Esas No
E. 2023/493
Karar No
K. 2024/451
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE
Hukuk Alanı
Ceza Hukuku

T.C.

İSTANBUL

ASLİYE 2.TİCARET MAHKEMESİ

DOSYA NO : 2023/493

KARAR NO: 2024/451
DAVA: KAYIT KABUL (İflasta Sıra Cetveline Gecikmiş İtiraz)
DAVA TARİHİ: 13/04/2022
KARAR TARİHİ: 10/06/2024

Yukarıda açık kimliği yazılı taraflar arasında görülen ALACAK davasının mahkememizde yapılan yargılaması sonunda:

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

DAVA;

Davacı taraf .. Asliye Hukuk Mahkemesine verdiği dava dilekçesinde özetle; ...'de 13.05.2003 tarihinde ... hesap numaralı 45.000,00 TL'lik hesap açtığını, 03.07.2003 tarihli karar ile İmar Bankası'na el konulduğunu ve 5021 sayılı yasada yapılan düzenleme ile mağduriyetine sebep olunduğunu, ... Bankası'nın ...'ye devredilmesi sonucunda ... hesaplarında paraları bulunan vatandaşların, ...'nin bu bankaya el koyması sonrasında paralarını tahsil edemeyişinin pek çok yıkıma sebep olduğunu ve kendisinin de hak kaybına uğradığını, 2017 ve 2018 yıllarında Yargıtay'ın off-shore hesaplarında paraları bulunan vatandaşlar ile ilgili verdiği kararlarda vatandaşlar lehine bir içtihat birliği oluştuğunu belirterek, davalı bankadan tahsili mümkün olmayan 45.000,00 TL'lik alacağının bankanın bankacılık işlemleri yapma ve mevduat kabul etme izninin kaldırılması sebebi ile mağduriyetine son verilerek zararının giderilmesi için 45.000,00 TL'nin davalılardan işlemiş ve işleyecek tüm faizleri ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; ...

2.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ...Esas sayılı dosyasından Banka aleyhine açılmış bulunan iflas davasında 08.06.2005 tarihi itibariyle ... Bankası T.A.Ş.'nin iflasına karar verildiğini ve kararın 20.04.2006 tarihinde kesinleştiğini, iflas masası oluşturularak alacak başvurularının kabul edilmeye başlandığını ve İflas İdaresi tarafından sıra cetveli oluşturularak .. tarihinde ... Gazetesi'nde ve ...tarihinde Ticaret Sicil Gazetesi'nde yayınlandığını, müflis bankanın merkezi İstanbul'da olduğundan yetkili Mahkemenin İstanbul Mahkemeleri olduğunu, davanın kayıt kabul davası olarak kabul edilmesi halinde dosyada görevli mahkemenin İstanbul Asliye Ticaret Mahkemesi olduğunu, .. Şti.'nin tüzel kişiliği müflis ... Bankası T.A.Ş.'den ayrı olduğu için davanın husumet yönünden reddi gerektiğini, 10 yıllık zamanaşımı süresinin geçtiğini, ... hesabındaki para müflis banka nezdinde bulunmadığından asıl alacağa ve faize itiraz ettiklerini belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE HUKUKİ NİTELENDİRME: Dava; bankacılık işlemlerinden kaynaklanan alacaklarının tahsili istemine ilişkindir. Taraflar arasında dava dilekçesinde belirtilen hesabın açıldığı ve buna bağlı olarak bankacılık sözleşmelerinin imzalandığı konusunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Çözümlenmesi gereken sorun, davacının alacağının bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır. ...

1.Asliye Hukuk Mahkemesi 07/03/2023 tarih ve ...E. ...K. Sayılı kararı vererek dosyanın İstanbul Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesine karar vermiştir. ...

6.Asliye Ticaret Mahkemesi 09/06/2023 tarih ve ...E. ... K.sayılı kararı ile davaya bakmakla görevli ihtisas mahkemeleri İstanbul 1, 2 ve 3 numaralı Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğundan görevsizlik kararı vermiş, tevzi sonucu dosya mahkememizin yukarıdaki sırasına kaydedilmiştir. Tarafların iddia ve savunmaları, dosyaya sundukları deliller, tüm dosya kapsamı ile beraber alınan bilirkişi raporu ve yapılan yargılama sonunda;

Öncelikle davacı vekilince açılan dava "Alacak Davası" olarak vasıflandırılarak açılmıştır. Müflis banka hakkında dava sonunda tahsil hükmü kurulması mümkün değildir. Bu nedenle HMK.nun 33.maddesi gereğince "Hakim Türk hukukunu re'sen uygular." ilkesi doğrultusunda hukuki vasıflandırma hakime ait olduğundan davaya kayıt kabul davası olarak bakılmış (Emsal; Yargıtay 11. HD.nin 20.12.2016 Tarih ve 2015/12127 E. 2016/9716 K.), 15.01.2024 tarihli ön inceleme duruşmasının 7 nolu ara kararında da bu husus zapta geçirilmiş, karar altına alınmıştır. Yasanın "Geç Kalan Müracaatlar" başlıklı 236.maddesi gereğince; "Vaktinde deftere kaydettirilmiyen alacaklar iflasın kapanmasına kadar kabul olunur. Geç kalmadan ileri gelen masraflar alacaklıya aittir. Alacaklı bu masrafları peşin vermeğe cebrolunabilir. Müracaattan evvel kararlaştırılmış paylaşmıya alacaklının iştirak hakkı yoktur. İflas idaresi alacağı kabul ederse alacaklılar sıra cetvelini düzeltir ve bunu ilan ile alacaklılara bildirir. 235 inci madde hükmü burada da caridir." Dava ...nun 236.maddesine göre açılmış kayıt kabul davasıdır.

