Esas No
E. 2022/4194
Karar No
K. 2024/309
Karar Tarihi
Karar Sonucu
ONANMASINA
Hukuk Alanı
Ceza Hukuku

12. Ceza Dairesi         2022/4194 E.  ,  2024/309 K.

"İçtihat Metni"

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi

DAVA: Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat
DAVA TARİHİ: 10.02.2016
KARAR: Davanın kısmen kabulü
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Onama

Mahkemece kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası gereği yürürlükte bulunan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 26.09.2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanun’la yapılan değişiklikten önceki 427 nci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 142 nci maddesinin sekizinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

1.

Davacı vekili 10.02.2016 tarihli dava dilekçesinde özetle; davacının 26.11.2010 - 29.11.2010 tarihleri arasında gözaltında kaldığını, yapılan yargılama neticesinde beraatine hükmedildiğini, davacının bu süreçte kazanç kaybına uğradığını ve ceza davasında kendisini vekil ile temsil ettirdiğini belirtmiş, bu kapsamda kazanç kaybı, avukata ödenen ücret ve manevi zarar için 5.000,00 TL maddi ve 5.000,00 TL manevi tazminatın gözaltı tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz ile birlikte hükmedilmesini talep etmiştir.

2.Davalı vekili 19.02.2016 tarihli cevap dilekçesinde özetle; dava süresi, mahkeme yetkisi, davacının tazminat isteyemeyecek kişilerden olup olmadığı ve mükerrer dava bakımından araştırma yapılması gerektiğini, tazminat taleplerinin delillendirilmediğini, talep edilen meblağın fahiş olduğunu ve davanın reddi gerektiğini beyan etmiştir.

3.Adana 6. Ağır Ceza Mahkemesinin, 03.05.2016 tarihli ve 2016/68 Esas, 2016/165 Karar sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

4.Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı 25.11.2020 tarihli tebliğnamesi ile hükmün onanmasını talep etmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ

1.Davacı vekilinin temyiz istemi; hükmedilen maddi ve manevi tazminatın eksik olduğuna ilişkindir.

2.Davalı vekilinin temyiz istemi; maddi ve manevi tazminat talebinin hukuki dayanağı olmadığına ve davanın reddedilen kısmı bakımından davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğine ilişkindir. III. DAVA KONUSU

Adana 6. Ağır Ceza Mahkemesi gerekçesinde "Dava; 5271 sayılı CMK.nın 141. maddesinde düzenlenen haksız gözaltı nedeni ile tazminat talebine ilişkindir. Davacının sosyal ve ekonomik durumu, gözaltında kaldığı süre ve belirlenecek olan manevi tazminatın kişinin manevi olarak uğradığı zararı karşılaması gerektiği, ancak zenginleşmesine de neden olamayacağı hususu, ayrıca Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 24/04/2014 tarih ve 2014/1099-10026 Esas-Karar sayılı ilamı da nazara alınarak 3280 TL'si vekalet ücreti olmak üzere 3339,90 TL maddi tazminatın makbuz tarihi olan 10/12/2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte; 200 TL manevi tazminatın haksız gözaltı tarihi olan 26/11/2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı hazineden alınıp davacıya verilmesine karar vermek gerekmiş olup, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur." denilmiştir.

IV. GEREKÇE

Tazminat talebinin dayanağı olan Adana 5. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2014/178 Esas - 2016/14 Karar sayılı ceza dosyası kapsamında, davacının silahlı örgüt suçundan 26.11.2010 - 29.11.2010 tarihleri arasında 3 gün gözaltında kaldığı, yapılan yargılama sonunda beraatine hükmedildiği, beraat hükmünün 22.01.2016 tarihinde kesinleştiği, gözaltı tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanun'un 142 inci maddesinde öngörülen süre içinde yetkili ve görevli mahkemeye davanın açıldığı ve kanunda öngörülen yasal şartların oluştuğu anlaşılmıştır.

A. Davacı vekilinin temyiz sebeplerine yönelik olarak

Davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, tutuklanmasına neden olan olayın cereyan tarzı, tutuklu kaldığı süre ve benzeri hususlar ile tazminat davasının kesinleşeceği tarihe kadar faizi ile birlikte elde edeceği parasal değer gözetilmek suretiyle, hak ve nesafet ilkelerine uygun, makul bir manevi tazminat tayin edildiği ve asgari ücreti aşan bir geliri olduğunu belgeleyemeyen davacı lehine asgari ücret üzerinden hesaplanan 59,90 TL maddi tazminat miktarında isabetsizlik görülmemiştir.

B. Davalı vekilinin temyiz sebeplerine yönelik olarak

1.Davacının tutuklu kaldığı suçtan yapılan yargılama neticesinde beraat ettiği, davanın süresinde açıldığı, mükerrer dava bulunmadığı, davacının tutuklama müzekkeresinin infaz gördüğü ve davacının tazminat isteyemeyecek kişilerden olmadığı gözetildiğinde tazminat isteme koşullarının oluştuğu anlaşılmakla, davalı vekilinin maddi ve manevi tazminat talebinin hukuki dayanağı olmadığına ilişkin temyiz istemi yerinde görülmemiştir.

2.Yargıtay İçtihadı Birleştirme Hukuk Genel Kurulunun 29.05.1957 tarihli, 1957/4 Esas, 1957/16Karar sayılı içtihadı birleştirme kararında ve Anayasa Mahkemesi'nin 21.09.2023 tarihli, 2019/38627 başvuru numaralı kararında da açıklandığı üzere; vekalet ücreti yargılama giderlerindendir. Buna göre karşı tarafa yüklenmesi gereken vekalet ücretinin bağımsız bir varlığı olamayacağından ayrı bir dava konusu da yapılamayacaktır. Davacının, kendi vekili ile yaptığı ve sadece tarafları bağlayan ücret sözleşmesi niteliğindeki vekalet akdi uyarınca ödenmesi kararlaştırılan bedelin koruma tedbirleri nedeniyle tazminat davasında zarar kapsamında değerlendirilmeyeceği gözetilmelidir.

Anılan ve yerleşik Yargıtay uygulamaları ile Anayasa Mahkemesi kararı nazara alındığında, tazminat talebinin dayanağını oluşturan ceza dava dosyasında beraat etmiş olması nedeniyle davacı lehine maktu vekalet ücretine hükmolunması gerektiği, maktu vekalet ücretini aşan ve serbest meslek makbuzu ile ispatlanan kısmın ise davacı ile avukatı arasındaki hukuki ilişkiye dayandığı, bu nedenle koruma tedbirleri nedeniyle tazminat davasında zarar kapsamına dahil edilemeyeceği anlaşıldığından, davacı lehine 3.280,00 TL avukatlık ücretine hükmedilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.

3.Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 13.03.2007 gün ve 2 Esas, 63 Karar sayılı kararında açıklandığı üzere; koruma tedbirleri nedeniyle tazminat davalarında, ancak davanın tamamen reddi halinde davalı lehine vekalet ücretine hükmolunabileceğinden, davanın kısmen kabulü halinde davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmemesinde hukuka aykırılık bulunmamıştır. V. KARAR

Gerekçe bölümünün (B.2) bendinde açıklanan nedenle Adana 6. Ağır Ceza Mahkemesinin, 03.05.2016 tarihli ve 2016/68 Esas, 2016/165 Karar sayılı kararına yönelik davalı vekilinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği hüküm fıkrasının ikinci paragrafında yer alan "3339,90 TL kazanç kaybının makbuz tarihi olan 10/12/2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte" ibaresinin çıkarılarak yerine "59,90 TL maddi ve" ibaresinin eklenmesi suretiyle hükmün oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

23.01.2024 tarihinde karar verildi.

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.