Esas No
E. 2022/572
Karar No
K. 2024/349
Karar Tarihi
Karar Sonucu
KALDIRILMASINA
Hukuk Alanı
Ticaret Hukuku

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ

Esas No: 2022/572 - Karar No:2024/349

T.C.

ANKARA

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

27. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2022/572

KARAR NO: 2024/349

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

K A R A R

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : ANKARA 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ : 29/12/2021

NUMARASI : 2017/832 E-2021/874 K

KARAR TARİHİ: 30.04.2024
KARAR YAZIM TARİHİ: 30.04.2024

Eser sözleşmesinden kaynaklanan sözleşmeden dönme, olmadığı taktirde bedelden indirim talepli davada mahkemece verilen karara karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan incelemede;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

Davacı vekili özetle; taraflar arasında akdedilen 21.12.2015 tarihli sözleşme gereğince ... sekonder kırıcının müvekkiline teslim edildiğini, ödemelerin 26.03.2016 tarihli ihbarname ile tamamlandığını, bakımları düzenli olarak yapılmasına rağmen birçok kez arıza yaptığını, bildirilmesine rağmen davalının cevap vermediğini, ancak 24.02.2017 tarihinde kırıcının arızası nedeniyle tesisin tamamen durduğunu, tamirat sonucu 03.03.2017 tarihinde aktif hale getirildiğini, davalı ile telefonda görüşüldüğünü, bilgi verildiğini, tesis fotoğraflarının gönderildiğini, tesisin aynı gün akşam saatlerinde tekrar durduğunu, bir daha da çalıştırılamadığını, sözleşme ile taahhüt edilen 400/500 ton üretim kapasitesine hiçbir zaman ulaşılamadığını, tesisin çalışmamasından dolayı müvekkilinin zarara uğradığını, tamir masraflarının müvekkili tarafından karşılandığını, davalının zararları karşılamaması nedeniyle 04.05.2017 ve 10.05.2017 tarihli ihtarnamelerin keşide edildiğini, davalının yine cevap vermediğini, makinelerdeki ayıpların gizli ayıp olduğunu, 26.03.2016 tarihli ibraname gereğince bakiye 1.401.150 TL'nin ödenmesi için müvekkili tarafından her biri 100.000 TL bedelli 14 adet çek verildiğini, ödenmemiş olan çekler için ihtiyati tedbir kararı verilmesini gerektiğini öne sürerek, davalı tarafından ayıplı mal verilmesi nedeniyle müvekkilinin uğradığı ve uğrayacağı zararın tespitine ve şimdilik 10.000 TL'nin tahsiline ve ayıplı malın ayıpsız yenisi ile değiştirilmesine karar verilmesini talep etmiş; 23.05.2019 havale tarihli dilekçesinde ise,

TBK 475 madde uyarınca seçimlik hakkını sözleşmeden dönme, mahkemenin aksi kanaatte olması halinde eseri alıkoyarak ayıp oranında bedel indirimi talep ettiklerini açıklamıştır..

Davalı vekili özetle; sözleşme gereğince Ankara icra daireleri ve mahkemelerinin yetkili olduğu gerekçesiyle yetki itirazında bulunduklarını, 21.12.2015 tarihli makine satış sözleşmesi gereğince müvekkilinin ...... Şirketi üretimi olan kırıcı ve sistemi belirli bir karla davacıya satarak teslim ettiğini, satışta komisyonculuk yaptığını, sözleşmenin ...... Şirketi ile akdedildiğini, dava dilekçesinde ...... Şirketinin gösterildiğini, davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiğini, tesisin montajının Aralık 2015'te başladığını ve 2016 Ocak ayında tamamlandığını, üretime geçildiğini, sözleşmede 1 yıl garanti süresi öngörüldüğünü, davacının tesisi 1 yılı aşkın süre kullandığını, davacı tarafça daha önce arızalandığı belirtilmiş ise de, 20.03.2016 tarihli ibranamede bu hususa değinilmediğini, davacının tesisi birden çok taşeronla çalıştırdığını, kullanıma bağlı olarak aşınan yedek parçaları müvekkilinden temin edilerek değiştirilmesi gerekirken taşeronların bakımları zamanında yaptırmadıklarını, yedek parça değişimlerinin yaptırılmadığını, durum tespiti için gidildiğinde aşınma sonucu motor paletlerinin bittiğinin, taşın rotor tarafından kırıldığının, paletlerin acilen değiştirilmesi gerektiğinin, rotorun ters takıldığının ve cıvataların standarttan büyük takılmış olduğunun belirlendiğini, durumun davacıya bildirildiğini, konuşmanın CD kaydına alındığını, rotorun kırılması üzerine davacının müvekkiline ulaştığını, fotoğraflar gönderdiğini, rotorun müvekkiline getirilmesinin istendiğini, ancak davacının dönüş yapmadığını, farklı bir şirkete rotoru değiştirttiğini, değişiklikten sonra 03.03.2017 tarihinde makinenin tekrar arızalandığını, davacının kırıldıktan sonra yeni palet taktırdıklarını, aynı gün içerisinde bu paletlerin de kırıldığını bildirdiğini, paletlerin kalitesinin bilinmediğini, analiz yapılması gerektiğini bildirdiklerini, müvekkili tarafından teslim edilen malların ayıplı olmadığını, yine sözleşme kapsamındaki tersiyer darbeli kırıcının müvekkiline haber verilmeksizin bir başka şantiyeye götürüldüğünü, malzeme kaçması sonucu tersiyerin bozulduğunu, görüşmeler sonucunda tersiyer kırıcı bedeli 160.000 TL'nin sözleşme bedelinden düşülerek hesaplama ve ibranamenin ona göre yapıldığını, ibraname gereğince verilen çeklerin süresinde ödenmediğini, müvekkilinin mağdur edildiğini, davacı müvekkiline ihtarname gönderdiğini iddia etmekte ise de, müvekkiline ihtarname tebliğ edilmediğini, keşfin müvekkilinin yokluğunda icra edildiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İlk Derece Mahkemesince; "Mahkemece alınan 19.11.2018 tarihli bilirkişi raporunda; davacı tarafından yapılan 04.05.2017 tarihli ayıp bildiriminde; makinenin 24.02.2017 ve 03.03.2017 tarihlerinde arızalandığının belirtildiği, beyan edilen arıza ile ayıp bildirimi arasında iki aylık bir zaman bulunduğu, TBK hükmü uyarınca eserdeki ayıp sonradan ortaya çıraksa iş sahibinin gecikmeksizin durumu yükleniciye bildirmek zorunda olduğu, bu hususun ve ayıp ihbarının süresinde olup olmadığının takdirinin mahkemeye ait olduğu, ayıp ihbarının süresinde olduğunun kabulü halinde ise davacının davalıdan talepte bulunma hakkı olduğu belirtilmiştir. Dosya kapsamında yapılan incelemede süresinde ayıp ihbarı yapılmadığının davalının cevapları arasında olmadığı, aksine davalı vekili cevap dilekçesinde (2.syf 5 nolu paragraf); 24 Şubat 2017 tarihli arızanın müvekkiline bir gün sonra bildirildiği, keza 03 Mart 2017 tarihli arızanın aynı gün fotoğraf göndermek suretiyle müvekkiline bildirildiğinin kabul edildiği böylelikle ayıp ihbarının süresinde olduğu anlaşılmıştır. Makine mühendisi bilirkişiden alınan 24.06.2019 tarihli ek raporda; rotordaki arızaya paletlerin kırılmasının yol açtığı açıklanmıştır. Makine ile birlikte gelen orijinal paletlerin aşındığı, ve değişimi yapılan paletlerin düşük kalite olduğu iddiasına ilişkin olarak yapılan değerlendirmede, kırıcı paletlerin fren balatası gibi aşındığında değiştirilmesi gerektiği, dosya kapsamında paletlerin kalitesiz farklı marka paletler ile değiştirildiğine ilişkin delil bulunmadığı, tesis bileşenlerinin 1-Primer Kırıcı 2-Sekonder Kırıcı 3-Tersiyer Kırıcı olup bu bileşenlerden arızalanan parçanın sekonder kırıcı olduğu, bunların birlikte veya bağımsız olarak iş yapmasının mümkün olduğu, arızalanan parçanın değişmesi ile sistemin tekrar çalışır hale gelebileceği belirtilmiştir.

