12. Ceza Dairesi
12. Ceza Dairesi 2021/7056 E. , 2023/5411 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
İlk Derece Mahkemesi kararına yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 361 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edilebilir olduğu, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 142 nci maddesinin sekizinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.
Davacı vekili 18.04.2018 tarihli dava dilekçesinde özetle; " müvekkilinin FETO/PYD Silahlı Terör Örgütü Üyeliği suçundan 11.08.2017-14.08.2017 tarihleri arasında 3 gün gözaltında kaldıktan sonra soruşturma tamamlanıncaya kadar her hafta düzenli olarak kolluk kuvvetine imza atma ve yurt dışına çıkmama adli kontrol tedbirleri uygulanmak suretiyle serbest bırakıldığını, yapılan soruşturma neticesinde kovuşturmaya yer olmadığına kararı verildiğini, adli kontrol sebebiyle iş seyahatlerine çıkamadığı için maddi zarara uğradığını, müvekkilinin el konulan dijital materyalleri geri verilmediğini toplamda 7.000 TL'lik zararı oluştuğunu, kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden vekalet ücreti ödediğini beliterek; 15.000 TL maddi ve 50.000 TL manevi tazminatın davalıdan tahsilini" talep etmiştir.
2.Davalı vekili 11.05.2018 tarihli cevap dilekçesinde özetle; " davanın süresinde açılmadığını, tazminat talebinin yasal dayanaktan yoksun olduğunu, davanın reddi gerektiğini" beyan etmiştir.
3.Sakarya 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 28.12.2018 tarihli ve 2018/291 Esas 2018/374 Karar sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
4.Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 30.04.2019 tarihli ve 2019/566 Esas 2019/302 Karar sayılı kararı ile İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik davacı ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir.
5.Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 04.10.2021 tarihli, davacı vekilinin temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanması görüşünü içerir tebliğname ile Daireye tevdii olunmuştur. II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Davacı vekilinin temyiz istemi; haksız gözaltı nedeniyle işe geç başlamak zorunda kaldığından meydana gelen maaş kaybı, adli kontrol sebebiyle iş seyahatlerine çıkamadığı için oluşan zararı ayrıca el konulan dijital materyalleri geri verilmediğini için 7.000 TL'lik zararının, kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden ödediği vekalet ücretinin maddi tazminata dahil edilmesi gerektiğine ve hükmedilen manevi tazminat miktarının düşük olduğuna ilişkindir.
III. DAVA KONUSU
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince; davacının Sakarya Cumhuriyet Başsavcılığının 2017/17215 Soruşturma sayılı dosyasında yürütülen soruşturma kapsamında; 11.08.2017-14.08.2017 tarihleri arasında gözaltında kaldığı, Sakarya 2. Sulh Ceza Hakimliğinin 2017/460 D. İş sayılı dosyası ile haftanın 1 günü imza atma ve yurt dışına çıkmama şeklinde adli kontrol altına alınması şartıyla 14.08.2017 tarihinde serbest bırakıldığı, davacının silahlı terör örgütüne üye olma kapsamında yapılan soruşturma sonucunda, Sakarya Cumhuriyet Başsavcılığının 03.01.2018 tarih ve 2018/383 sayılı Kararı ile hakkında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilerek kararın 02.02.2018 tarihinde kesinleştiği, davanın yasal süresi içerisinde açıldığı, davacının gelir kaybını kanaat verici maaş bordrosu vergi kaydı, gelir vergisi beyannamesi gibi resmi bir belgeyle ispatlayamadığı, mevcut belgeler ve özellikle SGK hizmet dökümü bilgileri doğrultusunda davacının gözaltı öncesi sürekli bir çalışmasının bulunmadığının anlaşıldığı hususları nazara alınmakla davacı ...'ın gelir kaybı konusunda asgari brüt yasal ücret esas alındığı, her ne kadar davacı vekili, davacının 2 serbest meslek makbuzu ile toplam 2.000 TL avukatlık ücreti ödemek zorunda kaldığını beyan etmiş ve 15.08.2017 ve 06.10.2017 tarihli 1.000'er TL'lik avukatlık ücretine ilişkin serbest meslek makbuzunu dosyaya sunmuş ise de; talebin haksız gözaltının yarattığı zararın karşılanmasına yönelik olduğu, davacı vekilinin avukatlık ücretine ilişkin talebinin geniş yorumlanamayacağı, Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarında koruma tedbirleri nedeniyle tazminat davalarında avukatlık ücretinin talep edilemeyeceği ve zarar kavramının geniş yorumlanamayacağı hususlarının belirtildiği nazara alınmakla davacı vekilinin talepleri dava konusu maddi zarar kapsamında değerlendirilmediği gerekçesiyle davacının haksız gözaltı ve tutukluluk nedeniyle yasal koşulları oluşan maddi ve manevi tazminata hak kazandığı, bu çerçevede mevcut bilirkişi raporunun hüküm kurmaya elverişli olduğu değerlendirilmekle yapılan saptamalar doğrultusunda davanın kısmen kabulü ile 144,75 TL maddi ve 600,00 TL manevi tazminatın 11.08.2017 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin taleplerinin reddine karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
