10. Hukuk Dairesi
10. Hukuk Dairesi 2024/379 E. , 2024/1408 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi
İLK DERECE MAHKEMESİ : Yeşilhisar Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
Taraflar arasındaki hizmet tespitine ilişkin davadan dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın fer'i müdahil Kurum vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı fer'i müdahil Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA
Davacı vekili, müvekkilinin 01.04.1991 tarihinde davalı ... Köyü Sulama Kooperatifi'nin aldığı karar ile bekçi olarak işe başlamış olup, 01.05.1991 tarihinde işe giriş bildirgesi düzenlendiğinin 20848264 sicil numaralı dosyada işe giriş bildirgesi yer aldığının davalı işyerince müvekkilinin işe giriş bildirgesi kuruma sunulduğunun ancak çalıştığı döneme ait takriben 6 aylık sigorta primleri yatırılmadığının işyeri bordro kayıtlarında müvekkiline dair sigortalılık bildirimi bulunmadığı için müvekkilin emeklilik yönünden zararı ve ekonomik kaybı olacağı aşikar olmakla kooperatif nezdinde gerçekleştirdiği çalışmalarının sigortalı çalışma olarak tespitini talep etme gereği doğduğunun Öyle ki, primlerin ödenmesinden davalı işveren sorumlu olduğu gibi işverenin sigorta primlerini ödeyip ödemediğini denetlemekten de ihbar olunan Kurum sorumlu olduğunun izah olunan nedenlerle, 5510 sayılı Kanun uyarınca, müvekkilin davalı uhdesinde çalıştığının tespiti ile çalıştırıldığı süre boyunca prime esas ücretinin tespitini ve SGK kayıtlarının bu tespite göre düzeltilmesini talep etme gereği hasıl olduğunun, bu nedenlerle davanın kabulü ile birlikte müvekkilinin primleri yatırılmamış olan hizmetlerinin tespiti, beyan edilen dönemdeki prime esas kazancının tespiti ile sigorta primlerindeki eksikliğin tespit ve tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı SGK Başkanlığı vekili, çalışma iddialarını kabul etmemekle birlikte kesintili çalışma hususunun araştırılmasını, bu doğrultuda beş yıllık hak düşürücü sürelerin geçmiş olduğunun tespiti halinde davanın usulden reddini talep ettiklerinin, mutlaka tanık dinlenmesi gerekiyorsa, tanıkların çalışıldığı iddia edilen işyerindeki işi bilen ve tanıyan, aynı zamanda dönem bordrolarında adı geçen kişilerden olmasına dikkat edilmeli yazılı kayıtları ile çelişen tanık beyanları hükme esas alınmama gerektiğinin tanık beyanları değerlendirilirken, işyerinde yürütülen işin niteliği, tanıkların iş ve işyeri hakkındaki bilgileri, tanıkların edilen dönemin üzerinden geçen sürenin uzunluğu, tanık beyanlarının hayatın olağan akışı ile çelişkili olmaması dikkate alınması gerektiği, davacının hizmet tespitine ilişkin iddialarını kabul etmemekle birlikte, davacı, dilekçesinde ayrıca iddia ettiği hizmetlerle birlikte, hizmetinin brüt (giydirilmiş) aylık ücret üzerinden tespitini talep etmiş olduğu görüldüğünün dava dilekçesinde her ne kadar bunun tespitine ilişkin açık bir talep mevcut değilse de prime esas kazancın tespiti yönünden bir talebin olup olmadığı hususunda açıklık getirilmesi için davacıya kesin süre veriimesini; gerekirse davacının isticvabını talep ettiklerinin zira prime esas kazanca ilişkin tespit davalarında Kurum yasal hasım olarak yer almakta olup bahse konu davanın ispatında da RMK yazılı ispat sınırı gereği senetle ispat zorunluluğu söz konusu olduğunun davacının ispat için yazılı delilleri sunması gerektiğinin bu nedenlerle dava konusuna ilişkin dava talep ve rücu haklarının saklı kalmak üzere öncelikle hizmet tespiti yönünden davaya feri müdahil olarak kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... Kooperatifi Başkanlığı, 1991 yılında üyelerimiz ve dönemin kooperatif başkanı karar alarak ...'ı bekçi olarak işe başlatıldığının alınan karar kooperatif karar defterinde yer aldığının, sigortaya bildirildiğinin ve yaklaşık 6 ay bekçi olarak görevine devam ettiğinin o dönem kendisine aylık 40 TL verildiğinin kooperatifte ücret üyeler ve başkan tarafından belirlendiğinin o dönemin başkanı Yusuf Sayıcı olduğunu beyan etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile " ... Toplanan deliller ve dinlenen tanıkların beyanları doğrultusunda davasında haklı olduğu ve davacının davalı kooperatifte ekili alanların sulanabilmesi için sulama görevlisi olarak 01.04.1991 - 30.09.1991 tarihleri arasında mevsimlik statüde çalıştığı anlaşılarak hizmet tespitine yönelik aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Davacı vekilinin yine 30.04.2022 tanzim tarihli dilekçesi ile prime esas ücret talebinden feragat ettiğine ilişkin dilekçe verdiği de görülmüştür. Prime esas kazanç tespiti talebi yönünden feragat hakkının değerlendirilmesine yönelik emsal olan Yargıtay 10 uncu Hukuk Dairesinin 2021/1915 Esas ve 2021/2677 Karar sayılı ilamı ile HMKnın 311 inci maddesinde açıkça ortaya konulduğu üzere prime esas kazanç tespiti davasında taraflarca hazırlama ilkesinin geçerli olması nedeniyle feragat mümkün olduğundan davacının prime esas kazanç talebi yönünden feragat nedeniyle davanın reddine karar verildiği" gerekçesiyle; "1-Davanın kısmen kabulü ile: Davacının 01.04.1991 - 30.09.1991 tarihleri arasında 48061 sicil numaralı Gülbayır Sulama Kooperatifi işyerinde çalıştığının tespitine,
2.Prime esas kazancın tespiti talebinin feragat nedeniyle reddine" karar verilmiştir. IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde fer'i müdahil Kurum vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Fer'i müdahil Kurum vekili, davacının, 01.04.1991 tarihinde davalı iş yerinde çalışmaya başladığını, 01.05.1991 tarihinde işe giriş bildirgesinin düzenlendiğini ve Sosyal Güvenlik Kurumu'na bildirildiğini fakat akabinde takriben 6 aylık sigorta primlerinin yatırılmadığını iddia ederek anılan tarihlerde sigortalı olduğunun tespiti ve bugünlere ilişkin prime esas kazancın tespitinin yapılması talebiyle dava açtığını, yerel mahkemece yapılan araştırma ve inceleme neticesinde usul ve yasaya aykırı olarak davanın kısmen kabulüne karar verildiğini, SGK hizmet dökümü incelendiğinde davacının davalı iş yerinde 16.05.2015 tarihinde çalışmaya başladığını ve dava tarihi itibariyle aynı iş yerinde çalışmaya devam ettiğini, bunun dışında kuruma hizmetlerin tespiti için yapılmış bir talebin veya ihbarın söz konusu olmadığını, iddia edilen çalışma olgusunun şüphe ve duraksamaya meydan vermeyecek şekilde kanıtlanması gerektiğini, kurumun resmi kayıtlarının incelenmesi gerektiğini, sadece tanık beyanlarına dayanılarak hüküm verilmemesi gerektiğini, davalı işverenin ve davacının Sosyal Sigortalar Kurumu nezdindeki kayıtlarının getirtilmesi ve davacının iddialarının değerlendirilmesi gerektiğini, kesintili çalışma hususunun araştırılması gerektiğini, beş yıllık hak düşürücü sürelerin geçmiş olduğunun tespiti halinde davanın usulden reddini talep ettiklerini, tanık dinlenmesi gerekiyorsa; tanıkların çalışıldığı iddia edilen işyerindeki işi bilen ve tanıyan, aynı zamanda dönem bordrolarında adı geçen kişilerden olmasına dikkat edilmesi gerektiğini, kurumun yazılı kayıtları ile çelişen tanık beyanlarının hükme esas alınmaması gerektiğini, kanun gereği hizmet tespitine ilişkin davalarda fer’i müdahil olan Kurum hakkında aleyhe hüküm kurulmaması ve aleyhe vekalet ücretine hükmedilmemesi gerektiğini, davanın kısmen kabulü kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesi gerektiğini istinaf başvuru sebepleri olarak ileri sürmüştür.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "... Somut olayda; davacı adına 01.05.1991 tarihinde işe alındığına dair giriş bildirgesinin kuruma verildiği, davacının davaya konu çalışmasının bu tarihi de kapsadığı, uyuşmazlık konusu döneme denk gelecek şekilde işe giriş bildirgesi verilmekle Kurumun işçinin çalışmasından haberdar olduğu ve artık hizmet tespiti davası için hak düşürücü sürenin varlığından söz edilemeyeceği kabul edilmekle hak düşürücü sürenin gerçekleşmediği tespit edilmiştir.
