Aramaya Dön

1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Esas No
E. 2018/701
Karar No
K. 2020/97
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE
Hukuk Alanı
Ticaret Hukuku

T.C.

İZMİR

1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO: 2018/701 Esas
KARAR NO: 2020/97
DAVA: İtirazın İptali
DAVA TARİHİ: 12/06/2018
KARAR TARİHİ: 07/02/2020

Davacı tarafından davalı aleyhine açılan itirazın iptali davasının mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda, tüm dosya incelendi.

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

DAVA:

Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin alacağının tahsilini sağlamak amacıyla İzmir... İcra Müdürlüğü'nün ...esas sayılı dosyası ile icra takibine geçtiğini, icra takibine borçlunun kötü niyetli olarak itiraz ettiğini, itiraz sonucunda icra takibinin durdurulduğunu, borçlunun itirazının yerinde olmayıp haksız ve yasal dayanaktan yoksun olduğunu, davalı tarafça yapılan itirazın şirket yetkilisi tarafından yapılmadığından geçerli olmadığını, bu nedenle öncelikle usulden reddi ile iptali gerektiğini, esasa ilişkin olarak müvekkilinin, davalı ile aralarındaki ticari ilişki nedeniyle almış olduğu tüm işleri tamamlayarak davalıya teslim ettiğini, davalının da kısmi ödemeler yaptığını, ancak yapılan işin tamamını davalının teslim almasına rağmen işin bedelinin tamamını ödemediğini, davalının en son icra takibine ilişkin ödeme emri tebliğ edildikten sonra müvekkiline 1.00,00TL ödediğini, bakiye kısmın ödeneceğinide taahhüt etmesine rağmen hiçbir ödeme yapmadığını, davalının itiraz dilekçesinin gerçeği yansıtmadığını, zira faturalara ilişkin bir borçları yok ise davalının neden müvekkiline kısmi ödeme yaptığını açıklaması gerektiğini, faturaların 14/12/2017 tarihinde kesilerek davalıya teslim edildiğini ve davalının kısmi ödemeler yaptığını, davalı tarafın kötüniyetli olarak hareket ettiğini, kabul anlamına gelmemek kaydı ile fatura iadelerinin de süresinde olmadığını, faturalar müvekkiline gönderilmiş ise de müvekkili tarafından noter ihtarnamesi ile cevap verilerek faturaların tekrar davalıya gönderildiğini, davalının icra takibindeki faiz oranına da itirazının yerinde olmadığını, taraflar arasında ticari işin söz konusu olduğunu, taraf ticari defter ve kayıtları incelendiğinde tüm bu hususların açığa çıkacağını, davalı tarafın alacaklarını sürüncemede bırakmak amacıyla haksız yersiz ve kötüniyetli olarak itirazda bulunduğunu, tüm bu sebeplerle haksız ve yasal dayanaktan yoksun itirazın iptaline, takibin devamına ve alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesi ile yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yüklenmesine karar verilmesini arz ve talep etmiştir.

CEVAP

Davalı cevap dilekçesinde özetle; davacı şirketin iş bu davasının hukuki dayanaktan yoksun ve kötü niyetli olduğunu, davacı tarafça faturaya konu edilen malların müvekkil şirkete teslim edilmediğini, faturaya konu ürünlerin müvekkiline teslim edilmemesi nedeniyle faturanın iade edildiğini ve devamında haksız bir şekilde müvekkili şirket aleyhine başlatılan icra takibine itiraz edildiğini, davacı tarafın basiretli bir tacir olarak faturaya konu ürünlerin müvekkili şirkete tam ve eksiksiz olarak teslim edildiğini ispat etmesi gerektiğini, davacı tarafın iş bu davada hangi ürünlerin ne şartlarda üretildiği ve teslim edildiğine ilişkin en ufak bir delil ve evrak sunmadığını, iş bu davasını gelişi güzel bir şekilde ikame ettiğini, müvekkili şirketçe faturaya konu ürünlerin teslim alınmadığını ve müvekkili şirketin sipariş verdiği ürün bedellerini tam ve eksiksiz olarak ödediğini, müvekkili tarafından sipariş edilmeyen ve müvekkiline teslim edilmeyen ürünlerin faturasının müvekkili şirkete gönderilmesinin, davacının kötüniyetini açık bir şekilde ortaya koyduğunu, bu nedenle davacının iş bu kötüniyetli davasının reddine ve kötü niyet tazminatına karar verilmesini arz ve talep etmiştir.

