Esas No
E. 2023/8300
Karar No
K. 2024/3025
Karar Tarihi
Karar Sonucu
ONANMASINA
Hukuk Alanı
İcra İflas Hukuku

5. Hukuk Dairesi         2023/8300 E.  ,  2024/3025 K.

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi

SAYISI: 2023/401 Esas, 2023/590 Karar
KARAR: Ret

İLK DERECE MAHKEMESİ : Antalya 9. Asliye Hukuk Mahkemesi

SAYISI: 2022/521 Esas, 2022/471 Karar

Taraflar arasındaki mülkiyeti davacılara ait taşınmazın kesinleşen orman tahdit sınırları içinde kalması nedeniyle uğranılan zararın 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 1007 nci maddesi uyarınca tazminine ilişkin asıl ve birleşen davada yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl ve birleşen davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma kararı üzerine yeniden yargılama yapan İlk Derece Mahkemesince asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA

1.

Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; davacıların murislerinin dayanak tapu bilgileri Antalya ili, Merkez ilçesi, ... (...) mevkiinde yer alan cilt 178, sayfa 22, sıra 7, tarih 10.04.1974; cilt 182, sayfa 31, sıra 6, tarih 25.09.1978 ve sıra 7, 8, tarih 12.03.1974 olan taşınmazların malikleri olduğunu, Kadastro Mahkemesinde görülen yargılama neticesinde davacılar adına tescil edildiğini, ancak Antalya Kadastro Mahkemesinin 2004/1 Esas, 2005/5 Kararı sayılı kararı ile tespitin iptal edildiğini, dayanak tapu kayıtlarının kapsamındaki alanın gördüğü revizyonlar sonucu dava konusu Antalya ili, Aksu ilçesi, ... mevkii 229 sayılı parselde Hazine adına kayıtlı taşınmaz sınırları içinde kaldığını belirterek, müvekkillerine ait toplam 9.8594,68 m²lik yerin tapusunun iptali ile davacılar adına tesciline, tescil talebi kabul edilmediği taktirde tapu sicilinin tutulmasından kaynaklanan tüm sorumluluğun devlete ait olduğunu belirterek, taşınmazın değeri tespit edilerek, Kadastro Mahkemesinin 2004/1 Esas, 2005/5 Karar sayılı kararının kesinleşme tarihinden işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

2.Birleşen ek dava dilekçesinde davacılar vekili; asıl dava dosyasında bilirkişi kurulu raporunda tespit edilen tazminat bedelinin dava dilekçesinde talep edilen miktardan fazla olduğunu, asıl davada fazlaya ilişkin hakları saklı tutularak tazminat talep edildiğinden bakiye alacakları için işbu davayı açmak zorunda kaldıklarını belirtmiştir. II. CEVAP

Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde özetle; zamanaşımı itirazında bulunduklarını, dava konusu 229 parsel sayılı taşınmazın kadastro sırasında Hazine adına tespit edildiğini, şahıslarca itiraz üzerine Antalya Kadastro Mahkemesinin 2004/1 Esas, 2005/5 Karar sayılı kararıyla Hazine adına tescil kararı verdiğini, kararın kesinleştiğini, bu karara göre davacıların dayandıkları eski tapu ile 229 parsel sayılı taşınmazda mülkiyet haklarının olmadığının kesin hükme bağlandığını, Hazinenin herhangi bir sorumluluğunun olmadığını ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri

Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu yere ilişkin tapu memurunun kusuru yoktur şeklindeki daha önce açılan davalara ilişkin yapılan Yargıtay belirlemelerine katılmadıklarını, davaya konu parsellerin maliklerine tapulama ile senetsizden verilmediğini, murisinin satış ile aldıklarını, Varsak ve Koyunlar Bölgesine revizyon gören taşınmazların dava konusu yerle ilgisinin olmadığını, ortaklığın giderilmesi davası sonrası ihale ile kök tapu kayıtları arasındaki bağın koptuğunu, ihale alıcılarının kök tapu kayıtları ile bağlı olmadığını, ihale alıcılarının kök tapu maliki de olmadığını, davacılar ve bir çok kişinin ihale ile oluşan bu tapu kaydına güvenerek taşınmazlarını satın aldıklarını, tapu kaydının küçülmesi halinde de devletin tazminat sorumluluğunun doğduğunu, konuya ilişkin Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin bozma ilâmlarının hukuka uygun olmadığını ve çelişkili kararların hukuki güvenlik ilkesi ile bağdaşmadığını, davacıların Varsak ve Koyunlar köylerinde tapulamada yer edinip edinmediğinin tespitinin gerektiğini, davacıların yerinin dava konusu 229 parsel sayılı taşınmazda kaldığını ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması istemi ile istinaf yoluna başvurmuştur.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin aynı taşınmaz yönünden verdiği 10.05.2018 tarihli, 2016/10080 Esas, 2018/1754 Karar; 10.05.2018 tarihli ve 2016/7915 Esas, 2018/3621 Karar.; 13.03.2018 tarihli 2017/6530 Esas, 1749 Karar 01.03.2018 tarihli, 2017/6272 Esas, 2018/1625 Karar; 15.02.2018 tarihli ve 2017/7369 Esas, 2018/1036 Karar sayılı emsal kararları nazara alınarak taşınmazlara dayanak eski tapu kayıtlarının miktarı ile geçerli olduğu halde buna itibar edilmeden Antalya Sulh Hukuk Mahkemesinin kararına göre miktarının çok üzerinde yüzölçümleri belirlenerek izale-i şuyu davası sonucunda satış yapıldığı ve buna göre tapuda infaz yapıldığı, bu davanın yüzölçümün arttırılması davası olmadığı, yapılan kadastro çalışmasında 590 ve 229 parsel sayısında tespit gördüğü, vaki itiraz üzerine tespite dayanak alınan tapu kaydının miktarı ile geçerli olduğu ve tapu miktarı kadar kısmın başka parsellerde tapu malikleri adına tespit ve tescil edildiği kabul edilmek suretiyle Hazine adına tesciline karar verildiği ve hükmün derecattan geçerek kesinleştiğinden, tapu memurunun kusurundan bahsedilemeyeceğine göre davanın reddine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı belirtilerek davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri

Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek kararın bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe

1.Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme Uyuşmazlık, 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi uyarınca tazminat istemine ilişkindir.

2.İlgili Hukuk

1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

2.6100 sayılı Kanun’un 114 ve 115 inci maddeleri.

3.Değerlendirme

1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Dosya içindeki bilgi ve belgelerden; davacıların murislerinin dava konusu Antalya ili, Merkez ilçesi, ... köyü, Koca tarla mevkiinde bulunan tapu kaydına göre 1.838.000 m² yüzölçümlü taşınmazla ilgili olarak 1926 yılında Antalya Sulh Hukuk Mahkemesinde açılan ortaklığın giderilmesi davasında Mahkemece 11.01.1940 tarihli ve 1940/15 Esas, 1940/1 Karar sayılı taksim ve satış kararı ile taşınmazın satışı yolu ile ortaklığın giderilmesine karar verildiği, ancak kararda tapu kapsamı belirlenirken kayıt miktarının değil, hudutların esas alınması sonucu 22.201.202 m²lik kısmın satışına karar verildiği, ilâma dayalı olarak yapılan açık artırmada taşınmazın 23/40 hissesinin Hasan Ümüksüz ve Kemal Kasapoğlu adına, 17/40 hissesinin de Maliye Hazinesi adına tescil edildiği, tapu kaydının zaman içerisinde ifrazlara tabi tutulduğu, yapılan ifrazlar sonucu taşınmazın çok fazla parçaya bölündüğü, davacılar murislerinin bu taşınmazlardan hisse satın almak suretiyle taşınmaz edindikleri, taşınmazların yapılan revizyonlar sonucu oluşan tapularının; Sulh Hukuk Mahkemesinin 11.01.1940 tarihli 15/1 sayılı kesinleşmiş kararına istinaden açık arttırma ile satılarak 13.04.1944 tarihli 118 sıra (Cilt:113-Sayfa:104) sayılı kayıtla alıcıları adına tescil edilen, 1946 yılında 3116 sayılı kanun kapsamında yapılan orman tahdidi ile ana taşınmazın orman sınırları içerisine alınan, 1952 yılında makiye tefrik edilen ve 1976 yılında da “orman sayılmayan makilik olarak” Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan, daha sonra yapılan arazi kadastrosu çalışmalarında, orman rejimi dışına çıkartılan ve ... köyünde kalan 9.329.050 m² alanlı 229 parsel numarası verilen ve Tapulama Komisyonunca tamamı Hazine adına tespit ve ilan edilen taşınmaz sınırları içinde kaldığı, tespite yapılan itiraz neticesinde Antalya Kadastro Mahkemesinin 2004/1 Esas, 2005/5 Karar sayılı kararı 229 parsel sayılı taşınmazın bütün olarak Hazine adına tesciline dair verilen karar Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin temyiz denetiminden geçerek 01.07.2008 tarihli ve 2007/3956 Esas, 2008/2954 Karar sayılı kararı ile kesinleştiği ve eldeki davanın 27.02.2018 tarihinde açıldığı anlaşılmaktadır.

3.4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesine göre tapu sicilinin tutulmasından doğan zararlardan Devlet sorumlu ise de, somut olayda 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesinde belirtilen koşullar oluşmadığından davanın reddine karar verilmesi yerindedir.

4.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

Davacılar vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Davacılardan peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

12.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Karar Etiketleri
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog