Esas No
E. 2024/658
Karar No
K. 2024/967
Karar Tarihi
Karar Sonucu
KALDIRILMASINA
Hukuk Alanı
Ticaret Hukuku

T.C.

İZMİR

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

17. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2024/658

KARAR NO: 2024/967

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : İZMİR 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ : 04/12/2023

NUMARASI : 2018/668 Esas 2023/1016 Karar

DAVA: Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
KARAR TARİHİ: 09/05/2024
KARAR YAZIM TARİHİ: 09/05/2024

Davalı ..., ... vekili, ... Sigorta A.Ş. Vekili, ... (...) Sigorta A.Ş vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi. GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:

DAVA:

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;30.05.2015 tarihinde davalı ...'ın, sevk ve idaresindeki ... plakalı ticari taksi ile davalı ...'in sev ve idaresindeki ... plakalı aracın çarpışması sonucu meydana gelen trafik kazasında davacının yaralandığını, davacının yolcu olarak bulunduğu ... plakalı ticari taksi sürücüsü davalı ...'ın kazada asli kusurlu, diğer davalı ...'in ise tali kusurlu olduğunu, İzmir 21. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2017/889 Esas 2018/849 Karar sayılı kararında davalı ...'ın asli kusurlu, davalı ...'in ise tali kusurlu olduğuna hükmedildiğini, kararın kesinleştiğini, kaza neticesinde davacının basit tibbi müdahale ile giderilmeyecek, kemik kırıkları orta (3) derecede olacak şekilde yaralandığını, davacının yaralanması nedeniyle çalışamadığını, tedavi için sağlık ve ulaşım gideri yapmak zorunda kaldığını, ... plakalı aracın kaza tarihinde 10212302 numaralı zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesi ile davalı ... Sigorta A.Ş. nezdinde sigortalı olduğunu, ... plakalı aracın kaza tarihinde 209232381 numaralı zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesi ile davalı ... Sigorta A.Ş. nezdinde sigortalı olduğunu, davalı sigorta şirketlerinin poliçe limitiyle sınırlı olarak zarardan sorumlu olduklarını, davalı ... Sigorta A.Ş.'ye 30.11.2018 tarihinde, davalı ... Sigorta A.Ş.'ye 04.12.2018 tarihinde başvuru yapıldığını, ancak başvurudan sonuç alınamadığını, kaza tarihinde ... plakalı aracın davalı ... adına kayıtlı olduğunu, davalı ...'ün KTK 85/1 maddesi uyarınca işleten sıfatıyla sorumluluğunun bulunduğunu, davacının kaza nedeniyle psikolojik travma yaşadığını, sosyal hayatının ve aile yaşantısının olumsuz etkilediğini, davacının kaza sonrasında taksiye binemediğini beyan ederek davanın kabulü ile fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla belirsiz alacak davası olarak 1.000,00 TL maddi tazminatın sigorta şirketleri açısından poliçe limiti ile sınırlı olmak üzere davalı ... Sigorta A. Ş. ve ... Sigorta A. Ş. yönünden temerrüt tarihinden, diğer davalılar yönünden kaza tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini, 20.000,00 TL manevi tazminatın sigorta şirketi dışındaki davalılardan kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini, ... plakalı araç ve ... plakalı aracın devrinin önlenmesi için ihtiyati tedbir kaydı konulmasını, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP

Davalı ... Sigorta A.Ş. (Eski Ünvan: ... Sigorta A.Ş.) vekili cevap dilekçesiyle; ... plakalı aracın 209232381/1 sayılı zorunlu mali mesuliyet sigorta poliçesi ile sigortalı olduğunu, davacı tarafından dava açılmadan önce davalı şirkete usulüne uygun başvuru yapılmadığını, davacının başvuruda ibrazı zorunlu belgelerin tamamını ibraz etmediğini, davanın belirsiz alacak davası olarak açılmasında hukuki yarar olmadığını, dava dilekçesinde talep sonucunun açıkça gösterilmediğini, davaya konu taleplerin dava tarihi itibariyle zamanaşımına uğradığını, kusur oranlarının tespiti için Adli Tıp Trafik İhtisas Kurumundan rapor alınması gerektiğini, davacının maluliyet oranın tespiti için dosyanın Adli Tıp 3. İhtisas Kurumundan Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmeliğe göre rapor alınması gerektiğini, davalı sigorta şirketinin tedavi, geçici iş göremezlik tazminatına ilişkin sorumluluğunun bulunmadığını, kazanç kaybının sigorta poliçesi teminatı dışında olduğunu, davacının kaza esnasında emniyet kemerinin takılı olmaması nedeniyle müterafik kusurlu olduğunu beyan ederek davanın reddine karar verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesini talep etmiştir.

