Ceza Genel Kurulu
Ceza Genel Kurulu 2019/581 E. , 2023/562 K. "İçtihat Metni"DİRENME
KARARI VEREN
YARGITAY DAİRESİ : 12. Ceza Dairesi
MAHKEMESİ :Ağır Ceza
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Davacının, uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan beraatine karar verilmesinden sonra, bu suçtan dolayı tutuklu kaldığı süre nedeniyle 33.000 TL maddi ve 50.000 TL manevi tazminatın davalı Maliye Hazinesinden tahsili talebiyle açtığı davanın süre yönünden reddine ilişkin İstanbul Anadolu 6. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 30.04.2014 tarihli ve 82-144 sayılı hükmün, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 12. Ceza Dairesince 29.09.2015 tarih ve 1299-13996 sayı ile; "5271 sayılı CMK'nın 142/1. maddesine göre koruma tedbirleri nedeniyle tazminat istemlerinin kararın kesinleştiğinin ilgilisine tebliğinden itibaren üç ay ve her hâlde kararın kesinleşme tarihini izleyen bir yıl içinde dava konusu edilebileceği, dava dosyası incelendiğinde; beraat hükmünün 01.11.2013 tarihinde kesinleştiğinin, kesinleşmiş beraat hükmünün CMK'nın 142/1. maddesinde öngörüldüğü şekilde ilgilisi durumunda bulunan davacıya 04.12.2013 tarihinde tebliğ edildiğinin, davanın ise 03.03.2014 tarihinde açıldığının anlaşılması karşısında, davanın kesinleşmiş beraat hükmünün davacıya tebliğinden itibaren 3 aylık süre içerisinde açıldığı gözetilerek, yargılamaya devamla esas hakkında bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi" isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir.
Bozmaya uyan Yerel Mahkemece 29.02.2016 tarih ve 378-66 sayı ile; manevi tazminat talebinin kabulü ile 50.000 TL manevi tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine ve davacının faiz istemi olmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına ilişkin verilen hükmün, davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 12. Ceza Dairesince 07.11.2016 tarih ve 5826-12438 sayı ile; "Nesnel bir ölçüt olmamakla birlikte, davacı lehine hükmedilecek manevi tazminatın davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, ceza infaz kurumunda fazladan kaldığı süre, olayın cereyan tarzı ve benzeri hususlar ile tazminat davasının kesinleşeceği tarihe kadar yasal faizi ile birlikte elde edeceği parasal değer dikkate alınıp, hak ve nasafet ilkelerine uygun makul bir miktar olarak tayin ve tespiti gerekirken, belirlenen ölçütlere uymayacak miktarda fazla manevi tazminata hükmolunması" isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir.
Bozmaya uyularak devam edilen yargılamada Yerel Mahkemece 14.02.2017 tarih ve 430-52 sayı ile; manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 30.000 TL manevi tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine ilişkin verilen hükmün, davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 12. Ceza Dairesince 22.10.2018 tarih ve 4038-10019 sayı ile; "Manevi tazminatın, davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, ceza infaz kurumunda fazladan kaldığı süre, olayın cereyan tarzı ve benzeri hususlar dikkate alınıp, hak ve nesafet ilkelerine uygun makul bir miktar olarak tayin ve tespiti gerekirken, belirlenen ölçütlere uymayacak miktarda fazla manevi tazminata hükmolunması" isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir.
İstanbul Anadolu 6. Ağır Ceza Mahkemesi 30.01.2019 tarih ve 586-44 sayı ile; "Davacının uyuşturucu madde ticareti yapma suçunu işlediği iddiası ile 28.03.2013 tarihinde gözaltına alınıp 29.03.2013 tarihinde tutuklandığı ve 24.10.2013 tarihinde tahliye edildiği, kesinleşen karar ile sabit olup söz konusu Bakırköy 11 ACM nin 2013/167-339 esas ve karar sayılı kararın gerekçesinde belirtilen sanığa ait arkadaşı olan ...'e olay günü aracını vermiş olması, ...'in yanında kız arkadaşı olup tanık olarak mahkemece beyanı alınan ... ile sanık ... ile buluşup, ...'nın Zeytinburnun da gündüz saatlerinde aracın bagajına birşey koymasının görülmesi üzerine polisler tarafından durdurulup kaçması, polislerin araçta iki erkek bir bayan şahıs olduğunu görmelerine ve sanığın olay günü yine gündüz saatlerinde Pendikde bulunan abisine ait iş yerinde gözaltına alınmış olması, aleyhindeki tek kanıtın araçta kendisine ait nüfus cüzdanının bulunmuş olması, mahkemenin beraatine ilişkin karar gerekçesi dikkate alınarak 211 gün süreyle çok basit bir araştırma ile olayla ilgisinin olup olmadığı belirlenebilecek uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan tutuklu kalmış olması, faiz isteminin bulunmaması ve maddi tazminata da hükmedilmemiş olması sadece manevi tazminata hükmedilmiş olması nedeni ile 30.000 TL maddi tazminat takdirinin somut olaya, hakkaniyete uygun olacağı kabul edilerek mahkememizin önceki kararında ısrar edilmiştir." şeklindeki gerekçeyle bozma nedenine direnerek önceki hüküm gibi karar vermiştir.
