Esas No
E. 2023/345
Karar No
K. 2024/307
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE
Hukuk Alanı
Ticaret Hukuku
Aramaya Dön
İSTANBUL ANADOLU 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

E. 2023/345 K. 2024/307 T.
Karar Sonucu REDDİNE
Resmî Atıf İstanbul Anadolu 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ, E. 2023/345, K. 2024/307, T. 07.05.2024
PDF DOCX UDF
Karar Künyesi
Mahkeme
İstanbul Anadolu 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Daire
13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Esas No
2023/345
Karar No
2024/307
Karar Tarihi
07.05.2024
Dava Türü
DIGER
Hukuk Alanı
Ticaret Hukuku
Karar Sonucu
REDDİNE
Karar Metni Tam metin · resmî kaynaktan

T.C. İstanbul Anadolu 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO: 2023/345
KARAR NO: 2024/307
DAVA: İtirazın İptali
DAVA TARİHİ: 19/05/2023
KARAR TARİHİ: 07/05/2024

Tarafları yukarıda belirtilen davanın Mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda:

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

Davacı vekili tarafından ibraz edilen tedbir talepli ve gerekli-yeterli kısımları: "... Konusu : ------. İcra Müdürlüğünün -----. Sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın iptali ile takip miktarının % 20 sinden aşağı olmamak üzere inkar tazminatına karar verilmesi talebinden ibarettir. Harca Esas Değer : 1.282.800 TL (İcra takibi başlatılırken yatırılan peşin harç mahsup edilmiştir.) Açıklamalar Müvekkil, davalının gayrimenkul ticareti yaptığından bahisle istemiş olduğu borcu davalının hesabına borç açıklaması ile göndermiştir. Davalı ilk başlarda almış olduğu borçları geri ödemiş ancak sonrasında almış olduğu borçları ödememeye başlamıştır. Davalı, müvekkil şirketin tüm ikazlarına rağmen, müvekkile olan borcunu ödememiş, bu nedenle de davalı hakkında -----. İcra Müdürlüğünün ------Numaralı dosyası ile icra takibi başlatılmıştır.

Davalı, bahse konu takibe itiraz talebinde her ne kadar ''Alacaklı şirketin bütün kayıtları incelendiği zaman gerçek bir ticaretin bulunmadığı, gayriresmi ödeme ve transferlerin gerçekmiş gibi gösterildiği, alacaklı tarafın müvekkil dahil başkaca 3. Kişiler ile bu şekilde mağdur etmeye çalıştığı, yapılan ödemelerin alacaklı şirket ve yetkililerinin müşterek hareket ettiği kişilere müvekkil ve benzer mahiyette 3. Kişiler ile gönderildiği anlaşılacaktır.'' belirtilmiş ise de müvekkilin başkaca üçüncü kişileri mağdur ettiğine dair söylemler gerçek dışı ve soyut iddialardır. Davalı ile aralarında borç ilişkisi bulunmaktadır ve dava bundan dolayı açılmıştır.

Müvekkil şirket ve yetkilileri sadece borç verdiği dekont açıklamaları ve tanıklarımız ile sabittir.Davalının borcunu ödememesi ve başlatılan icra takibine itiraz etmesi nedeniyle dava şartı olan arabuluculuk ( ----- Arabuluculuk Bürosu ----- görüşmesi neticesinde anlaşamama sonucu çıkmış, işbu huzurdaki davayı açma zorunluluğu doğmuştur. ........................

Netice ve Talep: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalının mal kaçırma ihtimali yüksek olduğundan üzerine kayıtlı malvarlığının araştırılarak tedbir konmasını, davalının haksız itirazının iptali ile takibin devamına karar verilmesini, takip miktarının %20' sinden aşağı olmamak üzere davalının tazminat ödemesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı tarafından ödenmesine karar verilemsini vekaleten talep ederim. 19.05.2023..."şeklinde olup yukarıya aynen aktarılan dava dilekçesi ile dilekçede belirtilen sebeplere bağlı olarak davalının icra takibine yaptığı itirazın haksız olduğu ileri sürülerek itirazın iptaline, takibin devamına ve takip miktarının %20'sinden aşağı olmamak üzere tazminata karar verilmesi ve ayrıca davalı üzerine kayıtlı mal varlığı araştırılarak tedbir konulması talep ve dava edilmiştir.

Davalı vekili tarafından ibraz edilen gerekli-yeterli kısımları: "... KONU : Cevap dilekçemizin sunulmasından ibarettir. AÇIKLAMALAR : Yukarıda esası ve tarafı yazılı mahkemeniz dosyasında ikame edilen işbu dava hukuki dayanaktan yoksun olup reddi gerekmektedir. Şöyleki, Görev Yönünden İtirazımız

Asliye ticaret mahkemesi; dava konusunun değerine veya miktarına bakılmaksızın ticari davalara ve ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevli özel bir mahkemedir. (6102 sayılı Ticaret Kanunu m.5/1) Ancak huzurdaki davanın konusu ticari nitelikte değildir. Zira Asliye ticaret mahkemesinin görevine giren işlerin genel çerçevesi şu şekildedir (6102 sayılı Ticaret Kanunu m.5 atfıyla m.4) : - Her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan davalar ticari dava olarak kabul edildiğinden bu davalara bakma görevi asliye ticaret mahkemesine aittir. - Her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili çekişmesiz yargı işi niteliğindeki ticari davalar, - Tarafların tacir olup olmadığına bakılmaksızın 6102 sayılı Ticaret Kanunun ticari dava ve çekişmesiz yargı işi olarak kabul ettiği işler.

Davacı yanın iddia ettiği gibi müvekkil ile davacı yan arasında herhangi bir mutlak veya nispi ticari davaya konu olacak ticari nitelikte bir iş bulunmamaktadır. Kaldı ki müvekkil sıradan bir vatandaş olup sigortalı işçidir. Müvekkilin şahıs şirketi dahi bulunmamaktadır. Bugüne kadar da herhangi bir tacirlik durumu veya ticari iş niteliğinde bir işi de olmamıştır. Bu nedenle Asliye Hukuk Mahkemelerinde görülmesi gereken dava sayın mahkemenizde ikame edilmiştir. Bu nedenle söz konusu davanın görev yönünden reddi gerekmektedir.Esasa İlişkin İtirazlarımız Her ne kadar davacı yan tarafından müvekkile bir takım paralar gönderildiği iddia edilmiş ise de gönderilen bedeller kesinlikle müvekkile karşı borç verme işlemi değildir. Davacının iddiaları gerçeği yansıtmamakla birlikte davacı haksız kazanç sağlama peşindedir. Şöyleki,

Müvekkilin kuzeni olan ---- - isimli şahıs halk arasında ------ olarak bilinen bir sistem ( 6502 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun' göre piramit satış) kurma amacıyla müvekkil dahil bir çok kişiyi dolandırmıştır. Söz konusu şahıs müvekkille birlikte bir çok kişiden büyük kar sunacağı ve kaybetme riski olmayan bir iş kuracağından bahisle nakit para almış ve bu paraları sistem içerisinde döndürerek bir kısım üyelere para vermiş ve önce güven sağlamıştır. Daha sonra müvekkilimizin çalıştığı kuruma hizmet veren davacı şirketin müdür ve ortağı olan ------bu durumdan haberdar olarak ----- isimli şahıs ile görüşmüş ve davacı firmanın ortağı olan ----- saadet zincirine dahil etmiştir. ---- ve ----- ortak görüşmesinde---- ile ---- gayri resmi bir ortaklık kurarak bu işin karlı bir iş olacağını belirtmişlerdir. Ancak ---- '' kendisinin davacı firmada ortaklığının bulunması ve yine ----- ile kurduğu ortaklığın resmiyetinin bulunmaması ayrıca ---kurumunun 6502 Sayılı TKHK ile yasak olması '' nedeni ile söz konusu para akışının müvekkilimiz ...'ın hesabı üzerinden yapılması için ---- - ve ---- kendi aralarında anlaşmışlardır. Müvekkilimiz de bu durumun kendisi için bir sorun oluşturmayacağını düşündüğü ve ayrıca kendisinin de söz konusu zincire üye olması hem de kuzenine olan güveninden dolayı bu durumu kabul etmiştir. Bu sebeple davacı firma tarafından müvekkilin hesabına gönderilen bedellerin tamamı müvekkile verilmiş bir borç para olmayıp doğrudan ---- kurmuş olduğu----- için ---- - hesabına gönderilmesi için gelen paralardır. Hatta ---- gönderdiği her paradan sonra müvekkili arayarak göndermiş olduğu parayı ---- hesabına göndermesi için müvekkile talimatlarda bulunmuştur. Bu sebeple müvekkilimiz ile ---- 01.06.2020 - 10.07.2023 arası --- kayıtları celp edilmesini sayın mahkemenizden talep etmekteyiz.