CEVABA CEVAP:

Davacı vekili cevaba cevap dilekçesinde özetle; öncelikle davalı yan cevap süresi içerisinde cevaplarını sunmamış olduğu, iş bu dilekçe ile sunulan cevapların kabulünün imkansız olduğunu, davalı yana dava dilekçesinin 20.06.2018 tarihinde tebliğ edilmiş olmasına rağmen davalı yanın bu tarihte davaya cevap veriyor olmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, muvafakatının bulunmadığını, esasa ilişkin olarak ise; davalının faturalara konu malların kendilerine teslim edilmediğini iddia etmişse de bu hususun gerçeği yansıtmadığını, dosyaya sunulan irsaliyelerden de anlaşıldığı üzere malların davalıya tam ve eksiksiz olarak teslim edildiğini, davalı tarafından söz konusu ürünlere ilişkin olarak kısmi ödeme yapılmışsa da yapılan ürünlerin toplam bedelinin müvekkiline ödenmediğini, müvekkilinin ödenmeyen alacaklarının tahsili için açmış olduğu icra takibine de davalı yanca kötü niyetli olarak itiraz edildiğini, ürünlerin tam ve eksiksiz olarak davalıya teslim edildiğinin dosyaya sunulan irsaliyeler ile sabit olduğunu, irsaliyelerdeki imzaların davalının çalışanı ...'e ait olduğunu, davalı faturaları iade ettiğini beyan etmişse de tamamen kötü niyetli hareket ettiğini, teslim aldığı ürünlerin faturalarının iadesinin bir anlamı olmadığını, bu hususun müvekkilince ihtarnameye verilen cevap ile belirtilmiş ve faturaların da kendilerine iade edildiğini, fatura ve irsaliyelerin 14.12.2017 tarihinde davalıya teslim edilmiş olup 8 günlük itiraz sürelerinin de geçtiğini, söz konusu ürünlerin özel sipariş ve ölçü alınarak yapılıp ve teslim edildiğini, söz konusu ürünlerin ölçülerini ve buna göre çizimlerini içeren dökümanlar dilekçenin ekinde bulunduğunu, kabul anlamına gelmemek kaydı ile; davalı yan teslim almadığı ve hatta sipariş dahi vermediği ürünlerin bedelini tam ve eksiksiz ödediğini de dilekçelerinde iddia ettiğini, davalının beyanlarının bile kendi içinde çelişkili olduğunu, açıklanan nedenlerle haksız ve yasal dayanaktan yoksun itirazın iptaline, takibin devamına, alacağın % 20’ından az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

