Aramaya Dön

5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Esas No
E. 2023/505
Karar No
K. 2024/332
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE
Hukuk Alanı
Borçlar Hukuku

T.C. İstanbul Anadolu 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO: 2023/505 Esas
KARAR NO: 2024/332
DAVA: Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 14.07.2023
KARAR TARİHİ: 16.04.2024

Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkillerinin davalıdan olan alacağının tahsili için ------ Esas sayılı dosyaları ile icra takibi başlattığını, takibe konu senetlerden birisinin ---- tanzim tarihli --- bedelli olup diğeri de ------ tanzim tarihli ----olduğunu, 2013 yılından itibaren müvekkillerinin alacağını tahsil edemediğini, davalının dosyada yapılan her işlemi mahkemeye taşımasının alacaklarının enflasyon karşısında erimesine sebep olduğunu, müvekkilinin alacağına işleyen temerrüt faizinin enflasyon karşısında zararını karşılamaya yetmediğini, 2013 yılında 2.500,000,00 TL'ye yaklaşık 10 tane ev alınabiliyorken bugün temerrüt faizi ile birlikte tahsil ettiklerinde (dosyanın 21.02.2023 tarihindeki kapak hesabı 7.362.106,71 TL) ise 1 tane evin zor alındığını, müvekkilinin 2013 yılından itibaren alacağını tahsil etme gayret ve çabası içinde olduğunu, aradan geçen 10 yılda ise paranın değerinin düşmesi, alım gücünün azalması sebebiyle temerrüt faizi ile karşılanmayan zararının tahsili için iş bu davayı açma zarureti doğduğunu,------ sayılı dosyasınca yaptırılan --- tarihli bilirkişi raporuna göre---- sayılı taşınmazı kıymeti ----- Parsel sayılı taşınmazın kıymeti ise 13.600.000,00 TL olarak belirlendiğini, bu yılda taşınmazların yarı miktarında satılması halinde müvekkilinin alacağı ile taşınmazların değeri aynı miktara tekabül ettiğini, ancak borçlu tarafın sürekli bu işlemleri icra mahkemesine taşıması kıymet takdir işleminden sonra 2 yıl geçmesi halinde yeniden bir kıymet takdir işlemi yapılmasının zorunlu olması nedeniyle taşınmazların bir türlü satılamadığının, 2020 tarihinde müvekkil İcra Müdürlüğünce Yapılan kıymet takdiri ile satış yapmak istemiş ancak borçlunun itirazı üzerine İcra mahkemesince yeniden değer takdiri yapıldığının, davalı borçluya ait ---- Parsel numaralı taşınmaza ------ Esas sayılı dosyasından 16.05.2020 tarihinde değer takdir edilmiş ve taşınmazların değeri ------ ada ---------- parsel için 800.000,00 TL,---- parsel içinse 14.000.000,00 TL olarak takdir edildiğini, taşınmazlar bu belirlenen değer üzerinden satışa çıkarılmak istenmiş ancak borçlunun itirazı üzerine satış gerçekleşmediğini, bu tarihte taşınmazların rayiç değerleri ile borç/alacak miktarının hemen hemen aynı olduğunu, müvekkilinin birden fazla kez kıymet takdiri işlemi yaptığını, ancak bu kıymet takdir işleminden bir tanesinde satışa gittiğini, davalının gayrimenkulü her geçen değer kazanırken hatta taşınmazlar yaklaşık 10 kat değer kazanırken müvekkilinin alacağı yasal faize mahkum edilmiş ve aradan geçen zaman içinde dosya alacağı 1 katı kadar dahi artmadığının, bu durumdan kazançlı çıkan tarafın borçlu taraf olduğunun, müvekkilinin alacağını tahsil etmek için yola çıktığı ilk yıl bir amerikan doları 1,70-1,80 TL aralığında iken şu an halen alacağını tahsil etmeye çalıştığı 2023 yılının temmuz ayında bir amerikan dolarının 26-27 TL ettiğini, müvekkilinin alacağını zamanında tahsil etmiş olsaydı parası ile yaklaşık 1.500.000,00 USD alabilecekkekn şu an tahsil ettiğini varsaydığımızda yaklaşık 250.000,00 USD alabileceğini, açıklanan nedenlerle; yapılacak yargılama sonucunda davanın kabulü ile fazlaya ilişkin dava ve talep hakkının saklı kalması kaydıyla icra takibinden dava açtıkları bu tarihe kadar oluşan munzam zararlarının tespiti ile bu miktara dava tarihinden itibaren işleyecek olan avans faizi ile birlikte davalıdan alınmasına ve yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

SAVUNMA

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Dava konusu dosyalar hakkında derdest menfi tespit davasının mevcut olduğunu, bu nedenle ------ sayılı dosyasına ilişkin bekletici mesele taleplerinin olduğunu, davacıların ------ sayılı dosyada ki alacakları 600.000,00-TL lik kısmını 24.07.2020 tarihli Alacağın Devri sözleşmesi ile, ---------dosyada ki alacakları 18.01.2019 tarihli Alacağın Devri sözleşmesi ile mevcut haliyle devir ve temlik aldıklarının, davacıların temlik alırken dosyaların hali hazır durumunu ve dosyalar hakkında açılan davalardan bilgisi olduğunun, temlik öncesi açılan davaları bahis konusu yaparak ve yasal hakkın dava yoluyla kullanılması kötü niyetli addederek iş bu davanın açılmış olmasının hakkın kötüye kullanıldığının göstergesi olduğunun, bahse konu davaların yasal hakkın kullanıması niteliğinde olan ve nerdeyse tamamına yakını kabul kararı ile sonuçlanan davalar olduğunu, dava konusu icra dosyaları incelenince reeskont avans faizi işletildiğinin, faizi aşan zararın istenebilmesi için genel ekonomik olumsuzluklar dışında davacılara özgü somut vakıalarla zararın ispatı gerektiğini, davacılar tarafından böyle bir delil sunulmadığını, açıklanan nedenlerle; haksız ve hukuki mesnetten yoksun davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı yana tahmiline, karar verilmesini talep etmişlerdir.

İNCELEME VE GEREKÇE

Dava, TBKnın 122.maddesine dayalı munzam zarar istemine ilişkindir.

Davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan usul hükümleri doğrultusunda basit yargılama usulüne tabi olarak oluşturulan tensibe istinaden yargılamaya başlanmış yöntemine uygun ön inceleme duruşması açılarak öncelikle dava şartları ve ilk itirazlar incelenmiş, hukuki ihtilaf noktaları belirlenmek suretiyle tahkikat aşamasında deliller toplanmış,------- üzerinden celp edilerek dosya içerisine alınıp incelenmiş,---- tarafların dava tarihi itibariyle bilanço esasına göre mi yoksa işletme hesabına göre mi defter tuttukları ------ olmaları halinde mal alış satış toplamının 213 sayılı VUK'un 177. Maddesi ve diğer maddelerinde ve ilgili Cumhurbaşkanı kararında belirtilen tutarın altında kalıp kalmadığı (esnaf sınırı içerisinde olup olmadığı) hususlarının sorulduğu, ----- tarafların esnaf kaydı bilgileri celp edilmiş----- tarafların gerçek kişi ticari işletme kaydı bilgileri celp edilmiş ve dava sonuçlandırılmıştır.Hukukumuzda alacaklıya, zararın varlığını, miktarını ve borçlunun kusurunu ispat zorunda kalmaksızın temerrüt faizini talep edebilme hakkı tanınmıştır. Ayrıca temerrüt faizi yükümlülüğünün doğumu için borçlunun alıkoyduğu paradan yarar sağlaması şart olmadığı gibi bu yararların iadesi amacı da bulunmaz. Temerrüt faizi talep edebilmek için borçlunun temerrüde düşmekte kusurlu olması şart değildir. Borçlu, bu konuda kendisine hiçbir kusur yüklenemeyeceğini ileri sürerek ve bunu kanıtlayarak faiz ödeme yükümlülüğünden kurtulamaz. Bunun yanında temerrüt faizi, sözleşmeden doğan para borçlarının yanı sıra, sözleşme dışı hukukî ilişkiden kaynaklanan para borçlarında da uygulama alanı bulur------------

Munzam zarara ilişkin düzenleme TBK’nın 122. Maddesinde yapılmış olup, anılan madde “Alacaklı, temerrüt faizini aşan bir zarara uğramış olursa, borçlu kendisinin hiçbir kusuru bulunmadığını ispat etmedikçe, bu zararı da gidermekle yükümlüdür. Temerrüt faizini aşan zarar miktarı görülmekte olan davada belirlenebiliyorsa, davacının istemi üzerine hâkim, esas hakkında karar verirken bu zararın miktarına da hükmeder.” hükmünü haizdir. Para borcunun ifasında borçlunun kusuruyla temerrüde düşmesi nedeniyle alacaklı nezdinde ortaya çıkan zararın temerrüt faiziyle karşılanamaması hâlinde söz konusu olan bu zarar, borçlunun temerrüdü ile borcun ödendiği tarih aralığındaki dönemi kapsamaktadır. Munzam zarar talep edebilmek için ilk koşul bir para borcunda borçlunun temerrüdünün varlığıdır. İkinci koşul; borçlunun temerrüdü nedeniyle temerrüt faiziyle karşılanamayan alacaklı zararının mevcudiyetidir. üçüncü koşul; borçlunun temerrüde düşmede kusurlu olmasıdır. Dördüncü koşul ise borçlunun temerrüdü ile alacaklının munzam zararı arasındaki illiyet bağının mevcudiyetidir.-------Karar sayılı kararında belirtildiği üzere munzam zararın ispatına ilişkin yükümlülük, bu zararın varlığını iddia eden alacaklının üzerinde olup, alacaklı tarafından yasal ispat vasıtalarıyla somut, inanılır ve açık bir biçimde ispatlaması gerekir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 194. maddesi gereğince ispata elverişli şekilde somutlaştırılarak ileri sürülen iddianın ispatı için gerekli tüm deliller somut olarak ortaya konulmalıdır. Bu itibarla salt ülkenin ve piyasanın içinde bulunduğu ekonomik olumsuzluklardan olan enflasyon, yüksek faiz, para değerindeki düşüş gibi olgulara dayalı olarak ileri sürülen aşkın (munzam) zarar talebi, alacaklının bu sebeple zarara uğradığını açık ve somut bir biçimde iddia ve ispat etmediği müddetçe,

TBK’nın 122. maddesi kapsamında aşkın (munzam) zararın kanıtı olarak ileri sürülemez ve anılan şartlar sebebiyle ortaya çıkan olumsuzluklar alacaklı zararı olarak kabul edilemez. Dolayısıyla TBK’nın 122. maddesinde karşılanması öngörülen faizi aşan aşkın zararın, genel ekonomik olumsuzlukların (ülkede cari enflasyon oranı, yüksek ve değişken döviz kurları, mevduat faizleri, paranın satın alma gücünde meydana gelen azalma) dışında davacının durumuna özgü somut vakıalarla ispatlanması gerekir. Başka bir anlatımla yüksek enflasyon, dolar kurundaki artış, serbest piyasadaki faiz oranlarının yüksek oluşu, paranın satın alma gücünde meydana gelen azalma, davacıyı ispat yükünden kurtarmayacağı gibi herhangi bir ispat kolaylığı da sağlamaz. Bu itibarla ülkenin içinde bulunduğu ekonomik olumsuzluklardan hareketle ileri sürülen soyut ve varsayıma dayalı zarar iddiaları hükme esas alınamaz -------Ayrıca bir para borcunun ödenmesinde temerrüde düşülmesinden dolayı alacaklının zarara uğrayacağı kabul edilerek bu zararın, ülkenin içinde bulunduğu ekonomik durum dikkate alınarak belli bir oranda olacağı benimsenmiş ve TBK’nın 120. maddesi yollaması ile 3095 sayılı Kanun’un hükümleri çerçevesinde temerrüt faiz oranları belirlenmiştir. Uğranıldığı iddia olunan zararın, yetkili merciin belirlediğinden fazla ve bu nedenle TBK’nın 122. maddesine dayanılarak munzam zarar istenilmesi hâlinde ise artık açılmış olan davaya özgü somut vakıalara dayanılması gerekir. Bunlar da yasal, elverişli ve geçerli delillerle, geçerli ispat kuralları dairesinde kanıtlanmalıdır. Burada kanıtlanacak olgular geç ödeme ile davacının maruz kaldığı zararı doğuran vakıalar ve bu vakıalar nedeniyle uğranılan fiili zarardır.-------Eldeki davada; davacılar her ne kadar senetten kaynaklı alacaklarının zamanında ödenmemesi nedeniyle munzam zararlarının bulunduğunu iddia etmiş iseler de; yukarıda da açıklandığı üzere salt ülkenin ve piyasanın içinde bulunduğu ekonomik olumsuzluklardan olan enflasyon, yüksek faiz, para değerindeki düşüş gibi olgulara dayalı olarak ileri sürülen aşkın (munzam) zarar talebi, alacaklının bu sebeple zarara uğradığını açık ve somut bir biçimde iddia ve ispat etmediği müddetçe,

TBK’nın 122. maddesi kapsamında aşkın (munzam) zararın kanıtı olarak ileri sürülemez ve anılan şartlar sebebiyle ortaya çıkan olumsuzluklar alacaklı zararı olarak kabul edilemez. Dolayısıyla TBK’nın 122. maddesinde karşılanması öngörülen faizi aşan aşkın zararın, genel ekonomik olumsuzlukların (ülkede cari enflasyon oranı, yüksek ve değişken döviz kurları, mevduat faizleri, paranın satın alma gücünde meydana gelen azalma) dışında davacının durumuna özgü somut vakıalarla ispatlanması gerekir.

Davacı tarafça bu hususu ispatlanamadığından davanın reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1.Davanın reddine,

2.Alınması gerekli karar harcı 427,60-TL 'den davacı tarafça peşin olarak yatırılan 1.707,75‬-TL harcın mahsubu ile artan 1.280,15‬-TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halide davacıya iadesine,

3.Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,

4.Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,

5.Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T. 13 maddesindeki esaslara göre belirlenen 17.900,00-TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,

6.Taraflarca dosyaya yatırılan ve sarf edilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde Hukuk Muhakemeleri Kanununun 333.maddesi uyarınca ilgili tarafa iadesine, Dair karar, taraf vekillerinin yüzlerine karşı, karar gerekçesinin tebliğinden itibaren 2 hafta içinde ----------- Adliye Mahkemesinde İstinaf yolu açık olarak verildi, açıkça okundu usulen tefhim olundu. 09/05/2024

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.