17. Hukuk Dairesi
T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
17. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2024/637
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : KARŞIYAKA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 26/02/2024
NUMARASI : 2024/108 Esas 2024/108 Karar
Davacı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucunda. GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle;müvekkili davalı ... AWM'de bulunan ... elektronikten 12/01/2023 tarihinde bir adet ... 8 Gb Ram 128 Gb rom ... marka ve model cep telefonu satın aldığını, müvekkilinin kullandığı çift sim kartlı mobil telefon, kullandığı hat ile sorunsuz olarak kullanılmakta iken 26 Mayıs 2023 tarihinde cihazın elektronik kimlik bilgisi'nin klonlandığı ve iletişime kapatılacağı bilgisini içeren kısa mesaj ulaştığını, ilk mesajdan sonra müvekkilinin ... elektronik ile görüştüğünü ve telefonu tamir için 30/05/2023 tarihinde kutusuyla birlikte mağazaya bıraktığını ve yaklaşık bir ay süreliğine kaldığını, müvekkili sorunun düzeltildiği ve teslim alabileceğiyle ilgili mağazadan bilgi aldığında mağazaya gidip telefonu teslim aldığını, teslim alırken telefondaki sorunun çözüldüğünün kendisine söylendiğini ancak kısa bir süre sonra 27/10/2023 tarihinde tekrardan cihazın elektronik kimlik bilgisi bu sefer 1. IMEI numarasının klonlandığı ve iletişime kapatılacağı mesajının kendisine iletildiğini, durumu hemen firmaya bildirdiğini, ... elektronikte bulunan yetkili kişi tarafından telefonun tekrardan garanti kapsamında onarmak üzere servise alınmak istenildiğini fakat müvekkilince satılan malın ayıplı olduğu ya sorunsuz yenisini ya da ödenen bedelin iadesini talep ettiğini, davalı firmanın ise bunu reddettiğini, bunun üzerine müvekkilinin Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu ile temasa geçerek yapmış olduğu görüşmede mobil telefonun IMEI numarasının yurda kaçak olarak sokulduğunu ve başka bir mobil telefona klonlandığının tespit edildiğini, bu sebepten ilgili kanun gereğince iletişime kapatılacağını bildirildiğini ve sorununa çözüm sunulmadığını, müvekkilinin telefonunun kapanma endişesi ile kullanamadığını, hem maddi hem manevi mağdur olduğunu beyan etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ :
Mahkemece; "...Dava ayıplı üründen kaynaklanan aynen iade ve ürün bedelinin tazminine ilişkin olduğu, 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun Amaç başlıklı 1. maddesinde yasanın amacı açıklandıktan sonra kapsam başlıklı 2. maddesinde "Bu kanun, her türlü tüketici işlemi ile tüketiciye yönelik uygulamaları kapsar" hükmüne yer verilmiştir.
Yasanın 3. maddesinde mal; alışverişe konu olan taşınır eşyayı, konut ve tatil amaçlı taşınmaz malları ve elektronik ortamda kullanılmak üzere hazırlanan yazılım, ses, görüntü ve benzeri gayri maddi malları, hizmet; bir ücret veya menfaat karşılığında yapılan mal sağlama dışındaki her türlü faaliyeti ifade eder. Satıcı; kamu tüzel kişileri de dahil olmak üzere ticari veya mesleki faaliyetleri kapsamında tüketiciye mal sunan gerçek veya tüzel kişileri kapsar. Tüketici ise bir mal veya hizmeti ticari veya mesleki olmayan amaçlarla edinen, kullanan veya yararlanan gerçek ya da tüzel kişiyi ifade eder şeklinde tanımlandığı, Yine aynı yasa 73. maddesi bu kanunun uygulanması ile ilgili her türlü ihtilafa tüketici mahkemelerinde bakılacağını öngördüğü, Davacı şirket yetkilisinin dava konusu edilen cep telefonunu davalı şirket ... Ltd. Şti'nden ticari amaçla kullanıma ilişkin satın almadığı zira davacı vekilinin dava dilekçesinde davacı şirket yetkilisinin telefonunu yurtdışına çıktığı zamanlarda bu telefonu çift sim kartlı olması nedeniyle kullandığını beyan ettiği, dolayısı ile telefonu satın alan davacının tacir olmasının davalı ile aralarındaki ilişkinin de ticari ilişki olacağını ve tüketici sıfatını taşımayacağı anlamına gelmediği ,davacı şirket yetkilisi tarafından satın alınan telefonun şirket faaliyeti kapsamında kullanıldığı konusunda herhangi bir iddia bulunmadığı gibi bu konuda herhangi bir delil de dosyada bulunmadığı (İzmir BAM 6. HD 2021/3851 Esas, 2021/2574K. Sayılı ilamı emsal) Hal böyle olunca taraflar arasındaki uyuşmazlığın TTK'da düzenlenen nispi ya da mutlak ticari davaların hiç birisine girmemekte olduğu , talebe bakma görevinin Tüketici Mahkemesine ait olduğu, eldeki işin HMK'nun 4 ve 20.madde hükümleri gereğince mahkememizin görev sahası dışında kaldığı anlaşıldığından, aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir. ...." şeklinde karar verildiği görülmüştür. İSTİNAF NEDENLERİ :
Davacı vekili istinaf dilekçesinde; müvekkili ile davalı bakımından, satılan telefonun ticari iş olduğu konusunda şüphe olmadığını, müvekkilinin ticari olarak iştigal ettiği iş bu olduğunu, yerel mahkemece verilen görevsizlik kararında da davacının satın aldığı, uyuşmazlığa konu cep telefonunun ticari amaç için kullanılmadığından mütevellit ticari dava olmayacağı beyan edildiğini, ihtilafın, davacı tarafından satın alınan cep telefonunun ticari amaçla mı yoksa tüketici bağlamında mı kullanıldığından ibaret olduğunu, sunulacak olan fatura uyarınca söz konusu cep telefonu, davacı şirket adına satın alındığını, ürünün davacı şirket adına satın alınmasının sonucu olarak ürün davacı şirketin işlerinin takibi maksadıyla kullanıldığını, üründe kullanılan GSM hatlarının sorgulanıp işbu GSM hatlarının hangi telefon üzerinde kullanıldığı hususu tespit edilmesini, kamu düzenini ilgilendiren her kurumda olduğu gibi göreve ilişkin durumlarda da resen araştırma ilkesinin geçerli olduğunu, yerel mahkemenin ürünün ne amaçla kullanıldığının dava dilekçesinde belirtilmediği gerekçesi ile görevsizlik kararı verdiğini, cihazın ne amaçla kullanıldığının tespiti sağlanarak bu tespite göre karar verilmesini, verilen görevsizlik kararının kaldırılmasını, davaya T.C. Karşıyaka Ticaret Mahkemesi nezdinde devam edilmesi kararı verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: Dairemizce HMK'nın 355 maddesi kapsamında istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle ve kamu düzenine ilişkin hükümlerle sınırlı olmak üzere inceleme yapılmıştır.
Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 24/11/2016 tarihli ve 6763 Sayılı Kanun'un 41. maddesi ile değiştirilen 341/2 fıkrasında öngörülen kesinlik sınırı 3.000,00 Türk Lirasıdır. 6100 Sayılı HMK'nın ek 1. maddesi uyarınca 01/01/2024 tarihinden itibaren ise, bu sınır 28.250,00 Türk Lirasıdır.
Davacı vekilinin istinafa konu ettiği miktarın 8.810,00 TL olması nedeniyle 26/02/2024 tarihli karar bu yönü ile kesin niteliktedir.(Yargıtay 19. HD. 2019/2829 E ve 2019/4446 Karar sayılı ilamı da bu doğrultudadır.)
Somut olayda; mahkemece verilen karar kesin nitelikte olup, kesin olan kararlara karşı HMK'nın 346. maddesi hükmü uyarınca ilk derece mahkemesince istinaf dilekçesinin reddine karar verilebileceği gibi,
HMK'nın 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince de bu yönde karar verilebilir. Bu karar usule ilişkin nihai karardır. Bölge Adliye Mahkemesince verilen bu usulden ret kararına karşı temyiz yolu da kapalıdır.(Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 05/01/2018 tarih, 2017/5397 esas ve 2018/5 karar sayılı ilamı bu yöndedir.)
Öte yandan; mahkemece verilen kararlara karşı tarafların hangi kanun yoluna ve hangi sürede başvuracağının tereddüde mahal vermeyecek şekilde belirtilmesi, bu belirlemenin tarafların iradesini yanıltmayacak bir şekilde doğru olarak yapılması gerekeceği, başka bir deyişle, verilen karar, ara ve ek kararlarda, yargı mercii tarafından hem kanun yolunun hem de kanun yoluna ilişkin başvuru süresinin tarafları hataya düşürmeyecek şekilde doğru olarak gösterilmesi gerekecektir. Aksi takdirde, bu durumun tarafların haklarını arayabilmelerini zorlaştıracağı, dolayısıyla mahkemece verilen kararda kanun yolunun hatalı belirlenmesi durumunda, hatalı belirlemenin sonuçlarının taraflara yükletilmeyeceğinden gerek istinaf başvuru harcı ve gerekse istinaf karar harcının taraflardan tahsiline yer olmadığına karar vermek gerekmiştir. Yukarıda açıklanan gerekçelerden HMK'nın 352. maddesindeki düzenleme gereğince mahkeme hükmünün kesin olması nedeniyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun usulden reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir.
1.İlk derece mahkemesi kararı, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341/2. maddesi uyarınca kesin olması sebebiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun USULDEN REDDİNE,
2.Davacının yatırmış olduğu 1.169,40 TL istinaf kanun yolu başvuru harcı ve 427,60 TL istinaf karar harcının istemi halinde davacıya iadesine,
3.Taraflarca yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerilerinde bırakılmasına,
4.Kararın tebliği, kesinleştirme, harç ve yargılama giderlerinin iadelerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, Dair, dosya üzerinde yapılan ön inceleme sonucunda uyuşmazlık konusu miktar dikkate alındığında Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352 maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 14/05/2024