Davalı ... Sigorta A.Ş. vekili cevap dilekçesiyle; ... plakalı aracın davalı davalı sigorta şirketi nezdinde 0001021010212302 numaralı trafik sigorta poliçesi ile 28.10.2014-28.10.2015 tarihleri arasında sigortalı olduğunu, sakatlanma/yaralanma halinde kişi başına azami sorumluluk limitinin kaza tarihinde 290.000,00 TL olduğunu, davalı sigorta şirketinin sigortalı araç sürücüsünün kusur oranında ve zarar nispetinde sorumluluğunun bulunduğunu, Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmeliğine göre davacının kalıcı bir sakatlığının olup olmadığının tespit edilmesi gerektiğini, yine aynı yönetmelik hükümlerine göre tüm tedaviler tamamlandıktan sonra sakatlığın 12 ay boyunca stabil ve kalıcı olması gerektiğini, geçici iş göremezlik tazminatının 6111 sayılı Yasa uyarınca davalı sigorta şirketinden talep edilemeyeceğini, davacı tarafça gerekli belgeler sunulmadan başvuru yapıldığından dava tarihinden öncesine ilişkin faiz talebinde bulunulamayacağını, dava konusu kaza haksız fiilden kaynaklandığından yasal faiz talep edilebileceğini beyan ederek davanın reddine karar verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesini talep etmiştir.

Davalı ... cevap dilekçesiyle; kazada bir kusuru bulunmadığını beyan ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı ...'a dava dilekçesi usulüne uygun tebliğ edilmiş, cevap dilekçesi sunulmamıştır.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ :

Mahkemece; "... kazaya karışan araçların kaza tarihi itibariyle tescil bilgileri, sigorta poliçesi ve hasar dosyası, ekonomik ve sosyal durum araştırması, tedavi belgeleri, İzmir 21. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2017/889 Esas 2018/849 Karar sayılı dosyası celp edilmiş, bilirkişi raporu aldırılmıştır. 30/05/2015 tarihinde davalı ...'ın sevk ve idaresindeki ... plakalı araç ile davalı ...'in sevk ve idaresindeki ... plakalı aracın çarpışması şeklinde meydana gelen kaza neticesinde ... plakalı araçta yolcu olarak bulunan davacının yaralandığı, ... plakalı aracın kaza tarihi itibariyle davalı ... adına kayıtlı olduğu, ... plakalı aracın 24.10.2014-24.10.2015 tarihleri arasında davalı ... Sigorta A.Ş. nezdinde zorunlu mali mesuliyet sigortası poliçesi ile sigortalı olduğu, ... plakalı aracın 28.01.2015-28.01.2016 tarihleri arasında davalı ... Sigorta A.Ş. (Eski unvan : ... Sigorta A.Ş.) nezdinde zorunlu mali mesuliyet sigortası poliçesi ile sigortalı olduğu görülmüştür.

Mahkememizce dava konusu kaza nedeniyle davacının maluliyetinin tespiti için alınan 15.01.2020 tarihli Ege Üniversitesi Adli Tıp Anabilim Dalı adli sağlık kurulu raporu ile Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği hükümlerine göre davacının maluliyet oranının olay tarihindeki yaşına göre %3.2, rapor tarihindeki yaşına göre %3.3 ve iyileşme süresinin 1 ay olduğu tespit edilmiştir. 21.08.2020 tarihli Adli Tıp Kurumu 2. Adli Tıp İhtisas Kurulu raporu ile Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümlerine göre maluliyet oranının %8.1 olduğu ve iyileşme süresinin 3 ay olduğu tespit edilmiştir. 25.02.2021 tarihli Adli Tıp Kurumu 2. Üst Kurulu raporu ile Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümlerine göre davacının maluliyet oranının %8.1 olduğu ve iyileşme süresinin 3 ay olduğu tespit edilmiştir. 27.04.2023 tarihli Adli Tıp Kurumu 2. Üst Kurulu raporu ile Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmenliği hükümlerine göre davacının maluliyet oranının %8.1 olduğu ve iyileşme süresinin 3 ay olduğu tespit edilmiştir. 27.04.2023 tarihli Adli Tıp Kurumu 2. Üst Kurulu raporunda maluliyet oranı kaza tarihinde yürürlükte olan Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmenliği hükümlerine göre tespit edilmiş olup, hükme esas alınmıştır.

