3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
T.C.
İZMİR
3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Mahkememizde görülmekte olan Ticari Şirket (Ortaklıktan Çıkma Veya Çıkarılmaya İlişkin) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVACININ İSTEMİNİN ÖZETİ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Ticari merkezi ...' de bulunan ve İzmir Ticaret Sicil Memurluğunun Merkez-... sicil numarasında kayıtlı bulunan Balçova V.D. ... vergi sicil numaralı davalı şirket ortaklarından olan müvekkilinin devreden olarak adı geçen şirketteki 25 pay karşılığı 50.000,00 TL' si sermaye hak hissesinin tamamınının bütün aktif ve pasifiyle, hukuki ve mali yükümlülükleriyle birlikte ...'e 50.000,00 TL' si bedel karşılığında devrettiğini, bu ortak dışı hisse devir sözleşmesinin 14.10.2010 tarihinde İzmir .... Noterliğinin ... Yevmiye numarası ile onaylandığını, müvekkilinin 2010'dan bu yana şirketteki defterleri inceleyememiş şirketin durumunu takip edememiş olduğunu herhangi bir getirisi bulunmayan, gidişatı hakkında bilgi dahi alamadığı şirkete ortak olarak devam etmesinin mümkün olmadığını, davalı limited şirketin ortaklık mevcudunun kalmamış olduğunu, ortaklar arasında güven ilişkisinin sona erdiğini ve sürekli güvensizlik ortamı oluştuğunu, pay devir sözleşmesinin noter tarafından onaylandıktan sonra genel kurulda bir onay işlemi yapılmadığı gibi tescil de edilmediğini, şirketin gayri faal durumda olması ve genel kurulun da bu yüzden güncel karar alamamasından dolayı müvekkil açısından şirket ortaklığından haklı nedenle çıkma hakkı doğduğunu beyanla müvekkilinin şirket ortaklıklığından çıkma talebinin kabulüne, müvekkilinin ortaklıktan doğan borçlarının dondurulması ve gerekli tedbirlerin alınmasına, yargılama giderlerinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
DAVALININ SAVUNMASININ ÖZETİ: Dava dilekçesi ve ekleri ile tensip zaptı davalı şirkete usulüne uygun tebliğ edilmiş olup davalının dilekçeler aşamasında davaya cevap vermediği, duruşmalara katılmadığı anlaşılmıştır. DOSYANIN SAFAHATI: Mahkememiz 04/04/2023 tarihli ara kararı ile; davacı vekilinin, müvekkilinin ortaklıktan doğan borçlarının dondurulması ve gerekli tedbirlerin alınmasına yönelik talebinin, delillerin toplanması gerekeceği ve bu durumunda yargılamayı gerektirdiği anlaşıldığından reddine dair karar verilmiştir.
DELİLLER
1.İzmir ....Noterliğinin 14.10.2010 tarih ve ...yevmiye sayılı Hisse Devir Sözleşmesi
2.Ticaret Sicil Müdürlüğü Kayıtları
İzmir Ticaret Sicil Müdürlüğü'ne, ... vergi nolu davalı şirketin ana sözleşmesi ile ortaklarının kimlerden oluştuğunun, şirketi yetkile temsilcisinin kim olduğunun Mahkememize bildirilerek ilgili belgelerin gönderilmesi hususunda yazılan müzekkereye verilen cevabi yazanın incelenmesinde; Merkez ... sicil numarasında kayıtlı ... Ve Tic. Ltd. Şti. ' nin faal olduğu, adresinin ... İzmir olduğu, şirket kurucu ortaklarının ve temsilcilerinin 75.00 pay ile ... ve 25.00 pay ile ... olduğunun bildirildiği, yazı ekinde şirket ana sözleşmesi ve eklerinin ibraz edildiği anlaşılmıştır.
3.Vergi Dairesi Kayıtları
Davalı şirketin son 5 yıla ait bilançolarının ve beyannamelerinin Mahkememize gönderilmesi hususunda yazılan müzekkereye Balçova Vergi Dairesi tarafından verilen 11/12/2023 tarihli cevabi yazı ile davalı şirketin 30.04.2008 tarihinde mükellefiyetinin başladığı, 31.03.2015 tarihinde ise resen terk edildiği anlaşılmış olduğundan son 5 yıla ait beyannamesinin bulunmadığının bildirildiği görülmüştür.
