Aramaya Dön

19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Esas No
E. 2023/701
Karar No
K. 2024/222
Karar Tarihi
Karar Sonucu
KABULÜNE
Hukuk Alanı
Ticaret Hukuku

T.C.

İSTANBUL

19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO: 2023/701 Esas
KARAR NO: 2024/222
DAVA: Şirketin İhyası
DAVA TARİHİ: 15/11/2023
KARAR TARİHİ: 19/03/2024

Mahkememizde görülmekte olan Şirketin İhyası davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının, ihyasını talep ettikleri şirkette 01/02/1988 - 28/02/1998 yılları arasında çalıştığını, kesintisiz bir şekilde çalıştığı bu dönemde, SGK primlerinin eksik ödenmiş olması nedeniyle, sigortalı gösterilmeyen çalışma dönemlerinin tespitini ve tespit edilecek dönemlere ait sigorta primlerinin, ihyasını talep ettikleri davalı şirket tarafından ödenmesi için, .... İş Mahkemesi'nin 2015/... Esas sayılı dosyası ile hizmet tespit davası ikame edildiğini, işbu hizmet tespit davasının reddedildiğini, 12/04/2019 tarihli istinaf başvuruları kabul edilerek, yeniden yargılanmak üzere dosya ilk derece mahkemesine gönderildiğini, .... İş Mahkemesi'nin 2022/... Esas sayılı dosyası ile yargılamanın devam ettiğini, 15/09/2023 tarihli duruşmada, tasfiye halindeki davalı şirket hakkında ihya davası açılmak üzere taraflarına yetki ve süre verildiğini, istinaf sonrası devam eden yargılama sırasında, şirkete tebligat yapılamadığını, ... İlçe Emniyet Müdürlüğü ... Polis Merkez Amirliği'nin bizzat davalı tasfiye halindeki şirketin adresine gitmek üzere yapılan araştırmada, söz konusu binanın giriş katında olduğu ve binanın da metruk olduğu, çevreden yapılan araştırmada bahse konu davalıları tanıyan bilen herhangi kimseye rastlanmadığı rapor altına alındığını, hizmet tespit davası devam ederken ihyasını talep edilen davalı şirketin tasfiye olduğu ve sicilinin kapatıldığının anlaşıldığını, tasfiye sürecinde şirketlerin amacının mal varlığını paraya çevirmek, alacaklarını almak, borçlarını kapatmak ve kalan mal varlığını ortaklara dağıtmak olduğunu, şirketin tasfiyesi bu aşamalardan sonra tamamlanacağını, şirketin bir borcunun kapatılmamış olmasının ihyayı gerektireceğini, dava konusu olayda davacının, eksik sigorta primi yatırılması nedeniyle sigortalı gösterilmeyen çalışma dönemlerinin tespitini ve tespit edilecek sigorta dönemlerine ait primlerin davalı şirketçe ödenmemiş olmasından mütevellit halen alacağı bulunduğunu, dolayısıyla tasfiye işleminin sona ermediğini beyan ederek; Tasfiye Halinde ... ve Ticaret Limited Şirketi'nin ihyasına, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde; Ticaret Sicili Müdürlüğü'nün, ticaret siciline tescil konusundaki talepleri, ilgili yasanın kendisine verdiği yetki ve görev alanı içinde değerlendirdiğini ve sonuca bağladığını, yargı merci gibi hareket etmediğini, yasal şartlar oluşmuşsa yapılan işlemle ilgili tescil kararı verdiğini, aksi halde, tescil talebini gerekçe göstererek reddettiğini, tasfiye memurları tarafından tasfiye prosedürünün eksik bırakılmış olmasının memurların sorumluluğunu gerektirdiğini, tasfiye memurlarının alacaklıların haklarını korumakla görevli olduğunu, henüz muaccel olmayan veya hakkında uyuşmazlık bulunan borçların notere depo edilmesi ya da kafi bir teminat ile karşılanması gerektiğini, bu yapılmadan şirketlerin tasfiye süreci sonuçlandırılıp, bakiyeler mevcut pay sahiplerine dağıtılmış ve şirket kayıtları sicilden terkin edilmiş ise, terkin işlemlerinin iptali ile şirket tüzel kişiliği ihya olunarak tasfiye sürecine yeniden geçilebileceğini, tasfiye memurlarının iddia edilen eksik işlemlerini, Ticaret Sicili Müdürlüğü’nün tespit etmesinin mümkün olmadığını, tasfiye memurlarının, kanundan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurlarıyla ihlâl ettikleri takdirde, şirkete ve şirketin alacaklılarına karşı sorumlu olduğu düzenlendiğini, buna göre, olağan tasfiye sürecinden kaynaklanan ve tasfiye sürecini eksik/erken sonuçlandırdığı iddia edilen tasfiye memurunun kusurundan dolayı Ticaret Sicili Müdürlüğünün sorumluluğu bulunmadığını, dava konusu şirketin ek tasfiyesine karar verilmesi durumunda TTK m. 547/2 gereğince tasfiye memuru atanmasının zorunlu olduğunu, Ticaret Sicili Müdürlüğünün davanın açılmasına sebep olmadığını, bu nedenle yargılama giderleri ve vekalet ücretinden sorumlu tutulamayacağını beyan ederek; davanın reddine, mahkeme aksi kanaatte ise davalı müdürlük aleyhine yargılama giderleri ve vekalet ücretine hükmedilmemesine karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davanın tabi olduğu zamanaşımı süresinin 5 yıl olduğunu, zamanaşımı itirazları olduğunu, davalı şirketin alacaklı yada borçlu sıfatına sahip olabilecek vasıfta olmadığını, tasfiye halinde olduğunu, Ticaret Sicili Müdürlüğü tarafından tasfiye kararı verilip Ticaret Sicili Gazetesinde usulüne uygun şekilde tasfiye kararının ilan edildiğini, tescil ve terkin edildiğini, tasfiye halinde olan davalı şirketin kapalı olduğunu, aktif olmadığını, aktif veya pasif herhangi bir faaliyeti bulunmadığını, bu nedenle herhangi bir merkezi veya yönetim binası bulunmadığını, 23.11.2020 tarihli davalı şirketin tasfiye halinde olduğu ve terkin olduğunu belirtir Ticaret Sicili Gazetesi kararının hukuk ve usule uygun olduğunu, huzurdaki davanın haksız ve mesnetsiz olduğunu, Ticaret Sicil Gazetesinde yapılan tüm bildirimlere rağmen ne davacı ne de herhangi bir alacaklı tarafından tasfiye sürecinde bir alacak iddiasının ileri sürülmediğini, gereken tüm usuli ve şekli şartların tasfiye halinde olan davalı şirket tarafından yerine getirildiğini, söz konusu davaya sebep bir ihmal veya hata bulunmadığını, Ticaret Sicili Müdürlüğü, TTK m. 32 ve Ticaret Sicili Yönetmeliği m. 34 hükmü çerçevesinde işlem yaptığını, davalı şirket açısından yasal şartların oluşmuş olması sebebi ile tasfiye kararı verildiğini, tescil ve terkin edildiğini, davalı şirketin dava konusunda herhangi bir kusuru ve sorumluluğu bulunmadığını, üzerine düşen tüm görevleri eksiksiz olarak yerine getirdiğini, davayı kabul anlamına gelmemek üzere TTK'nın 547. maddesi ve geçici 7. maddesi uyarınca eğer bir ihya işlemi yapılacak ise bu ihya işleminin ek tasfiye amacı ile sınırlandırılması gerektiğini, bu kapsamda belirli bir ek tavsiye işlemi için ihya edilen şirketin sadece o ek tasfiyenin amacı ile sınırlı işlemler yapabileceğini, bunun dışında iş ve işlemler yapamayacağı kabul edilmesi gerektiğini beyan ederek tasfiye halinde olan davalı şirket yönünden davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretine hükmedilmemesine karar verilmesini talep etmiştir.

DELİLLER VE GEREKÇE:

Davacı vekilinin dava dilekçesi ekinde .... İş Mahkemesi'nin 2022/... Esas sayılı dosyasının 15/03/2023 tarihli duruşma tutanağının bir suretini, ... İlçe Emniyet Müdürlüğü ... Polis Merkez Amirliği'nin 08/05/2023 tarihli tutanağının fotokopisini sunmuş olduğu görüldü. .... İş Mahkemesi'nin 2022/... Esas sayılı dosyasının UYAP sisteminden gönderilen bir suretinin dosyamız arasında olduğu, davacı ... tarafından davalılar ... Ltd. Şti. ve ... Şti. aleyhine tespit davası açıldığı, 15/09/2023 tarihli celsede davacı vekiline davalı ... Ltd Şti. hakkında ihya davası açmak üzere süre ve yetki verildiği anlaşıldı. ...'ne yazılan müzekkereye cevap verildiği, ...'nin sicil kaydının gönderildiği anlaşıldı. ... vekilinin 28/02/2024 tarihli dilekçesi ile şirketin tek ortağı ve tasfiye memuru ...'ın 07.01.2024 tarihinde vefat ettiğini, müvekkilinin vefat etmiş olması nedeni ile konusuz kalan huzurdaki davadan vekil sıfatının da kalmamış olması sebebi ile davayı takip etmeyeceğini, dava giderleri ve masrafların taraflar üzerinde bırakılmasına, taraflar lehine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmemesine karar verilmesini talep ettiği anlaşılmıştır. Dava,

TTK'nın 547. madde gereğince ek tasfiye işlemleri için ticaret sicil kaydının ihyası talebine ilişkindir. Somut olayda; İhyası istenen şirketin dava tarihi itibariyle Ticaret Sicilinde kayıtlı bulunan şirket merkezinin Şişli / İstanbul olduğu ve mahkememizin yargı yetkisi içinde bulunduğu anlaşılmıştır.

Uyuşmazlığın çözümünde T.T.K.nun 547/1. maddesi hükmü gereğince mahkememiz kesin yetkilidir.

Ticaret sicilinden terkin edilen şirketlerin yeniden ihyasının sağlanması amacıyla 6102 Sayılı TTK kapsamında iki farklı yol öngörülmüştür. Buna göre, tasfiye sürecine giren şirketlerin tasfiye işlemlerinde eksiklik olması halinde TTK'nın 547. maddesi kapsamında sicilden terkin edilen şirketin tekrar sicile kaydedilmesi mümkündür. Şirkete ait bir malvarlığının bulunması bu duruma örnek olarak gösterilebilir. Bir diğer yol ise TTK'nın geçici 7. maddesi uyarınca sicilden terkin edilen şirketlerin yeniden tescilidir. Buna göre asgari sermaye miktarına ulaşmayan, adres değişikliğini bildirmeyen şirketlerin re'sen kayıtlardan terkini halinde şirketin faal olması ve gerekli bazı koşulların da gerçekleşmesi halinde tekrar sicile kaydı mümkündür.

İhya davasının TTK'nın 547. maddesi uyarınca talep edilmesi halinde şirketin tasfiye işlemlerini yapmış olan tasfiye memuru ya da memurları ile birlikte bağlı bulunulan ticaret sicil müdürlüğünün davalı olarak gösterilmesi gerekmektedir.

TTK'nın 547. maddesine dayalı ihya davalarında davalı taraf, şirket veya kooperatifin en son tasfiye memuru veya tasfiye kurulu ile yasal hasım konumunda bulunan ticaret sicili müdürlükleridir.

İhya davasının TTK'nın 547. maddesi uyarınca talep edilmesi halinde şirketin tasfiye işlemlerini yapmış olan tasfiye memuru ya da memurları ile birlikte bağlı bulunulan ticaret sicil müdürlüğünün davalı olarak gösterilmesi gerekmektedir.

TTK'nın 547. maddesine dayalı ihya davalarında davalı taraf, şirket veya kooperatifin en son tasfiye memuru veya tasfiye kurulu ile yasal hasım konumunda bulunan ticaret sicili müdürlükleridir. Somut olayda, ihyası talep olunan ... Limited Şirketi'nin sicil kayıtları incelendiğinde, şirketin tasfiyesinin sona erdiği 23.11.2020 tarihinde tescil edildiğinden sicil kaydının terkin edildiği, şirket yetkilisinin ve tasfiye memurunun yargılama esnasında vefat eden ... olduğu anlaşılmıştır.

Bir şirket veya kooperatifin ihyası davasında davacı taraf, şirket ortaklarından herhangi biri, şirket veya kooperatifin en son yetkilileri, o şirkette veya kooperatifte daha önce çalışmış bulunan herhangi bir işçi, şirket veya kooperatiften alacağı bulunan herhangi bir gerçek veya tüzel kişi alacaklı, özetle hukuki menfaati bulunan herhangi bir kişi olabilir. Bu nedenle davacının aktif dava ehliyeti bulunduğu kabul edilmelidir.

