3. Hukuk Dairesi
T.C.
ERZURUM
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
3. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2022/830
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ERZURUM ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 09/02/2022 (Karar)
NUMARASI : 2020/303 Esas, 2022/87 Karar
Taraflar arasında görülen davaya ilişkin olarak yapılan açık yargılama sonucunda verilen karara karşı yasal süresi içerisinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine HMK 353. madde uyarınca dosya üzerinden inceleme yapıldı.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı bankanın müvekkili tarafından imzalandığını iddia ettiği 24.06.2016 tanzim ve 26.12.2016 vade tarihli, 175.000,00 TL bedelli senedin tahsili amacıyla, Erzurum ... İcra Müdürlüğü'nün 2017/...Esas sayılı dosyasına kayden müvekkili aleyhine icra takibine başlattığını, takibe konu senedin keşidecisinin müvekkili davacı, lehtarının dava dışı ... Yemek Temizlik ve İnşaat San. Tic. Ltid. Şti olarak düzenlendiği ve dava dışı şirket tarafından ciro edilmek suretiyle davalı bankaya verildiğini, müvekkilinin ne dava dışı şirket ile ne de davalı banka ile herhangi bir şekilde ticari ilişkisinin bulunmadığını, müvekkili adına bilgisi dışında söz konusu senedin düzenlendiğini, imzalandığını ve icraya konulduğunu, yargılama sırasında yapılacak bilirkişi incelemesi ile takibe konu senetteki imzanını müvekkiline ait olmadığının ortaya çıkacağını, arabuluculuk görüşmesinde davalı ile anlaşmaya varılamadığını, bu nedenlerle davanın kabulü ile, Erzurum ... İcra Müdürlüğü'nün 2017/...Esas sayılı dosyasına kayden başlatılan icra takibinin dayanağı olan 24.06.2016 tanzim ve 26.12.2016 vade tarihli, 175.000,00 TL bedelli senetten dolayı senetteki imzanın müvekkiline ait olmaması nedeniyle müvekkili davacının, davalıya borçlu olmadığının tespiti ile senedin ve takibin iptaline, takip miktarının %20'sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatının davalıdan tahsili ile vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava dışı ... Yemek Hizmetleri Temizlik ve İnş. San. Tic. Ltd. Şti. Müvekkili Bankanın Ardahan Şubesi'nden kredi kullandığını, kullandığı kredilerin teminatı olarak da, davacıya ait olan, 26/12/2016 vadeli 175.000-TL bedelli dava konusu bonoyu teminata verdiğini, dava dışı ... Yemek Hizmetleri Temizlik ve İnş. San. Tic. Ltd. Şti.'nin kredi taksitlerini zamanında geri ödenmediğini, bu nedenle Müvekkili Bankanın Ardahan Şubesi tarafından davacıya gerekli protesto işlemleri yapıldığını, iş bu tarihe kadar senede herhangi bir itirazda bulunulmadığını, bu nedenle Erzurum ... İcra Müdürlüğü'nün 2017/...Esas sayılı dosyası ile teminat senedi borçlusu davacı ... aleyhine kambiyo senetlerine mahsus takip açıldığını ve ödeme emrinin gönderildiğini, gönderilen ödeme emrine de davacının herhangi bir itirazda bulunmadığını, takibin kesinleştiğini, dolayısıyla davacının kötü niyetli olarak bu davayı açtığını, davacı hakkında Erzurum... İcra Müdürlüğünün 2017/... Esas sayılı dosyası ile başlatılan kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile icra takibinde ödeme emrinnı davacıya 06.11.2017 tarihinde aynı konutta oturan eşi ...'a tebliğ edildiği, davacı tarafça yasal süresi içerisinde (5 gün) ödeme emrine, imzaya yahut borcun fer'ilerine karşı itirazen dava açmadığını ve icra takibinin kesinleştiğini, İcra takibi kesinleştikten 3 yıl sonra huzurdaki davanın açılmasına yasal olarak olanak bulunmadığını, davanın zaman aşımına uğradığını, hukuk sistemimizde geçerli olan senedin sebepten mücerret olduğu ilkesiyle, kabul edilen hususlarda daha sonra inkar edilerek itirazda bulunmanın iyi niyet ve dürüstlük kurallarına aykırı olduğunu, bu nedenlerle fazlaya ilişkin talep ve dava haklarının saklı kalması kaydıyla, davacı tarafın yasal dayanaktan yoksun mesnetsiz tüm talepleri ile davasının reddine, davacı- borçlunun itirazının kötü niyetli ve takibi sürüncemede bırakmaya yönelik olması nedeni ile takip konusu alacağın %20’sinden az olmamak üzere icra-inkar tazminatının davacıdan tahsiline, yargılama giderleri ile ücreti vekaletin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:
Mahkemece yapılan yargılama sonucunda; "Dava, 24.06.2016 tanzim ve 26.12.2016 vade tarihli, 175.000,00 TL bedelli senetten dolayı borçlu olmadığının tespiti ile senedin ve takibin iptali ile kötü niyet tazminatı istemine ilişkindir.
Dosya arasına alınan Erzurum ... İcra Müdürlüğünün 2017/...Esas sayılı dosyasının incelenmesinde, alacaklısı ... Bankası, borçlusu ... olan, alacak miktarının 175.000,00 TL asıl alacak, 15.141,15 TL işlemiş faiz olmak üzere toplamda 190.141,15 TL alacak olduğu, borcunun sebebi olarak 175.000,00 TL bedelli senedin gösterildiği görülmüştür.
Mahkememiz dosyanın davacının imza incelemesine esas olmak üzere İstanbul Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesi Başkanlığı'na gönderildiği ve 08/12/2021 havale tarihli raporun dosyaya ibraz edildiği görülmüştür. Adli Tıp raporunda; " İnceleme konusu senette borçluya atfen atılı basit tersimli imzalar ile ...'un mukayese imzaları arasında; tersim biçimi, işleklik derecesi, alışkanlıklar, istif, eğim, doğrultu, seyir, hız ve baskı derecesi bakımından farklılıklar saptandığından, söz konusu imzaların mevcut mukayese imzalarına kıyasla kuvvetle muhtemel ...'un eli ürünü olmadığı" yönünde görüş beyan edildiği görülmüştür.
Tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde; davacı vekili müvekkilinin 24.06.2016 tanzim ve 26.12.2016 vade tarihli, 175.000,00 TL bedelli senetten dolayı borçlu olmadığını, senet üzerindeki imzanın müvekkiline ait olmadığını beyan etmiştir. Mahkememiz'ce senet üzerindeki imzaya itiraz edildiğinden dosyanın adli tıp kurumu fiziki ihtisas dairesine gönderilmesine karar verilmiş ve düzenlenen raporda senet üzerindeki imzanın ...'un eli ürünü olmadığının kuvvetle muhtemel olduğu değerlendirilmiştir.
Bilirkişi raporu doğrultusunda, senet üzerindeki imzanın davacının eli ürünü olmadığı anlaşıldığından davanın kabulü ile; davacının Erzurum ... İcra Dairesi'nin 2017/...Esas sayılı dosyasında takip dayanağı yapılan 24/06/2016 tanzim, 26/12/2016 vade tarihli 175.000,00 TL bedelli senet nedeniyle davalıya borçlu olmadığının tespitine, asıl alacağın %20'si oranındaki 35.000,00 TL kötüniyet tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine" şeklinde karar verilmiştir. İSTİNAF NEDENLERİ:
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı kötü niyetli olarak bu davayı açtığını, zira davacı senetten haberdar olmadığını kimse ile ticari ilişkisi bulunmadığını iddia etse de mevcut durumlar davacının iddialarının tam aksini gösterdiğini, yerel mahkemece bu hususlarda araştırma yapılmadığını, davanın zamanaşımına uğradığını, ancak yerel mahkemece yargılamasında zamanaşımı defi olmasına rağmen bu talebe karşı kabul veya ret yönünde bir karar alınmadığını, mahkeme gerekli kararda dahi imzanın davacı tarafa ait olmadığının tam tespitinin yapılmadığı ve ihtimal dahilinde imzanın davacıya ait olmadığı yönünde gerekçe ile davayı kabul ettiğini, mahkemece bu şekilde yargılama yaparak hüküm kurmasının usul ve yasaya aykırılık teşkil ettiğini belirterek kararın kaldırılmasına karar verilmesi istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur. DELİLLERİN TARTIŞILMASI, HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE: Dava, kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile başlatılan icra takibinde, imza inkarı ve menfi tespit istemine ilişkindir. İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır.
Mahkemece imza incelemesi 6100 Kanun'un 208, 211 ve 217 nci maddelerine göre yapılması gerekmektedir. İmza incelemesinde öncelikle senedin düzenleme tarihinden öncesine ilişkin borçluya ait olduğu muhakkak olan karşılaştırmaya elverişli imzalarını taşıyan belgeler, keşide tarihine en yakın tarihli olanından başlayarak bilirkişi tarafından mukayeseye esas alınmalıdır. Yapılacak bilirkişi incelemesinin, konunun uzmanınca ve yeterli teknik donanıma sahip bir laboratuvar ortamında, optik aletler ve o incelemenin gerektirdiği diğer cihazlar kullanılarak, grafolojik ve grafometrik yöntemlerle yapılması, bu alet ve yöntemlerle gerek incelemeye konu ve gerekse karşılaştırmaya esas belgelerdeki imza veya yazının tersim, seyir, baskı derecesi, eğim, doğrultu gibi yönlerden taşıdığı özelliklerin tam ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirlenip karşılaştırılması; sonuçta, imza veya yazının atfedilen kişiye ait olup olmadığının, dayanakları gösterilmiş, tarafların, mahkemenin ve Yargıtayın denetimine elverişli bir raporla ortaya konulması, gerektiğinde karşılaştırılan imza veya yazının hangi nedenle farklı veya aynı kişinin eli ürünü olduklarının fotoğraf ya da diğer uygun görüntü teknikleriyle de desteklenmesi şarttır. Nitekim bu ilkeler, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 08.10.2019 tarihli ve 2017/12-2692 Esas, 2019/1003 Karar sayılı kararında da benimsenmiştir.
Diğer taraftan 6100 sayılı Kanun'un 282 nci maddesine göre hâkim, bilirkişinin oy ve görüşünü diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendirir. Mahkeme bilirkişi raporunun tatmin edici bir nitelik taşımadığı kanaatine ulaşacak olursa, yani raporda bazı belirsizlikler ya da çelişkiler bulunduğu kanısına varırsa taraflardan birinin herhangi bir talebi bulunmasa bile bu belirsizliklerin ya da çelişkilerin giderilmesi için kendiliğinden yeni sorular düzenlemek suretiyle aynı bilirkişiden ek rapor alınmasına yahut raporu tanzim eden bilirkişinin sözlü açıklamalarda bulunmak üzere bir gün tayin ederek duruşmaya davet edilmesine ya da gerçeğin ortaya çıkarılması için gerekli görürse yeni görevlendireceği bilirkişi aracılığıyla tekrar bir inceleme yaptırılmasına karar verebilir (6100 sayılı Kanun md. 282, Bilirkişilik Yönetmeliği md. 56).