Ayrıca ekte sunmuş olduğumuz müvekkilin hesap hareketleri kontrol edildiğinde açıkça görülecektir ki müvekkilimiz davacı firma ve ortağı olan ---- - gelen paraların tamamını ---- hesabına göndermiştir. Bu paralardan herhangi bir kesinti yapmış da değildir.Bir süre sonra ---- ile davacı firma ortağı ve yetkilisi olan ---- aralarında alacak verecek ilişkisinden dolayı anlaşmazlık çıkınca aralarındaki alacak verecek hesaplamalarını yapmak için davacı firma ortağı olan --- -, ---- - ile görüşme yapmıştır buna ilişkin fotoğrafları ekte sunuyoruz.(EK-1) Daha sonrasında ----- alacağına karşılık olarak ---- - oğlu ---- - - otomobil almak için ---- bayisi (----- Şubesin) müşavirlerine araç alımına ilişkin vekalet vermiştir. Söz konusu vekaletnameyi ekte sunuyoruz.(EK-2) Ancak davacı firma yetkilisi gönderdiği paraları ---- - tahsil edemeyeceğini anlayınca haksız ve mesnetsiz takibi müvekkile yöneltmiştir.

Müvekkilimiz, ---- - neden takibi kendisine yönelttiğini kendisinin de kuzeni tarafından dolandırıldığını bu durumu kendisinin de bilmesine rağmen neden kendisinden tahsil etmeye çalıştığını sorduğunda ise şirketine vergi borcu çıktığını ve birinden alacak göstermesi gerektiğini belirtmiştir.Ve yine davacı firma ortağı ve yetkilisi olan --- - söz konusu ---- - dahil olmak isteyenlerden---- isimli şahsa ulaşmış ve kendisinden para alarak ----mağdur etmiştir. ------ isimli şahsın ilgili ------ ortak olmak için ------ vermiş olduğu paraları tekrardan geri almak üzere ---- İcra Müdürlüğü üzerinden icra takibi yaptığını bilmekteyiz. Söz konusu ---- - tanık olarak dinlenmesi----- varlığını ispat edecektdir. Bu sebeple ---- -- da tanık olarak dinlenmesini talep etmekteyiz

Hemen belirtmek gerekir ki davacı firma tarafından arada geçerli bir borç ilişkisinin bulunmamasına rağmen müvekkile gönderilen yüksek rakamlı bedeller hayatın olağan akışına aykırılık teşkil etmektedir. Zira davacı firmanın devamlı olarak sıradan bir şahsa bu denli bedeller gönderilmesi de gönderilen bedellerin borç olamayacağının göstergesidir. Bununla birlikte müvekkilin hesap ekstreleri detaylıca incelendiğinde davacı firma 01.06.2020 tarihinden başlayıp 21.09.2021 tarihine kadar müvekkile para göndermiştir. Hiçbir basiretli tacir yaklaşık 1,5 yıl boyunca bir hizmet veya karşılık almadığı birine devamlı olarak para göndermez aksi hayatın olağan akışına ve ticari teamüllere aykırıdır. Her tacir, tüm ticarî faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi hareket etmek, sağduyu sahibi olmak, ileriyi düşünmek ve işlemlerini ona göre organize etmek zorundadır. Yapacağı sözleşmelerin yerine getirilip getirilmeyeceğini hesaba katıp “basiretli bir iş adamı” gibi davranıp borcun yerine getirilmesini engelleyebilecek hareketleri önceden nazara alması gerekmektedir. Türk Ticaret Kanunu, tacire, bütün ticarî faaliyetlerinde, basiretli bir iş adamı gibi hareket etme yükümlülüğü getirmiştir. Bu yükümlülük, sübjektif değil, objektif bir özen ölçüsünün gerçekleştirilmesi demektir. Yargıtaya göre, basiretli iş adamı gibi hareket etmek, “bugünün ve istikbalin piyasa durumunu tacirin işlemi yaptığı sırada göz önünde tutması” demektir. Tacir, tüm bu hukukî ve fiilî işlemlerini yaparken, ticarî hayatın gerektirdiği tüm tedbirleri almalı ve meydana gelebilecek değişmeleri önceden tahmin etmeye çalışarak yükümlülük altına girmesi gereklidir.

Davacı firmanın ayrıca ortağı ve yetkilisi olan ---- - basiretli tacir gibi davranma yükümlülüğü içerisinde olduğu - ---- kurumunun yasak olduğunu bilmesi ve öngörmesi gereken husustur. Ayrıca hiçbir tacir mal veya hizmet olarak bir karşılık almadan devamlı olarak adi bir şahsın hesabına para göndermesi de basiretli tacir gibi davranma yükümlülüğünü ihlal etmektedir.Ayrıntılı izah etmeye çalıştığımız üzere davacı tarafından müvekkilin hesabına gönderilen paralar herhangi bir borç verme işlemi olmayıp ------ için ----- hesabına gönderilmesi istenen bedellerdir. Bunu kendisi de gayet iyi bilen davacı şirket yetkilisi ve ortağı olan ---- buna rağmen kötüniyetli bir şekilde davaya konu icra takibini gerçekleştirmiştir.Türk Medeni Kanunu madde 2 ye göre ''Herkes haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kuralına uymakla zorundadır. Bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz.'' denilerek dürüstlük kuralı hüküm altına alınmıştır. Objektif iyi niyet olarak da tanımlanan ve dürüstlük kuralını düzenleyen TMK'nın 2. maddesi, bütün hakların kullanılmasında dürüstlük kuralı çerçevesinde hareket edileceğini ve bir kimsenin başkasını zararlandırmak ya da güç duruma sokmak amacıyla haklarını kötüye kullanmasını kanunun korumayacağını belirtmiştir. Nitekim aynı konuya Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 29. maddesinde de yer verilmiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun “Dürüst davranma ve doğruyu söyleme yükümlülüğü” başlıklı 29. Maddesi; ''Taraflar, dürüstlük kuralına uygun davranmak zorundadırlar...'' Ancak davacı yan açıkça hakkını kötüye kullanarak olmayan bir borç üzerinden icra takibine girişmiş ve nihayetinde huzurdaki davayı açmıştır.Asla kabul anlamına gelmemekle birlikte takibe konu bedel TBK anlamında eksik borç niteliğindedir. Zira müvekkilimizle davacı firma arasında geçerli bir borç ilişkisi bulunmamaktadır. Şöyleki, gönderilen bedeller saadet zincirine katılarak daha fazla kar payı alabilmek için ---- - hesabına gönderilmesi istenen bedellerdir. ----- kurumu 6502 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun m. 80 hükmünde; “Katılımcılarına bir miktar para veya malvarlığı ortaya koymak karşılığında, sisteme aynı şartlar altında başka katılımcılar bulma koşuluyla bir para veya malvarlığı kazancı olanağı ümidi veren ve malvarlığı kazancının elde edilmesini tamamen veya kısmen diğer katılımcıların da koşullara uygun davranmasına bağlı kılan, gerçekçi olmayan veya gerçekleşmesi çok güç olan kazanç beklentisi sistemi” olarak tanımlanmıştır. Bu sistem ülkemizde yasaklanmıştır ve bu nedenle de Hukuk düzeninin izin vermediği piyango ve diğer şans oyunlarından doğan borçlar (TBK m.606) eksik borç niteliğindedir. Yukarıda izah etmeye çalıştığımız nedenlerle haksız ve mesnetsiz olan bu davaya cevap verme zarureti hasıl olmuştur. ........................ SONUÇ VE İSTEM : Yukarıda açıklanan nedenlerle,

Öncelikle -----Şubesin'e müzekkere yazılarak ekte sunulu vekaletnameye ilişkin araç alım satımının olup olmadığını olduğu takdirde ödemenin kim tarafından hangi hesap üzerinden yapıldığının sorulmasına,Müvekkilin hesabı bulunan ----Bankası ve ----- Bankasına müzekkere yazılarak hesap ekstrelerin celbine, Müvekkilimiz hakkında açılmış bulunan işbu itirazın iptali davasının reddine,