Davalı vekilinin itirazı üzerine talimat mahkemesi aracılığı ile mahallinde keşif yapılmış olup keşfi müteakip düzenlenen 15.02.2021 tarihli bilirkişi raporunda; incelemeye konu ... sekonder kırıcı üzerinde paletlerin takılı olmadığı, bu nedenle kullanılan paletlerin vasıf ve modelinin belirlenemediği, kullanıcı hatasını gösteren bir durum saptanmadığı, dava konusu ... Kırıcı rotorunun kırık olduğu, rotordaki kırığın makinenin gizli ayıplı olmasından kaynaklandığı bildirilmiştir.

Davalı vekili her ne kadar 24.03.2021 tarihli dilekçede keşif sırasında gösterilen rotorun müvekkili tarafından üretilip davacıya satılan rotor olmadığını dile getirmiş ise de; davalı vekilinin itirazı üzerine talimat yoluyla mahallinde yapılan 27.10.2021 havale tarihli bilirkişi inceleme raporunda; şirket yetkilileri tarafından gösterilen ... model darbeli kırıcının dava konusu olan sekonder darbeli kırıcı olduğu, kırıcının ana gövdesinin patlak ve demonte vaziyette olduğu, ve üzerinde yapan firmanın etiketinin olduğu, darbeli kırıcıya ait olduğu bildirilen rotör üzerinde kırıcı paletlerin olduğu, paletler üzerinde ... ibaresinin bulunmadığı ... sekonder darbeli kırıcı gövdesi ve kırıcıya ait sonradan gösterilen rötorun kırık olup, bu kırıkların makinenin gizli ayıplı olmasından kaynaklandığı belirtilmiştir. 29/12/2021 tarihli duruşmada, davalının keşfin dava konusu kırıcı üzerinde yapıldığını bizzat beyan etmiş olmakla, buna göre dava konusu kırıcı üzerinde herhangi bir tereddüt kalmamıştır.

Davacı vekili 23.05.2019 tarihli dilekçede sözleşmeden dönme, olmadığı takdirde eseri alıkoyup ayıp oranında bedelden indirim yapılmasını istemiştir. 24.06.2019 tarihli bilirkişi raporunda tesisin üç parçadan oluştuğu (1-Premer Kırıcı 2-Sekonder Kırıcı 3-Tersiyer Kırıcı) bunların birbirine seri bağlanıp birbirini besleyen kırıcılar olarak çalışabileceği gibi üçünün de bağımsız çalışabilir nitelikte olduğu, davacının tersiyer kırıcıyı başka yere taşıyıp başka şantiyede kullandığı, keza davacının dava konusu ... sekonder karıcının yerine yeni kırıcı takarak tesisi çalıştırmaya devam ettiği, sistemi oluşturan parçaların bağımsız olarak çalışabilme özelliği olduğu dikkate alındığında sözleşmeden dönme talebinin hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olup davacının bu talebinin reddi gerektiği, sözleşme bedelinin ayıp oranında tenkisi talebinin ise yerinde olduğu, sözleşmede sekonder kırıcı bedelinin 190.000 TL olarak belirlendiği, KDV oranının %1 olduğu, sözleşe bedelinden indirilecek tutarın (190.000 TL + %1)= 191.900 TL olduğu anlaşılmakla davacının ikincil talepleri arasında yer alan sözleşme bedelinden ayıp oranında indirim yapılması talebinin kabulüne" karar vermek gerektiği gerekçesiyle "Davacı vekilinin kazanç kaybına yönelik talebinin atiye terk edilmiş olması nedeniyle açılmamış sayılmasına,

Davacı vekilinin sözleşmenin geriye etkili olarak feshi talebinin reddine,

Davacı vekilinin sözleşme bedelinden ayıp oranında indirim yapılması talebinin kabulü ile ... Sekonder kırıcı bedeli olan 191.900,00 TL'nin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, sovtajı (sekonder kırıcı) mevcut haliyle davalıya iadesine" karar vermiştir.

