1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
T.C.
İZMİR
1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Davacı tarafından davalı aleyhine açılan Tazminat (Hizmet ve Sigorta Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda, tüm dosya incelendi. İDDİA VE TALEP:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ...'ın sahibi bulunduğu İzmir Seferihisar ilçesinde bulunan müstakil evin 08/12/2018 tarihinde çıkan yangın neticesinde tamamen yandığını, taşınmazın davalı ... şirketi nezdinde "Evim Paket Poliçesi" ile sigortalı olduğunu, yangından sonra hasar dosyası açıldığını, poliçe teminatının 230.000,00 TL olduğu halde müvekkilinin 146.214,00TL ödeme yapıldığını, yangın sonrasında düzenlenen ekspertiz raporuna göre yangının... marka ısı pompasının ürün kusurundan kaynaklandığını, müvekkilinin yangın sonrasında evini tamemen tamir ve tadilat etmek zorunda kaldığını, bunun için yaklaşık 800.000,00 TL civarında ödeme yaptığını, sigorta tarafından yapılan ödemenin zararlarını karşılamadığını, ayrıca diğer davalının da ürün üretici olarak sorumlu olduğunu, müvekkili ...ngın sırasında yaralanmasın nedeniyle maddi zarara uğradığını, ayrıca davacıların yangın nedeniyle manevi zarara uğradığını belirterek maddi ve manevi tazminat taleplerinin kabulüne ve davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP VE SAVUNMA: Dava dilekçesinin davalıya tebliğ edilmediği anlaşılmıştır.
Dava, 08/12/2018 tarihinde davacıların evinin yanması nedeniyle uğranılan maddi ve manevi zararların konut paket sigortacısı ile yangına sebebiyet verdiği ileri sürülen ürünün üretici firması tarafından tazmini isteğine ilişkindir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 6335 sayılı Kanun ile değişik 4. maddesinde ticari davalar tanımlanmıştır. Buna göre, her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ile maddenin devamı fıkralarında belirtilen davalar ticari dava olarak nitelendirilmiştir. Yine aynı Kanunu'un 5/3. maddesinde “Asliye ticaret mahkemesi ile asliye hukuk mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki görev ilişkisi olup, bu durumda göreve ilişkin usul hükümleri uygulanır” hükmüne yer verilmiştir.
Anılan yasal düzenlemeler karşısında, Asliye Ticaret Mahkemelerinin özel mahkeme niteliğinde bulunduğu, bu niteliği gereği görev alanının 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu hükümlerine göre belirleneceği ve genel mahkemeler ile arasındaki ilişkinin önceki kanunun aksine görev ilişkisi olduğu açıktır. Asliye Ticaret Mahkemelerinin çekişmeli yargıdaki görev alanının TTK’de ve diğer özel kanunlarda ticari dava olduğu belirtilen davalarla sınırlı olduğu kuşkusuzdur.
Öte yandan, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 6335 sayılı Kanun ile değişik 4. maddesinde ticari davaların; mutlak ticari davalar ve nispi ticari davalar olarak iki gruba ayrıldığı anlaşılmaktadır. Mutlak ticari davalar, tarafların sıfatına veya bir ticari işletme ile ilgili olup olmamasına bakılmaksızın kanun gereği ticari sayılan davalar olup TTK’nin 4/1. maddesinin b, c, d, e, f fıkralarında ve özel kanunlarda düzenlenmiştir. Nispi ticari davalar ise, tarafların tacir sıfatına haiz olduğu ve her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili uyuşmazlıklardan doğan davalardır. Bir başka ifade ile bu davalar ya bir ticari işletmeyi ilgilendirmeli ya da iki taraf için de ticari sayılan hususlardan doğmaları halinde ticari dava olarak nitelendirilebilirler. Gerek mutlak ve gerekse nispi ticari davaların Asliye Ticaret Mahkemelerinde görüleceği açıktır.
Müteselsil sorumlular arasındaki ilişki ise aynı zarardan çeşitli nedenlerden dolayı sorumlu olma halidir. Zarar gören, zarar miktarının tamamının veya bir kısmının ifasını, dilerse borçluların tamamından, dilerse yalnız birinden isteyebilecek, talebini, isterse tüm sorumlulara karşı bir arada tek dava ile isterse ayrı ayrı açacağı davalar ile ileri sürebilecektir.
Zarar görenin birden fazla sorumluya karşı aynı davada birlikte dava açması durumunda ise, bir kısım davalılar hakkında genel mahkemenin, diğer davalılar hakkında ise uzman olan özel mahkemenin görevli olması her zaman mümkün olacaktır. Bu durumda uyuşmazlık aynı olaydan kaynaklanıyor ve zarar tek ise ya da, taleplerden birisi yönünden verilecek karar diğerini doğrudan ilgilendirecek nitelikte bulunuyorsa; söz konusu özel mahkeme ile genel mahkeme arasında “yargılama usulüne” ilişkin esaslı farklılıklar bulunmaması kaydıyla, bütün taraflar ve talepler yönünden uzman olan özel yetkili mahkemece yargılama yapılarak uyuşmazlığın çözümlemesi gerekecektir. Bu husus, hukukun öngörülebilir olmasının, usul ekonomisinin ve davaların makul süre içinde bitirilmesi yükümlülüğünün de bir sonucudur.
Yukarıda yapılan açıklamalar ve tüm dosya kapsamı bir arada değerlendirildiğinde; davacıların İzmir İli Seferihisar ilçesinde bulunan müstakil evlerinin 08/12/2018 tarihinde çıkan yangın sonucu tamamen yandığı, evin konut paket sigortası ile davalı ... şirketi nezdinde sigortalı olduğu, davalı ... şirketi tarafından hasar ödemesi yapılmakla birlikte yapılan ödemenin eksik olduğu, davacıların zararının tamamen karşılanmadığı, davacılarca yaptırılan ekspertiz incelemesine göre evde bulunan ... marka ısı pompasının yangına sebebiyet verdiğinin tespit edildiği, davacılarca evin yeniden tamir ve onarımı ile eski haline getirilmesi için yaklaşık 800.000,00TL ödeme yapıldığı, davalıların meydana gelen zarardan sorumlu olduğu iddiası ile iş bu davayı ikame ettiği, uyuşmazlığın davacının taraf olduğu konut paket sigorta sözleşmesi ve davalı tarafından davacılara satıldığı ve davacılarca kullanıldığı bildirilen ... marka ısı pompasının ayıplı olup olmadığı, ürün üreticisi olan davalı firmanın bu nedenlerle meydana gelen zararlardan sorumluluğunun bulunup bulunmadığı hususlarında olduğu, davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un 3/1. maddesindeki tanımlara göre tüketici işleminin; mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemi, tüketicinin ise ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişiyi, sağlayıcı, kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla tüketiciye hizmet sunan ya da hizmet sunanın adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiyi ifade ettiği, aynı Yasa'nın 73/1.maddesine göre tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğabilecek uyuşmazlıklara ilişkin davalarda tüketici mahkemelerinin görevli olduğu, görev konusunun kamu düzenine ilişkin olup, mahkemece yargılamanın her aşamasında re’sen dikkate alınması gerektiği, davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan 6502 sayılı TKHK'nın 73. maddesi uyarınca taraflar arasında tüketici işlemi niteliğinde bulunan sigorta ve satım sözleşme ilişkisi kurulmuş olup davacı (tüketici) davalılar ise satıcı (hizmet sunan) olup, davalıların sorumluluğunun aynı maddi olaydan kaynaklanması ve zararın tek olması nedeniyle davanın birlikte görülmesinin zorunlu olduğu, uyuşmazlığa bakma görevinin tüketici mahkemesine ait olduğu ve İzmir ilinde ayrı bir tüketici mahkemesi bulunduğundan mahkememizin görevsizliğine dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.
1.Davacının dava dilekçesinin 6100 sayılı HMK'nun 114/1-c ve 115/2. maddeleri uyarınca dava şartı yokluğundan USULDEN REDDİNE,
Görevli mahkemenin İzmir Nöbetçi Tüketici Mahkemesi olması nedeniyle mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE,
2.6100 sayılı HMK'nın 331/2. maddesi uyarınca dosyanın görevli İzmir Nöbetçi Tüketici Mahkemesine gönderilmesi halinde, yargılama harç ve giderlerinin görevli mahkemece değerlendirilmesine; aksi durumda resen dosyanın ele alınarak yargılama giderleri hususunda bir karar verilmesine,
3.6100 sayılı HMK'nın 20. maddesi uyarınca görevsizlik kararına karşı taraflarca kanun yoluna başvurulmaması durumunda kararın kesinleştiği tarihten; kanun yoluna başvurulmuş ise bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde talep halinde dosyanın görevli ve yetkili İZMİR NÖBETÇİ TÜKETİCİ MAHKEMESİ'NE GÖNDERİLMESİNE, tarafların belirtilen süre içerisinde mahkememize başvurmaması durumunda DAVANIN AÇILMAMIŞ SAYILMASINA karar verileceğinin taraflara ihtarına
Dair tarafların yokluklarında verilen kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize verilecek bir dilekçe ile ya da tarafların bulundukları yer Asliye Ticaret Mahkemesi vasıtasıyla mahkememize gönderilecek bir dilekçe ile İzmir Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yasa yolu açık olmak üzere karar verildi.21/01/2021 Katip ... E-İMZA Hakim ... E-İMZA