Davalı vekili süresi içerisinde zamanaşımı def'inde bulunduğu için öncelikle bu hususun tartışılması gerekmektedir.

Öncelikle zamanaşımının başlangıç tarihinin tespiti gerekmektedir. Bu tarihin tespiti ve zamanaşımı süresi tartışmalara neden olmuştur. 08.10.2022 tarih ve 31977 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan Yargıtay İçtihadı Birleştirme Hukuk Genel Kurulu'nun 22.04.2022 tarih ve 2021/7 E. 2022/2 K.sayılı kararıyla "Mudilerin off shore alacaklarının tahsiline yönelik açtıkları davalarda zamanaşımının başlangıcının tespitinde off shore hesabına aktarma tarihinin esas alınması gerekmektedir."

Mahkememizce alınan 15.05.2024 tarihli bilirkişi raporunda paraların off shore hesaplarına aktarılma tarihinin 13.05.2003 tarihi olduğu saptanmıştır. Gerçekten de dosya kapsamına alınan deliller ve kayıtların incelenmesinde 13.05.2003 tarihinde ... şubesinden davacı adına 45.000,00.-TL'nin "Giden Off Shore Havalesi" olarak işlem gördüğü anlaşılmaktadır. Bu nedenle zamanaşımının başlangıç tarihi olarak da bu tarih (13.05.2003) tarihi esas alınmıştır. 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 60. maddesinde haksız fiilden zarar görenin zararının tazmini istemiyle açacağı davaların zamanaşımı süreleri, “Müruru zaman” başlığı altında; “Zarar ve ziyan yahut manevi zarar namiyle nakdi bir meblâğ tediyesine müteallik dâva, mutazarrır olan tarafın zarara ve failine ittıla tarihinden itibaren bir sene ve her halde zararı müstelzim fiilin vukuundan itibaren on sene mürurundan sonra istima olunmaz. Şu kadar ki zarar ve ziyan dâvası, ceza kanunları mucibince müddeti daha uzun müruru zamana tabi cezayı müstelzim bir fiilden neşet etmiş olursa şahsî dâvaya da o müruru zaman tatbik olunur. Eğer haksız bir fiil, mutazarrır olan taraf aleyhinde bir alacak tevlit etmiş olursa, mutazarrır kendisinin tazminat talebi müruru zaman ile sâkıt olsa bile o alacağı vermekten imtina edebilir” şeklinde düzenlenmiştir. Haksız fiilden doğan gerek maddi gerekse manevi tazminat davaları, zarar gören tarafın zararı ve haksız fiil sorumlusunun kim olduğunu öğrenmesinden itibaren başlar. Her ne kadar kanun “zarar ve failine ıttıla” demişse de “fail” sözcüğünden “sorumlu kişi” anlaşılmalıdır. Zarar görenin zararı öğrenmesi demek de, zararın varlığı, mahiyeti ve esaslı unsurları hakkında bir dava açmaya ve davanın gerekçelerini göstermeye elverişli bütün hâl ve şartları öğrenmiş olması demektir. Tazminat hesabına yarayacak bütün ayrıntıların bilinmesi gerekmez (Akman, Sermet/Burcuoğlu, Halûk/Altop, Atillâ/ Tekinay, Selâhattin Sulhi: Tekinay Borçlar Hukuku Genel Hükümler, 7. Bası, İstanbul 1993,s.717-718). Borçlar Kanunu’nun 128. maddesine göre zamanaşımı süresi, alacağın muaccel olduğu tarihten itibaren işlemeye başlar. Mülga 818 sayılı BK.nun 60/II ve 6098 sayılı TBK.nun 72/I. Maddeleri gereğince tazminatın veya alacağın dayandığı eylemin suç teşkil etmesi durulunda ceza kanununda daha uzun zamanaşımı süresi öngörülüyor ise bu sürenin esas alınması gerekmektedir.

Davalı Müflis bankanın yönetici ve ortakları hakkında ...

8.Ağır Ceza Mahkemesi'nin ... Esas,... Karar sayılı 29/03/2013 tarihli kararı ile "Bankacılık Faaliyetlerinden Dolayı Bankayı Vasıta Kılarak Müştekiye Karşı Nitelikli Dolandırıcılık, Bankacılık Faaliyetlerinden Dolayı Bankayı Vasıta Kılarak Devlete Karşı Nitelikli Dolandırıcılık, Hakim Hissedarlar ve Yöneticiler tarafından Nitelikli Şekilde BankaParasını Zimmete Geçirmek ve Bu suça iştirak Etmek, Cürüm İşlemek İçin Teşekkül Oluşturmak ve Üye Olmak." suçlarından yargılama gerçekleştirilmiş olup karar Yargıtay 7.Ceza Dairesi'nin 2014/12969 Esas 2015/1341 Karar sayılı 28/01/2015 tarihli kararı ile kesinleşmiştir. Bu husus pek çok davaya ve kamuoyuna mâl olduğundan bilinen bir gerrçektir.

Yargıtay 7.Ceza Dairesi ilamında olay anlatımında "....hakkında 32.522 mağdura, 78 müştekiye karşı Bankacılık Faaliyetlerinden Dolayı Bankayı Vasıta Kılarak Nitelikli Dolandırıcılık; 10.153 Off-Shore Mağduruna Devlete Ödeme Yaptırarak Bankacılık Faaliyetlerinden Dolayı Bankayı Vasıta Kılarak Hileli Yöntemlerle Devlete Karşı Nitelikli Dolandırıcılık suçlarından açılan kamu davasının..." şeklinde belirtildiği üzere davacının gerçekleştirdiği para yatırma işlemi ve hesapta bulunan paranın ... hesaplarına aktarılması işlemlerine yönelik karar verildiği açıktır.

Davacının uyuşmazlık konusu parayı yatırmış olduğu 2003 yılında yürürlükte bulunan mülga 4389 sayılı Bankalar Kanunu'nun 22/3.maddesinde "Banka yönetim kurulu başkan ve üyeleri ile diğer mensupları görevleri dolayısıyla kendilerine tevdi olunan veya muhafazaları, denetim veya sorumlulukları altında bulunan bankaya ait para veya sair varlıkları zimmetlerine geçirirlerse altı yıldan oniki yıla kadar ağır hapis cezası ile cezalandırılacakları gibi bankanın uğradığı zararı tazmine mahkum edilirler." Hükmü yer almaktadır.

Davaya konu paraların off shore hesaplarına aktarılma ve aynı zamanda zamanaşımının başlangıç tarihi olarak kabul edilen 13.05.2003 tarihinde yürürlükte bulunan mülga 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 102. Maddesinde 5 yıldan fazla ve 20 yıldan az hapis cezaları için dava zamanaşımı süresi 10 sene olarak düzenlenmiştir.

Somut uyuşmazlığa gelindiğinde, davacının bankaya 2003 yılında para yatırdığı ve 13.05.2003 tarihinde paranın ... hesabına aktarıldığı, huzurdaki davanın ise 13.04.2022 tarihinde açıldığı, 03.07.2003 tarihinde davalının bankacılık işlemi yapma izninin kaldırıldığı, 04.07.2003 tarihinde davalı bankanın yönetim ve denetiminin ...'ye intikal ettiği, ...

2.Asliye Ticaret Mahkemesinin ... E., ... K. sayılı ilamı ile 08.06.2005 tarihinde iflas kararı verildiği ve iflas kararının 20.04.2006 tarihinde kesinleştiği de gözetildiğinde, davacının zararını ve faili çok daha önceden öğrenmiş olmasına rağmen davanın yaklaşık 19 yıl sonra 13.04.2022 tarihinde açıldığı, dava tarihi itibariyle ceza zamanaşımı süreleri de dikkate alındığında yasada öngörülen 1 ve 10 yıllık zamanaşımı süresinin çoktan dolmuş olduğu (Emsal; Yargıtay 11.HD.nin 02/11/2022 tarih ve 2021/4764 E. 2022/7700 K.) anlaşıldığından davanın zamanaşımı sebebiyle reddine karar vermek gerekmiş olup aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan gerekçelerle; Davanın zamanaşımı nedeniyle REDDİNE,

1.Alınması gerekli 427,60-TL karar ve ilam harcının, peşin alınan 768,49-TL harçtan mahsubu ile fazla alınan 340,89-TL harcın KARAR KESİNLEŞTİĞİNDE DAVACIYA İADESİNE,

2.Davalı vekille temsil olunduğundan yürürlükteki Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesap ve takdir olunan 17.900,00-TL vekalet ücretinin DAVACIDAN TAHSİLİ İLE DAVALIYA VERİLMESİNE,

3.Davacı tarafça yapılan yargılama giderinin KENDİ ÜZERİNDE BIRAKILMASINA,

4.Taraflarca yatırılan avansın kullanılmayan kısmının, KARAR KESİNLEŞTİĞİNDE İLGİLİ TARAFA İADESİNE,

Dair, davalı vekilinin yüzüne karşı, davacı vekilinin yokluğunda, tarafların gerekçeli kararı tebliğ tarihinden itibaren 2 HAFTA içerisinde mahkememize verecekleri bir dilekçe ile veya bulundukları yerdeki başka bir mahkeme aracılığıyla mahkememize gönderecekleri dilekçe ile HMK.

341.maddesi uyarınca İstanbul BAM. nezdinde İSTİNAF yoluna başvurma hakları bulunduğu hatırlatılmak suretiyle verilen karar açıkça okunup anlatıldı.10/06/2024 KATİP ... HAKİM ...

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog