7. Hukuk Dairesi
7. Hukuk Dairesi 2023/5380 E. , 2024/2212 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki asıl davada satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptal ve tescil, ikinci kademede tazminat; birleştirilen dava ise asıl davada belirlenecek tazminata faiz işletilmesi istemleri ile ilgili verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairemizce Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; asıl ve birleşen davaların kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verilmiştir.
Mahkeme kararı davacı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA
1.Asıl davada davacı vekili; ... Noterliğinin 03.08.1978 tarih ve 5624 yevmiye numaralı satış vaadi sözleşmesi ile davalı ...’ın diğer davalı ... ...’a 14 parsel sayılı 6440 m2 taşınmazın 4740 m2'lik kısmını satmayı vadettiğini; davalı ... ...’ın ... Noterliği'nin 20.10.1978 tarih ve 8235 yevmiye numaralı satış vaadi sözleşmesiyle 14 parsel sayılı taşınmazda davalı ...’dan almış olduğu 4740/6440 hisseden 1610/6440 hisseyi müvekkiline satmayı vadettiğini, aynı sözleşme ile diğer davalı ...'e de 1610/6440 hisse satmayı vadettiğini, son olarak 19.01.1982 tarih ve 659 yevmiye numaralı satış vaadi sözleşmesiyle davalı ...’in ... ...’dan aldığı 1610/6440 hisseyi müvekkiline satmayı vadettiğini ileri sürerek, dava konusu 14 (yeni 137 ada 7) parsel sayılı taşınmazda davalı ... ve ... ...’ın müvekkiline satmayı vadettiği, müvekkilinin satış bedelini ödediği ve zilyetliğini teslim aldığı, nizasız fasılasız kullandığı hisselerin (taşınmazın metrekare miktarında artma varsa yeni miktar üzerinden 1610 hisseye karşılık gelen hisselerin) tapusunun iptali ile müvekkili adına tescilini, mümkün olmaz ise bu hisselerin rayiç bedelinin davalılardan tahsilini talep etmiştir.
2.Birleştirilen davada davacı vekili; fazlaya ilişkin talep ve hakları saklı kalmak üzere, asıl davada dava konusu taşınmaz için belirlenecek rayiç değere dava tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı ...; dava konusu taşınmazdaki 4740 m2'yi 1978 yılında davalı ... ’a satıp teslim ettiğini, 10 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğunu, ayrıca davacıya kendisi tarafından satış vaadinde bulunulmadığını, taşınmazın ifrazının mümkün olmadığını, davacının 1991 yılından bu yana taşınmazı kullanmadığını belirterek; davanın reddini savunmuştur.
2.Davalı ..., davayı kabul etmiştir.
3.Davalı ... ..., davayı kabul etmediğini, davacıya yer verildiğini ancak davacının taşınmazı kullanmadığını belirterek; davanın reddini savunmuştur.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 18.01.2022 tarihli ve 2021/357 E., 2022/5 K. sayılı kararıyla;
1.Asıl davanın kabulü ile; dava konusu Mersin ili, ... ilçesi, ... Köyü, 137 ada 7 parsel sayılı taşınmazın davalı ... adına olan tapu kaydının 2639/7171 payının iptali ile davacı ... adına tapuya kayıt ve tesciline,
2.Birleşen dava yönünden ise; asıl davada tapu iptal ve tescile ilişkin hüküm verildiğinden terditli talebin ferine yönelik dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı
1.Mahkemenin 18/01/2022 tarihli ve 2021/357 E. -2022/5 K. sayılı kararına karşı süresi içinde davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2.Dairemizin 05.07.2022 tarih ve 2022/3537 E. - 2022/4775 K. sayılı ilamında; "...Somut olayda; davadaki istemin dayanağının 03.08.1978, 20.10.1978 ve 19.01.1982 tarihli satış vaadi sözleşmeleri olup kayıt maliki davalı ...'ın 03.08.1978 tarihli satış vaadi sözleşmesiyle 6440 m2 yüzölçümündeki 14 parsel sayılı taşınmazın (yeni 137 ada 7) 4740 m2'lik kısmını ... ...'a satmayı vaadettiği; davalı ...'ın 20.10.1978 tarihli satış vaadi sözleşmesiyle davalı ...’ın kendisine satmayı vadettiği 4740/6440 hisseden 1610/6440 hisseyi davacıya, 1610/6440 hisseyi davalı ...’e ve 1610/6440 hisseyi ise dava dışı Saime Görmez'e devretttiği; ayrıca davalı ...'in de ...’