DELİL DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE : Dava itirazın iptali davasıdır. Tarafların bildirmiş olduğu tüm deliller toplanmış, dosya kapsamı itibariyle Mali Müşavir bilirkişiden rapor alınmıştır. Dava tarihi itibariyle, İzmir Ticaret Sicil Müdürlüğünden davacının tacir sıfatıyla kayıtlı olup olmadığı, İzmir Vergi Dairesinden davacının ne tür bir deftere tabi olduğu, bilanço ve vergi matrahı olup olmadığı ile İzmir Esnaf ve Sanatkarlar odasından kayıtlı olup olmadığı sorulmuştur. İzmir Vergi Dairesi'nin 25/07/2019 tarihli yazılarında, davacının 19/04/2017 tarihinden itibaren mükellefiyet kaydının olduğu, işletme hesabına göre defter tuttuğu, 13/01/2020 yazılarında da brüt satış hasılatının 2018 yılı itibariyle 12.488,98TL olduğu yönünde bilgi verildiği görülmüştür. İzmir Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün 01/07/2019 tarihli yazılarında davacının tacir olarak kaydına rastlanmadığının bildirildiği görüldü. İzmir Esnaf ve Sanatkarlar Odası'nın 05/11/2019 tarihli yazılarında davacının İzmir Mobilyacılar ve Marangozlar odasına kaydının olduğu, gelirin 8.400,00TL olduğunun bildirildiği görüldü. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5.maddesini değiştiren ve 01/07/2012 tarihinde yürürlüğe giren 6335 sayılı yasanın 2.maddesi ile "Asliye Ticaret Mahkemesi ile Asliye Hukuk Mahkemeleri arasındaki ilişki görev ilişkisi olup, bu durumda göreve ilişkin usül hükümleri uygulanır" şeklindeki düzenleme ile artık 01/07/2012 tarihinden sonra açılacak davalarda sözü edilen iki mahkeme arasındaki ilişki görev ilişkisi olup, görevin 6100 sayılı HMK'nun 137,138 maddeleri gereğince dava şartları arasında sayılmış olması nedeniyle, mahkemenin görevli olup olmadığının yargılamanın her hal ve safhasında talep üzerine veya mahkemece re'sen incelenip gözetilmesi, mahkemenin görevsiz olduğunun tespiti halinde ise dosya üzerinde inceleme yapılarak bu konuda bir karar verilmesi gereği ortaya çıkmıştır.

Bir davanın veya işin Asliye Ticaret Mahkemesinde görülebilmesi için; her iki tarafın da ticari işletmesi ile ilgili hususlardan doğan bir uyuşmazlık olması veya uyuşmazlığın 6102 sayılı T.T.K.'da düzenlenen hususlardan doğan bir uyuşmazlık olması veya TTK'nun 4.maddesinde ( b-c-d-e-f) sayılan dava veya işlerde bulunması yahut özel bir yasal düzenleme ile davanın Ticaret Mahkemesinde görülmesi gerektiğinin açıkça belirtilmesi şarttır. 6102 sayılı TTK'nun 12.maddesinde "bir ticari işletmeyi, kısmen de olsa kendi adına işleten kişiye tacir denir. Bir ticari işletmeyi kurup açtığını, sirküler, gazete, radyo, televizyon ve diğer ilan araçlarıyla halka bildirmiş veya işletmesini ticaret sicile tescil ettirilerek durumu ilan etmiş olan kimse fiilen işletmeye başlamamış olsa bile tacir sayılır. Kanunun 15.maddesinde "ister gezici olsun, ister bir dükkanda veya bir sokağın belirli yerlerinde sabit bulunsun ekonomik faaliyeti sermayesinden fazla bedeni çalışmasına dayanan ve geliri 11.maddenin 2.fıkrası uyarınca çıkarılacak kararnamede gösterilen sınırı aşmayan sanat veya ticaret ile uğraşan esnaftır." Mülga 6762 sayılı TTK'nun 1463.maddesine göre Bakanlar Kurulunca 18.06.2007 tarihinde kararlaştırılıp, 21.07.2007 tarih ve 26589 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanan 2007/12362 sayılı Bakanlar Kurulu Kararında esnaf-tacir ayrımının nasıl yapılacağı belirlenmiştir. Ticari işletme, esnaf işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliyetlerin devamlı ve bağımsız şekilde yürütüldüğü işletmedir. Ticari işletme ile esnaf işletmesinin arasındaki sınır Bakanlar Kurulunca çıkarılacak kararnamede gösterilir. (TTK m.11/1-2)

Tacir-esnaf ayırımı ise Vergi Usul Kanununa istinaden dava tarihi olan 2018 yılına ilişkin olarak birinci sınıf tacir sayılan ve bilanço esasına göre defter tutanlar ile işletme hesabına göre defter tutan ve yıllık gayri safi hasılatının 100.000,00 TL'yi aşan esnafların tacir sayılacağı belirlenmiştir. Bir davanın yukarıda belirtildiği gibi ticari dava olabilmesi için, her iki tarafın da ticari işletmesi ile ilgili bulunması gereklidir.

Bu açıklamalara göre; somut olayda davacının tacir olmadığı, esnaf kaydının bulunduğu, davacının işletme hesabına göre defter tuttuğu, 2018 yılına ait dönem içinde elde edilen hasılat tutarı (66.572,68TL) ile dönem sonu emtia mevcudunun (3.215,35TL) toplamının gayrisafi hasılat olduğu, bu miktarın 69.788,03TL olduğu ve 100.000,00TL lik sınırın altında kaldığı, kaldı ki İzmir Vergi Dairesi'nin 13/01/2020 yazılarında da brüt satış hasılatının 2018 yılı itibariyle 12.488,98TL olduğunun bildirildiği, uyuşmazlığın TTK.'nun 4.maddesinde sayılan uyuşmazlıklar arasında yer almadığı, davanın ticaret mahkemelerinde bakılacağına ilişkin açık bir yasa hükmünün de bulunmadığı, bu itibarla davanın; ticari bir dava olmaması nedeniyle davaya bakma görevi mahkememize ait olmayıp, genel hükümlere göre çözülmesi gereken ve genel mahkeme olan Asliye Hukuk Mahkemesine aittir. (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 18/10/2016 tarih, 2016/10789 Esas ve 2016/8226 Karar)

Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; davalı aleyhine açılan davada; "görev" dava şartı yokluğundan HMK 1, 114/1-c, 115/1-2, 6102 sayılı TTK 4/1-a maddeleri gereğince, davanın usulden reddine, kararın kesinleşmesi ve HMK'nın 20. maddesi gereğince iki haftalık sürede başvurulması halinde dava dosyasının görevli İzmir Asliye Hukuk Mahkemesi'ne gönderilmesine, dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Ayrıntıları yukarıda açıklanan nedenlerle:

Davalı aleyhine açılan davada; "görev" dava şartı yokluğundan HMK 1, 114/1-c, 115/1-2, 6102 sayılı TTK 4/1-a maddeleri gereğince, davanın Usulden Reddine, Kararın kesinleşmesi ve HMK'nın 20. maddesi gereğince iki haftalık sürede başvurulması halinde dava dosyasının görevli İzmir Asliye Hukuk Mahkemesi"ne gönderilmesine,

Taraflardan birinin iki hafta içerisinde gönderme talebinde bulunmaması halinde, taraflardan birisinin talebi halinde mahkememiz tarafından davanın açılmamış sayılmasına karar verilerek, aynı karar ile harç ve yargılama giderlerinin 6100 Sayılı Kanunun 331. maddesinin 2. fıkrasının 2. cümlesi uyarınca hüfküm altına alınmasına,

HMK'nın 323. ve 331/2. maddeleri gereğince harç ve yargılama giderlerinin görevli mahkemece nazara alınmasına, görevsizlik kararından sonra davaya bir başka mahkemede devam edilmez ise talep üzerine mahkememizce dosya üzerinden bu durumun tespiti ile davacının yargılama giderlerine mahkum edilmesine, Dair karar,

HMK 341vd maddeleri gereğince tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde Mahkememize veya aynı nitelikteki başka yer Mahkemesine verilecek dilekçe ile istinaf yoluna başvurulabileceği belirtilerek davacı vekilinin yüzüne karşı açıkça okunup usulen anlatıldı.07/02/2020 Katip ... E imza Hakim ... E imza

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.