Alınan Ticaret Sicil Müdürlüğü yazısından ve şirket sicil dosyası kapsamından; ihyası istenilen şirketin tasfiye edilerek sicil kaydının terkin edildiği anlaşılmıştır. Davacı tarafından açılmış olan iş davası nedeniyle davacının bu davayı açmakta hukuki yararının ve taraf olma ehliyetinin bulunduğu kabul edilmiştir.

H. M.K.'nın 326-(1) maddesi uyarınca;

kanunda yazılı haller dışında, yargı giderleri davada haksız çıkan taraftan alınmasına karar verilir. Tasfiye sürecinde tasfiyenin eksiksiz yapılmasından tasfiye memuru sorumludur. Şirketin tasfiyesinden evvel şirket aleyhinde açılan dava sonuçlanmadan tasfiyenin sonlandırılması nedeniyle tasfiyenin tam olarak tamamlandığı kabul edilemez ve açıklanan neden ile HMK 326 gereği davalı tasfiye memuru aleyhine yargı giderine hükmedilmesi yoluna gitmek gerekmiştir.

Ticaret sicili müdürlükleri, ihya davalarında yasal hasım konumunda olduğundan, sicilden terkin işlemlerini yasa ve tüzük hükümlerine uygun yapmış olan sicil müdürlüğü yargılama giderlerinden sorumlu tutulamaz. Yargıtayın emsal kararları bu yöndedir (Yargıtay 11.Hukuk Dairesinin 2005/13309 E.2007/837 K. Sayılı kararı; Yargıtay11.Hukuk Dairesinin 2016 / 2926 Esas 2016 / 3585 Karar ve 04.04.2016 tarihli kararı). Davalı tasfiye memuru vekilinin savunmasında her ne kadar davanın zamanaşımına uğradığı ifade edilmiş ise de; İhyası talep edilen şirketin şirketin terkin edildiği tarih ile dava tarihi itibariyle dahi 5 yıllık hak düşürücü sürenin dolmadığı anlaşılmıştır.

İhyası talep olunan ...'nin tek ortağı, yetkilisi ve tasfiye memuru olan ...'ın 07/01/2024 tarihinde vefat etmiş olması nedeniyle tasfiye memuru olarak bilirkişi isim listesinde kayıtlı ...' in tasfiye memuru olarak atanmasına, tasfiye memuruna 15.000,00-TL ücret takdirine, ücretin davalı mirasçılarınca ödenmesine dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.

HÜKÜM: Yukarıda izah edilen gerekçeye istinaden;

1.Davacının davasının KABULÜNE;

- ...'nün ... sicil numarasında kayıtlı ...'nin .... İş Mahkemesi'nin 2022/... Esas sayılı dosyası ile sınırlı olmak üzere İHYASINA,

2.Tasfiye memuru olarak ... ' in atanmasına, tasfiye memuruna toplam 15.000,00-TL ücret takdirine, ücretin davalı mirasçılarınca ödenmesine,

3.Kararın ticaret sicilinde tescil ve ilanına, ilan ve müzekkere masraflarının davacı tarafça karşılanmasına,

4.Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar kanunu gereğince alınması gereken 427,60-TL Karar ve İlam Harcından, peşin yatırılan 269,85-TL'nin mahsubu ile eksik yatırılan 157,75-TL harcın davalı mirasçılarından alınarak hazineye irad kaydına,

5.Ticaret Sicil Memurluğu'nun yargılama gideri, ücreti vekalet ve harçtan sorumlu tutulmamasına,

6.Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre davacı vekili için takdir olunan 17.900,00-TL maktu vekalet ücretinin davalı mirasçılarından alınarak ile davacıya verilmesine,

7.Yatırılan gider avansından kullanılmayan kısmın karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıranlara iadesine, Dair, tarafların yokluğunda kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde istinaf yolu (... başvuru yolu) açık olmak üzere dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 19/03/2024 Başkan ...

(e-imzalıdır)

Üye ...

(e-imzalıdır)

Üye ...

(e-imzalıdır)

Katip ...

(e-imzalıdır)

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.