3. Hukuk Dairesi
T.C. SAKARYA BAM 3. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/790 - 2024/851
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : GEBZE ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 23/11/2022
NUMARASI : 2017/932 Esas - 2022/902 Karar
İSTİNAF YOLUNA
BAŞVURAN DAVACI : GÜVENCE HESABI
Av. ...[...] UETS
Av. ... [...] UETS
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyadaki tüm belgeler ve dairemiz üyesi tarafından hazırlanan raporlar incelendi. Davanın dairemizin görev alanına girdiği, ilk derece mahkemesi kararının kesin olmadığı, istinaf başvurusunun süresi içinde yapıldığı, başvuru şartlarının yerine getirildiği anlaşılmakla; GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ :
Davacı vekili dava dilekçesinde; 22.06.2015 günü HMF Makine ve Servis Sanayi ve Ticaret A.Ş. ve ...'ın işleteni olduğu, ...'ın sürücüsü olduğu Karayolları ZMMS bulunmayan 340616840 plaka sayılı iş makinesi olan araç ile sürücüsü ... olan aracın kazaya karışması sonucunda karşı araç sürücüsü ...'ın vefat ettiğini; ...'ın desteğinden yoksun kalanlara Güvence Hesabı tarafından 17.934,00 TL ödeme yapıldığını; bu ödemenin rücuen tahsili amacı ile davalılara karşı Gebze 4. İcra Müdürlüğü'nün 2017/33295 Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, icra takibine davalıların itiraz ettiğini, davalıların itirazlarında haksız oldukları ve bu nedenle itirazın iptali ile, müteveffanın hak sahiplerine (... ile ...) yapılan 17.934,00 TL ödemenin, ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte 18.270,08 TL olan miktarının tüm ferileri ile birlikte davalılardan müteselsilen ve müştereken tahsilini talep ve dava etmiştir.
HMF Makine ve Servis Sanayi Ticaret A.Ş. cevap dilekçesinde; İş makinasının Finans finansal kiralama şirketine sattıklarını; Finans Finansal Kiralama A.Ş'nin de iş makinasını ...'a devrettiğini; işletenin davalı şirketleri olmayıp ... olduğunu, müteveffa ...'ın kullandığı tırı kullanmak için gereken ehliyete sahip olmadığını ve bu nedenle de kusurlu olduğunu; yine aracı kullanırken yasal hız limitlerinin üstüne çıktığını ve bu suretle kazaya sebebiyet verdiğini; kaza tutanağının eksik ve yanlış olduğunu; ...'ın kazada kusurunun bulunmadığını; Güvence Hesabının gerekli araştırmayı yapmadan, gerekli özeni göstermeden kazanın oluşunda kusurlu olan müteveffanın yakınlarına ödeme yapması nedeni ile hatalı olduğunu ve bu nedenle de bu bedelin kendilerinden isteyemeyeceğini; icra inkar tazminatı koşullarının oluşmadığını ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... süresinden sonra verdiği dilekçesinde; 22.06.2015 günü herhangi bir kusuru olmadığını; 340616840 plaka sayılı iş makinesi olan aracı kaza tarihinde kullandığını; HMF Makine ve Servis Sanayi Ticaret A.Ş ye davanın yönlendirilmesi gerektiğini, işletenin davalı şirket olduğunu, olay tarihinden önce ...'ın başka bir iş makinesi kiraladığını ve kiralanan aracı arıza yapması nedeni ile kendilerine birkaç günlüğüne HMF Makine tarafından kazaya konu aracın geçici olarak verildiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İlk derece mahkemesi tarafından davanın kısmen kabul-kısmen reddine, Davalı borçluların Sif İş Makinaları Pazarlama Sanayi ve Tic. A.Ş.(Hmf Makina ve Servis San. Ve Tic. A.Ş.) yönünden davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine, Davalılar ... ve ...'ın Gebze 4. İcra Müdürlüğü'nün 2017/33295 Esas sayılı dosyasına yaptığı itirazın iptaline ve takibin 17.934,00 TL asıl alacak ve 336,08 TL işlemiş faiz üzerinden devamına, Davalı borçlular ... ve ...'ın itirazında haksız olduklarından takip konusu asıl alacağın %20'si oranında 3.586,80 TL icra inkar tazminatına mahkum edilmelerine dair karar verilmiştir.
