Esas No
E. 2021/7238
Karar No
K. 2024/284
Karar Tarihi
Karar Sonucu
ONANMASINA
Hukuk Alanı
Ceza Hukuku

12. Ceza Dairesi         2021/7238 E.  ,  2024/284 K.

"İçtihat Metni"

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi

DAVA: Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat
DAVA TARİHİ: 13.03.2018
HÜKÜM: İstinaf başvurusunun esastan reddi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Onama

İlk Derece Mahkemesi kararına yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 361 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edilebilir olduğu, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 142 nci maddesinin sekizinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

1.

Davacı vekili 13.03.2018 tarihli dava dilekçesinde özetle; "müvekkilinin Terör Örgütüne Üye Olma suçundan 19.10.2010 tarihinde göz altına alındığını, 21.10.2010 tarihinde serbest bırakıldığını, Malatya 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 2011/12 Esas, 2011/100 Karar sayılı kararı ile davacının mahkumiyetine karar verildiğini, verilen hükmün Yargıtay 9. Ceza Dairesi tarafından onanarak kesinleşmesi üzerine davacı sanık hakkında gıyabi tutuklama kararı verildiğini, sanıklar tarafından kararın bozulması amacıyla Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına yeniden müracaat edildiğini, Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 10.05.2017 tarih, 2016/7017 Esas, 2017/3884 Karar sayılı kararıyla müvekkilinin beraat etmesi gerektiğini belirterek Malatya 3.Ağır Ceza Mahkemesince verilen kararın ortadan kaldırıldığını, dosyanın yeniden karar verilmek üzere dosyanın Adıyaman 2.Ağır Ceza Mahkemesine gönderildiğini, 2017/431 Esas ve 2017/244 Karar sayılı dosyası ile müvekkilin ve diğer sanıkların beraatine karar verildiğini ve kararın 16.11.2017 tarihinde kesinleştiğini, müvekkilinin hakkında çıkartılan gıyabi yakalama kararının tarafınca haksız olduğunu düşünerek yurt dışına gittiğini, burada iş bulamadığı için ailesinin geçimini sağlayamadığını, bu sebeple yıllarca sürgün hayatı yaşamak zorunda kaldığını belirterek; davacı hakkında çıkartılan haksız gıyabi yakalama kararı verilmesi nedeniyle yakalama kararının kaldırılmasına karar çalışamamasından kaynaklanan maddi kayıplara esas olmak üzere 80.000 TL maddi ve yine yurt dışında geçirmiş olduğu bu süre içerisinde yaşamış olduğu manevi ızdıraplar ve itibar kaybından dolayı 500.000 TL manevi tazminatın haksız eylem olan gıyabi yakalama kararından itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsilini" talep etmiştir.

2.Davalı vekili 16.04.2018 tarihli cevap dilekçesinde özetle; "davanın süresinde açılmadığını, hakkında verilen gıyabi tutuklama kararının infaz edilemediğini, tazminat talebinin yasal dayanaktan yoksun olduğunu, davanın reddi gerektiğini" beyan etmiştir.

3.Adıyaman 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 23.10.2018 tarihli ve 2018/193 Esas 2018/394 Karar sayılı kararı ile davanın reddine karar verilmiştir.

4.Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 16. Ceza Dairesinin, 19.06.2019 tarihli ve 2019/327 Esas 2019/1734 Karar sayılı kararı ile İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik davacı vekilinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

5.Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 13.10.2021 tarihli, davacı vekilinin temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanması görüşünü içerir tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur. II. TEMYİZ SEBEPLERİ

Davacı vekilinin temyiz istemi; CMK'nın 141 inci ve devamı maddeleri gereğince tazminat davası açıldığını, davacının 3 günlük göz altı süresi bulunduğunu, yakalama kararı infaz edilmemiş olsa bile tazminata hükmedilmesi gerektiğine ve davalı lehine hükmedilen vekalet ücretine ilişkindir. III. DAVA KONUSU Temyizin kapsamına göre;

A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü

İlk Derece Mahkemesince; davacının hakkında mahkumiyete dayalı olarak çıkarılan yakalama kararının kaldırılmasına kadar çalışamamasından kaynaklı maddi kaybına esas 80.000 TL maddi, yine yurtdışında geçirmiş olduğu süreye ilişkin 500.000 TL manevi tazminat talebinde bulunduğu, her ne kadar davacının talebi kapsamında bilirkişi incelemesi yaptırılmış ise de, davacının haksız olarak gözaltında geçirdiği 3 günlük süreye ilişkin bir talebinin olmadığı, davacının tutuklu olarak geçirdiği sürenin olmadığı, davacının yalnızca gıyabi yakalama nedeniyle uğradığı zararların tanziminin istediği, davacının ilgili yargılamada tutuklanmadığı gibi hakkında herhangi bir yakalama işlemi de yapılamadığı, yalnızca yakalanmasına yönelik olarak yakalama emri düzenlendiği, yakalama emrinin infaz edilemediği, koruma tedbirleri nedeniyle tazminat verilmesine ilişkin 5271 sayılı CMK'nın 141/1. ve devamı maddelerinde hangi koruma tedbirlerine tazminat verilmesi gerektirdiğinin tahdidi olarak sayıldığının anlaşılması karşısında, infaz edilemeyen yakalama kararı ile maddi ve manevi zarara uğradığı iddiası ile açılan tazminat davasının Kanundaki şartları sağlamadığı gerekçesiyle davacının maddi ve manevi tazminata ilişkin açılan davasının reddine karar verilmiştir.

B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü

Bölge Adliye Mahkemesince; davacının (sanık) tazminata konu Malatya 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 2011/12 esas sayılı dosyasında soruşturma aşamasında terör örgütü üyesi olmak suçundan 19-21.10.2010 tarihleri arasında üç gün süreyle gözaltında kaldığı, ancak bu döneme yönelik herhangi bir tazminat talebinin bulunmadığı, Mahkemece yapılan yargılama sonucu davacının üzerine atılı suçtan mahkumiyetine karar verildiği, kararın Yargıtay 9. Ceza Dairesince 15.08.2012 tarihinde onanması üzerine hükmün infazı için davacı hakkında yakalama kararı çıkarıldığı, Yargıtay C.Başsavcılığının itirazı üzerine Yargıtay 16. Ceza Dairesince cezanın ortadan kaldırılarak hükmün bozulduğu, Malatya 3. Ağır Ceza Mahkemesinin kapatılması üzerine Adıyaman 2. Ağır Ceza Mahkemesince yapılan yargılama sonucu sanığın beraatine karar verildiği ve beraat kararının kesinleştiği, böylece hükmün infazına yönelik Malatya 3. Ağır Ceza Mahkemesince çıkarılan yakalama emrinin davacının yurt dışında bulunmasından dolayı infaz edilmediğinden 5271 sayılı CMK'nın 141 ve devamı maddelerinde düzenlenen tazminat koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle maddi manevi tazminat talebinin reddine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığından davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

IV. GEREKÇE

Tazminat talebinin dayanağı olan Adıyaman 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2017/431 Esas, 2017/244 Karar sayılı ceza dosyası kapsamında, davacının Terör Örgütüne Üye Olma suçundan 19.10.2010-21.10.2010 tarihleri arasında 2 gün göz altında kaldığı, Malatya 3.Ağır Ceza Mahkemesinin 08.09.2011 tarihli 2011/12 Esas, 2011/100 Karar sayılı kararı ile davacının mahkumiyetine karar verildiği, verilen hükmün Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 12.06.2012 tarihli 2012/3149 Esas 2012/7494 Karar sayılı ilamıyla hükmün onanarak kesinleşmesi üzerine davacı sanık hakkında 23.08.2012 tarihli yakalama emri düzenlendiği,

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca yapılan itiraz üzerine Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 10.05.2017 tarih, 2016/7017 Esas, 2017/3884 Karar sayılı ilamıyla hükmün bozulmasına ve davacı sanığın tahliyesine karar verildiği, bozma ilamı üzerine yapılan yargılama neticesinde sanığın beraatine hükmedildiği, beraat hükmünün 16.11.2017 tarihinde kesinleştiği, göz altı ve yakalama emri düzenlenme tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 5271 sayılı CMK'nın 142 nci maddesinde öngörülen süre içinde yetkili ve görevli mahkemeye davanın açıldığı ve kanunda öngörülen yasal şartların oluştuğu anlaşılmıştır.

Davacı Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden;

1.Sanık hakkında verilen mahkumiyet hükmünün onanarak kesinleşmesi üzerine 23.08.2012 tarihinde düzenlenen yakalama emrinin infazın durdurulmasına karar verildiği 10.05.2017 tarihine kadar infaz görmediği anlaşılmakla; davacının infaz edilmeyen tutukluluk süresi için tazminata hak kazanamayacağı göz önünde bulundurularak; infaz edilemeyen yakalama kararı ile maddi ve manevi zarara uğradığı iddiası ile açılan tazminat davasının Kanundaki şartları sağlamadığı gerekçesiyle davacının maddi ve manevi tazminata ilişkin açılan davasının reddine ilişkin kararın istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesinde hukuka aykırılık görülmemiştir.

2.Davacı vekili tarafından sunulan 13.03.2018 tarihli dava dilekçesinin "Olaylara İlişkin Beyan ve Açıklamalar" başlıklı kısımda davacının göz altına alınmasından bahsedildiği, ancak " Maddi ve Manevi Zararlara İlişkin Beyan ve Talepler" ile "Netice" kısmında sadece davacı hakkında gıyabi yakalama emri çıkartılmasına dayanılarak bu koruma tedbirine ilişkin maddi ve manevi tazminat isteminden bahsedildiği, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 29.01.2013 tarihli 2012/9-1259 Esas 2013/436 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere davacı tarafından sınırlama yapılmak suretiyle talepte bulunulduğunun anlaşılması karşısında; davacının haksız olarak gözaltında geçirdiği süreye ilişkin bir talebinin olmadığı gerekçesiyle bu talebe yönelik maddi ve manevi tazminat isteminin reddine karar verilmesinde hukuka aykırılık görülmemiştir.

3.25.08.2017 tarihli 694 sayılı KHK ile değişik, 01.02.2018 tarihli 7078 sayılı Kanun'un 139 uncu maddesi ile aynen kabul edilen düzenleme ile 5271 sayılı Kanunun 142 nci maddesinin dokuzuncu fıkrası uyarınca, tazminat davaları nedeniyle Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesaplanan nisbî avukatlık ücreti ödeneceği, ancak; ödenecek miktarın tarifede Sulh Ceza Hâkimliklerinde takip edilen işler için belirlenen maktu ücretten az, Ağır Ceza Mahkemelerinde takip edilen davalar için belirlenen maktu ücretten fazla olamayacağı, somut olayda; davanın tamamen reddedilmesi, davacının toplam 580.000 TL tazminat talebinde bulunması ve bu miktara göre hesaplanan nispi vekalet ücreti miktarı gözetilerek; davalı lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin Ağır Ceza Mahkemelerinde takip edilen davalar için belirlenen maktu vekalet ücretine hükmedilmesinde hukuka aykırılık görülmemiştir.

V. KARAR

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 16. Ceza Dairesinin, 19.06.2019 tarihli ve 2019/327 Esas 2019/1734 Karar sayılı kararında davacı vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden aynı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğnameye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Adıyaman 1. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 16. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

22.01.2024 tarihinde karar verildi.

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.