15.07.2018 tarihli ve 30479 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Bakanlıklara Bağlı, İlgili, İlişkili Kurum ve Kuruluşlar ile Diğer Kurum ve Kuruluşların Teşkilatı Hakkında 4 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin (4 sayılı Kararname) "Adli Tıp Üst Kurullarının Görevleri" kenar başlıklı 16 ncı maddesinin 2. fıkrası “ Fizik İhtisas Dairesi ve Trafik İhtisas Dairesinin raporları Adlî Tıp Üst Kurullarında incelemeye alınamaz. Bu dairelerden birinin verdiği raporlar ile diğer bilirkişi raporları arasında çelişki bulunması hâlinde mahkeme veya Cumhuriyet savcılıklarınca gerekçesi belirtilmek suretiyle talep edilmesi üzerine raporlar, ilgili ihtisas dairesinin en az yedi uzmanının katılımı ile oluşan genişletilmiş uzmanlar heyetince incelenir ve kesin olarak karara bağlanır. Kararlar katılanların oy çokluğuyla alınır, eşitlik hâlinde başkanın bulunduğu taraf oy çokluğunu sağlamış olur.” düzenlemesini içermektedir.
Belirtmek gerekir ki Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesi Adli Belge İnceleme Şubesince düzenlenen 07.12.2021 tarihli bilirkişi raporu ile keşideci imzasının kesin olarak ... eli ürünü olmadığı sonucuna ulaşılamadığını ortaya koymaktadır. Mukayese imzaları ile takibe dayanak bono üzerindeki imzanın karşılaştırılmasına göre kesin bir sonuca ulaşılmasının olanaklı olmadığının tespiti anlamına gelmektedir. Bu itibarla Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesi Adli Belge İnceleme Şubesince düzenlenen 07.12.2021 tarihli bilirkişi raporu hüküm kurmaya elverişli değildir.
O halde İlk Derece Mahkemesince, yukarıdaki açıklamalara ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 26.04.2023 tarihli ve 2022/12-332 Esas - 2023/358 Karar sayılı kararında benimsenen ilkelere göre, 4 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin 16 ncı maddesinin ikinci fıkrası gereğince, takibe dayanak çek üzerindeki keşideci imzasının Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesinin en az yedi uzmanının katılımı ile oluşan genişletilmiş uzmanlar heyetince incelenmesi ve bu suretle alınacak bilirkişi raporu da değerlendirilerek oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, uyuşmazlığa çözüm getirecek nitelikte bulunmayan ve kesin kanaat içermeyen rapor hükme esas alınarak yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir. Kabul göre, davalının ciro ile davacı keşideci tarafından düzenlenen senedi teslim aldığı, bu itibarla senedin lehtarı olmaması nedeniyle keşidecinin imzasını denetleme imkanı bulunmadığının anlaşılmasına göre davalı aleyhine kötüniyet tazminatına hükmedilmesi de doğru görülmemiştir.
Açıklanan bu nedenlerle davalı vekilinin istinaf isteminin kabulü ile mahkemece verilen kararın HMK'nın 355, 353/(1)-a-6. maddeleri uyarınca, kaldırılmasına, sair istinaf itirazlarının kararın kaldırılma nedenine göre şimdilik incelenmesine yer olmadığına dair aşağıda belirtilen şekilde karar verilmiştir.
1.Davalı vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun KABULÜ ile, mahkemece verilen hükmün HMK’nın 353/(1)-a-6. maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, sair istinaf itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına,
2.Dava dosyasının HMK’nın 353/(1)-a maddesi uyarınca davanın yeniden görülmesi için mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
3.İstinaf kanun yolu başvurusu sırasında alınan peşin harçların yatıran tarafa iadesine,
4.İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderinin İlk Derece Mahkemesinde verilecek yeni kararda dikkate alınmasına,
5.İİK 36. maddesi gereğince istinaf aşamasında tehiri icra talebi doğrultusunda yatırılan teminat olması halinde yatıran tarafa İADESİNE,
6.Kararın taraflara tebliği, harç ve gider avansı iadesine ilişkin işlemlerin yerel mahkemesince yerine getirilmesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda oybirliğiyle HMK'nun 353/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere ...tarihinde oy birliğiyle karar verildi.