkin; sanıklar hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Kanun'un 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun ( 5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Doğubayazıt 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 14.04.2016 tarihli ve 2015/546 Esas, 2016/126 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında kaçakçılık suçundan 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'nun (5607 sayılı Kanun) 3 üncü maddesinin birinci fıkrası ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 62 nci, 52 nci, 51 inci ve 54 üncü maddeleri uyarınca 10 ... hapis cezası ve 80,00 TL adlî para cezası ile cezalandırılmalarına, hapis cezasının ertelenmesine, kaçak ilaçların müsaderesine, nakil aracının müsadere talebinin reddine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
1.Katılan ... İdaresi vekilinin temyiz isteği; sanıklar hakkında alt sınırdan ceza verilmesine, hapis cezasının ertelenmesine, nakil aracının müsaderesine karar verilmemesi nedenleriyle hükmün bozulması talebine ilişkindir.
2.Sanıklar müdafiinin temyiz isteği; sanıklar hakkında verilen mahkûmiyet kararının usul ve kanuna aykırı olması nedeniyle bozulması talebine ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR
1.Olay günü saat 20:48 de İran'dan Türkiye'ye giriş yapmak üzere boş olarak ... Gümrük Sahasına gelen şoförlüğünü sanık ...'ın yaptığı, yanında ...'in bulunduğu 52A15110 /52A15210 plakalı Tır aracının kabininde şüpheli poşetlere rastlanılması sonucunda araçta yapılan X-Ray taramasında 3 poşet içerisinden üzerlerinde Alprazolam 1mg yazan 5400 bilisten olmak üzere toplam 54000 adet alprazolam marka ilaç ele geçirilmiştir.
2.Sanık ...; diğer sanık ...'in amacısının oğlu olduğunu, İstanbul'a gitmek için aracına bindiğini, araçta ilaç olduğundan haberinin olduğunu ancak, kaçak olduğunu bilmediğini, ilaçların ...e ait oldğunu, Doğubayazıtlı olduğunu söyleyen birisinin ...e ilaçları zorla teslim ettiğini ve Türkiye'ye sokmalarını istediğini, olayla ilgisinin bulunmadığını araçta yolcu olarak bulunduğunu savunmuştur.
3.Sanık ...; tır şoförlüğü yaptığı sırada amca oğlu olan ...'in İstanbul'a gitmek için kendisi ile beraber geldiğini, İran'dan Bulgaristan'a geçmek için hareket ettiği sırada İran sınırını geçmeden Türk vatandaşı olan bir gencin elindeki poşetleri almasını istediğini, almayınca da ''arabanı yakarım'' gibisinden tehditlerde bulunduğunu, bunun üzerin korktuğu için ilaçları aldığını ancak, ilaçların ne olduğunu bilmediğini, Türkiye sınırına geçtiği sırada yapılan mazot ölçüm sırasında aracındaki ilaçları görevlilerin fark edip aldıklarını beyan etmiştir.
4.İl Sağlık Müdürlüğünün 24.08.2015 tarihli yazısı üzerine; suça konu ilacın Türkiye'de üretilmediği ve satışı yapılmadığı anlaşılmıştır.
5.Suçta kullanılan 52A15110/52A15210 plakalı Tır aracının, Scania marka 2011 model olup mahkeme kararı ile alıkonulmasına ve 26.000,00 TL teminat bedeli ile iadesine karar verildiği görülmüştür.
6.12.08.2015 tarihli makine bilirkişisinin raporuna göre; araçta gizli tertibata rastlanmadığı, kaçak eşyanın taşıma aracı yüküne göre miktar veya hacim bakımından tamamını veya ağırlıklı bölümünü oluşturmadığı, piyasa değerinin ise 26.000,00 TL olduğu bildirilmiştir. IV. GEREKÇE
A. Sanıklar Müdafiinin Temyizi Yönünden
Sanıklar müdafiine usûlüne uygun şekilde 09.05.2016 tarihinde tebliğ edilen karara karşı, karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Kanun'un 310 uncu maddesinin birinci fıkrasında belirlenen bir haftalık kanunî süre geçtikten sonra 17.05.2016 tarihinde temyiz isteğinde bulunulduğu, hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 305 inci maddesinin birinci fıkrası gereği re’sen temyize de tabi olmadığı bu nedenle temyiz isteğinin reddi gerektiği anlaşılmıştır.
B. Nakil Aracı Yönünden Sanıkların savunması ve tüm dosya kapsamından, 5607 sayılı Kanun'un 13 üncü maddesinin birinci fıkrasında belirtilen koşulların oluşmadığı anlaşılmakla aracın müsadere talebinin reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.