Direnme kararına konu hükmün de davalı vekili ve Cumhuriyet savcısı tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 11.04.2019 tarihli ve 20339 sayılı bozma istekli tebliğnamesi ile dosya 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 307. maddesi uyarınca kararına direnilen Daireye gönderilmiş, aynı madde uyarınca inceleme yapan Yargıtay 12. Ceza Dairesince 14.10.2019 tarih ve 4033-10133 sayı ile direnme kararının yerinde görülmemesi üzerine Yargıtay Birinci Başkanlığına iade edilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.
II. UYUŞMAZLIK KAPSAMI VE KONUSU
Direnmenin kapsamına göre inceleme manevi tazminata ilişkin hükümle sınırlı olarak yapılmıştır. Yerel Mahkeme ile Özel Daire arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; koruma tedbirleri nedeniyle hükmolunan manevi tazminatın fazla tayin edilip edilmediğinin belirlenmesine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
İncelenen dosya kapsamından;
Uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan 28.03.2013 tarihinde gözaltına alınan davacının 29.03.2013 tarihinde tutuklanıp 24.10.2013 tarihinde tahliye edildiği, Bakırköy 11. Ağır Ceza Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda 24.10.2013 tarih ve 167-339 sayı ile atılı suçu işlediğinin sabit olmadığından beraatine karar verildiği, hükmün davacı yönünden temyiz edilmeksizin 01.11.2013 tarihinde kesinleştiği,
Davacı vekilinin 03.03.2014 havale tarihli dilekçe ile; diş protez teknisyeni olarak abisinin iş yerinde çalışan davacının, çok basit bir araştırmayla olayla ilgisinin olmadığı belirlenebilecekken haksız yere 7 ay tutuklu kaldığı, evli, iki çocuk babası, işinde gücünde, dürüst ve saygılı bir insan olan davacının tutuklandığı tarihte eşinin hamile olduğu, yaşadığı bu olay nedeniyle ruh sağlığının bozulduğu hususları belirterek davacının haksız yere tutuklandığı gerekçesiyle 50.000 TL manevi tazminat talebinde bulunduğu,
Yerel Mahkemece, çok basit bir araştırma ile davacının, olayla ilgisinin olup olmadığı belirlenebilecekken 211 gün tutuklu kalmış olması, faiz isteminin bulunmaması ve sadece manevi tazminata hükmedilmiş olması nedenleriyle manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 30.000 TL manevi tazminatın davalı Maliye Hazinesinden alınarak davacıya verilmesine karar verildiği, Anlaşılmaktadır. IV. GEREKÇE
1.İlgili Mevzuat ve Uyuşmazlık Konusuna İlişkin Hukuki Açıklamalar
Haksız ve hukuka aykırı olarak yakalanan veya tutuklanan kimselere tazminat ödenmesi esası, ülkemizde ilk kez 1961 Anayasası'nda düzenlenmiş, 30. maddesinde yakalama ve tutuklamanın hangi hâllerde söz konusu olacağı açıklandıktan sonra maddenin son fıkrasında; "Bu esaslar dışında işleme tâbi tutulan kimselerin uğrayacakları her türlü zararlar kanuna göre Devletçe ödenir." hükmü yer almıştır. 1961 Anayasası'nda yer alan bu düzenleme doğrultusunda, 15.05.1964 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 466 sayılı Kanun Dışı Yakalanan veya Tutuklanan Kimselere Tazminat Verilmesi Hakkındaki Kanun'un 1. maddesinde 7 bent hâlinde, tazminatı gerektiren hâller ayrıntılı olarak düzenlenmiş, 466 sayılı Kanun'un 1. maddesinin 8. bendinde yer alan, aynı tür suçtan mahkûm olanlar, itiyadi suçlular ve suç işlemeyi meslek veya geçinme vasıtası hâline getirenlerin tazminat isteyemeyeceklerine ilişkin hüküm 18.01.1991 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanan 3696 sayılı Kanun ile kaldırılmıştır.
