2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
T.C.
İZMİR
2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
DOSYA NO : 2023/548 Esas
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Ticari Satıma Konu Malın İadesi) Davasının yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
İDDİA :
Davacı vekilinin mahkememize verdiği dava dilekçesinde; "Davacı müvekkil şirket ile davalılar arasında akdedilen 12.09.2012 tarihli protokol başlıklı menkul alım satım sözleşmesi gereği, ...Sk. No:... Konak adresindeki, protokol tarihi işyerinde bulunan ve ekte sunulu sözleşme kapsamında belirtilen müvekkile ait bir kısım eşyaların, 80.000,00-TL bedel karşılığında davalılara satışı ve devri konusunda anlaşmaya varılmıştır. Devam eden süreçte sözleşme konusu demirbaş ve ayrılabilir eşyaların bulunduğu ve davalıların kiracı sıfatıyla işletmekte olduğu iş yeri, 10.01.2013 tarihinde satılarak başka kişilere devredilmiş ve yeni malikler tarafından, davalıların iş yerinden tahliyesi istenmiş ve öğrenildiği kadarıyla 4-5 aylık süre sonrasında tahliye edilmiştir. davalılar tahliye işleminin arından, yukarıda anılan protokolün imzalanması sürecinde esaslı yanılma sonucu iradelerinin sakatlandığını ileri sürerek, protokolün iptalini ve eşyaların devri karşılığı ödenen paranın tahsili ile birlikte senet bedellerinin ödenmemesine istinaden aleyhine başlatılan takibin iptali ve borçlu olmadıklarının tespiti talebiyle izmir 2.asliye ticaret mahkemesinin ... e. sayılı dosyası kapsamında menfi tespit davası ikame etmiş,taraflar arasında görülen davada, protokolün iptalinin yanı sıra, protokol bedeli olarak müvekkil lehine düzenlenen senetlerin tahsilini sağlamak adına, izmir ...icra müdürlüğü'nün ... e. sayılı dosyaları kanalıyla başlatılan takipler bakımından, davacıların davalıya borçlu olmadıklarının tespiti ve takiplerin iptaline karar verilmiştir. protokolün iptali ile birlikte, müvekkile ait protokole konu eşyalarında sebepsiz zenginleşme kapsamında iadesi gerekmektedir.dava, satış sözleşmesinin iptali ve bedelin iadesi istemine dair olup, mahkemece bedelin iadesine karar verilmiştir. karşılıklı edim yükleyen sözleşmelerde satış konusu malın da birlikte ifa kuralı gereğince iadesine karar verilmesi gerekir. ayrıca aracın davacı elinde olduğu anlaşılmaktadır. davalılar, geçerli olmayan bir sebebe dayalı olarak haksız bir şekilde müvekkile ait eşyaları malvarlıklarında bulundurmaya devam ederek zenginleşme sağlamıştır.aynen iadenin kısmen veya tamamen mümkün olması halinde, kullanılan eşyaların yıllar içerisindeki yıpranma paylarının da mahkemece nazara alınması gerekmektedir. aynen iadenin kısmen veya tamamen mümkün olmaması halinde denkleştirici adalet ve hakkın kötüye kullanılması ilkeleri nazarında müvekkile hakkı teslim edilerek mağduriyeti giderilmelidir. tüm bu anlatılanlar, dosya kapsamına giren ve girecek olan deliller ve yargıtay içtihatları birlikte değerlendirildiğinde, mahkeme kararıyla iptal edien ve protokole konu eşyaların öncelikle müvekkile aynen iadesi, bu durumun kısmen veya tamamen mümkün olmaması halinde yukarıda ifade edilen şartlar doğrultusunda eşyaların bedellerinin hesaplanıp zenginleşme tarihinden itibaren ticari faiziyle ödenmesi gerekmektedir. iptal edilen protokole konu müvekkile ait eşyaların aynen iadesi ve aynen iadesinin kısmen veya tamamen mümkün olması halinde eşyaların yıpranma payı nazara alınarak bedelinin ödenmesi, iadenin kısmen veya tamamen mümkün olmaması halinde, fazlaya ilişkin haklarımızın saklı kalması kaydıyla, TBK m.77 uyarınca söz konusu eşyaların karşılığı olan ve dava açıldıktan sonra, denkleştirici adalet ilkesi gereği tespit edilecek güncel değerin protokolün imza tarihinden itibaren uygulanacak ticari avans faizi ile ödenmesi talep ederiz. "şeklinde talep ve dava ettiği görülmüştür.
GEREKÇE
Asliye Ticaret Mahkemeleri, 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5. Maddesi gereğince ticari davalara bakmakla görevlidir.
Ticarî davalar, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 4/1. maddesinde sayılmış olup, buna göre, “Her iki tarafın da ticarî işletmesi ile ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın aynı maddenin a, b, c, d, e ve f bentlerinde sayılan davalar” Ticari Dava olarak adlandırılmıştır.
TTK’nun 4. maddesine göre; tarafların tacir olup olmadıklarına ve dava konusu edilen işin ticarî nitelikte olup olmadığına bakılmaksızın ticarî dava olarak sayılan dava türleri Mutlak Ticari Davalar, tarafları tacir olan ve tarafların ticarî işletmesi ile ilgili olan uyuşmazlıklar Nispi Ticari Davalardır. Bir davanın nispi ticari dava sayılabilmesi için; uyuşmazlığın her iki tarafının tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticarî işletmesi ile ilgili olması gerekli ve zorunludur.
Eldeki Uyuşmazlıkta; dava dilekçesi ekinde sunulan tarih taşımayan sözleşmenin iptali nedeniyle sözleşmeye konu davacıya ait eşyaların aynen iadesi, bunun mümkün olmaması halinde eşyaların yıpranma payı nazara alınarak bedelinin ödenmesi, bunun mümkün olmaması halinde eşyaların güncel değerinin ödenmesi terditli olarak talep edilmektedir. Davacının talebi, davanın Mutlak Ticari Davalardan olmadığını ortaya koymaktadır.
Bu nedenle davalının Nisbi Ticari Dava olup olmadığının tespiti için davada taraf olan gerçek kişilerin tacir olup olmadığını saptamak amacıyla bağlı bulundukları Vergi Daireleri ve Ticaret Sicil Müdürlükleri ve Esnaf Odalarına müzekkere yazılmış olup, gelen müzekkere cevaplarından her ne kadar davalılardan ...'nun Arhavi Vergi Dairesi Müdürlüğü'nde terk mükellef olduğu, 31.12.2004 tarihinde işini ter ettiği, diğer davalı ......'in ise gelir getirici kazancı olmayan mükellef olduğu, hernekadar her iki davalının da şirket ortaklığının bulunduğu İzmir Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün cevabi yazısında belirtilmiş ise de şirket ortağı olmanın gerçek kişiyi tacir yapmadığı hususu gözetilerek; davacılardan ...'ın ise Konak Vergi Dairesi'ne bağlı vergi mükellefi olmasın rağmen son 5 yılın gelir vergisi beyannamesinde belirtilen gelir-gider, kâr-zarara ilişkin rakamların davalı...n tacir sayılmasına yeterli miktarda olmadığı anlaşılmakla,
Mahkememizce, davalılar...nın ve de davacı ...in tacir olmadıkları kabul edilmiştir. Eldeki davanın Asliye Ticaret Mahkemesince görülüp karara bağlanabilmesi için uyuşmazlığın, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması ve bu bağlamda tarafların her ikisinin birden tacir olması zorunludur.
Davacı...ve de davalıların tacir sıfatını taşımadığı gibi dava konusunun da kanunda özel olarak düzenlenen hallere girmediği anlaşılmakla, 6102 sayılı TTK'nın 4/1 maddesi hükmünce, davayı ticari dava saymak ve Asliye Ticaret Mahkemesini görevli kabul etmek mümkün değildir. Davacı ve davalılardan birinin tacir olması davanın Asliye Ticaret Mahkemesinde görülmesini gerektirmemektedir. Görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemesidir (İzmir BAM... HD. ...K.)
TTK'nun 5. maddesine göre davanın mutlak ticari davalardan olması veya her iki tarafın tacir ve açılan davanın tarafların ticari işletmeleri ile ilgili bulunması halinde açılan davaların Asliye Ticaret Mahkemelerinin görevi içinde olacağı, açılan davanın ise ticari davalardan olmadığı, dolayısıyla davaya bakmakla görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu sonucuna varılmıştır.
Öte yandan;
HMK'nın 115/1. maddesi "Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar, dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler." hükmünü içermektedir. Diğer yandan 6100 sayılı HMK'nın 1. maddesindeki göreve ilişkin kuralların kamu düzenine ilişkin olduğu hükmü mahkemesince re'sen gözetilmelidir. Bu durumda mahkememizce,
HMK'nın 114/1-c, 115/2. maddeleri uyarınca mahkemenin görevine ilişkin dava şartı noksanlığından davanın usulden reddine karar verilmiştir.
1.Davacının davalıya karşı açmış olduğu davada HMK.114/1-c,115/2 maddeleri gereği Göreve İlişkin Dava Şartı Yokluğu Nedeniyle DAVANIN USULDEN REDDİNE,
2.HMK'nun 20. maddesi uyarınca bu karara karşı süresi içerisinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmesi halinde kararın kesinleştiği tarihten, kanun yoluna başvurulması halinde bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içinde kararı veren mahkememize başvurularak dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesinin talep edilmesi halinde dava dosyasının görevli İZMİR Nöbetçi ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ'ne GÖNDERİLMESİNE,
3.Bu karara karşı süresi içerisinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmesi halinde kararın kesinleştiği tarihten, kanun yoluna başvurulması halinde bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden 2 hafta içinde kararı veren mahkememize başvurularak dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesinin talep edilmemesi halinde Mahkememize davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğine,
4.Harç, yargılama gideri ve vekalet ücretinin görevli Mahkemede nazara alınmasına, Dair; davacı vekilinin yüzüne karşı, fakat davalının yokluğunda verilen işbu karar tebliğden itibaren 2 Hafta İçerisinde İzmir Bölge Adliye Mahkemesine İstinaf Yolu Açık olmak üzere açıkça okundu, usulen anlatıldı. 14/05/2024 Katip ...
(e-imzalıdır)
Hakim ...
(e-imzalıdır)