14. Hukuk Dairesi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2021/763
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 02/12/2020
NUMARASI: 2017/1008 E. - 2020/721 K.
DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklı)
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ile davalı şirket arasında, ticari mal alım satımından doğan bir cari hesap ilişkisi bulunduğunu, davalı tarafın müvekkili şirkete ödenmemiş 77.099,56 Euro borcu bulunduğunu, söz konusu 77.099,53 Euro tutarındaki borcun 72.000 Euro tutarındaki kısmı için 09/05/2017 vadeli ve ... nolu 27.000 Euro bedelinde, 31/05/2017 vadeli ve ... nolu 45.000 Euro bedelinde, iki adet çek ödeme aracı olarak davalı şirket tarafından müvekkili şirkete verildiğini, belirtilmiş olan çeklerin müvekkili şirket tarafından bankaya ibraz edilecek iken, davalı taraf, çeklerin karşılıksız çıkması halinde büyük ticari zarara uğrayacağını ve borcun en kısa zamanda ödeneceğini ifade ederek, çeklerin bankaya ibraz edilmemesini talep ettiğini, çekleri yasal süresi içerisinde bankaya ibraz etmediğini, Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün ... E sayılı dosyası ile takip başlatıldığını, borçlunun borca itirazı üzerine takibin durduğunu beyanla, İstanbul Anadolu ...İcra müdürlüğünün ... Esas sayılı icra dosyasına davalı tarafından yapılmış olan haksız ve hukuka aykırı borca ve yetkiye ilişkin itirazlarının iptali ile takibin devamına, asıl alacak miktarının %20'sinden az olmamak üzere davalı taraf aleyhine icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili, savunmasında özetle; her ne kadar davacı şirket tarafından 26/07/2017 tarihinde icra takibine geçmiş ise de icra dosyasına yaptıkları itirazda bahsettikleri gibi davacı şirkete böyle bir borçları bulunmadığını, bu nedenle fatura ödenmedi iddiası ile icra takibi yaptırılıp dava ikame edilmesinin hukuken mümkün olmadığını, davacının hukuki yararının mevcut olmadığını, davacı şirket ile müvekkili şirketin tacir olduklarını, iki tarafında defter deliline dayandığını, müvekkili şirketin Van-Erciş içme suyu ihalesi için davacı firmadan malzeme istediğini ancak davacı firmanın malzemeleri göndermediği halde fatura tanzim edip kendilerine gönderdiğini, belirtilen malzemelerin teslim alınmadığını, sevk irsaliyelerinin dosyaya sunulması halinde anılan malların teslim alınmadığının ortaya çıkacağını savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Davalı firma tarafından düzenlenen 16/11/2016 tarihli BA-BS mutabakatında davacı firmadan 2016 yılı Ekim ayında 3 adet belge ile 208.192,00 TL. Tutarında mal aldığını, 1 adet belge ile 6.171,00 TL. tutarında mal sattığını-iade ettiğini, 19/12/2016 tarihli BA-BS mutabakatında davacı firmadan 2016 yılı Kasım ayında 1 adet belge ile 22.713,00 TL. tutarında mal aldığını, 31/12/2016 tarihli BA-BS mutabakatında davacı firmadan 2016 yılı Aralık ayında 1 adet belge ile 87.639,00 TL. tutarında mal aldığını bildirdiği, davalı firma tarafından beyan edilen BA-BS mutabakat formlarının davacı kayıtları ile uyumlu olduğu, davacı firma tarafından düzenlenen 133.391,84 Euro tutarındaki faturaların davacı ve davalı kayıtlarında mevcut olduğu, ayrıca davalı firma tarafından davacı firmaya yazılan 31/12/2016 tarihli cari hesap mutabakat yazısında, davacı firmaya 31/12/2016 tarihi itibariyle 25.123,30 Euro borçlu olduğunu bildirdiği, söz konusu tutarın davacı kayıtlarıyla uyumlu olduğu anlaşılmaktadır. Yine bilirkişi tespitlerine göre; 2017 yılı içerisinde herhangi bir fatura düzenlenmediği, bakiye 25.123,30 Euro borç bakiyesi için davalı firma tarafından 29.023,77 Euro havale ile birlikte 45.000,00 Euro tutarında çek olmak üzere toplam 74.023,77 Euro ödeme yapıldığı, ancak toplam 126.000,00 Euro tutarlı çekin tahsil edilmeyerek iptal edildiği, davalı firma tarafından 2016 ve 2017 yıllarında verilen çeklerin tahsil edilememiş olması nedeniyle davacının cari hesaptan dolayı davalıdan 77.099,53 Euro alacaklı bulunduğu, takipten önce davalının temerrüte düşürüldüğü hususunun ispatlanamadığı bu nedenle işlemiş faiz talep edemeyeceği anlaşılmakla, asıl alacak üzerinden takibin devamına, işlemiş faiz talebinin reddine, alacağın likit olması sebebiyle icra inkar tazminatına hükmedilerek ..." gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davalının İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında borca itirazının kısmen iptali ile takibin 77.099,53 Euro asıl alacak üzerinden devamına, işlemiş faiz isteminin reddine, takipten itibaren asıl alacağa 3095 sayılı yasanın 4/a maddesine göre faiz yürütülmesine, alacak likit olduğundan alacağın tahsil tarihindeki Euro efektif satış kuru üzerinden hesaplanacak tutarın %20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Davanın kısmen kabulüne karar verildiğini ancak takipten önce davalının temerrüte düşürüldüğü iddialarına dayanılarak talep ettikleri faiz isteminin reddedildiğini, faize ilişkin ret kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, dava konusu iki adet EURO bedelli çekin müvekkili şirkete davalı tarafından verildiğini, çeke dayalı alacaklarda faiz talep edebilmek için borçlunun temerrüte düşürülmesi şartının bulunmadığını, çekin keşide tarihinden itibaren faizin işletilmesi gerektiğini, çeklerin keşide tarihleri incelenerek davalının takip tarihinden önce temerrüte düşürüldüğüne karar verilmesi gerektiğini,
TTK 94 maddesi gereğince cari hesap mutabakatının söz konusu olduğu hallerde temerrüt olgusunun aranmayacağının ifade edildiğini, dosya kapsamından anlaşılacağı üzere taraflar arasında belirli dönemlerde mutabakat yapıldığından temerrütün varlığına gerek kalmadığını,
TTK'nın 1530 maddesine göre davalı şirketin ihtara gerek kalmaksızın temerrüte düştüğünü, bu nedenlerle davalının temerrüte düştüğünün dosyadaki belgelerden anlaşıldığını iddia ederek, kararın kısmi redde ilişkin kısmının kaldırılmasını, davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.