Haksız yakalanan ve tutuklanan kimselere tazminat ödenmesi esası 1982 Anayasası'nda da sürdürülmüş ve 19. maddesinde yakalama ve tutuklama şartlarına işaret edildikten sonra maddenin son fıkrasında; "Bu esaslar dışında bir işleme tabi tutulan kişilerin uğradıkları zarar, kanuna göre, Devletçe ödenir." hükmüne yer verilmiştir.
Anılan hüküm bu kez 17.10.2001 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 4709 sayılı Kanun'un 4. maddesi ile; "Bu esaslar dışında bir işleme tâbi tutulan kişilerin uğradıkları zarar, tazminat hukukunun genel prensiplerine göre, Devletçe ödenir." şeklinde değiştirilmiştir.
Devletimizin tarafı olduğu Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 5. maddesinde de kişilerin özgürlüğünün hangi hâllerde sınırlandırılabileceği belirlenmiş ve maddenin son fıkrasında bu şartlara aykırı davranılması hâlinde mağdur olan herkesin tazminat istemeye hakkı olduğu esası kabul edilerek, bireyin keyfi olarak özgürlüğünden yoksun bırakılmasının engellenmesi amaçlanmıştır. 1 Haziran 2005 tarihinde yürürlüğe giren 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanun'un 18. maddesiyle 07.05.1964 tarihli ve 466 sayılı Kanun Dışı Yakalanan veya Tutuklanan Kimselere Tazminat Verilmesi Hakkındaki Kanun yürürlükten kaldırılmış ve CMK'nın Yedinci Bölümünde, Koruma Tedbirleri Nedeniyle Tazminat ana başlığı altında, 141 ila 144. maddelerinde tazminat isteme şartları ve sonuçları yeniden ele alınmış, 141. maddesinde hangi durumlarda tazminat talep edilebileceği, 142. maddesinde tazminat isteminin şartları, 143. maddesinde tazminatın geri alınması, 144. maddesinde de tazminat isteyemeyecek kişiler düzenlenmiştir. 5320 sayılı Kanun'un 6. maddesinde yer alan; "(1) Ceza Muhakemesi Kanununun 141 ilâ 144 üncü maddeleri hükümleri, 1 Haziran 2005 tarihinden itibaren yapılan işlemler hakkında uygulanır. (2) Bu tarihten önceki işlemler hakkında ise, 07.05.1964 tarihli ve 466 sayılı Kanun Dışı Yakalanan veya Tutuklanan Kimselere Tazminat Verilmesi Hakkında Kanun hükümlerinin uygulanmasına devam olunur." hükmü uyarınca somut uyuşmazlığın, davacının tutuklandığı tarih de göz önünde bulundurularak CMK hükümleri doğrultusunda çözülmesi gerekmektedir. CMK'nın "Tazminat istemi" başlıklı 141. maddesinin birinci fıkrası davacının tutuklandığı tarih itibarıyla; "(1) Suç soruşturması veya kovuşturması sırasında;
a)Kanunlarda belirtilen koşullar dışında yakalanan, tutuklanan veya tutukluluğunun devamına karar verilen,
b)Kanunî gözaltı süresi içinde hâkim önüne çıkarılmayan,
c)Kanunî hakları hatırlatılmadan veya hatırlatılan haklarından yararlandırılma isteği yerine getirilmeden tutuklanan,
d)Kanuna uygun olarak tutuklandığı hâlde makul sürede yargılama mercii huzuruna çıkarılmayan ve bu süre içinde hakkında hüküm verilmeyen,
e)Kanuna uygun olarak yakalandıktan veya tutuklandıktan sonra haklarında kovuşturmaya yer olmadığına veya beraatlerine karar verilen,
f)Mahkûm olup da gözaltı ve tutuklulukta geçirdiği süreleri, hükümlülük sürelerinden fazla olan veya işlediği suç için kanunda öngörülen cezanın sadece para cezası olması nedeniyle zorunlu olarak bu cezayla cezalandırılan,
g)Yakalama veya tutuklama nedenleri ve haklarındaki suçlamalar kendilerine, yazıyla veya bunun hemen olanaklı bulunmadığı hâllerde sözle açıklanmayan,
h)Yakalanmaları veya tutuklanmaları yakınlarına bildirilmeyen,
i)Hakkındaki arama kararı ölçüsüz bir şekilde gerçekleştirilen,
j)Eşyasına veya diğer malvarlığı değerlerine, koşulları oluşmadığı halde elkonulan veya korunması için gerekli tedbirler alınmayan ya da eşyası veya diğer malvarlığı değerleri amaç dışı kullanılan veya zamanında geri verilmeyen, Kişiler, maddî ve manevî her türlü zararlarını, Devletten isteyebilirler."
