12. Ceza Dairesi
12. Ceza Dairesi 2021/3824 E. , 2023/5515 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
Sanık hakkında Dairemizce verilen bozma kararı üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Büyükçekmece 9. Asliye Ceza Mahkemesinin, 03.06.2015 tarihli ve 2013/328 Esas, 2015/319 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında taksirle öldürme suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 85 inci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 50 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi, 52 nci maddesinin ikinci ve dördüncü fıkraları, 53 üncü maddesinin altıncı fıkrası uyarınca 12.100,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, sürücü belgesinin 3 ay süreyle geri alınmasına, karar verilmiştir.
2.Büyükçekmece 9. Asliye Ceza Mahkemesinin, 03.06.2015 tarihli ve 2013/328 Esas, 2015/319 Karar sayılı kararının sanık müdafii ve katılanlar vekili tarafından temyizi üzerine Dairemizin, 25.11.2019 tarihli ve 2018/2145 Esas, 2019/10909 Karar sayılı ilâmıyla özetle; asli kusurlu olarak meydana getirdiği kaza sonucu bir kişinin ölmesine neden olan sanık hakkında, adalet ve hakkaniyet kuralları uyarınca cezada orantılılık ilkesi gözetilerek alt sınırdan uzaklaşmak suretiyle ceza tayini gerekirken sanık hakkında eksik cezaya hükmolunması, sanık hakkında hükmolunan adli para cezasının ödenmemesi halinin hatalı şekilde gösterilmesi suretiyle 5237 sayılı Kanun'un 52 nci maddesinin dördüncü fıkrasına aykırı davranılması, gerekçeleriyle bozulmasına karar verilmiştir.
3.Dairemizin bozma kararı üzerine Büyükçekmece 9. Asliye Ceza Mahkemesinin, 27.11.2020 tarihli ve 2020/11 Esas, 2020/475 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında taksirle öldürme suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 85 inci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 50 nci maddesinin dördüncü fıkrası ve birinci fıkrasının (a) bendi, 52 nci maddesinin ikinci, üçüncü ve dördüncü fıkrası, 53 üncü maddesinin altıncı fıkrası uyarınca 15.200,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, sürücü belgesinin 3 ay süreyle geri alınmasına, karar verilmiştir.
4.Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 15.06.2021 tarihli ve 2021/2797 sayılı, onama görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdii edilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Sanık müdafiinin temyiz isteği;
1.Sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmemesine,
2.Hatalı bilirkişi raporları ile kusursuz olan sanığın kusurlu kabul edildiğine, İlişkindir.
B. Katılanlar vekilinin temyiz isteği;
1.Sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 62 nci maddesinin uygulanmasına,
2.Hükmedilen ceza miktarının az olduğuna,
3.Hükme esas alınan bilirkişi raporunun hatalı olduğuna, İlişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Temyizin kapsamına göre; Yerel Mahkemenin Kabulü
1.Büyükçekmece 9. Asliye Ceza Mahkemesi gerekçesinde; "Olay tarihinde, sanığın yönetimindeki... plakalı kamyon ile Dumankaya şantiyesine sağa döneceği esnada motosiklet sürücüsü maktule çarparak ölümüne neden olduğu anlaşılmış, sanığın kusurlu olup olmadığının tespiti için mahallinde keşif yapılarak tanıklar dinlenmiş, ayrıca dosya bilirkişiye tevdii edilmiş, bilirkişi tarafından düzenlenen raporda sanığın asli kusurlu, maktulün ise tali kusurlu olduğu kanaatine varıldığı mütalaa edilmiştir. Rapora itirazlar göz önünde bulundurularak Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinden de rapor istenmiş, bu raporda da sanık sürücünün kusurlu olduğu bildirilmiştir. Açıklayıcı ve teknik bilgi ihtiva eder özellikleri nedeniyle her iki raporun içeriğine de itibar edilerek sanığın taksirle öldürme suçundan cezalandırılmasına karar verilmiştir." şeklinde karar verilmiştir.
2.Kaza tespit tutanağı ve eki kroki ile 26.06.2013 tarihli Adli Tıp Kurumu otopsi raporu dosya kapsamında mevcuttur.
3.Dosya kapsamında yer alan; 01.04.2014 tarihli teknik bilirkişi raporunda ve 04.11.2014 tarihli Adli Tıp Kurumu İstanbul Trafik İhtisas Dairesi raporunda özetle, sanığın sağa manevra ile dönüşe geçmeden önce ayna yardımıyla arkadan gelen araçlar olabileceğini dikkate alarak gerekli kontrolü yapması ve sağa dönüşünü dar açı ile yapması gerekirken bu hususlara riayet etmemesi sebebiyle kusurlu olduğu, maktulün ise önünde aynı istikamete seyir halinde olan sanık sürücü yönetimindeki kamyon nedeniyle yola gereken dikkati verip mevzu bahis kamyonu güvenli mesafeden takip etmesi ve kontrolsüz şekilde sağa manevra ile dönüşe geçen kamyon nedeniyle yeterli mesafeden etkili fren ve direksiyon tedbiri alması gerekirken bu hususlara riayet etmemesi sebebiyle kusurlu olduğu belirtilmiştir.
4.Mahkemece, Hukukî Süreç başlığı altında (2) numaralı paragrafta bilgilerine yer verilen bozma ilâmına uyulmasına karar verilerek gereklerinin yerine getirildiği anlaşılmıştır. IV. GEREKÇE Yapılan inceleme neticesinde yerel mahkemenin kararında, oluş ve kabulde herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı görülmüştür.
A. Sanık müdafiinin temyiz isteği yönünden;
1.Mahkemece sanık hakkında 5271 sayılı Kanun'un 231 inci maddesi kapsamında hükmün açıklanmasının geri bırakılması müessesesinin yerinde, yeterli ve kanunî gerekçe ile uygulanmamasına karar verilmediği anlaşılmakla; sanık müdafinin yerinde görülmeyen temyiz sebebi reddedilmiştir.
2.Olay ve Olgular başlığı altında ayrıntılarına yer verilen kusur durumuna ilişkin raporlardaki kusur tayininin oluş ve dosya kapsamına uygun olduğu, kusur durumunu kesin bir şekilde tespit ettiği anlaşılmakla; sanık müdafinin yerinde görülmeyen temyiz sebebi reddedilmiştir.
3.Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafinin yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir.
B. Katılanlar vekilinin temyiz isteği yönünden;
1.Mahkemece sanık hakkında kurulan hükümde, "Sanığın duruşmadaki iyi hali, yargılama sürecindeki davranışları ve verilen cezanın geleceği üzerindeki muhtemel etkileri değerlendirilerek..." şeklindeki gerekçeyle 5237 sayılı Kanun'un 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca takdirî indirim nedeni uygulanmasına karar verildiği, mahkemenin takdir yetkisinin cezanın bireysel caydırıcılığı fonksiyonu dikkate alınarak yerinde, yeterli ve kanunî bir gerekçeye dayandığı anlaşılmakla, katılanlar vekilinin yerinde görülmeyen temyiz sebebi reddedilmiştir.
2.Dosyada bulunan deliller kapsamında; 5237 sayılı Kanun'un 61 inci maddesinde yer verilen, suçun işleniş biçimi, sanığın taksirinin yoğunluğu, meydana gelen zararın ağırlığı gibi ölçütler ile aynı Kanun'un 3 üncü maddesinin birinci fıkrasına belirtilen cezada orantılılık ilkesi dikkate alınarak asli kusurlu olarak ölüme sebebiyet veren sanık hakkında belirlenen temel ceza miktarında isabetsizlik bulunmadığı anlaşıldığından; katılanlar vekilinin yerinde görülmeyen temyiz sebebi reddedilmiştir.
3.Olay ve Olgular başlığı altında ayrıntılarına yer verilen kusur durumuna ilişkin raporlardaki kusur tayininin oluş ve dosya kapsamına uygun olduğu, kusur durumunu kesin bir şekilde tespit ettiği anlaşılmakla; katılanlar vekilinin yerinde görülmeyen temyiz sebebi reddedilmiştir.
4.Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, katılanlar vekilinin yerinde görülmeyen temyiz sebebi reddedilmiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Büyükçekmece 9. Asliye Ceza Mahkemesinin, 27.11.2020 tarihli ve 2020/11 Esas, 2020/475 Karar sayılı kararında sanık müdafii ve katılanlar vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanık müdafii ve katılanlar vekilinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 11.12.2023 tarihinde karar verildi.