Dinlenen tanık beyanlarından ve müzekkere cevaplarından; davalı işyerinin belirli bir çalışma yerinin bulunmadığı, kooperatif başkanının evinin gerekli olduğunda kullanıldığı, dava konusu dönemde davacı tek çalışan olduğundan bordro tanığının bulunmadığı, yapılan kolluk araştırması neticesinde komşu iş yerinin bulunmadığı anlaşılmaktadır. Dosya kapsamında davacı tanıkları ve Mahkemece resen belirlenen tanıklar dinlenilmiştir. Yine davacı hakkında kuruma işe giriş bildirgesi verildiği, bildirgedeki kimlik bilgileri ile davacının kimlik bilgilerinin uyuştuğu ve bu belgede geçen sigorta sicil numarasının davacının sonraki hizmetlerinde kullanıldığı tespit edilmiştir. Yine davacının 01.04.1991 tarihinde işe başladığını doğrulayan davalı kooperatife ait karar defteri sureti dosya arasında bulunmakta olup bu kararın içeriği Mahkemece dinlenen tanık beyanlarıyla da doğrulanmıştır. Yine Mahkemece davaya konu dönemde muhtar veya aza, köy bekçisi olarak görev yapmış kişiler araştırılmış bu kişilerden yalnızca ...'in hayatta olduğu belirlenmiş ve dinlenmiştir. Dinlenen tanıkların hepsi davacının çalışma iddiasını doğrulamışlardır. Mahkemece yapılan araştırma ve inceleme davanın aydınlatılması bakımından yeterli görülmüş, toplanan deliller ve dinlenen tanıkların beyanları doğrultusunda hizmet tespiti talebi yönünden davanın kabulüne karar verilmesinde hata görülmemiştir.
İstinaf eden Kurum aleyhine hüküm, yargılama gideri ve vekalet ücreti yönünden karar verilmediğinden aksi yöne işaret eden kurum vekilinin istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.
Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleri ile dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince fer'i müdahil vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine" karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde fer'i müdahil Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri Fer'i müdahil Kurum vekili, istinaf dilekçesinde öne sürdüğü gerekçelerle davanın reddi ile kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe
1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, hizmet tespitine ilişkindir.
2.İlgili Hukuk
1.Hizmet tespitine ilişkin talebin yasal dayanağı 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun geçiş hükümlerini içeren Geçici 7 nci maddesi gereğince 506 sayılı Kanun'un 79/10 uncu ve 5510 sayılı Kanun'un 86/9 uncu maddeleri olup Anayasal haklar arasında yer alan sosyal güvenliğin yaşama geçirilmesindeki etkisi gözetildiğinde, sigortalı konumunda geçen çalışma sürelerinin saptanmasına ilişkin bu tür davalar kamu düzeni ile ilgili olduğundan özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmeleri zorunludur. Bu bağlamda, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip gerek görüldüğünde kendiliğinden araştırma yapılarak delil toplanabileceği açıktır.
Bu tür davalarda mahkemece yapılacak iş, davacıyla ilgili varsa tüm belge ve kayıtlar işverenden istenilmeli, çalışmanın gerçekleştiği ileri sürülen işyerinin Kurum nezdinde bulunan dosyası, işverence hazırlanması gerekli ücret ödeme bordroları, puantaj kayıtları ve diğer kayıtlar getirtilmeli, dönemsel sigorta primleri bordrosuyla veya aylık prim ve hizmet belgesiyle bildirimleri yapılan sigortalılar tanık sıfatıyla dinlenilmeli, Kurum müfettişlerince inceleme yapılıp yapılmadığı sorulmalı, inceleme yapılmışsa belgeler getirtilmeli, aynı çevrede faaliyet yürüten ve davacının çalışmasını bilebilecek durumda olan tarafsız nitelikte başka işverenler ve bordrolu çalışanlar yöntemince saptanarak tanık sıfatıyla dinlenilmeli, işçilik alacaklarına ilişkin dava dosyasının varlığı araştırılarak celbedilmeli ve işçilik hakları davasında dinlenen tanıkların anlatımları ile bu dosyada bilgi ve görgüsüne başvurulan tanıkların anlatımları karşılaştırılmalı, varsa çelişki giderilmeli, yargılama sürecinde dinlenen tanık anlatımlarının değerlendirilmesinde, iş yerinin kapsamı, kapasitesi ve niteliği nazara alınmalı, işin mevsimlik olduğu anlaşılırsa dönemleri belirlenmeli, bu dönemde davacı ile işveren arasındaki sözleşmenin askıda olduğu ve mevsimlik dönemlerde hak düşürücü sürenin işlemeyeceği gözönünde bulundurulmalı; böylelikle; çalışmanın varlığı, başlangıç ve bitiş tarihleri, mevsimlik mi, sürekli mi olduğu, yapılan işin kapsam ve niteliği de nazara alındığında kısmi çalışma mümkün olduğundan kısmi ve kesintili olup olmadığı yöntemince araştırılmalıdır.