Şeklinde düzenlenmiş, koruma tedbirleri nedeniyle tazminatın hangi hâllerde isteneceği on bent hâlinde sayılmış, 30.04.2013 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6459 sayılı Kanun'un 17. maddesiyle anılan fıkraya "k) Yakalama veya tutuklama işlemine karşı kanunda öngörülen başvuru imkânlarından yararlandırılmayan," bendi eklenmiş, fıkranın son cümlesinde de kişilerin koruma tedbirleri nedeniyle uğradıkları maddi ve manevi her türlü zararlarını Devletten talep edebilecekleri belirtilmiştir.
Maddi tazminat ile davacının malvarlığında meydana gelen somut bir azalma ya da kazanç kaybı, ödediği avukatlık ücreti gibi masrafların karşılanması amaçlanırken, manevi tazminat kişinin sosyal çevresinde itibarının sarsılması, özgürlüğünden mahrum kalması nedeniyle duyduğu elem, keder, ıstırap ve ruhsal sıkıntıların bir ölçüde de olsa giderilmesi amacına yöneliktir. Bu aşamada uyuşmazlık konusuyla ilgisi nedeniyle manevi tazminatın belirlenme yöntemi üzerinde de durulması gerekmektedir.
Manevi zararın tümüyle giderilmesi imkânsız ise de belirlenecek manevi tazminat kişinin acı ve ızdıraplarının dindirilmesinde, sıkıntılarının azaltılmasında etken olacaktır. Bu nedenle manevi tazminata hükmedilirken kişinin ceza infaz kurumunda kaldığı süre, sosyal ve ekonomik durumu, toplumsal konumu, atılı suçun niteliği, tutuklamanın şahıs üzerinde bıraktığı olumsuz etkiler dikkate alınarak, adalet ve hakkaniyet ilkeleriyle bağdaşır bir miktar olmasına özen gösterilmelidir.
2.Somut Olayda Hukuki Nitelendirme 1984 doğumlu, evli, iki çocuklu olan, tutuklandığı tarihte abisinin iş yerinde diş protez teknisyeni olarak çalışan ve uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan 211 gün tutuklu kaldıktan sonra bu suçtan beraat eden davacının sosyal ve ekonomik durumu, toplumsal konumu ve ceza infaz kurumunda kaldığı süre, davacıya atılı suçun niteliği, tutuklamanın üzerinde bıraktığı olumsuz etkiler ve haksız tutukluluğun gerçekleştiği tarihteki paranın satınalma gücü de göz önüne alındığında, davacı lehine hükmolunan 30.000 TL manevi tazminatın makul olmayıp fazla olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Bu itibarla, isabetli bulunmayan Yerel Mahkemenin direnme kararına konu hükmünün bozulmasına karar verilmelidir. Çoğunluk görüşüne katılmayan beş Ceza Genel Kurulu Üyesi; Yerel Mahkemenin direnme gerekçesinin isabetli olduğu düşüncesiyle karşı oy kullanmışlardır.
V. KARAR
Açıklanan nedenlerle;
1.İstanbul Anadolu 6. Ağır Ceza Mahkemesinin 30.01.2019 tarihli ve 586-44 sayılı direnme kararına konu hükmünün, davacı tarafından tutuklu kalınan süre nedeniyle açılan tazminat davasında hükmedilen manevi tazminat miktarının fazla belirlenmesi isabetsizliğinden BOZULMASINA,
2.Dosyanın, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 01.11.2023 tarihinde yapılan müzakerede oy çokluğuyla karar verildi.