5. Ceza Dairesi
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 5. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2006/9243
- Karar No
- 2010/7606
- Karar Tarihi
- 20.10.2010
- Dava Türü
- Ceza
- Hukuk Alanı
- Ceza Hukuku
- Karar Sonucu
- BOZULMASINA
5. Ceza Dairesi 2006/9243 E. , 2010/7606 K.
"İçtihat Metni"
Zimmet, görevi kötüye kullanmak ve dolandırıcılık suçlarından sanık ...'nın yapılan yargılanması sonunda; zimmet suçundan mahkümiyetine, diğer suçlara ilişkin kamu davalarının 765 sayılı TCK.nun 102/4 ve 104/2. maddeleri gereğince ortadan kaldırılmasına dair, Bingöl Ağır Ceza Mahkemesinden bozma üzerine verilen 24/11/2004 gün ve 1998/62 Esas, 2005/384 Karar sayılı hükümlerin süresi içinde Yargıtay’ca incelenmesi sanık müdafii ve katılan vekili tarafından istenilmiş olduğundan dava evrakı C.Başsavcılığından tebliğname ile daireye gönderilmekle incelenerek gereği düşünüldü:
Görevi kötüye kullanma ve dolandırıcık suçlarına ilişkin kamu davalarının zamanaşımı nedeniyle 5271 sayılı CMK.nun 223/8. maddesi uyarınca düşmesi yerine ortadan kaldırılmasına karar verilmesi kanuna aykırı ve katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK.nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu cihet yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanunun 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak hükümde yer alan "ortadan kaldırılması" ibaresinin çıkartılıp, yerine "düşmesine" yazılmak suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun olan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Zimmet suçundan kurulan hükmün incelenmesinde ise;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, Ancak;
Türkiye ... Bankası Bingöl şubesinde şef yardımcısı olan sanığın, 765 sayılı TCK.nun 2/2. maddesi nazara alındığında suçun işlenmesinden sonra 25.11.2000 tarihinde yürürlüğe giren 4603 sayılı Kanuna göre memur gibi cezalandırılması olanağının bulunmadığı, ancak Ceza Genel Kurulu’nun Dairemizce de benimsenen 04.05.2010 gün ve 2009/7-223 Esas, 2010/104 sayılı kararında belirtildiği üzere, oluşa uygun şekilde sübutu kabul edilen zimmet eylemi nedeniyle hakkında 765 sayılı Türk Ceza Kanunu, 4389 sayılı Bankalar Kanunu ve 5411 sayılı Bankacılık Kanununda düzenlenen zimmet suçlarına ilişkin hükümler uygulanacağından, lehe olan hükmün anılan kanunların bütün hükümleri olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçlarının birbiriyle karşılaştırılması suretiyle belirlenmesi ve uygulamanın denetime olanak verecek şekilde kararda gösterilmesi gerektiği gözetilmeden, 5237 sayılı TCK hükümlerine göre yazılı şekilde hüküm kurulması,
Kabule göre de;
CMK.nun 2/f, 158/1 ve 160. maddelerine ve Ceza Genel Kurulu'nun Dairemizce de benimsenen 17.06.2006 gün 2006/5-165-213 sayılı kararına göre kovuşturmanın, “iddianamenin kabulüyle başlayıp, hükmün kesinleşmesine kadar geçen evreyi” ifade ettiği dikkate alınarak, sanığın, 06.01.1997 tarihli iddianameyle kamu davası açıldıktan sonra 23.01.1997 tarihinde zimmetine geçirdiği parayı tamamen iade ettiği anlaşıldığından cezasından 5237 sayılı TCK.nun 248/2. son cümle maddesi uyarınca 1/3 oranında indirim yapılarak lehe yasanın buna göre belirlenmesi gerektiğinin gözetilmemesi, 5237 sayılı TCK.nun zimmet ile ilgili olarak şahsi hakların tazmini konusunda herhangi bir düzenlemeye yer vermediği gözetilmeden yazılı şekilde katılan vekilinin talebi doğrultusunda banka zararının yasal faizi ile birlikte sanıktan tahsili ile katılana verilmesi,
Sanığın 5237 sayılı TCK.nun 53/1. maddesinde belirtilen haklardan yoksun bırakılmasına ve söz konusu suçun aynı Yasanın 53/1-a maddesindeki yetkinin kötüye kullanılması suretiyle işlenmesine rağmen hakkında aynı Yasanın 53/5. madde ve fıkrası gereğince cezanın infazından sonra başlamak üzere, hükmolunan cezanın yarısından bir katına kadar bu hak ve yetkinin kullanılmasının yasaklanmasına karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi, Katılan davada kendisini vekille temsil ettirdiği halde Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde dilekçe yazım ücretine hükmedilmesi, Kanuna aykırı, sanık müdafiin ve katılan vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmüş olduğundan belirtilen nedenle hükmün 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gözetilerek CMUK.nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 20.10.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.