Davacı vekili katılma yoluyla istinaf dilekçesinde özetle; sözleşmede sekonder kırıcı bedelinin 190.000 TL, KDV oranının %1 olarak belirlendiği, ancak 01.04.2016 tarihli faturada KDV oranının %18 olarak hesaplandığı, davalı tarafın da 07.07.2021 günlü duruşmada faturanın %18 üzerinden kesildiğini açıkça beyan ettiği, bu nedenle mahkemenin KDV oranını %1 alarak hüküm kurmasının hatalı olduğu, kırıcı bedeli 191.900 TL'nin tahsiline karar verilmekle birlikte faiz hakkında hüküm tesis edilmediği, ödeme tarihinden itibaren ticari faize karar verilmesi gerektiği nedenleriyle kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; cevap dilekçesindeki savunma ve vakıaları tekrarla, makinenin garanti süresi olan 1 yıl boyunca sorunsuz çalıştığı, sözleşme gereğince 400/500 ton ürün alınacağının belirtildiği, bu verimin sağlandığı, aksi halde durumun 20.03.2016 tarihli ibranamede belirtilmesi yahut davacının bu ibranameyi imzalamaktan kaçınması gerekeceği, arızanın garanti süresi geçtikten sonra meydana geldiği, davacının birden çok taşeron ile çalıştığı, her taşeron değişikliğinde makine bakımlarının ve orijinal yedek parça değişikliklerinin yapılmaması nedeniyle tesisin durma noktasına geldiği, müvekkili tarafından yapılan durum tespitinde aşınma sonucu motor paletlerinin bittiğinin, taşın rotor tarafından kırıldığının, paletlerin acilen değiştirilmesi gerektiğinin, rotorun ters takıldığının, cıvataların standarttan büyük takılmış olduğunun belirlendiği ve durumun davacıya bildirildiği, rotorun kırılması üzerine davacının müvekkili şirkete ulaştığı ve fotoğraflar gönderdiği, rotorun müvekkiline getirilmesinin istendiği, ancak davacının dönüş yapmadığı, farklı bir şirkete rotoru değiştirttiği, değişiklikten sonra 03.03.2017 tarihinde makinenin tekrar arızalandığı, davacının kırıldıktan sonra yeni palet taktırdıkları, aynı gün içerisinde bu paletlerin de kırıldığını bildirmesi üzerine müvekkili tarafından paletlerin kalitesinin bilinmediğinin analiz yapılması gerektiğinin, rotor kırılmasının kalitesiz paletlerden kaynaklandığının davacıya bildirildiği, müvekkili tarafından teslim edilen malların ayıplı olmadığını, mahkemenin gizli ayıba ilişkin gerekçesinin doğru olmadığı, davacının başka şirketlerden yedek parça alımı yaptığı, yine mahkemenin ayıp ihbarının süresinde yapıldığına ilişkin gerekçesinin doğru olmadığı,

TTK 18. madde gereğince tacirler arasındaki ihbarların noter aracılığıyla, taahhütlü mektupla vs. ile yapılması gerektiği, müvekkiline kanuna uygun olarak süresinde ayıp ihbarında bulunulmadığı, 15.01.2021 tarihli keşifte gösterilen rotorun müvekkilinin teslim ettiği rotor olmadığı, 15-20 yıl önce imal edilmiş hurda vaziyette, paletleri olmayan bir rotor olduğu, bilirkişi raporunda davalı vekili tarafından sunulan fotoğraftaki rotorla keşif esnasında gösterilen rotorun aynı olmadığının belirtildiği, gösterilen paletler üzerinde ... ibaresinin bulunmadığı, oysa müvekkili tarafından teslim edilen orijinal paletlerde ... ibaresinin bulunduğu, takılan paletlerin markasız ve kalitesiz olduğu, davanın reddine karar verilmesi gerektiği nedenleriyle kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan sözleşmeden dönme, olmadığı taktirde bedelden indirim talepli olup, mahkemece verilen karara karşı taraf vekillerince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İnceleme, HMK 355 madde hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.

Taraflar arasındaki sözleşme kapsamında imalata ilişkin teslimatın yapıldığı, davacı tarafça bir süre kullanıldığı, davacının 04.05.2017/7498 yevmiye numaralı ihtarıyla taraflar arasında akdedilen 21.12.2015 tarihli sözleşmeye konu makinelerin kendisine teslim edildiğini, bu makinelerden ... Sekonder Kırıcının birçok defa bozulduğunu, müvekkili tarafından onarılmaya çalışılmakla birlikte arıza vermeye devam ettiğini, 24.02.2017 tarihinde arızalanması sonucu tesisin tamamen durduğunu, tamirat sonucu 03.03.2017 tarihinde aktif hale getirildiğini, telefonla davalı şirket yetkilisine bilgi verildiğini, tesisin fotoğraflarının gönderildiğini, yapılan tamirata rağmen aynı gün akşam saatlerinde tesisin tekrar durduğunu ve bir daha çalıştırılamadığını belirtmek suretiyle ayıbın davalıya bildirildiği, davalı tarafça rotorun incelenmek üzere atölyesine gönderilmesini talep ettiğini söylemekle ayıbın kendisine bildirildiğini kabul etmiş olduğu, ayıp ihbarının süresinde yapıldığının kabulü doğru ise de; davalı tarafça yargılama süresince ayıbın varlığına karşı çıkılmış olmakla, ayıp iddiasının davacı iş sahibi tarafından ispatlanması gerekir.

Taraf beyanları ve dosya kapsamıyla ayıplı kabul edilen rotorun davacı tarafça değiştirildiği de belirli olup, sözleşme kapsamında davalı tarafından teslim edilen rotorun sökülerek atıl durumda olduğu, davalı tarafça sökülen ve keşif esnasında incelenen rotorun kendisi tarafından teslim edilen rotor olmadığı savunulmakla ve alınan rapor ile dosya kapsamında bu hususa ilişkin denetlenebilir bir tespitin de bulunmadığı anlaşılmakla, keşfen incelenen rotorun davalı tarafça teslim edilen rotor olduğunu ispat yükü davacı yanda olup, davacı tarafça dava dilekçesinde açıkça yemin deliline dayanılmış olmakla, davacı tarafa yemin teklif etme hakkı hatırlatılarak sonucuna göre bir karar vermek gerekirken eksik incelemeyle yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamıştır.

Açıklanan nedenlerle, davacı ile davalının diğer istinaf nedenleri incelenmeksizin taraf vekillerinin istinaf başvurularının kabulüyle, mahkeme kararının HMK 353/1-a-6 madde uyarınca kaldırılmasına, dosyanın Dairemiz kararına uygun şekilde yeniden görülmesi için ilk derece mahkemesine gönderilmesine istinaf kanun yoluna başvurma hakkı bulunmadığından ihbar olunanın istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;

1.) İhbar olunan ... Makina Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi'nin istinaf başvurusunun reddine,

2.) Taraf vekillerinin istinaf başvurularının kabulüne,

3.) Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 29.12.2021 tarih ve 2017/832 E-2021/874 K sayılı kararının HMK 353/1-a.6 madde gereğince kaldırılmasına,

4.) Dairemiz kararına uygun şekilde davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine,

5.) Davacı tarafından yatırılan 80,70 TL istinaf karar harcının talep halinde kendisine iadesine,

6.) Davalı tarafından yatırılan 80,70 TL ve 3.278 TL olmak üzere toplam 3.358,70 TL istinaf karar harcının talep halinde kendisine iadesine,

7.) İhbar olunan tarafından yatırılan 80,70 TL istinaf karar harcının talep halinde kendisine iadesine,

8.) İstinaf başvurusunda bulunanlar tarafından ödenen istinaf kanun yoluna başvurma harçları ile yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince verilecek kararda dikkate alınmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK 353/1-a madde gereğince KESİN olarak 30.04.2024 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Başkan Üye Üye Katip

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog