1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
T.C.
İZMİR
1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Mahkememizde görülmekte olan tazminat davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA:
Davacı vekili vermiş olduğu dava dilekçesiyle; müvekkili ile davalı banka arasında 28/01/2013 tarihli "Private Banking Opsiyonlu Döviz mevduatı ve Opsiyon İşlemleri Çerçeve Sözleşmesi", "Özel Bankacılık Hizmetleri Sözleşmesi","Özel Bankacılık Hizmetleri Genel Kredi Sözleşmeleri" ve kapsamında akdedilen "Rehin Sözleşmeleri" ile münferit Opsiyon işlemlerine dair "Vanilya Opsiyon İşlem Sonuç formu" ,ve "Opsiyonlu Döviz Mevduatı İşlem Sonuç formu" başlıklı muhtelif tarihli belgelere istinaden yapılan münferit döviz Opsiyonu işlemlerinin müvekkili açısından geçerli ve bağlayıcı olmadığı ve bu sözleşmeler kapsamında yapılan işlemler nedeni ile müvekkilinin zarara uğradığını, davalı banka ile müvekkili arasında imzalanan 28.01.2013 tarihli "Private Banking Opsiyonlu Döviz mevduatı ve Opsiyon İşlemleri Çerçeve Sözleşmesi" sözleşmesine dayana "Egzotik Opsiyon İşlem Sonuç Formları" ve "Rehin Sözleşmeleri" ile dava dilekçesinde dökümü yapılan 6 adet münferit döviz opsiyonu işlemlerinin gerçekleştirildiği, yine davalı banka ile davacı arasındaki 14.01.2013 tarihli "Private Banking Opsiyonlu Döviz mevduatı ve Opsiyon İşlemleri Çerçeve Sözleşmesi" 'ne dayanarak düzenlenmiş olan "Vanilya Opsiyon İşlem Sonuç Formları" ve "Rehin Sözleşmeleri" ile ilgili 3 adet, "Opsiyonlu Döviz Mevduatı İşlem Sonuç Formu" ve "Rehin Sözleşmesi" ile ilgili 1 adet döviz opsiyon işlemlerinin dava dilekçesinde sıralandığı şekilde yapıldığı, davaya konu opsiyon sözleşmelerinin 2 taraf arasında yapılan ve alıcıya ödeyeceği belli bir tutar (opsiyon primi) karşılığında belirli bir vadeye kadar (veya belirli bir vadede), bugünden belirlenen bir fiyat üzerinden opsiyona dayanarak teşkil eden bir malı kıymeti veya finansal göstergeyi satın alma veya satma hakkını tanıyan satıcıya da alıcının bu sözleşmeden doğan hakkını kullanması durumunda sözleşmeye dayanak teşkil eden malı, kıymeti veya finansal göstergeyi satma veya alma yükümlülüğü getiren sözleşme olarak tanımlandığı, türev işlemlerde piyasada oluşacak fiyat hareketleri sonucunda aracı kuruluşa yatırılacak teminatın tümünün kaybedilme riski olduğu gibi kayıpların teminatı dahi aşabilme riski bulunduğu, bu yüzden mevcut risklerin aracı kurumlar tarafından müşteriye bankacılık mevzuatına ve sermaye piyasası mevzuatına uygun olarak çok iyi anlatılmasının gerektiği, davaya konu işlemlerin akdi dayanağını teşkil eden 23/01/2013 tarihli Çerçeve Sözleşmesi'nin sadece son sayfasının müvekkili şirket tarafından imzalanmış bulunduğu, diğer sayfalarda davacının imzasının bulunmadığı, bu nedenle davacının imzasız sayfalarda yer alan şartlarla bağlı tutulamayacağı, bu kapsamda Çerçeve Sözleşmesi'nde davacının imzasının olmadığı sayfalarda tanımlanan "Alım (Call) Opsiyonu", "Satım (Put) Opsiyonu", "Opsiyon Primi", "Egzotik Opsiyonlar" gibi kavramlar hakkında Çerçeve Sözleşmesinde belirlenen şartların davacı açısından bağlayıcılığı olmadığı, sadece bu kavramlara yer verilmek suretiyle düzenlenen muhtelif tarihli Egzotik Opsiyon İşlem Sonuç Formu ve Vanilya Opsiyonu İşlem Sonuç Formu belgeler ile yapılan münferit döviz ve hisse senedi işlemlerinin de davacı açısından geçerli ve bağlayıcı olmayacağı, opsiyon işlemlerinin akdi dayanağını teşkil eden 23/01/2013 tarihli olup, sadece son sayfasında davacının imzasının mevcut olduğu Çerçeve Sözleşmesinin 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren TBK'nın 20.maddesi ve hükümlerinde düzenlenmiş olan "Genel İşlem Koşulları" niteliğinde olduğundan opsiyon ve forward işlemlerinin bağlayıcılığı konusunda TBK 21.hükmü açısından ele alınması gerektiği, buna göre opsiyon işlemlerinin akdi dayanağını teşkil eden 23/01/2013 tarihli Çerçeve Sözleşmesi'nin sadece son sayfasında davacının imzası bulunduğundan davacının bu Çerçeve Sözleşmelerine göre yapmış olduğu yüksek riskli döviz opsiyonu işlemlerinin Çerçeve Sözleşmesinde ayrıntılı olarak belirlenen genel işlem koşulları hakkında bilgi verilmediği ve bu işlemlerin içeriğini öğrenme hakkı tanınmadığı dolayısıyla 23/01/2013 tarihli Çerçeve Sözleşmesi ile Özel Bankacılık Hizmetleri ve Genel Kredi Sözleşmesinde yer alan opsiyon işlemleri ile ilgili genel işlem koşullarının TBK 21.maddesi uyarınca davacı açısından bağlayıcı ve geçerli olmadığı, bu kapsamda bu çerçeve sözleşmesinde belirtilen şartlara tabi olmak üzere Egzotik Opsiyon İşlem Sonuç Formu ve Vanilya Opsiyonu İşlem Sonuç Formu başlıklı belgeler hakkında yapılan münferit döviz opsiyonu işlemleri ile bu işlemlere bağlı olarak yapılan Rehin Sözleşmeleri ile davacının banka hesaplarındaki paralar üzerinde tesis edilen rehin haklarının davacı açısından geçerli ve bağlayıcı olmadığı, yine taraflar arasındaki muhtelif tarihli Egzotik Opsiyon İşlem Formu başlıklı belgelere göre yapılan münferit döviz opsiyonu işlemlerinde yer alan "Single Barrier Knock Out" şartının TBK 25.maddesi anlamında dürüstlük kurallarına aykırı olarak karşı taraf aleyhine ve onun durumunu ağırlaştırıcı nitelikte bir hüküm vasfını taşıdığı, davalı banka tarafından davacıya son sayfası imzatılan Özel Bankacılık Hizmetleri Sözleşmesinin 28.sayfasında yer alan Sermaye Piyasası İşlemleri Risk Bildirim Formu başlıklı bölümünün 7.maddesinde "...iş bu Sermaye Piyasası Risk Bildirim Form, yatırımcıyı genel olarak mevcut riskler hakkında bilgilendirmeyi amaçlamakta olup, sermaye piyasası araçlarının alım satımından ve uygulamadan kaynaklanacak tüm riskleri kapsayabilir." şeklinde düzenlendiği, bu şekilde ifade edilen formun mevzuat düzenlemelerine aykırı olduğu, yine davacı ile ilgili bu işlemlerde var olan tüm eksiklikler çerçevesinde işlemleri gerçekleştiren ve aracılık eden personelde bilgi eksikliği olduğu, tüm yasal düzenlemelere aykırı şekilde ve eksik döküman ile yapılan türev piyasa işlemlerinden olan opsiyon işlemleri nedeniyle sözleşmelerin kendisini bağlamayacağı gerekçesiyle davacının bu işlemler nedeniyle uğradığı ve uğrayabileceği tüm zararların tazmininin davalı bankadan talep edilebileceği, dava dilekçesi içeriğinde belirtilen "Egzotik Opsiyon" işlemlerinden 15.04.2013 tarihli, 10973 referans numaralı 250.000,00 Euro işlem tutarlı Euro Alım/TL satım döviz opsiyonu, 29.05.2013 tarihli, 12175 referans numaralı, 250.000,00 USD işlem tutarlı USD Alım/TR satım döviz opsiyonu ile ilgili olarak davalı bankanın İzmir Özel Bankacılık Şubesinde çalışan ve müşteri olarak davacı ile ilgilinen ve soyadının davacı tarafından bilinmediği ... isimli çalışanın Ocak 2015 ayının 2.yarısından itibaren döviz fiyatlarında artış olması nedeniyle her gün davacıyı arayarak bu 2 opsiyon işleminin kapatılması için baskıya varan şekilde yönlendirme yaptığı, henüz vade tarihi gelmemesine rağmen davacının daha fazla zarar edeceği yönünde sürekli korkutarak bu 2 opsiyon işlemini kapatarak adeta zorlayarak ikna ettiği, bu durum karşısında 25.02.2015 tarihinde davacının işlem kapatma talimatına imza atmak zorunda kaldığı, davacının bankanın zorlaması ile henüz vadesi gelmemesine rağmen bu 2 opsiyon işlemini kapatmak zorunda kaldığından 2 opsiyon işlemi nedeniyle (175.000,00 TL + 87.500,00 TL=) 257.500,00 TL tutarında banka mevduatına el konulduğundan zarara uğradığı, davacı adeta baskı kurularak yanlış yönlendirilmemiş olsa idi opsiyon işlemlerinin vadesinin dolmasını bekleyecek ve zararı o günkü döviz kurları dikkate alındığında 100.000,00 TL civarında olacağını, davalı bankanın müşteri temsilcisinin adeta baskıya varacak şekilde yanlış yönlendirmesi sonucunda davacının yaklaşık olarak 150.000,00 TL kadar zarar ettirildiği, bu tutarında davalı bankanın haksız bankanın olduğundan bahisle davalı banka ile davacı arasında imzalanan "Private Banking Opsiyonlu Döviz mevduatı ve Opsiyon İşlemleri Çerçeve Sözleşmesi" ile "Özel Bankacılık Hizmet ve Genel Kredi Sözleşmeleri" kapsamında yapılan münferit döviz opsiyonu işlemlerinin davacı açısından geçerli ve bağlayıcı olmadığının tespitine, belirtilen sözleşmeler kapsamında hukuka aykırı olarak gerçekleşen işlemler nedeniyle zarara uğratılan davacının zararının davalı banka tarafından tazminine karar verilerek fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak üzere şimdilik 240.000,00 TL'nin haksız olarak el konulduğu 29.01.2014 tarihinden itibaren işletilecek olan mevduata uygulanacak en yüksek faizi ile birlikte davacıya iadesine karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili sunmuş olduğu cevap dilekçesiyle ; Yapılan işlemlerin davacının emir ve talimatlarına dayanmakta olduğu, işlemlerin riskli işlemler olduğu davacı tarafından imzalanan tüm sözleşmelerde ve risk bildirim formunda düzenlendiği gibi telefon konuşmaları ve opsiyon teyit formunda kendisine açıkça bildirildiği ve dava konusu işlemlerin davacı tarafından daha öncede yapılmış olması karşısında davacı tarafın iddialarının mesnetsiz ve iyi niyetten uzak olduğu, davacının kar amacıyla gerçekleştirdiği sermaye piyasası işlemi sonucunda oluşan işlem zararını davalı bankadan talep etmesinin akdi veya yasal dayanağının bulunmadığı, davalı bankanın dava konusu işlemlerde tüm yükümlülüklerini yerine getirdiği, standart opsiyon kurallarına uygun olarak işlemleri sonuçlandırdığı, yine dava konusu opsiyon işlemlerine ilişkin olarak tüm detay bilgilerin davacı tarafça imzalanan işlem dekontunda (işlem sonuç formu) yer aldığı, yine davacının dava konusu işlemle ilgili şikayetinin davalı banka teftiş kurulunca incelendiği ve 24.04.2014 tarih, 4/4 sayılı teftiş raporunun düzenlendiği, bahse konu opsiyon işlemlerinin vadesinden önce kapatılmasına dair yazılı talimatların ... İzmir Şubesi nezdinde bulunmakta olup, üzerinde müşterinin ıslak imzalarının bulunduğu, sözleşmenin son sayfasında imza olmasının ve diğer sayfalarda imza olmamasının sözleşmenin bağlayıcılığını geçersiz kılmayacağı, yine davacı tarafın sözleşmenin bir kısım hükümlerinin TBK genel işlem koşulları niteliğinde olduğu iddiasının da geçersiz olduğu, opsiyon işlemlerinin tüm dünyada uygulandığı ve Yargıtay.... Hukuk Dairesi'nin 19.11.2015 tarih,... Karar sayılı kararında da belirtildiği gibi dava konusu işlemler tarafların iradeleriyle belirttiği işlemler olup, genel işlem şartlarına aykırılık taşımadığından geçersizliklerin ileri sürülemeyeceğinin belirtilmesiyle davanın reddine karar verildiği, yine müşteri temsilcisi ... davacıya psikolojik baskı kurup her gün arayarak opsiyon işlemlerinin vadesinden önce iptal ettirdiği yönündeki iddiasının da gerçek olmadığı, ilgili çalışanın SPK lisansının da mevcut olduğu, sözleşmelerinin vadesinden önce kapatılabilmesi için yazılı talimatın gerektiği ve davacının talimat doğrultusunda işlem yapıldığı, davacının... İzmir Şubesi ile çalışmaya başlamadan önce de opsiyon işlemleri yaptığı, mevduatını davalı bankaya kanalize ederken dahi diğer banka nezdinde açık pozisyonunun bulunduğu, davacının 2013 Mart'tan önce opsiyon işlemi yapmadığı yönündeki iddiasının gerçeği yansıtmadığı, yine davacının opsiyon işlemleri yapmak sureti ile aldığı risklerden haberdar edilmediği ve opsiyon işlemlerinde risk olmadığı şeklinde yönlendirildiği iddiasının da yerinde olmadığı, zira opsiyon işlemlerinin riskli olduğundan haberdar edilmediğini iddia eden bir müşterinin normal şartlar altında riskin/zararın realize olduğunu gördüğü 02.04.2013 tarihinden sonra bu tarz işlemleri bir daha yapmaması, onaylamaması gerekirken davacının ilgili tarihten sonra 6 ay daha opsiyon işlemi yapmasının davacının iddiasının iyi niyetli olmadığının göstergesi olduğu,... İzmir Şubesi'nde klase edilen opsiyon işlemlerine ilişkin tüm sonuç formları ve rehin sözleşmelerin üzerinde davacının ıslak imzasının bulunduğu, bankanın bu konuda üzerine düşen tüm yükümlülüklerini yerine getirdiği, davacının üstlendiği riskten haberdar olduğu ve dava konusu işlemleri her türlü iradesiyle gerçekleştirdiğinden bahisle açılan davanın reddine karar verilmesi talep edilmiştir.
GÖREVSİZLİK KARARI : İzmir ... Tüketici Mahkemesi'nce yapılan yargılama sırasında ... Esas, ... Karar ve 17.02.2015 tarihli karar ile iş bu davada Asliye Ticaret Mahkemelerinin görevli olduğundan bahisle görevsizlik kararı verilmiş olup, ilgili karar Yargıtay... Hukuk Dairesi'nin ... Karar ve 13.06.2016 tarihli kararı ile onanmış olup, karar düzeltme talebinin de 10.04.2018 tarihinde Yargıtay 19. Hukuk Dairesi tarafından reddedilmesi üzerine dosyanın mahkememize intikal ettiği ve mahkememiz esasına kaydedilerek yargılamaya devam olunmuştur.
DELİLLER
1.Mahkememizce yapılan yargılama sırasında davacı ve davalı banka arasında yapılan görüşmelere ilişkin olarak davacı delilleri arasında yer alan 1 adet CD ile davalı vekili tarafından sunulan 2 adet CD'deki görüşmelerin dökümü bilirkişi vasıtasıyla yaptırılmış olup, bilirkişi...r tarafından dosyaya sunulan rapor dosyaya delil olarak eklenmiştir.
2.Mahkememizce yapılan yargılama sırasında tarafların iddia ve savunmalarının değerlendirilmesi açısından bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verilmiş olup, Prof. Dr. ... ,... ve bankacı bilirkişi... tarafından düzenlenen 21.02.2020 tarihli raporda sonuç olarak; Taraflar arasında opsiyon işlemlerine dair sözleşme ilişkisinin bulunduğu, bu kapsamda Private Banking Opsiyonlu Döviz Mevduatı ve Opsiyon İşlemleri Çerçeve Sözleşmesi ve yine risk formunun imzalandığı, bilirkişi heyetindeki teknik incelemeler neticesinde opsiyon işlemleri sonucunda davacının 6 adet işlemden dolayı 3.700 Euro, 1.050 USD ve 1.387,78 TL opsiyon primi kazancı sağladığı, ... referans numaralı 10.04.2014 vadeli 2.45 Euro kurdan 250.000 Euro satma yükümlülüğü bulunan işlemde davacının döviz kurunun daha da yükselmesi riskini almamak için pozisyonunu verdiği 29.01.2014 tarihli talimat ile 170.000 TL prim ödemek suretiyle kapattığı, iş bu işlemden dolayı 167.078 TL zarar ettiği, ... referans numaralı, 15.05.2014 vadeli 1.95 Euro kurdan 250.000 USD satma yükümlülüğü bulunan işlemde davacının döviz kurunun daha da yükselmesi riskini almamak için pozisyonu verdiği 29.01.2014 tarihli talimat ile 87.500 TL prim ödemek suretiyle kapattığı, iş bu işlemden dolayı 85.133 TL zarar ettiği, her iki opsiyon sözleşmesinden doğan toplam zararın 252.211 TL'ye ulaştığı, döviz kurlarının yukarı seyri esnasında açık statüde olan OPT ... referans numaralı opsiyon sözleşmelerinin teminat tutarlarının yetersiz kalması sonucu rehin sözleşmeleri kapsamında 27.08.2013 tarihinde müşterinin toplam 275.000 TL mevduatına bloke konulduğu, 02.01.2014 tarihinde 106.260 TL nominal değerli 23.100 adet ISCTR hisse senedinin rehnedildiğinin tespit edildiği, bilirkişi heyeti tarafından yapılan inceleme neticesinde yapılan tüm işlemlere ilişkin formların davacı tarafından ihtirazı kayıt konulmaksızın imzalandığı, davalı bankanın bir özen kurumu olduğu açık olup, özensiz davrandığına ilişkin heyetin teknik tespitinin bulunmadığı, yakın dönem Yargıtay kararları dikkate alındığında öncelikle davalı bankanın risk bildirimini yerine getirmiş olması gerektiği dikkate alındığında dava konusu uyuşmazlıkta bilirkişi heyetinin teknik incelemeleri kapsamında risk bildiriminin yapılmış olduğunun tespit edildiği, yine teknik inceleme kısmında "13 anamaddeden ve 30 sayfadan ibaret sözleşmeyi tamamen okuduğumu, her sayfasını imzalamaya ve paraflamaya gerek olmadığını, tüm sözleşme hükümlerinin hakkında geçerli olacağını, ilk sayfada yer alan müşteri bilgi formundaki bilgilerin doğru olduğunu, sözleşmedeki ücret, masraf, komisyon ve vergiler dahil tüm hususları müzakere ettiğimizi ve tam bir mutabakat ile kabul ettiğimi, iş bu sözleşmenin 28/01/2013 tarihinde 2 nüsha olarak düzenlendiğini ve imzaladığını ve bir nüshasının tarafıma teslim edildiğini, SPK tarafından belirlenen yukarıdaki SP İşlemleri Risk Bildirim Formu'nun bir nüshasını aldığımı, okuduğumu ve anladığımı kabul ve beyan ederim." açıklamasının altının davacı tarafından imzalandığı ve müşteri imzaladığı Private Banking Opsiyonlu Döviz Mevduat ve Opsiyon İşlemleri Çerçeve Sözleşmesi ile Özel Bankacılık Hizmetleri Sözleşmesi'nin Risk Bildirim başlıklı bölümlerinde anaparada kayıp yaşanması ihtimalinin bulunduğu ifadelerinin yer aldığı, tespit edilmiş olup, davacının şikayetlerinde haksız olduğu, işlemleri yapıp yapmama tasarrufunun müşteri davacıda olduğu ve bu tasarruf sonucu elde edilen karın ya da uğranılan zararın nihai sorumlusunun müşteriler olduğu kanaatine varıldığı, iş bu bilirkişi heyet kanaatinin de mahkemece benimsenmesi halinde davalı banka tarafından bilgilendirme yükümlülüğünün yerine getirildiği sonuç ve kanaatine ulaşılmasının gerektiği ve bilirkişi heyeti tarafından ulaşılan bir diğer tespitin ise yapılan tüm işlemlerin davacının talimat ile gerçekleştiği, türev araçların alım satımına aracılık faaliyetinde ortaya çıkan ikili ilişki, öncelikle müşteri ile borsa üyesi arasında akdedilen türev araçların alım satımına aracılık çerçeve sözleşme ve daha sonra ise müşteri ile borsa üyesi arasında kurulan türev araçların alım satımına aracılık bireysel sözleşmeler ile gerçekleştirildiği, türev araçların alım satımına aracılık faaliyeti kapsamında borsa üyesi ile müşteri arasında söz konusu faaliyetin genel esaslarını belirleneyen ve sonraki bireysel sözleşmelere temel oluşturan bir çerçeve sözleşmesi imzalandığı ve dava konusu uyuşmazlıkta davacı ile davalı banka arasında Özel Bankacılık Hizmetleri Sözleşmesi, Özel Bankacılık Sözleşmesi Genel Kredi Sözleşmeleri ve Private Banking Opsiyonlu Döviz Mevduatı ve Opsiyon İşlemleri Çerçeve Sözleşmelerinin imzalandığı, 28/01/2013 tarihli Private Banking Opsiyonlu Döviz Mevduatı Sözleşmesi hükümlerinin genel işlem şartı koşullarını taşıdığı sonucuna ulaşılsa dahi bu durumun sözleşmenin geçerliliğini etkilemeyecek olup,
TBK 22.maddesi uyarınca yazılmamış sayılan genel işlem şartları dışındaki sözleşme hükümlerinin geçerliliğini koruyacağı, müşteri ile borsa üyesi arasında kurulan türev araçların alım satımına aracılık bireysel sözleşmeler ile gerçekleştirildiği ve dava konusu uyuşmazlıkta bu nitelikteki "Vanilya Opsiyon İşlem Sonuç Formu", "Egzotik Opsiyon İşlem Sonuç Formu" ve "Opsiyonlu Döviz Mevduat İşlem Sonuç Formu" başlıklı muhtelif tarihli belgelerin düzenlendiği, 28/01/2013 tarihli Private Banking Opsiyonlu Döviz Mevduatı Sözleşmesinin hükümlerinin genel işlem şartı taşıyanların yazılmamış sayılması gerektiği, ancak bu durumun sözleşmenin geçerliliğini etkilemeyeceği ve bireysel sözleşmeler kapsamında müşterinin talimat ile verilen alım emirlerinin davacı müşteri ... tarafından hukuken bağlayıcı olduğu, sonuç olarak bilirkişi heyeti tarafından mahkemece benimsenmesi halinde davacının talimat ile gerçekleşen işlemlerden kaynaklı ileri sürülen zararın davacıya ait olmasının gerektiği sonuç ve kanaatine varıldığı bildirilmiştir.
3.Mahkememizce yapılan yargılama sırasında davacı vekilinin rapora itirazlarının değerlendirilmesi açısından aynı bilirkişi heyetinden ek rapor alınmış olup, Prof. Dr. ..., Dr. ...ve bankacı bilirkişi ... tarafından düzenlenen 15.01.2021 Uyap kayıt tarihli ek raporda sonuç olarak ; kök rapordaki görüşler aynen muhafaza edilerek bilirkişi heyetindeki kanaatin mahkemece benimsenmesi halinde davacı...'ın talimatı ile gerçekleşen işlemlerden kaynaklandığı ileri sürülen zararın davacı ...’a ait olması gerektiği sonuç ve kanaatine varıldığı bildirilmiştir. DELİLLER- DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ KABUL:
Dava; Taraflar arasında imzalanan sözleşmeler kapsamında davalı banka tarafından yapıldığı bildirilen ve dava dilekçesinde belirtilen münferit döviz opsiyonu işlemlerinin davacı açısından gecerli ve bağlayıcı olmadığının tespiti ile bu sözleşmeler kapsamında yapılan işlemler nedeniyle davacının uğradığı iddia olunan zarara karşılık fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla 240.000,00 TL'nin haksız el konma tarihi olduğu iddia olunan 29.01.2014 tarihinden itibaren işletilecek en yüksek faizi ile birlikte davalıdan tahsili istemine ilişkin olduğu görülmüştür.
Davacı ile davalı banka arasında 29/01/2013 tarihli Özel Bankacılık Hizmetleri Genel Kredi Sözleşmeleri, 28/01/2013 tarihli Özel Bankacılık Hizmetleri Sözleşmesi, 28/01/2013 tarihli Private Banking Opsiyonlu Döviz Mevduatı ve Opsiyon İşlemleri Çerçeve Sözleşmelerinin imzalandığı ve imzalanan bu sözleşmeler kapsamında 28/01/2013 tarihli sözleşmenin ayrılmaz parçası olarak Vanilya Opsiyon İşlem Sonuç Formu, Egzotik Opsiyon İşlem Sonuç Formu ve Opsiyonlu Döviz Mevduatı İşlem Sonuç Formu başlıklı belgeler ile Rehin Sözleşmeleri'nin imzalandığı, imzalanan bu sözleşmelere istinaden taraflar arasında yapılan münferit döviz opsiyonu işlemlerinin mevcut bulunduğu hususunda taraflar arasında ihtilaf bulunmamaktadır.
Taraflar arasındaki ihtilafın yine taraflar arasında imzalanan iş bu sözleşmelere istinaden yapılan davaya konu münferit döviz opsiyonu işlemlerinin davacı açısından geçerli ve bağlayıcı olup olmadığı ve dava konusu olup, bu kapsamda yapılan işlemler neticesinde davacının zarara uğrayıp uğramadığı, bir zarar meydana gelmiş ise bu zarardan davalı bankanın sorumlu olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
Mahkememizce yapılan yargılama sırasında tarafların iddia ve savunmalarının değerlendirilebilmesi açısından 3 kişilik bilirkişi heyetinden rapor alınmış olup, alınan raporda; taraflar arasındaki opsiyon işlemlerine dair sözleşme ilişkisinin bulunduğu bu kapsamda Private Banking Opsiyonlu Döviz Mevduatı ve Opsiyon İşlemleri Çerçeve Sözleşmesi ve yine Risk Bildirim Formu'nun imzalandığının ihtilafsız olduğu, davaya konu opsiyon işlemleri sonucunda davacının 6 adet işlemden dolayı 3.700 Euro, 1.050 USD ve 1.387,78 TL opsiyon primi kazancı sağladığı, ... referans numaralı 10.04.2014 vadeli 2.45 Euro kurdan 250.000 Euro satma yükümlülüğü bulunan işlemde davacının döviz kurunun daha da yükselmesi riskini almamak için pozisyonunu verdiği 29.01.2014 tarihli talimat ile 170.000 TL prim ödemek suretiyle kapattığı, iş bu işlemden dolayı 167.078 TL zarar ettiği, OPT 000012175 referans numaralı, 15.05.2014 vadeli 1.95 Euro kurdan 250.000 USD satma yükümlülüğü bulunan işlemde davacının döviz kurunun daha da yükselmesi riskini almamak için pozisyonu verdiği, 29.01.2014 tarihli talimat ile 87.500 TL prim ödemek suretiyle kapattığı, iş bu işlemden dolayı 85.133 TL zarar ettiği, her iki opsiyon sözleşmesinden doğan toplam zararın 252.211 TL'ye ulaştığı, döviz kurlarının yukarı seyri esnasında açık statüde olan... referans numaralı opsiyon sözleşmelerinin teminat tutarlarının yetersiz kalması sonucu rehin sözleşmeleri kapsamında 27.08.2013 tarihinde müşterinin toplam 275.000 TL mevduatına bloke konulduğu, 02.01.2014 tarihinde 106.260 TL nominal değerli 23.100 adet ISCTR hisse senedinin rehnedildiğinin tespit edildiği bildirilmiştir.
Yine bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen raporda, dava konusu yapılan tüm işlemlere ilişkin formların davacı tarafından itirazi kayıt konulmaksızın imzalandığı, davalı bankanın bir özen kurumu olduğunun açık olduğu, ancak davalı bankanın davaya konu olan ve yapılan işlemler nedeniyle özensiz davrandığına ilişkin bilirkişi heyeti tarafından teknik bir tespitin mevcut bulunmadığı, iş bu davada yerleşik Yargıtay kararları dikkate alındığında davalı bankanın risk bildirimini yerine getirmiş olmasının gerektiği, ancak dava konusu uyuşmazlıkta bilirkişi heyeti tarafından yapılan teknik incelemeler neticesinde risk bildiriminin davacıya yapılmış olduğunun kabulünün gerektiği, zira davacının "13 ana maddeden ve 30 sayfadan ibaret sözleşmeyi tamamen okuduğumu, her sayfasını imzalamaya ve paraflamaya gerek olmadığını, tüm sözleşme hükümlerinin hakkında geçerli olacağını, ilk sayfada yer alan müşteri bilgi formundaki bilgilerin doğru olduğunu, sözleşmedeki ücret, masraf, komisyon ve vergiler dahil tüm hususları müzakere ettiğimizi ve tam bir mutabakat ile kabul ettiğimi, iş bu sözleşmenin 28/01/2013 tarihinde 2 nüsha olarak düzenlendiğini ve imzaladığını ve bir nüshasının tarafıma teslim edildiğini, SPK tarafından belirlenen yukarıdaki SP İşlemleri Risk Bildirim Formu'nun bir nüshasını aldığımı, okuduğumu ve anladığımı kabul ve beyan ederim." açıklamasının altının davacı tarafından imzalandığı ve yine davacı tarafça imzalanan Private Banking Opsiyonlu Döviz Mevduat ve Opsiyon İşlemleri Çerçeve Sözleşmesi ile Özel Bankacılık Hizmetleri Sözleşmesi'nin Risk Bildirim başlıklı bölümlerinde anaparada kayıp yaşanması ihtimalinin bulunduğu ifadelerinin yer aldığının tespit edilmiş olmasının karşısında, işlemleri yapıp yapmama tasarrufunun tamamen müşteri davacıda olduğu ve bu tasarruf sonucu elde edilen karın ya da uğranılan zararın nihai sorumlusunun davacı müşteri olduğu, davalı banka tarafından bilgilendirme yükümlülüğünün bu kapsamda yerine getirilmiş olduğu ve bilirkişi heyeti tarafından dava konusu opsiyon işlemleri üzerinde yapılan incelemeler neticesinde davaya konu işlemlerin tamamının davacının talimatı ile gerçekleştirilmiş olduğu, türev araçların alım satımına aracılık faaliyetinde ortaya çıkan ikili ilişkinin öncelikle müşteri ile borsa üyesi arasında akdedilen türev araçların alım satımına aracılık çerçeve sözleşmesi ve daha sonra ise müşteri ile borsa üyesi arasında kurulan türev araçların alım satımına aracılık bireysel sözleşmeler ile gerçekleştirildiği, türev araçların alım satımına aracılık faaliyeti kapsamında borsa üyesi ile müşteri arasında söz konusu faaliyetin genel esaslarını belirleyen ve sonraki bireysel sözleşmelere temel oluşturan bir çerçeve sözleşmesinin imzalandığı ve dava konusu uyuşmazlıkta davacı ile davalı banka arasında Özel Bankacılık Hizmetleri Sözleşmesi, Özel Bankacılık Sözleşmesi Genel Kredi Sözleşmeleri ve Private Banking Opsiyonlu Döviz Mevduatı ve Opsiyon İşlemleri Çerçeve Sözleşmelerinin imzalandığı, bu kapsamda 28/01/2013 tarihli Private Banking Opsiyonlu Döviz Mevduatı Sözleşmesi hükümlerinin genel işlem şartı koşullarını taşıdığı sonucuna ulaşılsa dahi bu durumun sözleşmenin geçerliliğini etkilemediği, zira TBK 22.maddesi uyarınca yazılmamış sayılan genel işlem şartları dışındaki sözleşme hükümlerinin geçerliliğini koruyacağı, müşteri ile borsa üyesi arasında kurulan türev araçların alım satımına aracılığın bireysel sözleşmeler ile gerçekleştirildiği ve dava konusu somut uyuşmazlıkta bu nitelikteki "Vanilya Opsiyon İşlem Sonuç Formu", "Egzotik Opsiyon İşlem Sonuç Formu" ve "Opsiyonlu Döviz Mevduat İşlem Sonuç Formu" başlıklı muhtelif tarihli belgelerin düzenlendiği, 28/01/2013 tarihli Private Banking Opsiyonlu Döviz Mevduatı Sözleşmesinin hükümlerinin genel işlem şartı taşıyanlarının yazılmamış sayılmasının gerektiği, ancak bu durumun sözleşmenin geçerliliğini etkilemeyeceği ve bireysel sözleşmeler kapsamında müşterinin talimat ile verilen alım emirlerinin davacı müşteri ... tarafından hukuken bağlayıcı olduğu ve davacının talimati ile gerçekleşen işlemlerden kaynaklandığı ileri sürülen zararın davacıya ait olmasının gerektiği sonuç ve kanaatine varıldığı bildirilmiştir.
Her ne kadar davacı vekili tarafından dava dilekçesinde davaya konu işlemlerin akdi dayanağını teşkil eden 28/01/2013 tarihli Private Banking Opsiyonlu Döviz Mevduatı ve Opsiyon İşlemleri Çerçeve Sözleşmesi'nin davacı tarafça sadece son sayfasının imzalandığı, diğer sayfalarında davacının imzasının bulunmadığı, bu nedenle davacının imzasının bulunmadığı sayfalarda yer alan hükümlerle ilgili olarak davacının sorumlu olmadığı iddia edilmiş ise de, davaya konu 28/01/2013 tarihli Private Banking Opsiyonlu Döviz Mevduatı ve Opsiyon İşlemleri Çerçeve Sözleşmesi'nin aslının davalı banka tarafından dosyaya ibraz edildiği, incelenmesinden sözleşmenin tamamının katlanabilir şekilde kuşe kağıdına basılı olduğu ve davacının sözleşme üzerinde "Diğer Hükümler" başlıklı XII.maddesinin altında müşteri adı olarak davacının isim ve imzasının bulunduğu, ayrıca yine sözleşmenin basılı olduğu aynı kuşe kağıdının devamında davacıya ait müşteri isim ve imzasından sonra "Tezgah Üstü Türev Araçlar Risk Bildirim Formu" başlıklı kısımda hükümlerin bulunduğu ve bu kısmında davacı tarafça ayrıca imzalandığı, yine aynı kuşe kağıdının devamında "Rehin Sözleşmesi" başlıklı kısımda davacının imzasının bulunduğu anlaşılmakla sözleşme sayfalarının birbiriyle teselsül etmekte olduğu, sözleşmenin belirtilen yerlerinde davacının imzasının bulunduğu ve bu imzanın da inkar edilmediği anlaşılmakla davacının bu yöndeki savunması yerinde görülmemiştir.
Yine davacı vekili tarafından her ne kadar dava dilekçesinde davalı banka çalışanı olan müşteri temsilcisinin davacı üzerinde psikolojik baskı kurarak davacıyı işlemi vadesinden önce kapatmaya zorladığı, davacının davalı çalışanı tarafından baskı kurularak yanlış yönlendirildiği, davacı adeta baskı kurularak yanlış yönlendirilmemiş olsaydı opsiyon işlemlerinin vadesinin dolmasını bekleyeceği ve bu kapsamda zarara uğramayacağı iddia edilmiş ise de, tüm dosya kapsamı belgeler, ses kayıtları dökümü ve alınan bilirkişi raporunun birlikte değerlendirilmesi neticesinde dava konusu tüm işlemlerin davacının talimatı doğrultusunda gerçekleştirildiği, davacının davalı banka çalışanının davacı üzerinde psikolojik baskı kurduğu yönündeki iddiasını kanıtlayacak ve mahkememizde bu yönde olumlu bir kanaat uyandıracak derecede kanıt dosyaya sunulmadığından davacı vekilinin bu yöndeki savunması yerinde görülmemiştir.
Ayrıca taraflar arasında imzalanan davaya konu Private Banking Opsiyonlu Döviz Mevduatı ve Opsiyon İşlemleri Çerçeve Sözleşmesi ekindeki davacı tarafça imzalanan "Tezgah Üstü Türev Araçlar Risk Bildirim Formu"'nun davacı tarafça imzalandığı, iş bu bildirim formunun son kısmında "Tezgah Üstü Türev Araçlar Risk Bildirim Formu'nu okudum, anladım." ibaresinin bulunduğu ve altının davacı tarafça imzalandığı, bu bildirim formunun incelenmesinden "Uyarı" başlıklı kısmında "tezgahüstü piyasa türev araçlar risk bildirim formu, yatırımcıları genel olarak mevcut riskler hakkında bilgilendirmeyi amaçlamakta olup, farklı ihtiyaçlara göre değişik şekillerde yapılandırılabilen bu tür türev araç sözleşmelerinin alım-satımından uygulamadan kaynaklanabilecek tüm riskleri kapsamayabilir. Dolaysıyla bu tip yatırımlarda bulunmadan önce gerekli araştırmanın yapılması ve profesyonel yardım alınması tavsiye olunur." şeklinde ibarenin bulunduğu ve davacı tarafça altının imzalandığı, yine taraflar arasında imzalanan 28/01/2013 tarihli Özel Bankacılık Hizmetleri Sözleşmesi'nin "Sermaye Piyasası İşlemleri Risk Bildirim Formu-Önemli Açıklama" başlıklı kısmında "Sermaye piyasalarında yapacağınız işlemler sonucunda kar elde edebileceğiniz gibi zarar riskiniz de bulunmaktadır. Bu nedenle işlem yapmaya karar vermeden önce, piyasada karşılaşabileceğiniz riskleri anlamanız, mali durumunuzu ve kısıtlarınızı dikkate alarak karar vermeniz gerekmektedir. Bu amaçla Seri V:no 46 "Aracılık Faaliyetleri ve Aracı Kuruluşlara İlişkin Esaslar Hakkında Tebliğin 13.Maddesinde Öngörüldüğü üzere "Sermaye Piyasası İşlemleri Risk Bildirim Formu'nda" yer alan aşağıdaki hususları anlamanız gerekmektedir." ibaresinin yer aldığı, yine "Risk Bildirimi" başlıklı bölümünün 6.maddesinde ise "Yabancı para cinsinden yapılan işlemlerde yukarıda sayılan risklere ek olarak kur riskinin olduğu, kur dalgalanmaları nedeniyle Türk Lirası bazında değer kaybı olabileceği, devletlerin yabancı sermaye ve döviz hareketlerini kısıtlayabileceği, ek ve veya yeni vergiler getirebileceği, alım satım işlemlerinin zamanında gerçekleşmeyeceği bilinmelidir." şeklinde hükmün bulunduğu, yine 7.maddesi içerisinde "iş bu sermaye piyasası işlemleri risk bildirim formu yatırımcıya genel olarak mevcut riskler hakkında bilgilendirmeyi amaçlamakta olup, sermaye piyasası araçlarının alım satımından ve uygulamadan kaynaklanabilecek tüm riskleri kapsayabilir. Dolayısıyla tasarruflarını bu tip yatırımlara yönlendirmeden önce dikkatli bir şekilde araştırma yapmalısınız. Sermaye Piyasası Kurulu tarafından belirlenen bu "Sermaye Piyasası İşlemleri Risk Bildirim Formu"nun bir nüshasını aldığımı, okuduğumu ve anladığımı kabul ve beyan ederim." şeklinde ibarenin bulunduğu ve yine taraflar arasındaki Özel Bankacılık Hizmetleri Sözleşmesi'nin 29.sayfasında "13 ana maddeden ve 30 sayfadan ibaret sözleşmeyi tamamen okuduğumu, her sayfasını imzalamaya/paraflamaya gerek olmadığını, tüm sözleşme hükümlerinin hakkımda geçerli olacağını, ilk sayfada yer alan müşteri bilgi formundaki bilgilerin doğru olduğunu, sözleşmedeki ücret, masraf, komisyon ve vergiler dahil tüm hususları müzakere ettiğimi ve tam bir mutabakatla kabul ettiğimi, iş bu sözleşmenin 28/01/2013 tarihinde 2 nüsha olarak düzenlendiğini ve imzalandığını ve bir nüshasının tarafıma teslim edildiğini, Sermaye Piyasası Kurulu tarafından belirlenen yukarıdaki "Sermaye Piyasası İşlemleri Risk Bildirim Formu"nun bir nüshasını aldığımı, okuduğumu ve anladığımı kabul ve beyan ederim." şeklinde hükmün bulunduğu ve altının da davacı tarafça ismi yazılmak suretiyle imzalandığı, iş bu imzanında davacı tarafça inkar edilmediği, bu kapsamda bu tür türev işlemlerinde yüksek risk bulunduğu ve hesap sahibinin türev işlemlere ilişkin yatırım yapmadan önce kendisine iletilen analizlerin subjektif olacağı düşünülerek bizzat araştırma yapması gerektiğine dair genel bildirimde bulunulduğu anlaşılmakla tüm dosya kapsamı belgelerin ve alınan bilirkişi raporunun birlikte değerlendirilmesi neticesinde davacı tarafın dava konusu opsiyon işlemleri hakkında yeterince aydınlatılmadığına ve davalı personeli tarafından psikolojik baskı kurulmak suretiyle hataya düşürüldüğüne dair savunması da yerinde görülmemiştir.
Her ne kadar yine dava dilekçesinde davacı vekili tarafından davaya konu 28/01/2013 tarihli Private Banking Opsiyonlu Döviz Mevduatı ve Opsiyon İşlemleri Çerçeve Sözleşmesi ve yine Özel Bankacılık Hizmetleri ve Genel Kredi Sözleşmesi'nde yer alan opsiyon işlemleri ile ilgili şartların 01/07/2017 tarihinde yürürlüğe giren TBK'nın 21.maddesi uyarınca genel işlem niteliğinde olduğundan TBK 21.maddesi uyarınca davacı açısından bağlayıcı olmadığı iddia edilmiş ise de; taraflar arasında imzalanan Private Banking Opsiyonlu Döviz Mevduatı ve Opsiyon İşlemleri Çerçeve Sözleşmesi, iş bu çerçeve sözleşmesinin ekinde yer alan "Tezgahüstü Türev Araçlar Risk Bildirim Formu", yine taraflar arasında imzalanan Özel Bankacılık Hizmetleri Sözleşmesi'nin "Sermaye Piyasası İşlemleri Risk Bildirim Formu" ve bu sözleşmeler kapsamında 28/01/2013 tarihli sözleşmenin ayrılmaz parçası olarak Vanilya Opsiyon İşlem Sonuç Formu, Egzotik Opsiyon İşlem Sonuç Formu ve Opsiyonlu Döviz Mevduatı İşlem Sonuç Formu başlıklı belgeler ile Rehin Sözleşmeleri'nin imzalandığı, imzalanan bu sözleşmelere istinaden davaya konu münferit döviz opsiyonu işlemlerinin yapılmış olduğu, dava konusu yapılan tüm işlemlerin davacının talimat ile gerçekleştirilmiş olduğu tüm dosya kapsamı belgeler ve alınan bilirkişi raporuyla sabit olup, bu nedenle davacı tarafın bu yöndeki iddiası yerinde görülmemiştir. (Yargıtay.... Hukuk Dairesi'nin...Karar sayılı kararı da bu yöndedir.)
Sonuç olarak mahkememizce yapılan yargılama, toplanan deliller, bilirkişi heyetinden alınan kök ve ek raporun birlikte değerlendirilmesi neticesinde taraflar arasında opsiyon işlemlerine dair sözleşme ilişkisinin bulunduğu, bu kapsamda Private Banking Opsiyonlu Döviz Mevduatı ve Opsiyon İşlemleri Çerçeve Sözleşmesi ve yine Risk Bildirim Formlarının imzalandığı, taraflar arasında imzalanan Private Banking Opsiyonlu Döviz Mevduatı ve Opsiyon İşlemleri Çerçeve Sözleşmesi ile Özel Bankacılık Hizmetleri Sözleşmesi'nin "Risk Bildirim" başlıklı bölümünde anaparada kayıp yaşanma ihtimalinin bulunduğu ifadelerinin yer aldığı ve dosya kapsamı belgeler üzerinde yapılan inceleme neticesinde davalı bankanın dava konusu işlemlerde risk bildirimini davacıya gereği gibi yerine getirdiği, taraflar arasında imzalanan sözleşmeler kapsamında işlemleri yapıp yapmama insiyatifinin tamamen müşteri davacıya ait olduğu, dava konusu somut olayda davacı müşteri ile borsa üyesi arasında kurulan türev araçların alım satımına aracılığın bireysel sözleşmeler ile gerçekleştirildiği ve dava konusu somut uyuşmazlıkta da bu nitelikteki Vanilya Opsiyon İşlem Sonuç Formu, Egzotik Opsiyon İşlem Sonuç Formu ve Opsiyonlu Döviz Mevduat İşlem Sonuç Formu başlıklı belgelerin düzenlendiği, taraflar arasında düzenlenen bireysel sözleşmeler kapsamında davacı müşterinin talimatı ile verilen alım emirlerinin davacı bakımından da hukuken bağlayıcı olduğu ve bu kapsamda davacının talimatı ile gerçekleşen işlemlerden kaynaklandığı ileri sürülen zararın davalı bankadan talep edilemeyeceği sonuç ve kanaatine varılmış olmakla, aynen benimsenip hüküm kurmaya elverişli bulunan bilirkişi raporu gereğince yerinde görülmeyen davanın reddine karar verme gereği doğmuştur. HÜKÜM / Yukarıda gerekçesi açıklandığı üzere; Yerinde görülmeyen davanın REDDİNE,
Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince alınması gerekli olan 59,30 TL maktu karar ve ilam harcının başlangıçta yatırılan toplam 4.098,60 TL peşin harçtan mahsubu ile bakiye 4.039,30 TL nispi karar ve ilam harcının karar kesinleştiğinde davacı tarafa iadesine,
Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesaplanan 25.250,00 TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, Taraflarca yatırılan gider avansından arta kalan kısmın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 15 günlük süre içerisinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere karar verildi. 23/02/2021 Katip ... E imza Hakim ... E imza