Mahkememizce dava konusu kazada kusur oran ve aidiyetlerinin tespiti ve tazminat hesaplaması için trafik uzmanı bilirkişi ve aktüerya uzmanı bilirkişiden oluşan bilirkişi heyetinden alınan 11.08.2021 tarihli raporda; Trafik uzmanı bilirkişi tarafından, dava konusu kazada davalı ...'ın yan yoldan U dönüşü yaparak transit güzergaha girdiği, trafik yoğunluğu nedeniyle geçişini tamamlayamadığı ve orta refüjde iken aynı yönden gelen araçlara kırmızı ışık yandığı için orta refüjde beklemek zorunda kaldığı, davalının trafik yoğunluğunu görerek kavşağa hiç girmemesi, zorunlu olarak orta refüjde beklemek zorunda kalmış ise kendi yönündeki araçlara yeşil ışık yanmasını bekleyip yeşil ışık yandığında seyrine devam etmesi gerektiği, davalının kavşaklarda geçiş önceliğine uymadığı, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 47, 57 ve 84/h maddelerini ihlal etmekle %75 oranında asli kusurlu olduğu, davalı ...'in kavşağa yaklaşırken hızını ayarlamadığı, hızını arttırdığı, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 52/a-b maddesini ihlal etmekle %25 oranında tali kusurlu olduğu kanaati bildirilmiştir. Aktüerya uzmanı bilirkişi tarafından, 21.08.2020 tarihli Adli Tıp Kurumu 2. Adli Tıp İhtisas Kurulu raporu ve 25.02.2021 tarihli Adli Tıp Kurumu 2. Üst Kurulu raporu ile tespit edilen maluliyet oranı ile bilirkişi heyetinde yer alan trafik uzmanı bilirkişi tarafından tespit edilen kusur durumu esas alınarak TRH 2010 tablosu progressif rant metoduna göre yapılan hesaplamada 69.539,40 TL sürekli iş göremezlik tazminatı ve 1.918,68 TL bakiye geçici iş göremezlik tazminatı hesaplanmıştır. 03.01.2022 tarihli trafik uzmanı bilirkişi ve aktüerya uzmanı bilirkişiden oluşan bilirkişi heyetinden alınan ek raporda; trafik uzmanı bilirkişi tarafından 11.08.2021 tarihli raporda belirtilen görüşte bir değişiklik olmadığı bildirilmiş, aktüerya bilirkişi tarafından 2022 yılı asgari ücret esas alınarak ve davalı ... Sigorta A.Ş. Tarafından dava tarihinden önce yapılan ödeme mahsup edilmek suretiyle yeniden hesaplama yapılmıştır. İzmir 21. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2017/889 Esas 2018/849 Karar sayılı dosyasında alınan 14.08.2018 tarihli Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi raporu ile davalı ...'in alt düzeyde tali kusurlu olduğu, davalı ...'ın asli ve ağırlıklı kusurlu olduğu, davacının kusursuz olduğu kanaatinin bildirildiği görülmüştür. Trafik uzmanı bilirkişi raporunun denetime ve hükme esas almaya elverişli mahiyette olduğu, İzmir 21. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2017/889 Esas 2018/849 Karar sayılı dosyasında alınan Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi raporu ile aynı yönde olduğu görülmekle bilirkişi raporuna itibar edilmiştir. Davacının kaza anında müterafik kusuru olduğuna dair dosya kapsamında ispat bulunmamaktadır. 01.11.2023 tarihli aktüerya uzmanı bilirkişiden alınan ilişkin 2. ek raporda; 27.04.2023 tarihli Adli Tıp Kurumu 2. Üst Kurulu raporu ile tespit edilen maluliyet oranı, trafik uzmanı bilirkişi raporunda tespit edilen kusur durumu, 2023 yılı asgari ücret esas alınarak davalı ... Sigorta A.Ş. tarafından dava tarihinden önce yapılan ödeme mahsup edilmek suretiyle TRH 2010 tablosu progressif rant metoduna göre yapılan hesaplamada davalı ... Sigorta A.Ş. tarafından 2020 yılında yapılan ödemenin davacının gerçek zararını karşılamadığı tespit edilerek 206.414,82 TL kalıcı iş göremezlik tazminatı, 1.918,68 TL geçici iş göremezlik tazminatı hesaplanmıştır. 11.03.2021 tarihli aktüerya hesabına ilişkin bilirkişi 2. ek raporunun denetime ve hükme esas almaya elverişli mahiyette olduğu görülmekle, bilirkişi raporuna itibar edilerek davalılar ıslah ve miktar arttırım dilekçesine karşı zamanaşımı def'ini ileri sürmüş iseler de davacının dava konusu trafik kazasında yaralanması nedeniyle uygulanacak ceza zamanaşımı itibariyle alacağın zamanaşımına uğramadığı anlaşılmakla, maddi tazminat talebinin kabulüne, olayın mahiyeti, kusur durumu, tarafların dosyaya yansıyan sosyal ve ekonomik durumları, paranın alım gücü, manevi tazminat miktarının zenginleştirici ve fakirleştirici nitelikli tayin olunamayacağına dair ilkeler dikkate alınarak, hükümde belirtilen tutar üzerinden manevi tazminat talebinin kısmen kabulüne karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur...." şeklinde karar verildiği görülmüştür. İSTİNAF NEDENLERİ :