ın kendisine satmayı vadettiği hissesinin tamamını 19.01.1982 tarihli satış vaadi sözleşmesi ile davacıya devrettiği; mahkemece dava konusu taşınmazın 5403 sayılı Yasa kapsamında kalıp kalmadığının ve taşınmazın ½ oranında hisselendirilmesinde sakınca olup olmadığının ... İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğünden sorulduğu; ilgili idarece, 23.10.2018 tarihli yazı cevabında taşınmazın 5403 sayılı Yasa kapsamında kaldığının ve söz konusu hisselendirme işleminin yapılmasının ilgili kanun ve talimat açısından sakıncalı bulunduğunun bildirildiği, bu durumda, 6537 sayılı Kanun ile değişik sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanununun 8/3. fıkrası uyarınca dava konusu taşınmazda davacıya satışı vaadedilen hisselerin davacı adına tescili mümkün olmadığından satış vaadi sözleşmelerinin hüküm ve sonuç meydana getirmeyeceği, sadece bir taahhüt işlemi olarak davalı vaat borçluları ... ve ...’i borçlandıracağı kuşkusuz olup açıklanan nedenlerle mahkemece, uyulmasına karar verilen bozma ilamının gerekleri yerine getirilmek suretiyle asıl davada davacı, satış vaadi sözleşmelerine dayanarak mülkiyet aktarımı isteminde bulunamayacağından tapu iptali ve tescil talebinin reddine; sadece sözleşmenin tarafı olan davalı ... ve ...’den satış vaadi sözleşmelerine konu hisselerin rayiç bedelleri üzerinden tazminat istenebileceğinden ikinci kademedeki tazminat isteminin kabulüne karar verilmesi gerektiği halde mahkemece değinilen hususlar gözardı edilerek yanılgılı değerlendirmeyle bozma ilamının gerekleri yerine getirilmeksizin yazılı şekilde karar verilmesinin doğru görülmediği..." gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin, başlıkta tarih ve sayısı belirtilen kararında;
''Asıl ve birleşen davanın kısmen kabul kısmen reddi ile,
1.Davacı ... tarafından açılan tapu iptal ve tescil davasının reddine,
2.58.061,30 TL tazminatın 21/01/2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ... ve davalı müteveffa ...'ın (... Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 14/01/2019 tarih ve 2019/40 E. - 2019/23 K. sayılı veraset ilamından yer alan) mirasçılarından alınarak davacıya verilmesine,
3.Davacı tarafından davalı ...'a açılan asıl ve birleşen davanın reddine,'' karar verilmiştir. V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ...
vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı ... vekili; gereksiz tekrardan kaçınmak adına dosyada mevcut beyan ve delilleri tekrar ettiklerini, hem asıl hem de birleşen davada davalı ... yönünden davaların reddine karar verilmesinin hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, keza ... lehine vekalet ücreti takdir edilmesinin de hatalı olduğunu, tazminat olarak lehe hükmedilen bedelin de çok düşük ve hakkaniyetle uyumlu olmadığını, ilk açılan asıl dava tarihinde itibaren faiz talepleri olduğu halde faizin 2019 yılından itibaren işletilmesinin doğru olmadığını ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık; asıl davada satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil, ikinci kademede tazminat; birleştirilen dava ise asıl davada belirlenecek tazminata faiz işletilmesi istemlerine ilişkindir.
2.İlgili Hukuk
1.Kaynağını, mülga 818 sayılı Borçlar Kanununun 22. (6098 sayılı TBK. nun 29.) maddesinden alan taşınmaz satış vaadi sözleşmeleri, mülga 818 sayılı Borçlar Kanununun 213. (6098 sayılı TBK'nun 237.) maddesi ile Türk Medeni Kanunu'nun 706. ve Noterlik Kanunu'nun 89. maddesi hükümleri uyarınca noter önünde re’sen düzenlenmesi gereken, bir başka anlatımla geçerliliği resmi şekil şartına bağlı kılınan, tam iki tarafa borç yükleyen ve kişisel hak sağlayan sözleşme türüdür. Vaat alacaklısı, taşınmaz satış vaadi sözleşmesi ile mülkiyet devir borcu yüklenen satıcıdan edim yerine getirilmediğinde Türk Medeni Kanununun 716. maddesi uyarınca açacağı tapu iptali ve tescil davasında borcun hükmen yerine getirilmesini isteyebilir.
2.Taşınmaz satış vaadi sözleşmeleri şahsi hak doğuran sözleşmelerdendir. Böyle bir sözleşme ile alacaklı durumuna gelen kimse, sözleşmeden doğan bu şahsi hakkını, devir yasağı söz konusu olmadığı sürece borçlunun rızasını aramaksızın üçüncü bir kişiye yine taşınmaz satış vaadi sözleşmesi ile devir ve temlik edebilir. Bu durumda, alacağı temellük eden kimse, temlik edenin yerine geçerek onun haklarını kullanabilir.
3.Taşınmaz mal satış vaadi sözleşmesinden doğan davalar için özel bir zamanaşımı süresi öngörülmediğinden, TBK'nun 146. maddesi hükmü gereğince on yıllık zamanaşımı süresi uygulanır.
3.Değerlendirme
1.Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle; Yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı fazla alınan harcın temyiz edene iadesine, Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
25.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.