11. Hukuk Dairesi
11. Hukuk Dairesi 2010/16198 E. , 2012/7193 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada Aydın 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 04/11/2010 tarih ve 2010/156-2010/497 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, tarafların dava dışı limited şirketi ortağı iken dava dışı şirket ile imzalanan sözleşme gereğince teminat olarak davalıya ait taşınmaz üzerinde ipotek tesis edildiğini, davalı ortaklıktan ayrılınca müvekkilinin ipoteklerin kaldırılması için davalıya 240,000,00 TL bedelli teminat senedi verildiğini, ipoteklerin süresinde terkin ettirilmemesi nedeniyle davalı tarafından açılan dava sonunda senet bedeli 240.000,00 TL’nin tahsiline karar verildiğini, ancak karardan sonra ipotekler terkin edildiğinden karara dayanak senedin hükümsüz kaldığını ve müvekkilinin alacaklı durumuna geldiğini, ipoteklerin kaldırılması nedeniyle oluşan alacağın karara konu borç ile takas edilmiş olduğunu ileri sürerek, müvekkilinin borçlu olmadığının tespitini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, dava konusu senedin ipoteklerin belirlenen tarihlerde kaldırılmaması halinde kullanılmak üzere davacı tarafından verildiğini, davacının yükümlülüklerini yerine getirmediğini, buna göre cezai şart olarak kararlaştırılan senedin tahsil edilmesi gerektiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre, davacının süresinde ipotekleri kaldırmadığının sabit olduğu, taraflar arasındaki protokol gereğince süresinde ipoteklerin çözülmemesi halinde ödenmesi kararlaştırılan bedelin cezai şart olduğu, senet bedelinin tahsiline ilişkin verilen kararın onanmak suretiyle kesinleştiği, kesinleşen ilamın dayanağı olan senedin ipoteğin çözülmüş olması nedeniyle hükümsüz kaldığından bahisle bu ilamın etkisini ortadan kaldıracak şekilde yeniden hüküm kurulamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.