Bölge Adliye Mahkemesince; yapılan incelemeye, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin sair istinaf istemlerinin reddine, ancak; davacının gözaltına alındığı 2017 yılına ilişkin olarak Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığınca 16 yaşından büyükler için belirlenen 1.404.06 TL'lik net asgari ücret miktarı üzerinden hesaplama yapılarak tespit edilecek 140,40 TL maddi tazminatın davacıya ödenmesine karar verilmesi gerekirken, net asgari ücreti 1.447.36 TL kabul ederek hatalı hesaplama yapan bilirkişi raporu hükme esasa alınmak suretiyle fazla miktarda maddi tazminata hükmolunması ve davacı tarafça faiz talebinde bulunulmadığı dikkate alınmadan, tayin olunan maddi ve manevi tazminat miktarlarına gözaltı tarihinden itibaren faize hükmolunmasının hukuka aykırı olduğu gerekçesiyle hükmün 1.fıkrasının ilk bendinden "144.75 TL" ibaresinin çıkartılması ve yerine "140,40 TL" ibaresinin eklenmesi, hükmedilen maddi ve manevi tazminata faiz yürütülmesine ilişkin "gözaltına alınma tarihi olan 11.08.2017 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte" ve "11.08.2017 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte" ibarelerinin hükmün 1 fıkrasının ilgili bentlerinden çıkartılması sureti ile sair yönleri usul ve yasaya uygun olan hüküm düzeltilerek istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE
Tazminat davasının dayanağını oluşturan Sakarya Cumhuriyet Başsavcılığının 2018/241 sayılı soruşturma dosyası kapsamında davacının silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan 11.08.2017-14.08.2017 tarihleri arasında 3 gün gözaltında kaldığı, yürütülen soruştuma sonunda davacı hakkında 03.01.2018 tarihinde kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği, kararın 02.02.2018 tarihinde kesinleştiği, gözaltına alınma tarihi itibariyle davanın yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanun hükümlerine tabi olduğu, süresinde açıldığı kanunda öngörülen yasal şartların oluştuğu anlaşılmıştır. Gerekçeli karar başlığında dava adı olarak "Koruma tedbirleri nedeni ile tazminat" yazılması gerekirken yazılmaması, mahallinde düzeltilmesi mümkün yazım eksikliği olarak kabul edilmiştir.
Davacı Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden;
1.Davacının haksız gözaltı nedeniyle işe geç başlamak zorunda kaldığından meydana geldiği ileri sürülen maaş kaybı,
Dairemizin yerleşik uygulamalarına göre 5271 sayılı Kanun kapsamında talep edilebilecek zarar kapsamında değerlendirilemeyeceği, davacı tarafından dava dilekçesinde el konulan materyallerin somut olarak ne olduğunun belirtilmemesi ve meydana gelen maddi zarara ilişkin herhangi bir belge sunulmadığı da dikkate alınarak maddi tazminata hükmedilmemesinde isabetsizlik görülmemiş olup, 5271 sayılı Kanun'un 141 nci maddesinin birinci fıkrasında tazminat istenebilecek hallerin tahdidi olarak sayılmak suretiyle hüküm altına alındığı, adli kontrol kararlarının ise tazminat istenebilecek koruma tedbirleri arasında sayılmaması nedeniyle davacı vekilinin bu hususlara ilişkin temyiz talebi yerinde görülmemiştir.
2.Tazminat talebinin dayanağı olan soruşturma sırasında davacının kendisini vekaletnameli bir vekille temsil ettirdiği dikkate alınarak, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın verildiği tarihte yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinde ceza soruşturması evresinde takip edilen işler için belirlenen 660 TL vekalet ücreti miktarının maddi tazminat kapsamında davacıya ödenmesine karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi hukuka aykırı görülmüştür.
3.Nesnel bir ölçüt olmamakla birlikte, davacı lehine hükmedilen manevi tazminatın davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, gözaltına alınmasına neden olan olayın cereyan tarzı, gözaltında kaldığı süre ve benzeri hususlar ile tazminat davasının kesinleşeceği tarihe kadar faizi ile birlikte elde edeceği parasal değer dikkate alınıp, hak ve nesafet ilkelerine uygun, makul bir miktar olarak tayin ve tespiti yapıldığından hükmedilen manevi tazminat miktarında hukuka aykırılık bulunmamıştır.
V. KARAR
Gerekçe bölümünün (2) numaralı bendinde açıklanan nedenle davacı vekilinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 30.04.2019 tarihli ve 2019/566 Esas 2019/302 Karar sayılı kararının, 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 303 üncü maddesi gereği hükmün 1.fıkrasının ilk bendinden "140,40 TL" ibaresinin çıkartılması ve yerine "800,40 TL" ibaresinin eklenmesi suretiyle, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Sakarya 1. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE06.12.2023 tarihinde karar verildi.