Davalı ... istinaf dilekçesinde özetle; sürücü olarak karıştığı trafik kazasında ilk trafik tutanağı ve bilirkişice %75 kusurlu bulunarak hakkında diğer davalılar ile birlikte tazminat davası açıldığını, ilk derece mahkemesinin bu kusur oranından vazgeçerek dava dışı diğer dosya ve bilirkişi tespitleri ile aleyhinde karar verdiğini, aleyhine hükmedilen tazminatların ekonomik ve sosyal durumuna bakılmadan fahiş olduğunu, kararın bozulmasını, tazminat miktarları talebinin reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.

Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; gerçekleşen trafik kazasında kazaya sebebiyet veren araçlardan birisinin ruhsat sahibi olduğunu sürücü yahut kazanın oluşumunda tam kusurlu bulunan taraf olmadığını, aracın ticari taksi olduğunu sorumlulukların tamamının ZMMS kapsamında poliçe sahibi ile manevi tazminat istemlerinde şoförün sorumluluğunun söz konusu olması gerektiğini, ticari taksinin ve diğer davalı ...'ın sevk ve idaresinde bulunan araç kazanın oluşumunda %75 oranında kusurlu bulunduğunu, kaza tarihi itibari ile kalıcı ve geçici işgöremezlik bakımından maddi tazminatların tamamından sigorta şirketi olan diğer davalılar ... Sigorta A.Ş. Ve ... Sigorta A.Ş. Nin tam sorumlu olduğunu, gerekçeli karar ile müvekkilin de maddi tazminat kapsamına dahil edilerek müştereken ve müteselsilen sorumluluk atfı gerçekleştirildiğini, müvekkilinin manevi tazminat istemlerine ilişkin sorumluluğu bulunmadığını, müvekkilinin trafikte sürekli olarak seyir halinde bulunan ve ticari amaçlarla işletilmesi adına kiraya verdiği aracın sadece ruhsat sahibi olduğunu, davacı diğer davalılar ... Sigorta A.Ş. Ve ... Sigorta A.Ş. ile ibraname ve mutabakat imzalayarak maddi ve manevi istem ve talepleri adına kendilerini ibra etmelerine rağmen haksız ve hukuka aykırı yargılama ile davayı müvekkil adına dahi devam ettirmekte ve maddi ve manevi olarak tazminatlarını tam alamadıklarını beyan ettiklerini, 2015 yılında gerçekleşen trafik kazasına bağlı olarak manevi istemlerini hiçbir haksız hal ve durumda bulunmayan, ticari amaçlar için diğer davalı ...'a aracı devreden, ZMMS kapsamında diğer tüm maddi güvenlik ve tedbirleri alan müvekkiline maddi ve manevi tazminatın yöneltilmeye devam edilmesi hakkın kötüye kullanılması olduğunu, davacının içinde bulunduğu, yolcu olarak yer aldığı araç kazanın oluşumunda %25 oranında kusurlu olduğunu, davacının kaza esanında kemerini takıp takmadığı, ilgili araç ... plakalı aracın yolcu sayısının yönetmeliğe uygun olup olmadığının, müterafik kusur durumunun söz konusu olup olmadığının incelenmediğini, kazada davacının %25 