Aramaya Dön

2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Esas No
E. 2023/1080
Karar No
K. 2024/136
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE
Hukuk Alanı
Ticaret Hukuku

T.C. BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO: 2023/1080 Esas
KARAR NO: 2024/136
DAVA: Mülkiyet (Tespit İstemli)
DAVA TARİHİ: 10/11/2023
KARAR TARİHİ: 15/02/2024
KARARIN YAZILDIĞI TARİH: 01/03/2024

Mahkememizde görülmekte olan Mülkiyet (Tespit İstemli) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

DAVA;

Davacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan iş bu davanın dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin İstanbul ... Sulh Hukuk Mahkemesi’nin ... E- ... K nolu mirasçılık belgesinde görüldüğü üzere muris ...’ın terekesinde mirasçı olarak hak sahibi olduğunu, murisin 31 Aralık 1984 tarih ve 1169 sayılı resmi gazetede ilan edilen ... Mamülleri Sanayi ve Tic. A.Ş.’nin davalılar ... ve ... ile eşit oranda hisseye sahip olmak suretiyle kurucu ortağı bulunduğu ilgili ticaret sicil gazetesinin incelenmesinden anlaşıldığını, davalı şirketin ticaret sicil dosyasına bakıldığında sonuç itibariyle pay sahiplerinin davalılar ..., ... ve ... olarak görüldüğü ve kuruluş tarihinden sonraki dönemlerde muris ...’ın hisselerinin herhangi bir hisse devri de kaydedilmediği halde şirket ortaklığından yok edilerek sonuçta üç davalı adına pay sahipliği belgesinin mevcudiyeti tespit edildiğini, müvekkilim ...’ın kuzeni olduğunu, annesinin ailenin tek kız çocuğu olması sebebiyle mirastan mahrum bırakılmış olduğunu, öncelikle Bakırköy ...Asliye Hukuk Mahkemesi’nin ... E- ... K sayılı dava dosyası ile kök muris ...’a ait iken çocukları ... ve ...’a tapuda satış göstermesine rağmen bağışladığı gayrimenkul ile ilgili muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı olarak açmış oldukları davada yapılan yargılama neticesinde iddialarımız sübut bulduğunu anılan dava dosyasına getirtilen davalı şirketin ticaret sicil dosyası incelendiğinde ise ...’ın çocuksuz olması sebebiyle hisselerinin davalılar ... ve ...’ın babaları olan müteveffa ...’a intikal ettirildiğini ve bilahare şirket hisselerinin akıbetinin meçhul olduğu görüldüğünü, yine yapılan incelemede davalı şirketin yazılı hisse senedi bastırdığına ilişkin bir karara rastlanmamış olmakla birlikte yapılan toplantıların ilansız gerçekleştirildiği ve pay sahibi olarak adeta basılı pay senedi varmışçasına toplantı nisabı oluşturularak kararlar alındığı görüldüğünü, görülüyor ki ...’ın Bakırköy ....Asliye Hukuk Mahkemesi nezdinde devam edilen ... E sayılı dava dosyasında da amacı mirasçılarından mal kaçırmak olduğunu, müvekkilinin annesinin kız evlat olmasından dolayı kendi çocuğu da bulunmadığı için kardeşi ...’ın çocuk ve torunlarına hisselerini devir ettiği ortaya çıktığını, Mirasçılar arasında zamanaşımı işlemeyeceği gibi muvazaalı hisse devirlerinin her birinin mahkemece tek tek tespit edilerek mirastan mal kaçırma amaçlı ve gerçek dışı veriler olduğunu belirlenmek suretiyle müvekkilinin davalı şirketteki hissedarlığının tespit edilmesini talep etmek gerektiğini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP

Davalılar vekili tarafından sunulan cevap dilekçesinde özetle; Davaya konu şirketin Sermaye Piyasası Kuruluna kayıtlı olmadığından hisse senedi bastırma mecburiyeti bulunmadığını, anonim şirketlerde prensip olarak payın serbestçe tedavül edilebilirliği ilkesi geçerli olduğunu, bu ilkeye göre pay, ister çıplak, ister senede bağlanmış pay olsun, herhangi bir şirket organı, pay sahipleri veya üçüncü kişilerin onayı aranmaksızın diğer pay sahiplerine veya üçüncü kişilere devredilebileceğini, kural olarak hisse devir sözleşmesi zorunlu olmadığını ve hisse devri tescile tabi olmadığını, 01.03.2004 tarihli hisse devir senedi ile yazılı ve usulüne uygun şekilde bir devir yapıldığını olduğundan davacının iddiaları yerinde olmadığına, usule ilişkin itirazlarımızda belirttikleri üzere; yukarıda açıklanan tüm sürece müteveffa ...'ın eşi ... şahit olduğunu ve işbu dosya bakımında da tanıklarının ..., ...'ın mirasçısı olduğunu davacının iddia ettiği gibi bir durumun mevcut olması halinde öncelikle eşi olarak onun dava açmasının beklenildiğini, aksi durum hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, ... tarafından böyle bir iddia ne gündeme getirildiğini ne de bir dava açıldığını, dolayısıyla davacı, haksız kazanç elde etmek gayesiyle asılsız iddialar ortaya atarak huzurdaki davayı ikame ettiğini, yine şirketin uzun süre denetçiliğini yapmış olan ... da tüm sürece, pay devirlerine, genel kurul toplantılarına hakim olup bizzat görgü tanığı olduğunu, davacının iddialarının ve davasının mesnetsiz olduğunu, yazılı delillerimizin yanında tanık beyanları ile de ispat edileceğini, davacı her ne kadar Bakırköy .... Asliye Hukuk Mahkemesi’nin ... E. ... K. sayılı dava dosyası ile iddialarının sübut bulduğunu iddia ediyor ise de anılan dava ile huzurdaki davanın konusu birbirinden tamamen bağımsız olduğunu ayrıca anılan karar halihazırda istinaf aşamasında olduğunu yukarıda açıklandığı üzere huzurdaki davanın konusu anonim şirket hisse devri ile ilgili olduğunu hisse devri hukuka uygun şekilde yapılmış olup muvazaalı veya usule aykırı bir işlem söz konusu olmadığını yani davacı öne sürdüğü bu dava dosyası ile huzurdaki davaya ilişkin hiçbir iddiasını destekleyemediğini ve herhangi bir olguyu da ispatlayamadığını, gerek açıklamaya çalıştığımız gerekse de sayın mahkemenin tespit edeceği nedenlerden ötürü öncelikle davanın zamanaşımı, husumet ve hukuki yarar yokluğundan usulden reddine karar verilmesine; sayın mahkemece dosyanın esasına girilecekse de davanın beyanlarımız doğrultusunda esastan reddine karar verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE;

Dava, muvazaa sebebiyle şirket hisse devir işleminin iptali istemine ilişkindir. 01/07/2012 tarihinde yürürlüğe giren 6102 sayılı TTK'nın 4. ve 5'inci maddelerinde ticari dava düzenlenmiş olup TTK'nın 4. maddesine göre bir davanın ticarî dava sayılması için ya uyuşmazlık konusu işin tarafların her ikisinin birden ticari işletmesiyle ilgili olması ya da tarafların tacir olup olmadıklarına veya işin tarafların ticari işletmesiyle ilgili olup olmadığına bakılmaksızın Türk Ticaret Kanunu veya diğer kanunlarda o davaya asliye ticaret mahkemesince bakılacağı yönünde bir düzenleme bulunması (mutlak ticari dava olması) gereklidir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/II. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticarî iş sayılan işin, diğeri için de ticarî iş sayılması, davanın niteliğini ticarî hale getirmeyecektir. Zira; Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticarî dava sayılan davalar haricinde, ticarî davayı ticarî iş esasına göre değil, ticarî işletme esasına göre belirlemiş olup işin ticarî nitelikte olması veya sayılması, davanın ticari dava olarak kabulü için yeterli değildir.

Dava muris muvazaasına dayalı hisse devrinin iptali davası olup, 4721 sayılı TMK'nun 576.maddesi kapsamında değerlendirilmesi gereken bir dava olmakla ve 6102 sayılı kanunun 4.maddesinde yazılmış mutlak ticari davalardan olmadığı gibi aynı kanunun 5.maddesinde yazılı olduğu gibi nisbi ticari davalardan da olmadığı, bu itibarla ticari dava mahiyetinde olmayan davaya bakma görevinin Asliye Hukuk Mahkemesine ait olduğundan Mahkememizce görevsizlik kararı verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:

GD. İş yoğunluğu nedeniyle gerekçesi ve ayrıntısı ekli kararda yazılacağı üzere;

1.Mahkememizin görevli olmaması nedeniyle, HMK'nun 114/.1.(c).b,115. maddeleri gereğince davanın dava şartı yokluğundan REDDİNE, mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE,

2.01/10/2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 Sayılı HMK'nun 20. maddesi gereğince taraflardan birinin görevsizlik kararı süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten, kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli Bakırköy Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesini talep etmelerinin gerektiğine, aksi taktirde mahkememizce davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğine,

3.6100 sayılı HMK'nun 331/2 maddesi gereğince görevsizlik kararından sonra davaya bir başka mahkemede devam edilmesi halinde yargılama giderlerine o mahkemenin hükmedeceğine; şayet görevsizlik kararından sonra davaya başka bir mahkemede devam edilmemiş ise talep üzerine mahkememizin dosya üzerinden bu durumu tespiti ile davacıyı yargılama giderlerini ödemeye mahkum edeceğine, Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı, yapılan yargılama neticesinde kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize müracaatla İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi istinaf yolu açık olmak üzere karar verildi. 15/02/2024 Katip ...

(e-imzalıdır)

Hakim ...

(e-imzalıdır)

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.