Takibinde haksız ve kötü niyetli olan alacaklı hakkında takip konusu alacağın %20’sinden az olmamak üzere tazminata mahkum edilmesine,..."şeklinde olup yukarıya aynen aktarılan cevap dilekçesinde öncelikle davanın ticari nitelikte olmadığı, taraflar arasında mutlak veya nispi ticari davaya konu olacak ticari nitelikte bir iş bulunmadığı ve asliye hukuk mahkemesinin görevli olduğu ileri sürülerek görev itirazında bulunulmak suretiyle esas hakkında da davanın reddine ve takip konusu alacağın %20'sinden az olmamak tazminata karar verilmesi istenmiştir.Ön inceleme duruşma tensibi aşamasında Mahkemece her aşamada resen gözetilmesi gereken dava şartı niteliğinde görev itirazının irdelenmesi gerekmiştir.Dava dilekçesine, cevap dilekçesine, UYAP entegrasyon sonucuna ve tüm dosya kapsamına nazaran davalının SSK emeklisi olduğu ve taraflar arasında ticari bir ilişki olmadığı gibi davalının tacir sıfatına sahip olmadığı belirlenmiştir.Söz konusu belirlemeye göre görev kurallarının irdelenmesi gerekmiştir.6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun ilgili maddeleri:''...Madde 4- (1) Her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın;

a)Bu Kanunda,

b)Türk Medenî Kanununun, rehin karşılığında ödünç verme işi ile uğraşanlar hakkındaki 962 ilâ 969 uncu maddelerinde,

c)11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun malvarlığının veya işletmenin devralınması ile işletmelerin birleşmesi ve şekil değiştirmesi hakkındaki 202 ve 203, rekabet yasağına ilişkin 444 ve 447, yayın sözleşmesine dair 487 ilâ 501, kredi mektubu ve kredi emrini düzenleyen 515 ilâ 519, komisyon sözleşmesine ilişkin 532 ilâ 545, ticari temsilciler, ticari vekiller ve diğer tacir yardımcıları için öngörülmüş bulunan 547 ilâ 554, havale hakkındaki 555 ilâ 560, saklama sözleşmelerini düzenleyen 561 ilâ 580 inci maddelerinde,

d)Fikrî mülkiyet hukukuna dair mevzuatta,

e)Borsa, sergi, panayır ve pazarlar ile antrepo ve ticarete özgü diğer yerlere ilişkin özel hükümlerde,

f)Bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, finansal kurumlara ve ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemelerde,öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ticari dava ve ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi sayılır. Ancak, herhangi bir ticari işletmeyi ilgilendirmeyen havale, vedia ve fikir ve sanat eserlerine ilişkin haklardan doğan davalar bundan istisnadır. (2) (Değişik: 28/2/2018-7101/61 md.) Ticari davalarda da deliller ile bunların sunulması 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümlerine tabidir; miktar veya değeri beş yüz bin *1* Türk lirasını geçmeyen ticari davalarda basit yargılama usulü uygulanır.Madde 5- (1) Aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemesi tüm ticari (Değişik ibare: 26/06/2012-6335 S.K./2.md.) davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevlidir. (2) Bir yerde asliye ticaret mahkemesi varsa, asliye hukuk mahkemesinin görevi içinde bulunan ve 4 üncü madde hükmünce ticari sayılan davalarla özel hükümler uyarınca ticaret mahkemesinde görülecek diğer işlere asliye ticaret mahkemesinde bakılır. Bir yerde ticaret davalarına bakan birden çok asliye ticaret mahkemesi varsa, iş durumunun gerekli kıldığı yerlerde Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca, asliye ticaret mahkemelerinden biri veya birkaçı münhasıran bu Kanundan ve diğer kanunlardan doğan deniz ticaretine ve deniz sigortalarına ilişkin hukuk davalarına bakmakla görevlendirilebilir. (3) (Değişik fıkra:26/06/2012-6335 S.K./2.md.) Asliye ticaret mahkemesi ile asliye hukuk mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki görev ilişkisi olup, bu durumda göreve ilişkin usul hükümleri uygulanır. (4) (Değişik fıkra:26/06/2012-6335 S.K./2.md.) Asliye ticaret mahkemesi bulunmayan yargı çevresindeki bir ticari davada görev kuralına dayanılmamış olması, görevsizlik kararı verilmesini gerektirmez; asliye hukuk mahkemesi, davaya devam eder....''şeklinde olup yukarıya aynen aktarılmıştır.6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 138. Maddesinde ise: ''(1) Mahkeme, öncelikle dava şartları ve ilk itirazlar hakkında dosya üzerinden karar verir; gerektiği takdirde kararını vermeden önce, bu konuda tarafları ön inceleme duruşmasında dinleyebilir. '' şeklinde düzenlemeye yer verilmiş olup, buraya aynen alınmıştır.Dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 4/1-a maddesi gereği her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili olup olmadığına bakılmaksızın Türk Ticaret Kanununda düzenlenen hususlar ticari davalardır. 6102 sayılı TTK. 5/1. Maddesi gereği ticari davalara bakmakla görevli mahkeme asliye ticaret mahkemeleridir. 6102 sayılı TTK.'nın yürürlüğe girdiği 01/07/2012 tarihinden itibaren yasanın 5/3. Maddesi gereği asliye hukuk mahkemeleri ile asliye ticaret mahkemeleri arasındaki ilişki iş bölümü olmaktan çıkmış ve görev ilişkisi haline gelmiştir. HMK.

1.Maddesi gereği göreve ilişkin kurallar kamu düzeni ile ilgili olup mahkemece kendiliğinden dikkate alınması gerekmektedir.Söz konusu yasal düzenlemelere göre ticaret mahkemeleri ticari davalara bakmakla görevli olup, ticari davalar mutlak ticari davalar ve nispi ticari davalar olarak ikiye ayrılmaktadır.Mutlak ticari davalar tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın sırf dava konusunun TTK'da düzenlenmesi nedeni ile ticari sayılan davalardır. Buna göre TTK Madde 4/1 bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alan veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilen davalar mutlak ticari dava niteliğinde olup, görevli mahkeme ticaret mahkemeleridir.Nispi ticari davalar ise her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. Bu kritere ve TTK Madde 4/1 düzenlemesine göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için hem her iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi ve hem de iki tarafın tacir olması şartlarının birlikte bulunması gerekli olup, ayrıca belirtilmelidir ki esas alınan kriter ''ticari iş'' olmayıp, ''ticari işletme'' kriteridir.Görev kriterleri yönünden emsal --- BAM -----. Hukuk Dairesi'nin ---- Esas ve ----- Karar sayılı kararı ışığında yukarıya aynen alınan ilgili yasal düzenlemeler, mutlak ve nispi ticari davalara ilişkin söz konusu kriterler, davanın niteliği, davalının tacir olmaması ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde davanın Ticaret Mahkemesinde görülmesini gerektirir bir yönü olmayıp Asliye Hukuk Mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gereken bir dava olduğu sonucuna varıldığından henüz ön inceleme günü tayin edilmemiş ise de dava şartlarının yargılamanın her aşamasında resen incelenmesi gerektiğinden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucu Mahkememizin görevsizliğine ve ihtiyati tedbir talebinin görevli mahkemece değerlendirilmesine ilişkin olmak üzere aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:

Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE ve davanın görev yönünden dava şartı yokluğuna bağlı olarak USULDEN REDDİNE,Kararın kesinleşmesine bağlı olarak ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 20/1 maddesinde belirtilen 2 haftalık süre içinde, taraflardan birinin talebi halinde dosyanın görevli ---- Asliye Hukuk Mahkemesi'ne gönderilmesine,İhtiyati tedbir talebinin görevli mahkemece değerlendirilmesine, Süresinde başvuruda bulunulması halinde harç ve yargılama giderleri ile avansa ilişkin hususların 6100 sayılı HMK.'nın 331/2 maddesi gereğince görevli mahkemece değerlendirilmesine,Süresinde başvuruda bulunulmaması halinde HMK. Madde 20 düzenlemesine bağlı olarak davanın açılmamış sayılmasına yönelik gerekli usuli kararın resen verilmesi gereğinin gözetilmesine,

Yukarıdaki hüküm fıkralarında belirtilen ihtimallerde gözetilerek yargılama sonucunda ve resen yapılacak gider olmadığı takdirde, gerekirse resen yapılacak giderde mahsup edilmek ve HMK. Madde 333 düzenlemesi gözetilmek sureti ile avansın kullanılmayan kısmının yatırana iadesine,İlişkin olmak üzere ön inceleme aşamasında dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde ---- Bölge Adliye Mahkemesi İlgili Hukuk Dairesi nezdinde İstinaf yasa yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.

İlgili Mevzuat & Etiketler
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog