10. Hukuk Dairesi
10. Hukuk Dairesi 2023/8397 E. , 2024/440 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Taraflar arasında eksik hesaplandığı iddiası ile yaşlılık aylığının yeniden belirlenmesi ve davalı Kurumdan tahsili davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, dairece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece, bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne dair, karar verilmiştir.
Mahkeme kararı, davalı Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı vekili tarafından, temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü. I. DAVA
Davacı vekili, dava dilekçesi ile müvekkilinin 31.01.1974-06.05.2010 tarihleri arasında yurt dışında bulunduğu süreleri 3201 sayılı Kanun hükümlerine göre borçlanarak emekli olmak istediğini, Kuruma yaptığı başvuru sonucunda ret cevabı aldığını, mevcut belgelere göre ancak 3806 gün borçlanabileceğinin ve bunun karşılığının 30.866,66 TL olduğunun bildirildiğini, müvekkilinin yurt dışında kaldığı süre ile ilgili olarak ek belgelerin temininden sonra 1974-1993 tarihleri arasındaki süre de eklenerek 5400 gün borçlanmasının mümkün olduğunu ve günlük 12,16 TL'den karşılığı olan 65.664,00 TL ödenmesi gerektiğinin bildirildiğini ve bu miktarın 12.11.2010 tarihinde Kuruma yatırıldığını, yapılan başvuru sonunda 01.12.2010 tarihi itibariyle aylık bağlandığını, Kurum tarafından 3800 gün borçlanması halinde kısmi aylık bağlanacağının ifade edildiğini ve 5400 gün borçlandığı takdirde 1.000,00 TL aylık bağlanılacağının sözlü olarak belirtildiğini, bunun üzerine müvekkilinin tam aylık bağlanması için 5400 gün borçlandığını, ancak tam aylık bağlanmadığını, Kuruma itiraz etmesine rağmen hatalı bağlanan aylığın düzeltilmediğini, Kurum tarafından daha düşük miktarda borçlanma mümkün iken daha yüksek günlük ücretle borçlandırıldığını belirterek müvekkilinin almakta olduğu kısmi yaşlılık aylığının iptali ile tahsis tarihinden itibaren kısmi yaşlılık aylığı yerine yüksek oranda yaşlılık aylığı bağlanmasına, emekli maaşı bağlanma tarihi olan 01.12.2010 tarihinden itibaren aradaki hak etmiş olduğu ve davalı Kurum tarafından eksik ödenilen maaş farklarının yasal faizi ile davalıdan tahsiline, davalı Kurum tarafından tahsis tarihinden itibaren yüksek oranda yaşlılık aylığı bağlanmadığı takdirde fazla olarak tahsil edilen borçlanma bedelinden bağlanan maaş miktarına göre hesaplama yapılarak fazla olarak tahsil edilen borçlanma bedelinin borçlanma tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı ... vekili, cevap dilekçesi ile davacının ev kadını olarak yurt dışında geçen 5400 günü borçlandığını ve karşılığında 65.664,00 TL ödemek suretiyle kısmi aylık bağlandığını, 4447 sayılı Kanun değişik hükümlerine göre tam aylık bağlanması için 20 yıl hizmetin bulunması gerektiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemece, bozma öncesi verilen karar ile, davacının 22.01.1988 - 21.01.2003 tarihleri arasında yurtdışı süresini Kasım 2011 ayında kuruma borçlandığı, 5400 gün karşılığı prime esas kazanç 38,00 TL üzerinden ödeme yaptığı, Aralık 2010 ayı itibariyle bağlanan ilk aylığın ek ödeme ve sağlık kesintisi hariç çıplak 588,81 TL olduğu ve bilirkişi raporları doğrultusunda 3201, 5510 sayılı Kanunlar ile 5510 sayılı Kanunla mülga 1479, 2829 ve 2926 sayılı Kanunların basamak intibakı ve aylıkların hesabına ilişkin hükümleri birlikte değerlendirildiğinde 5510 sayılı Kanun'un 4 üncü maddesinin 1 inci fıkrasının (b) bendi kapsamında kabul edilen yurtdışı çalışma, işsizlik ve / veya ev kadını olarak geçen sürelere ait borçlanma tutarını basamak intibakının .... tarafından sunulan raporda hesaplandığı ve buna göre davacının Aralık 2010 itibariyle ek ödeme ve sağlık kesintisi hariç çıplak aylığının 749,63 TL olduğu ve bilirkişi ....'un raporuna göre davacının dava tarihi itibariyle alacaklı olduğu toplam miktarın 4.264,59 TL olduğu anlaşılmakla davacının davasının kabulüne davacının Aralık 2010 itibarı ile ek ödeme ve sağlık kesintisi hariç çıplak aylığının 749,63 TL olduğunun tespitine, davacının maaş farkından kaynaklanan 4.264,59 TL alacağın davalıdan tahsiline, davacıya ödenmesine, dair karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A
. Bozma Kararı
1.Mahkemenin bozma öncesi verdiği kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekilince temyiz isteminde bulunmuştur.
2.Dairemizin, bozma kararında, 3201 sayılı Kanun kapsamında yapılan yurtdışı hizmet borçlanmalarında esas alınan yurt dışındaki sigortalılık sürelerinin, Kanun'un 5 inci madde hükmü uyarınca, ispatlayıcı belgelerde kayıtlı bulunan tarihler arasındaki son tarihten geriye doğru olmak üzere belirlenmesi; giderek belirlenen ve borçlanılan bu süreler üzerinden yaşlılık aylığı bağlanması gerekecektir.
Yukarıda belirtilen açıklamalar ve benimsenen ilkeler kapsamında, eldeki davada, uyuşmazlık konusu husus irdelendiğinde, davacı hakkında 3201 sayılı Kanun'un 5 inci maddesi kapsamında son tarihten geriye doğru borçlanma sürelerinin mal edilmesi suretiyle uygulama yapılması gereği dikkate alınmalı, bu kapsamda yapılacak değerlendirme ve aldırılacak hesap raporundan sonra davacının aylık miktarında eksiklik olup olmadığı irdelenmeli ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, aksi yöndeki kanaatle hazırlanan bilirkişi raporuna dayalı olarak hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde karar tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. şeklindeki gerekçe ile karar bozulmuştur.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bozma ilamı doğrultusunda bilirkişi ... tarafından düzenlenen rapor hükme esas alınmış, rapor içeriğine göre davacının 5400 gün borçlanma süresinin kayıtlı belgelerde son tarihten geriye doğru Türk vatandaşlığından çıktığı dönem dışlanarak tespit edilen borçlanma süresine göre 01.12.2020 tarihi itibariyle aylık miktarının ek ödeme hariç 826,68 TL olduğu, ödenmesi gereken fark aylık tutarının 6.546,96 TL olduğu ve yine aylıklara işlemiş yasal faizin 507,07 TL olduğu belirlenmiş, mahkememizce rapor içeriği ve yapılan hesaplamalar kabul görmüş ise de mahkememizce verilen ilk hükümde davacının Aralık 2010 tarihi itibariyle ek ödeme ve sağlık kesintisi hariç çıplak aylığının 749,63 TL olarak, maaş farkından kaynaklı alacağın 4.264,59 TL olduğu (3.929,32 TL fark alacak, 335,27 TL işlemiş faiz) belirlenerek hüküm kurulduğu, hükme yönelik davacı tarafça temyiz yasa yoluna başvurulmadığı, bu haliyle davalı lehine kazanılmış usuli kazanılmış hak çerçevesinde kurulan ilk hükümdeki miktardan daha fazlasına hükmedilemeyeceği anlaşılarak davanın kabulü ile davacının Aralık 2010 tarihi itibariyle ek ödeme ve sağlık kesintisi hariç çıplak aylığının 749,63 TL olduğunun tespitine, davacının maaş farkından kaynaklanan 3.929,32 TL fark alacak ile işlemiş faiz tutarı 335,27 TL, toplam 4.264,59 TL alacağın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, dair karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde, davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı ... Başkanlığı temyiz dilekçesinde; davacı hakkında Kurumca yapılan işlemlerde herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığını, esasen verilen kararın eksik araştırmaya dayalı olduğu, Kurum işlemlerinin yerinde olduğunu ve davanın tümden reddi gerektiğini belirterek, kararın bozulmasını, istemiştir. C. Gerekçe
1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, davalı Kurumca davacıya bağlanan aylığın eksik hesaplandığı iddiası ile yaşlılık aylığının yeniden belirlenmesi ve fark aylıkların davalı Kurumdan tahsili gerekip gerekmediğine ilişkindir.
2.İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, ile mülga 1479 sayılı Kanun'un geçici 11 inci maddeleri hükümleridir.
3.Değerlendirme
1.Mahkemenin, Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda, kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak, yine, o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğü doğar. “Usuli kazanılmış hak” olarak tanımlayacağımız bu olgu; mahkemeye, hükmüne uyduğu Yargıtay bozma kararında belirtilen çerçevede işlem yapma ve hüküm kurma zorunluluğu getirdiği gibi, mahkemenin kararını bozmuş olan Yargıtay Hukuk Dairesince; sonradan, ilk bozma kararı ile benimsemiş olduğu esaslara usuli kazanılmış hakka aykırı bir şekilde, ikinci bir bozma kararı verilememektedir (09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı, Hukuk Genel Kurulu’nun 12.07.2006 gün, 2006/9-508 E., 2006/521 sayılı kararı)
2.Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Bozma kararına uymuş olan mahkeme kesinleşen bu kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremez. Bir başka anlatımla, kesinleşmiş bu kısımlar, lehine olan taraf yararına usuli kazanılmış hak oluşturur. (04.02.1959 gün ve 13/5 sayılı YİBK)
3.Eldeki davada ise, uyulan bozma ilamı ve oluşan usuli kazanılmış hakkın gereği gibi yerine getirilmediği ve borçlanma ile mal edilen dönemin 1988-2003 tarihleri arası olarak esas alındığı, anlaşılmakta olup, bozma ilamında belirtildiği şekilde, öncelikle dosya içerisindeki çelişkili evraklarda belirtilen basamakların ve davacı hakkında kurumca esas alınan basamak seyrinin netleştirilmesi ve devamında ise, 3201 sayılı Kanun'un 5 inci maddesi kapsamında uygulama yapılması ile ev kadınlığı süresi ve ödeme tarihi esas alınarak mal edilme dönemlerinin belirlenmesi, buna göre 30.09.2008 tarihi itibari ile davacının en yakın basamak olarak belirlenmiş olduğu anlaşılan 13 üncü basamakta olması gereği dikkate alınarak yeniden bir rapor aldırılması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, gönderilmesine,
23.01.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.