3.Davanın yasal dayanaklarından 506 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinde yer alan, sigortalı olmak hak ve yükümünden kaçınılamayacağı ve vazgeçilemeyeceği yönündeki düzenleme ile anayasal haklar arasında yer alan sosyal güvenliğin yaşama geçirilmesindeki etkisi göz önünde bulundurulduğunda, sigortalı konumunda geçen çalışma sürelerinin saptanmasına ilişkin bu tür davaların kamu düzeni ile ilgili olduğu ve özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmeleri gerektiği açıktır. Bu bağlamda, hak kayıpları ile gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi ve temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip, gerek görüldüğünde kendiliğinden araştırma yapılarak delil toplanabileceği dikkate alınmalıdır. Diğer taraftan, söz konusu onuncu fıkrada, yönetmelikle tespit edilen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalıştıkları, Kurumca belirlenmeyen sigortalıların, çalıştıklarını, hizmetlerinin geçtiği yılın sonundan başlayarak beş yıl içerisinde mahkemeye başvurarak alacakları ilâm ile ispatlayabildikleri takdirde, bunların mahkeme kararında belirtilen aylık kazanç toplamları ile prim ödeme gün sayılarının dikkate alınacağı açıklanmıştır. Anlaşılacağı üzere, çalışmanın tespiti istemiyle hak arama yönünden kanun ile getirilen süre, doğrudan doğruya hakkın özünü etkileyen hak düşürücü niteliktedir ve dolması ile hakkın özü bir daha canlanmamak üzere ortadan kalkmaktadır. Anılan Kanunun kabul edilip yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla beş yıl olarak öngörülen süre, 09.07.1987 tarihinde yürürlüğe giren 3395 sayılı Kanun'un beşinci maddesiyle on yıla çıkarılmış, daha sonra 07.06.1994 tarihinde yürürlüğe giren 3995 sayılı Kanun'un üçüncü maddesiyle yeniden beş yıl olarak düzenlenmiş olup, halen geçerliliğini korumaktadır. Ancak söz konusu Yönetmelikle tespit edilen belgelerin bu meyanda işe giriş bildirgesinin verilmesi durumunda hak düşürücü sürenin işlememesi, ancak iş bu belgelerin içerdiği işe başlama tarihinden sonraki dönem için söz konusudur.
3.Değerlendirme
1.Eldeki dava, davacının, davalı işyerinde bekçi olarak 6 aylık çalışmasının bildirilmediğini beyanla çalıştığı sürelerin tespiti istemine ilişkin olup Mahkemece, davacının davalı ... Kooperatifi'nde sulama saatlerini ayarladığı ve su satışı yaptığı tespiti ile çalıştığı sezonun 6 aylık bir süreye tekabül ettiği kabul edilmek suretiyle çalıştığı sürelerin tespiti yoluna gidilmiş ise de Mahkemece verilen hükmün eksik araştırma ve yanılgılı değerlendirmeye dayalı olduğu anlaşılmaktadır.
Dosya kapsamından, dava konusu dönemde davacı tek çalışan olduğundan bordro tanığının bulunmadığı, yapılan kolluk araştırması neticesinde komşu iş yerinin bulunmadığı, davalı Kooperatif'e ait karar defteri suretinde davacının 01.04.1991 tarihinde işe başladığının belirtildiği ancak davalıya ait işyerinden verilen işe giriş bildirgesinin 01.05.1991 tarihli olduğu anlaşılmakta olup Mahkemece, Kooperatif'ten dava konusu döneme ilişkin su satışı dönemleriyle ilgili bilgi ve belgeler celbedilmeden ve sulama tarihleri İlçe Tarım Müdürlüğü'nden sorulmadan tanık beyanları nazara alınarak sulama sezonunun 6 ay olarak kabulü hatalıdır. Ayrıca davacının işe giriş tarihi Kurum'a 01.05.1991 olarak bildirildiğinden, dava açılış tarihi itibariyle hak düşürücü sürenin gözetilmemesi ve bildirim öncesi dönem yönünden kabul kararı verilmesi hatalıdır. Açıklanan maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirmeyle yazılı şekilde hüküm kurulması, usûl ve kanuna aykırı olup, bozma nedenidir.
VI. KARAR
1.Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2.İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
15.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.