4.Kolluk Araştırması
Mahkememizce, davalı şirketin sicilde kayıtlı adresinde araştırma yapılarak, davalı şirketin faal olup olmadığı hususunda Mahkememize bilgi verilmesine yönelik yazılan müzekkereye, Narlıdere Şahit Ayhan Tanrıverdi Polis Merkezi Amirliği tarafından verilen 29/01/2014 tarihli cevabi yazıda, davalı şirketin bildirilen adreste faaliyet göstermediğinin tespit edildiği bildirilmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Mahkememizce yapılan yargılama, getirtilen kayıt ve belgeler birlikte değerlendirildiğinde; Dava; 6102 sayılı TTK nun 638. maddesine dayalı olarak açılan şirket ortaklığından çıkma davasıdır.
Limited şirketlerde ortakların tek yanlı iradeleriyle şirketten ayrılmaları kural olarak mümkün değildir. Bunun için ortağın çıkma iradesinin bir hukuki temele dayanması gereklidir. Bu temel 6102 sayılı Kanun'un 638 inci maddesi gereğince ya esas sözleşmesel ya da kanuni olabilir. Başka bir deyişle bu temel, ya şirket sözleşmesinin ortağa şirketten tek yanlı irade ile çıkma hakkı veren bir hükmü ya da kanunun ortaklara belirli koşullarda çıkma hakkı tanıyan düzenlemesidir. 6102 sayılı Kanun'un 638/1. maddesi “Şirket sözleşmesi, ortaklara şirketten çıkma hakkını tanıyabilir, bu hakkın kullanılmasını belirli şartlara bağlayabilir.” şeklinde düzenlenmiştir. Buna göre, limited şirket sözleşmesi ile ortaklara şirketten çıkma hakkının tanınması veya bu hakkın kullanılmasının belirli şartlara bağlanması mümkündür. Ayrıca bu hakkın kullanılması için sözleşme özgürlüğü kapsamı içinde bazı şartların varlığı da gerekli kılınabilir.
Limited şirkette ortaklara şirketten çıkma hakkı tanıyan bir diğer durum ise 6102 sayılı Kanun'un 638/2. maddesinde yer alan “Her ortak, haklı sebeplerin varlığında şirketten çıkmasına karar verilmesi için dava açabilir. Mahkeme istem üzerine, dava süresince, davacının ortaklıktan doğan hak ve borçlarından bazılarının veya tümünün dondurulmasına veya davacı ortağın durumunun teminat altına alınması amacıyla diğer önlemlere karar verebilir.” şeklindeki düzenlemedir. Buna göre ortak, haklı bir sebebin varlığı hâlinde, diğer ortakların rıza ve muvafakatlerine lüzum olmaksızın şirketten çıkmasına müsaade edilmesini mahkemeden talep edebilmekte ve mahkeme kararı ile şirketten çıkabilmektedir. Böylece ortaklar, esas sözleşmede şirketten çıkma hususu düzenlenmiş olsun ya da olmasın şirketten çıkmalarını haklı gösterecek bir sebebin varlığı hâlinde her zaman bu hakkı kullanabileceklerdir.
Kanun'da çıkma davası açılabilmesi için mevcut olması gereken haklı sebeplerin ne olduğu örnekseme yoluyla dahi olsa sayılmamıştır. Haklı sebepler somut olayın niteliğine göre belirlenecek olup bu sebepler şahsi yahut maddi nitelikte olabilir. Önem arz eden husus, haklı sebeplerden dolayı ortaklık ilişkisinin çıkma isteyen ortak yönünden çekilmez hâle gelmiş olmasıdır. Zira hiç bir ortaktan haklı nedenlerle çekilmez hâle gelen bir ortaklık ilişkisini devam ettirmesi beklenemez (Ünal Tekinalp, Sermaye Ortaklıklarının Yeni Hukuku, İstanbul, 2015, s. 561). Aksi hâlde, ortak, onu ortak olmaya yönelten şartlar ortadan kalktığında şirkette kalmaya mahkum edildikten başka, şirketten ayrılmasını gerektiren sebepler doğduğu hâllerde de şirketten ayrılamaz duruma düşürülür (madde gerekçesi).
Haklı sebep şirketin yönetimine, ticari faaliyetlere, şirketin ekonomik durumuna, ortağın diğer ortaklarla kişisel ilişkilerine ilişkin olabilir. Ayrıca haklı sebep ortağın kendisi yanında şirket tüzel kişiliğinden yahut diğer ortaklardan da kaynaklanmış olabilir. Ancak burada önemle belirtilmelidir ki; çıkma davası açan ortağın haklı sebeplerin oluşumuna bilerek ve isteyerek yahut ihmal suretiyle katkı sağlamış olması durumunda bu sebeplere dayalı çıkma davası açması Türk Medeni Kanunu'nun 2. maddesine aykırılık teşkil eder. Burada önemli olan husus; ortaklık ilişkisinin ve şirket sözleşmesinin dürüstlük kuralına göre devam edebilmesinin çıkma isteyen ortak bakımından imkânsız hâle gelmesidir (Hasan Pulaşlı, Şirketler Hukuku Şerhi, Cilt II, Ankara, 2014, s. 2247; Mustafa Yasan, Şirketler Hukuku Şerhi, Editör Kemal Şenocak, Cilt IV, Ankara, 2022, s. 4958, 4959; Fatih Bilgili, Ertan Demirkapı, Şirketler Hukuku, Bursa, 2013, s.765).
Limited şirket ortağı tarafından açılan haklı sebebe dayalı çıkma davası ileriye etkili hüküm ifade eden bozucu yenilik doğuran bir dava olup, bu davada çıkmayı gerçekleştiren irade mahkeme kararıdır. Mahkemenin çıkmaya ilişkin kararı şirketle ortak arasındaki hukuki ilişkiyi sona erdirir ve sonuçlarını dava tarihinden değil kararın kesinleştiği tarihte doğurur. Hemen belirtilmelidir ki, ortak tarafından açılan haklı sebebe dayalı çıkma davasında davacının ortaklık sıfatının kararın kesinleştiği tarihe kadar devam etmesi gerekmektedir. Zira haklı sebebe dayalı çıkma davasında verilen çıkma kararı, sonuçlarını kararın kesinleştiği tarih itibariyle doğuracağından davacının bu tarihte ortak olması gerekmektedir. (Yargıtay HGK'nın 2022/11-63 E. 2023/722 K. Sayılı kararı da aynı yöndedir.)
Yapılan açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; davacının 25 pay karşılığı, dava dışı Umran Yükselen'in 75 pay karşılığı ile birlikte davalı şirketin ortağı olduğu, İzmir ... Noterliği'nin 24.04.2008 tarihli ve ... yevmiye numaralı şirket ana sözleşmesi ile davalı şirketin kurulduğu, davalı şirketin 30.04.2008 tarihinde İzmir Ticaret Sicil Müdürlüğü tarafından ... sicil numarasıyla tescil edildiği, İzmir...Noterliğinin 24.04.2008 tarih ... yevmiye sayılı imza beyannamesi ile ana sözleşmenin 8. ve 9. maddelerine istinaden şirket müdür ve ortakları olarak dava dışı ... ile davacının şirketi münferiden temsil ve ilzam yetkisinin bulunduğu anlaşılmaktadır.