kusurlu bulunan ... plakalı araçta ne amaçla seyir halide olduğu belirtilmediğini, hatır taşımacılığının söz konusu olması hainde indirim yapılması gerektiğini, kazada davacının %25 kusurlu bulunan araçta ne amaçla seyir halide olduğunin belirtilmediğini, hatır taşımacılığının söz konusu olması halinde indirim yapılması gerektiğini, hatır taşımacılığı ve müterafik kusur durmunun incelenerek yeniden karar kurulması gerektiğini, karara karşı olarak öncelikli olarak açılmış bulunan İzmir 21. İcra Dairesi 2024/2156 sayılı icra dosyası ile ilgili karara dayalı olarak sonradan açılması muhtemel icra takipleri adına istinaf kanun yoluna başvurulduğunu, tehir-i icra kararı verilmesini, eksik ve hatalı incelemeler barındıran, kusur durumunun tam olarak değerlendirilmediği, hatır taşımacılığı ve müterafik kusur durumlarını içermeyen, müvekkili ile ... plakalı aracın diğer davalı ... ile ilişkisi değerlendirilmeyen, diğer davalılar ile müvekkili hem maddi hem de manevi tazminat yönünden hiçbir değerlendirmede bulunmadan müştereken ve müteselsilen sorumlu tutan kararın kaldırılarak yerel mahkemeye iadesine aksi hal ve durumda yeniden karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.

Davalı ... Sigorta A.Ş. vekili istinaf dilekçesinde özetle; kazaya ilişkin talepler bakımından yargılama sırasında davacı ile anlaşma sağlanarak sulh protokolü tanzim edildiğini, borcun sona erdiğini, müvekkili şirket aleyhine hüküm kurulmasının kabul edilemeyeceğini, kaza nedeniyle ...'un yaralanmasına ilişkin olarak poliçe gereğince asıl alacak ve fer’ileriyle dosyada sulh olunduğunu, davacı ile ekli ibraname uyarınca 26/11/2020 tarihinde 28.342,00 TL asıl alacak olmak üzere toplamda 31.872,49 TL ile sulh olunup tazminat ödemesinin gerçekleştirildiğini, Sulh uyarınca davacının davasından feragat ettiğini, bu ödemeyi almakla davacı vekili sözü geçen kazaya müteallik her türlü hak, dava ve alacaktan şirketlerinin zimmetini tamamen, kesin olarak ibra ettiğini, yapılan bu ödeme neticesinde müvekkili şirketin başkaca sorumluluğu kalmadığından aleyhlerine açılan davanın reddi gerektiğini, maluliyet raporunun Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Dairesinden alınması gerektiğini, davacının kalıcı sakatlığı bulunmadığını davanın bu nedenle reddi gerektiğini, davacının yargılama giderleri ve vekalet ücreti taleplerinin reddi gerektiğini, Müvekkilinin, dava açılmasına sebebiyet vermesinin söz konusu olmadığını faiz, yargılama gideri ve vekalet ücretinden de sorumlu olmayacağını kararın kaldırılmasını, müvekkil şirket tarafından davanın reddine karar verilmesini, talep ve istinaf etmiştir.

Davalı ... (...) Sigorta A.Ş vekili istinaf dilekçesinde özetle; Adli Tıp Kurumu raporu ile davacının tespit edilen maluliyet oranının fahiş olduğunu, tazminat hesaplaması yapılırken davacının gerçek maluliyetinin belirlenmesi gerektiğini, davacının maluliyet oranının %8.1 olduğu ve iyileşme süresinin 3 ay olduğu belirlenmişse de raporun kabulünün mümkün olmadığını, belirlenen fahiş oran sebebiyle müvekkili şirketin haksız şekilde sorumlu tutulması söz konusu olduğunu, maluliyet raporundaki aleyhe tüm hususlara itiraz ettiklerini, hesap raporunun hatalı ve hukuka aykırı olduğunu hükme esas alınamayacağını, müvekkili şirketin ancak ve ancak sigortalısının kusuru oranında ve poliçe limiti ile sorumlu tutulabileceğini, hükme esas alınan bilirkişi raporunda kusur oranında ayrım yapılarak tazminat hesaplaması yapılmasına rağmen karar ile tazminatın tamamından müvekkili şirketin sorumlu tutulmasının hatalı olduğunu, kusur oranlarına itibar ile düzenlenen ve hükme esas alınan 01.11.2023 tarihli aktüerya uzmanı bilirkişiden alınan ilişkin 2. ek raporda; ... Plakalı karşı aracın 149.164,63 TL, sigortalı ... plakalı aracın 59.168,87 TL tazminattan sorumlu olduğu belirlendiğini, hesap raporunda da uygulandığı şekilde müvekkil Şirketin ancak ve ancak sigortalısının kusuru oranında sorumlu tutulabileceğini, geçici iş göremezlik tazminatına ilişkin müvekkili şirketin sorumluluğu bulunmadığını, davacı tarafın olay tarihinden itibaren faiz işletilmesi yönündeki taleplerinin reddi gerektiğini, kaza tarihi itibariyle zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçe limitinin 290.000,00 TL olduğunu, müvekkili şirketin sorumluluğu teminat limiti ve sigortalının kusuru ile sınırlı olduğunu, tehiri icra talepli olarak istinaf incelemesi neticesinde kaldırılmasını, davanın reddine karar verilmesini, talep ve istinaf etmiştir.

HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmalıdır. Dava, yolcu taşıma ilişkisi nedeniyle trafik kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.

Her ne kadar taşıma sözleşmesi TTK'da düzenlenmişse de, 28.05.2014 tarihi itibariyle yürürlüğe giren 6502 Sayılı Yasa'nın 3/k bendinde "Ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişi" tüketici, 3/ı bendinde ise "Mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlem" tüketici işlemi olarak tanımlanmıştır. Aynı Yasa'nın 73/1. maddesinde tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğabilecek uyuşmazlıklara ilişkin davalarda tüketici mahkemelerinin görevli olduğu belirtilmiş, 83/2. maddesinde ise taraflardan birini tüketicinin oluşturduğu işlemler ile ilgili diğer kanunlarda düzenleme olmasının, bu işlemin tüketici işlemi sayılmasını ve 6502 Sayılı Yasa'nın görev ve yetkiye ilişkin hükümlerinin uygulanmasının engelleyemeyeceğine değinilmiştir. Bir hukuki işlemin 6502 sayılı yasa kapsamında kaldığının kabul edilmesi için taraflardan birinin tüketici, diğer tarafın ise satıcı, sağlayıcı olması gerekir..

HMK'nın 1. maddesinde ise görev hususunun kamu düzenine ilişkin olduğu, mahkemece yargılamanın her aşamasında re'sen gözetileceği düzenlenmiştir.

Somut olayda da davanın açıldığı 31/12/2018 tarihi itibariyle 6502 sayılı yasanın yürürlükte olduğu, davacının ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket etmesi nedeniyle tüketici, dava konusu taşıma işleminin de tüketici işlemi sayıldığı, işleten, malik ve sürücü olan davalılarla birlikte açılan dava yönünden yukarıda belirtilen yasa hükümleri uyarınca davaya bakma hususunda tüketici mahkemelerinin görevli olduğu açıktır. (Yargıtay 17. Hukuk Dairesi 2016/6670 E, 2016/5775 K. sayılı ilamı da bu yöndedir)

Davalı sigorta şirketi yönünden ise davalı sigorta şirketleri ile davacı arasında bir sigorta sözleşmesi ilişki olmadığından bu davalılar yönünden uyuşmazlığı inceleme görevi ticaret mahkemesine ait ise de işbu dava, taşıyan ve sürücü olan davalılara karşı birlikte açıldığı, bu durumda davalar arasında bağlantı olduğu, usul ekonomisi, daha isabetli bir karar verilmesi ve davaların makul bir süre içinde bitirilmesi yükümlüğü açısından, davaların birlikte görülmesi gereklidir. Ayrıca davalı sigorta şirketleri hakkındaki davanın da ticaret mahkemesine göre daha özel nitelikteki tüketici mahkemesinde görülmesi, göreve ilişkin usul kurallarına da uygun düşecektir.

O halde mahkemece, yukarıda belirtilen hususlar nazara alınarak, dava konusu uyuşmazlıkta tüm davalılar yönünden tüketici mahkemesinin görevli olduğu gerekçesiyle tüketici mahkemesi sıfatıyla görevsizlik kararı verilmesi gerekirken, işin esasına girilerek yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.

HMK 20, 355 ve 353/1-a-3 madde hükümleri birlikte değerlendirildiğinde; görevsiz mahkemenin esasla ilgili kararının İstinaf Dairesince kaldırılarak görevli Mahkemeye dosyanın res'en gönderilebileceğinden, istinaf istemine ilişkin diğer sebepler incelenmeksizin, istinaf başvurularının kabulüne; kararın HMK nın 353/1-a-3. maddesi uyarınca açıklanan gerekçeler doğrultusunda kaldırılmasına ve yeniden yargılama yapılması için dosyanın mahal mahkemesine gönderilmesine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1.Davalılar vekillerinin istinaf kanun yolu başvurularının esasına ilişkin sebepler incelenmeksizin KABULÜNE; İzmir 6. Asliye Hukuk Mahkemesinin 25/07/2023 tarihli, 2021/234 Esas 2023/253 Karar sayılı kararının HMK'nın 355. ve 353/1-a-3 maddeleri uyarınca KALDIRILMASINA,

2.HMK 353/1-a-3 maddesi gereğince dosyanın Tüketici mahkemesi sıfatıyla görülmek üzere mahkemesine iadesine,

3.İstinaf eden ...'ın yatırmış olduğu; a-3.865,25 TL nispi karar harcının istemi halinde ilk derece mahkemesi tarafından anılan davalıya ödenmesine, b-1.169,40 TL istinaf başvuru harcının ilk derece mahkemesi tarafından yargılama giderlerinde değerlendirilmesine,

4.İstinaf eden ... vekilinin yatırmış olduğu; a-3.438,21 TL nispi karar harcının istemi halinde ilk derece mahkemesi tarafından anılan davalıya ödenmesine, b-1.169,40 TL istinaf başvuru harcının ilk derece mahkemesi tarafından yargılama giderlerinde değerlendirilmesine,

5.İstinaf eden ... Sigorta A.Ş. vekilinin yatırmış olduğu; a-3.866,50 TL nispi karar harcının istemi halinde ilk derece mahkemesi tarafından anılan davalıya ödenmesine, b-427,60 TL maktu karar harcının istemi halinde ilk derece mahkemesi tarafından anılan davalıya ödenmesine, c-1.169,40 TL istinaf başvuru harcının ilk derece mahkemesi tarafından yargılama giderlerinde değerlendirilmesine,

6.İstinaf eden ... (...) Sigorta A.Ş vekilinin yatırmış olduğu; a-3.600,00 TL nispi karar harcının istemi halinde ilk derece mahkemesi tarafından anılan davalıya ödenmesine, b-1.169,40 TL istinaf başvuru harcının ilk derece mahkemesi tarafından yargılama giderlerinde değerlendirilmesine,

7.Kararın 6100 sayılı HMK'nın 359-3 maddesi uyarınca; ilk derece mahkemesi tarafından taraflara tebliğine,

8.İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,

9.İstinaf edenler tarafından yatırılan istinaf avansından kullanılmayan kısmının HMK'nın 333. maddesi uyarınca; karar kesinleştikten sonra ilk derece mahkemesince istinaf eden ilgilisine iadesine, Dair; dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 353/1-a-3 ve 362/1-c maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 09/05/2024

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.