C. Mahkûmiyet Hükümleri Yönünden
Ele geçirilen ilaçların miktarı, sanıkların bulunduğu nakil aracında ele geçmesi ve sanıkların savunmaları karşısında, üzerine atılı kaçakçılık suçunun sübuta erdiği, yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanıklar tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların ... biçimde belirlendiği anlaşıldığından, katılan ... İdaresi vekilinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri reddedilmiştir. Ancak;
1.10.12.2022 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanıp, aynı gün yürürlüğe giren 7423 sayılı Kanun'un 8 inci maddesi ile 5607 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin yirmiikinci fıkrasının “yirmiüçüncü” fıkra olarak değiştirildiği gözetilerek, suça konu gümrük kaçağı ilaçların gümrüklenmiş değerinin suç tarihi itibariyle fahiş değerde olduğu gözetilerek sanıklar hakkında suç tarihinde yürürlükte olan 6545 sayılı Kanun ile değişik 5607 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin yirmiüçüncü fıkrası uygulanması gerekirken yazılı şekilde eksik ceza tayini hukuka aykırı bulunmuştur.
2.Dava konusu eşyanın gümrüklenmiş değerinin 2 katının ödenmesi halinde; soruşturma evresinde etkin pişmanlık konusunda ihtarat yapılmamış ise verilecek cezada 1/2 oranında, yapılmış ise 1/3 oranında indirim yapılacağı belirtilerek 7242 sayılı Kanun'un 62 nci maddesi ile değiştirilen 5607 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca etkin pişmanlık ihtaratında bulunulması gerektiği de göz önünde bulundurulmak suretiyle;
Hükümden sonra 15.04.2020 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun'un 62 nci maddesi ile değiştirilen 5607 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca kovuşturma aşamasında etkin pişmanlık uygulamasının olanaklı hale geldiği anlaşılmıştır. 5237 sayılı Kanun'un 7 nci maddesi ve 7242 sayılı Kanun'un 63 üncü maddesi ile 5607 sayılı Kanun'a eklenen geçici 12 nci maddenin ikinci fıkrası gereği ilgili hükümlerin yasal koşullarının oluşup oluşmadığının mahkemesince saptanması ve sonucuna göre uygulama yapılması zorunluluğu bozmayı gerektirmiştir.
V. KARAR
A. Sanıklar Müdafiinin Temyizi Yönünden
Gerekçe bölümünde (A) bendinde açıklanan nedenle 09.05.2016 tarihinde tebliğ edilen hükmü 1412 sayılı Kanun'un 310 uncu maddesinin birinci fıkrasında belirtilen 7 günlük süresinden sonra 17.05.2016 tarihinde temyiz eden sanıklar müdafiinin temyiz talebinin 5320 sayılı Kanun'un 8 inci maddesinin birinci fıkrası gereğince yürürlükte bulunan 1412 sayılı Kanun'un 317 nci maddesi uyarınca Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE,
B. Nakil Aracı Yönünden
Gerekçe bölümünde (B) bendinde açıklanan nedenlerle Doğubayazıt 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 14.04.2016 tarihli ve 2015/546 Esas, 2016/126 Karar sayılı kararında katılan ... İdaresi vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden katılan ... İdaresi vekilinin temyiz sebeplerinin reddiyle nakil aracının müsadere talebinin reddine dair hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy çokluğuyla ONANMASINA,
C. Mahkûmiyet Hükümleri Yönünden
Gerekçe bölümünde (C) bendinde açıklanan nedenlerle Doğubayazıt 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 14.04.2016 tarihli ve 2015/546 Esas, 2016/126 Karar sayılı kararına yönelik katılan ... İdaresi vekilinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
09.01.2024 tarihinde karar verildi. (K.K.D.) KISMİ KARŞI DÜŞÜNCE Sanıklar ... ve ... hakkında, 5607 sayılı Yasaya aykırılık suçundan kurulan hükmün sanıklar müdafii ve katılan ... İdaresi vekili tarafından temyizi üzerine, sayın çoğunluğun hükmün müsadereye ilişkin fıkrasının onanmasına dair kararı yerinde değildir. Şöyle ki;
Yerel Mahkemenin 14.04.2016 tarihli ve 2016/126 Karar sayılı kararıyla sanıkların 5607 sayılı Yasaya aykırılık suçundan mahkûmiyetine, suçta kullanılan araçların müsadere talebinin reddine karar verilmiştir. Temyiz incelemesi yapan Dairemiz, hükmün suçta kullanılan araçların müsadere talebinin reddine ilişkin fıkrasının onanmasına, mahkûmiyete ilişkin kısmının ise bozulmasına karar vermiştir.
Esas hükümle birlikte Yargıtay’ın temyiz incelemesine tabi tutulan müsadere kararının, aynı davanın konusunu oluşturan suça doğrudan bağlı olduğu hallerde suça ilişkin mahkûmiyet hükmü bozulduğunda, bu hükme bağlı olarak verilen müsadereye ilişkin hüküm fıkrasının onanması ya da düzeltilerek onanması mümkün değildir. Nitekim doktrindeki görüşler ile Yargıtay Ceza Genel Kurulu kararları da bu yöndedir. Hükmün bozulması durumunda hüküm tümüyle ortadan kalkar, kısmi kesinleşme olmaz. (Nurullah Kunter, Temyiz Kanunyolunda Reform, Cumhuriyetin Ellinci Yılında Ceza Adalet Reformunun İlkeleri Sempozyumu Kanun Yolları, İstanbul 1973, s 97; Feridun Yenisey, Ayşe Nuhoğlu, Ceza Muhakemesi Hukuku, Seçkin, 5. Baskı, Ankara, Ekim 2017, s. 963; Veli Özer Özbek, M. Nihat Kanbur, Koray Doğan, Pınar Bacaksız, İlker Tepe, Ceza Muhakemesi Hukuku, Seçkin, Ankara 2011, s. 733). Bir karar bozulmakla tümüyle ortadan kalkmış ve hukuki gerekliliğini yitirmiş olacağından mahkeme bozmaya uyarsa yeni bir hüküm kurmak zorundadır. (Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 14.11.1994 tarih ve 1994/5-262/280 E-K; 26.12.1994, 1994/1-350/375 E-K). Yukarda anlatılan doktrindeki görüşler ve Ceza Genel Kurulu kararlarına göre, özetle, bir karar hangi nedenle ve ne yönde bozulursa bozulsun tümüyle ortadan kalkacak ve hukuki sonuç doğurma özelliğini kaybedecektir. Yine; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 11.07.2014 tarihli ve 2014/66-365 E-K sayılı ilamı ile birçok ilamında, Dairemiz ile diğer Ceza Dairelerinin ilamlarında belirtildiği gibi müsadere kararı bir güvenlik tedbiri olmakla birlikte hükmün bir parçasını oluşturmaktadır. Müsadere kararı esas hükme konu suç ile doğrudan ilişkili ise, yani incelemeye konu dosyada olduğu gibi suçta kullanılan aracın müsaderesi işlenen suça bağlı olarak talep edilmişse, mahkemenin kurmuş olduğu hüküm bir bütün olup, bozma kararı verilmesi halinde hüküm tüm sonuçları ile ortadan kalkacak, yerel mahkeme ya da istinaf ceza dairesince bozma sonrası yapılacak yargılamada müsadere ile ilgili yeniden değerlendirme yapılarak bu konuda da karar verilecektir. Müsadere kararı esas hükme konu suç ile doğrudan ilişkili ise ancak asıl suç ve hükümle birlikte sonuç doğurabilir. Bu halde sadece müsaderenin infazı mümkün değildir. Hükmün bölünmek suretiyle, asıl suç ve hükümle birlikte sonuç doğuran müsadere ile ilgili fıkranın onanması, hükmün diğer kısımlarının bozulması halinde yerel mahkeme ya da istinaf ceza dairesi kararının ceza ve güvenlik tedbiri olarak birbirinden ayrıştırılması sonucunu doğuracaktır. Bunların yanı sıra 5237 sayılı Türk Ceza Yasası’nın 54/3. maddesinde belirtildiği gibi müsadere kararının verilip verilmeyeceği mahkemenin takdirine bırakılan hallerde ki, dosyamızdaki müsadere hususu hakimin takdirinde olup, takdir yetkisinin ve mahkemenin direnme hakkının elinden alınması sonucuna neden olacaktır. Bunun tek istisnası müsadere kararı esas hükme konu suç ile doğrudan ilişkili olmayıp müsadere konusu eşyanın üretimi, bulundurulması, kullanılması, taşınması, alım ve satımının suç oluşturmasıdır. Tüm bu anlatılanlar dikkate alındığında hükmün suçta kullanılan araçların müsadere talebinin reddine ilişkin kısmının onanmasına dair sayın çoğunluğun kararına katılmıyorum. 09.01.2024