1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
T.C. BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARARIN
Davacı tarafından mahkememizde açılan istirdat davasının yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde; Müvekkilinin Muğla İli Fethiye İlçesinde Emlak Alım satım ve kiralama işi yaptığını, icra dosyasındaki rücuen alacağa konu edilen sigorta ödemesinin müvekkili şirket ile hiçbir alakası olmadığı halde, müvekkili aleyhine sadece mezkur taşınmaz üzerinde müvekkili şirketin emlak ofisi işine ait tabelası olduğu için icra takibi yapıldığını, dosyadan tebliğe salınan ödeme emri e-tebligat üzerinden tebliğ olduğundan şirket muhasebesince şirket yetkilerine süresinde haber verilmesi sehven atlandığından takibin kesinleştiğini ve davalı yanca müvekkili şirket aleyhine takibin kesinleştirilerek banka hesapları öncelikli olmak üzere müvekkili aleyhine hacizler tatbik edildiğini, müvekkili şirketin banka hesaplarındaki paraların anılı dosya haczi nedeniyle bloke altına alındığı hesaptaki paraların kullanılamaması ile anlaşıldığını ve icra dosyasına ihtirazi kayıt ile ödeme yapılarak hacizlerin kaldırıldığını, icra takibi dolayısıyla müvekkilinin sigorta şirketi ile haricen iletişime geçerek yanlışlığın düzeltilmesi ve haksız yapılan tahsilatın iadesini talep etmişse de bu girişimler sonuçsuz kaldığını, tarafların arabuluculuk sürecinde anlaşamadığını, arabuluculuk toplantısına davalı şirketi temsilen katılan davalı vekiline durumun araştırılması ve sürecin yersiz uzamaması için ayrıca bir ikinci oturum yapılması teklifinin yapıldığını, ilk oturumda; davalı yana müvekkilinin rücuen tazminata konu alacak dosyasındaki taşınmazda ne malik ne de kiracı olmadığı su kaçağından kaynaklı hasar ödemesinde müvekkili şirketin husumetin tarafı olmadığı açıkça izah edilmişse de; şirket vekilince kendisine verilen talimat uyarınca arabuluculuk sürecinin anlaşmazlık ile bitirilmesi konusunda olduğu beyan edilmiş ve nihayetinde de tarafların anlaşamadığını müvekkili şirketin dosya borcunun muhattabı olmadığı kendisi aleyhine icra takibi yapıldığını ve itiraz süresini sehven kaçırması nedeniyle de borçlu olmadığı bir parayı ödemek zorunda kaldığını, dolayısı ile müvekkilinin bir kısmını banka blokesi ile kalanını da dosya kapak hesabı üzerinden ödemek zorunda kaldığı paranın geri alımını sağlamak amacıyla iş bu davayı açma zorunluluğu hasıl olduğunu icra takibi baskısı ile dosya borcunu ödeyen müvekkilinin ödemiş olduğu kısmının ödeme tarihinden geçerli yasal faizi ile birlikte istirdadına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; Müvekkili sigorta şirketi tarafından dava dışı sigortalısına ödenen tazminatın davacıdan rücuen tahsil etmesi ve davacının bu sebeple müvekkili şirket aleyhine huzurdaki davayı ikame ettiğini, müvekkili sigorta şirketi hasar bedelini ödemek suretiyle sigortalısının haklarına halef olduğunu, müvekkilinin sigortalısı ile davalı arasındaki ilişki tüketici ilişkisi olduğu için görevli mahkeme Tüketici Mahkemesi olduğunu, müvekkili şirkete iletilen dava dilekçesi ekinde olması gereken belgelerin yer almadığını, davanın esasına ve usule ilişkin itirazlarının sunulabilmesi için tüm delillerin tarafımıza ibrazının gerektiğini, bu nedenle HMK. 121 Md. gereğince delillerin tebliği gerektiğinden esasa ilişkin diğer cevap ve delil sunma haklarımızın saklı tutulmasını talep ettiklerini, söz konusu sigortalı konuttaki hasar davacı tarafın hatalı ve kusurlu işlemleri neticesinde meydana geldiğini, davacı söz konusu hasardan sorumlu olduğu ödemek zorunda olduğu borcunu, hiçbir delil ve haklı gerekçe olmaksızın inkar etmesi usul ve yasaya aykırı olduğunu, davanın usulden reddine mahkemenin aksi kanaatte olması halinde davanın esastan reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE YARGILAMANIN ÖZETİ
Dava; Haksız fiilden dolayı meydana gelen zararın sigorta şirketi tarafından karşılanması sonucu zarara sebebiyet verdiği iddiasına dayalı olarak davcı hakkında başlatılan icra takibi sonrasında, davacının icra takibi baskısı ile dosya borcunu ödediği iddiasına dayalı olarak ödenen miktarın ödeme tarihinden itibaren faizi ile birlikte istirdadı istemine ilişkin olduğu görülmüştür. Ticari davalar, mutlak ticari davalar, nisbi ticari davalar, yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç grubta toplamak mümkündür.
Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz.
TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır.
Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. 6102 sayıl TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi, hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira; Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez.
Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür.
Somut olayda; Davacının, dava dışı sigortalı ... ile aynı binada farklı bağımsız bölümlerde yaşadığı; davalı sigorta şirketi, sigorta poliçesi ile sigortalı olan dava dışı ....'e ait taşınmazda meydana gelen hasarın kendisi tarafından karşılanması sonucunda, bu hasar bedelinin davacıdan tazminini icra yoluyla talep ettiği; bu icra takibi sonrasında davacı tarafından davalıya ödeme yapıldığı, akabinde icra borçlusu davacı tarafından icra baskısı altında ödemenin gerçekleştirildiği iddiası ile davalıya karşı iş bu istirdat davasının açıldığı; davalı sigorta şirketinin, sigorta poliçesi kapsamında rücu hakkının doğduğu ve zarar görenin haklarına halef olduğu, halefiyet ilkesi gereği halef olanın, halefiyet yolu ile nasıl bir hak iktisap etmiş ise o hakka sahip olacağı, yani dava dışı şahsın ne hakkı varsa bunların sigorta şirketine geçtiği ve sigorta şirketinin de hukuken dava dışı kişi yerine geçtiği, halefiyete bağlı açılan tüm davalarda görev hususunun sigorta şirketinin haklarına halef olduğu kişi ile davacı arasındaki ilişki baz alınarak değerlendirileceği, dava dışı sigortalı .... ile davacı arasındaki temel uyuşmazlığın, kat mülkiyetinden kaynaklandığı anlaşılmaktadır. Kat mülkiyetinden kaynaklı uyuşmazlıklarda sulh hukuk mahkemesi görevli olup, tarafların tacir olması mahkemenin görevini bertaraf edemeyecektir. Yine sigorta şirketi ile dava dışı şahıs arasındaki sigorta ilişkisinin de, bu dava yönünden önemi bulunmamaktadır. Zira bu konudaki görev hususu kanunun açık hükmüne dayanmakta olup, uyuşmazlığın çözümünde Kat Mülkiyeti Kanunu uygulanacağından, görevli mahkemenin sulh hukuk mahkemesi olması nedeniyle aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir.
1.Davanın, dava şartı olan 6100 Sayılı HMK'nın 114/1-c maddesinde düzenlenen görev yönünden usulden reddi ile MAHKEMEMİZİN GÖREVSİZLİĞİNE,
2.6100 Sayılı HMK nın 20/1. maddesi 1. cümlesi uyarınca, kararın kesinleşmesine müteakip talep halinde, dosyanın ve eklerinin yetkili ve görevli mahkeme olan BAKIRKÖY NÖBETÇİ SULH HUKUK MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE,
3.6100 Sayılı HMK nın 20/1. maddesi 1. cümlesi uyarınca, taraflardan herhangi birinin kararın kesinleşmesinden itibaren iki (2) haftalık yasal süre içerisinde Mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli ve yetkili mahkemeye gönderilmesini talep etmesi halinde, dosyanın görevli ve yetkili mahkemeye gönderilmesine,
4.6100 Sayılı HMK nın 20/1. maddesi 2. cümlesi uyarınca, taraflardan herhangi birinin kararın kesinleşmesinden itibaren iki (2) haftalık yasal süre içerisinde Mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli ve yetkili mahkemeye gönderilmesini talep etmemesi halinde, dava dosyasının re'sen ele alınarak, açılmamış sayılmasına karar verilmesine, bu hususun taraflara ihtaratına, (Gerekçeli hükmün tebliği ile ihtaratına)
5.6100 Sayılı HMK nın 331/2.nci maddesi 1. cümlesi uyarınca, bu dava dosyasına ilişkin harç ve yargılama giderlerinin görevli ve yetkili mahkemede değerlendirilmesine,
6.Dava dosyasının kesinleşmesi üzerine, iki (2) haftalık yasal süre içerisinde, taraflardan herhangi birinin, ilgili mahkemeye dava dosyasının gönderilmesini talep etmemesi halinde, ilgili dava dosyasının mahkeme Yazı İşleri Müdürü tarafından mahkeme hakiminin önüne getirilmesine, Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere davacı vekilinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 13/02/2024 Katip ....
(e-imzalıdır)
Hakim ....
(e-imzalıdır)