Yerel mahkemenin bu kararına karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde; Davalı HMF Makine ve Servis Sanayi ve Tic. A.Ş. tarafından kaza tarihinde aracın işletenlerinden biri olmasına karşın işleten sıfatını taşımadığı söz konusu borçtan dolayı sorumlu olmadığının iddia edildiğini, ancak aracın kaza tarihi olan 22.06.2015 tarihinde davalı şirket adına kayıtlı olduğunu “davalı şirket tarafından da kabul edilmiş olmakla” aracın işleteni olmadıkları yönünde yerel mahkemenin verdiği kararın haksız ve hukuka aykırı olduğunu, davalı şirket tarafından bu durumun aksini ispata yarar bir delil ibraz edilmediğini, tescilli taşıt araçlarının satışlarının noterlikçe (resmi şekilde) yapılmadıkça geçerli olmayacağını, Noter huzurunda gerçekleştirilmeyen araç satışının hukuki olarak da geçerliliğinin bulunmadığını, esas olan Trafik Sicil kaydı olup aksini ispat yükü davalı tarafın olduğunu, maliki tarafından ZMMS yaptırılmamış aracın meydana getirmiş olduğu zarar başvuru halinde zarar görenlere davacı Kurum tarafından ödendiğini ve bu sebeple de müvekkil Kurum tarafından HMF Makine ve Servis San ve Tic. A.Ş.’ye rücu edilmesi hukuka uygun olduğunu belirterek yerel mahkemenin davalı Sif İş Makinaları Pazarlama Sanayi ve Tic. A.Ş bakımından davanın usulden reddine ilişkin kararının kaldırılarak tüm davalıların itirazlarının iptali ile takibin devamına, davalılar aleyhine %20‘den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Dava, Zorunlu Mali Mesuliyet sigortası bulunmayan aracın kullanımı sırasında oluşan zarar nedeniyle Güvence Hesabının yaptığı ödemenin rücuen tahsili amacıyla yaptığı icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
Somut olayda 22.05.2015 tarihinde dava dışı Halil Hak'ın sevk ve idaresindeki çekici ve çekiciye bağlı yarı römork ile davalı ...'un sürücüsü davalı ...'in işleteni ve diğer davalı şirketin kayıt maliki olduğu iş makinesi çarpışmış kazada ödeme yapılan dava dışı mirasçıların murisi ... vefat ettiği anlaşılmıştır.
İşleten tanımı 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 3. Maddesinde “Araç sahibi olan veya mülkiyeti muhafaza kaydıyla satışta alıcı sıfatıyla sicilde kayıtlı görülen veya aracın uzun süreli kiralama, ariyet veya rehni gibi hallerde kiracı, ariyet veya rehin alan kişidir. Ancak ilgili tarafından başka bir kişinin aracı kendi hesabına ve tehlikesi kendisine ait olmak üzere işlettiği ve araç üzerinde fiili tasarrufu bulunduğu ispat edilirse, bu kimse işleten sayılır” şeklinde yapılmıştır. 2918 sayılı KTK'nın 3. maddesinde işleten sıfatının belirlenmesinde şekli ve maddi ölçüt olmak üzere iki ayrı ölçüden yararlanılmıştır. Şekli ölçüye göre trafik sicilinde malik görülen kişi işletendir. Maddi ölçüye göre ise, trafik sicilinde adı geçen kişinin önemi bulunmamakta olup, önemli olan araç üzerindeki fiili hakimiyet, araçtan ekonomik yarar sağlama, masraf ve rizikolara katlanma gibi ölçütlerdir. İşletenin belirlenmesinde doktrin ve Yargıtay'ın kabul ettiği görüş maddi ölçüdür.
Bu yasal düzenleme karşısında, kazaya karışan araçların meydana getirdikleri zararlardan araç sahiplerinin hukuken sorumlu olacağı ilkesi benimsenmiş ise de, bu araçların sahipleri tarafından herhangi bir sebeple yararlanılmasının uzun süreli olarak bir başka kimseye devir edilmesi halinde, artık üzerindeki fiili hakimiyetin kalmaması ve bu sebeple ekonomik yönden de bir yararlanma olanağının kalktığı durumlarda, o aracı kaza sırasında fiili hakimiyeti altında bulunduran ve ondan iktisaden yararlanan kimsenin işleten sıfatıyla meydana gelen zarardan sorumlu tutulması gerekip, bunun sonucu olarak da araç malikinin sorumlu tutulmaması gerekecektir. Gerek doktrinde, gerekse Yargıtay'ın uygulamalarında işleten sıfatının belirlenmesinde araç üzerinde fiili hakimiyet ve ekonomik yararlanma unsurlarının birlikte bulunması ve fiili hakimiyetin uzun süreli olması gerekmektedir. Ancak bu konuda getirilecek delillerin üçüncü kişileri bağlayabilecek nitelikte ve güçte olması, özellikle zarara uğrayanların haklarını halele uğratacak bir sonuç yaratmaması şarttır.
Diğer yandan, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 104. maddesi gereğince, motorlu araçlarla ilgili mesleki faaliyette bulunan kişiler, bu tür araçların gözetim, onarım, bakım, alım-satım, araçta değişiklik yapılması amacı ile veya benzeri amaçla kendisine bırakıldığı durumlarda, aracın fiili hakimiyetlerinde bulunduğu zamanda sebep olduğu zararlardan dolayı işleten gibi sorumludur.
Somut olayda; Davalı ...'a finansal kiralama yolu ile devredilen dava dışı iş makinesinin arızalanması sebebiyle 05.06.2015 tarihinde tamir amaçlı servise giriş yaptığı, tamirinin 25.06.2015 tarihinde bittiği, bu süre içerisinde davaya karışan iş makinesinin ikame araç olarak davalıya verildiği ,davalının kullanımındayken davaya konu kazanın meydana geldiği, araç maliki şirketin iş makinesi üzerinde fiili hakimiyetinin kalmadığı, ekonomik yönden de yararlanma olanağının kalktığı anlaşılmakla ariyet veren davalı şirket yönünden davanın pasif husumetten reddine karar verilmesi dairemizce uygun bulunduğundan davacı vekilinin istinaf talebi yerinde görülmemiştir.
Dairemizce ilk derece mahkemesinin kararı hem maddi olay, hem de hukuka uygunluk yönünden incelenmiş olup, esası etkileyen bir usul hatası bulunmadığı, vakıa tespitlerinin tam ve doğru olarak yapıldığı, maddi hukuk normlarının doğru olarak uygulandığı, delillerin değerlendirilmesinde de usule aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, davacı vekilinin istinaf isteminin reddine karar vermek gerekmiştir. H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1.Gebze Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 23.11.2022 tarih ve 2017/932 esas, 2022/902 karar sayılı kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan, HMK'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince davacı vekilinin istinaf başvurusunun ESASTAN REDDİNE,
2.Yürürlükteki Yargı Harçları Tarifesi uyarınca davalıdan alınması gereken 427,60 TL nisbi istinaf karar harcından peşin alınan 179,90 TL'nin mahsubu ile bakiye 247,70 TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
3.Davacının istinaf başvurusu için yapmış olduğu giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına, harcanmayan istinaf gider avansının yatırana iadesine,
4.Karar tebliği, harç takibi ve avans iade işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK.362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 30.04.2024 Başkan ...
(e-imzalıdır)
*Üye ...
(e-imzalıdır)
Üye ...
(e-imzalıdır)
Katip ...
(e-imzalıdır)
*İşbu evrak 5070 sayılı Kanunun 5. Maddesi gereğince Güvenli Elektronik İmza ile imzalanmıştır*