Mahkememizce toplanan deliller kapsamında, davacının İzmir ....Noterliğinin 14.10.2010 tarih ve ... yevmiye sayılı Hisse Devir Sözleşmesi ile davalı şirketteki 25 pay karşılığı 50.000,00TL sermaye hak hissesinin tamamınının bütün aktif ve pasifiyle, hukuki ve mali yükümlülükleriyle birlikte dava dışı ...'e 50.000,00 Tl bedel karşılığında devrettiği görülmekte ise de, 6103 sayılı Türk Ticaret Kanunun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanun'un 2. maddesinin a ve b bentleri uyarınca 6762 sayılı Yasa zamanında gerçekleşmiş olaylar bakımından bu olay ve ve fiiller hangi kanun yürürlükte iken gerçekleşmişlerse o kanun hükümlerinin uygulanması gerektiği açıktır. Dava konusu pay devrine ilişkin noter senedi eski yasa döneminde düzenlenmiş olup, hisse devir tarihinde yürürlükte olan 6762 sayılı Türk Ticaret Kanun'un 520. maddesine göre; limited şirket pay devrinin geçerli olabilmesi için noterde sözleşme yapılması, ortaklardan en az dörtte üçünün devre muvafakat etmesi ve bunların şirketin esas sermayesinin en az dörtte üçüne sahip olması ve devrin şirket pay defterine kaydedilmesi gerekir. Bunlardan birinin gerçekleşmemesi halinde geçerli bir pay devrinden bahsetmek mümkün değildir. Somut olayda noterde sözleşme yapılmış ise de ortaklardan en az dörtte üçünün devre muvafakat etmesi ve bunların şirketin esas sermayesinin en az dörtte üçüne sahip olması ve devrin şirket pay defterine kaydedilmesi şartları gerçekleşmediğinden geçerli bir pay devrinden söz edilemeyecektir.
Davalı şirketin celp edilen vergi dairesi kayıtlarından davalı şirketin 30.04.2008 tarihinde mükellefiyetinin başladığı, 31.03.2015 tarihinde vergi mükellefiyetinin resen terk edildiği, şirketin kurumlar vergisi beyannamelerinin verilmediği, davalı şirketin sicil adresinde yapılan kolluk araştırmasında davalı şirketin faaliyet göstermediğinin tespit edildiği, dolayısı ile fiilen şirketin halen faaliyette olduğunun anlaşılamadığı, davacının şirket ortakları ile olan irtibatının ve güven ilişkisinin ortadan kalktığını ileri sürdüğü, böylelikle ortaklığı devam ettirme arzusunun kaybolduğu anlaşılmıştır.
Şirketler kâr amacıyla kurulur. Gayri faal olma durumunun süreklilik arzetmesi halinde, ekonomik amacını yitirdiğinin kabulü gerekir. Bu durum ortaklıktan çıkma talebi bakımından da haklı neden oluşturur. (Aynı yönde; Yargıtay 11 HD'nin 2013/2984 E. 2013/19604 K. Sayılı kararı) Davalı şirketin fiilen faaliyetine son vermiş olması, davacının diğer ortaklara güvenini yitirmiş olması ve ortaklık yapma arzusunu kaybetmiş olması, ortaklıktan çıkma talebi yönünden haklı sebep olarak kabul edilerek, davacının TTK 638/2 maddesi uyarınca ortaklıktan çıkmasına karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm verilmiştir.
1.Davanın KABULÜNE, davacının ortağı olduğu, İzmir Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün ... sicil numarasında kayıtlı ... Limited Şirketi ortaklığından TTK 638/2 maddesi uyarınca haklı nedenlerle ÇIKMASINA,
2.Karar tarihi itibariyle alınması gereken 427,60-TL maktu karar ve ilam harcından peşin alınan 179,90-TL harcın mahsubu ile bakiye 247,70-TL harcın davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına,
3.Davacı tarafça peşin harç olarak yapılan 179,90-TL, başvurma harcı olarak yapılan 179,90-TL olmak üzere toplam 359,80-TL ve davacının iş bu dosyada yaptığı ve karşıladığı toplam 374,00-TL yargılama gideri olmak üzere toplam 733,80-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4.Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden hüküm tarihindeki A.A.Ü.T. gereğince 17.900,00-TL maktu vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5.Kararın kesinleşmesi halinde, ayrıca karar yazmaya gerek görülmeden kalan gider avansının davacıya iadesine, Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda HMK'nın 345. maddesi uyarınca gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içinde İzmir Bölge Adliye Mahkemesince incelenmek üzere istinaf yolu açık olarak verilen karar açıkça okundu, ana çizgileriyle anlatıldı. 04/04/2024 Katip ...
(e-imzalıdır)
Hakim ...
(e-imzalıdır)