4. Hukuk Dairesi
4. Hukuk Dairesi 2023/3820 E. , 2023/9522 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
HÜKÜM/KARAR : Asıl Dava Hakkında Karar Verilmesine Yer Olmadığına / Karşı Davanın Kısmen Kabulüne Taraflar arasındaki haksız eyleme dayalı manevi tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece kararın bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; asıl dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına, karşı davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Mahkeme tarafından verilen 17.11.2022 tarihli ek karar davalı karşı davacı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Temyize konu karar 6100 sayılı HMK' ya 22.07.2020 gün ve 7251 sayılı Kanunun 27 nci maddesi ile "hükmün tamamlanması" başlığı ile eklenen 305/A maddesi kapsamında değerlendirildiğinde; 6100 sayılı HMK'nın 305/A maddesi ile yapılan yasal düzenleme " (1) Taraflardan her biri, nihaî kararın tebliğinden itibaren bir ay içinde, yargılamada ileri sürülmesine veya kendiliğinden hükme geçirilmesi gerekli olmasına rağmen hakkında tamamen veya kısmen karar verilmeyen hususlarda, ek karar verilmesini isteyebilir. Bu karara karşı kanun yoluna başvurulabilir." şeklinde olup, hükümdeki eksikliklerin, maddedeki şartların oluşması halinde, usul ekonomisi de dikkate alınarak bir an önce giderilebilmesi amaçlanmıştır.
Dosya içeriğine göre mahkemece 17.11.2022 tarihli ek kararla davalı tarafın vekalet ücretinde değişikliğe ilişkin talebi reddedilmiş ise de; yukarıda açıklanan kanuni düzenleme gereğince mahkemece bu hususta karar verilebileceği anlaşılmakla; bu talebin reddine dair 17.11.2022 tarihli ek kararın kaldırılmasına ve işin esasının incelenmesine geçilmiştir. I. DAVA
1.
Davacılar vekili asıl dava dilekçesinde; müvekkilleri ile davalı karşı davacının aynı apartmanda komşu olduklarını, 09.10.2010 tarihinde davalı karşı davacının kapısının önüne ayakkabılarını koymasına bağlı çıkan tartışmada, davalı karşı davacının müvekkillerine hakaret ve müvekkillerini tehdit ettiğini, hakkında silahla tehdit ve hakaret suçlarından mahkumiyet kararı verildiğini belirterek davacı ... için 2.000,00 TL, ... ve ... için ayrı ayrı 1.500,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile beraber davalı karşı davacıdan tahsilini talep etmiştir.
2.Karşı davada davacı vekili dava dilekçesinde; 09.10.2010 tarihinde çıkan tartışmada davacı karşı davalı ...’ın müvekkilini tehdit ettiğini, hakkında basit tehdit suçundan hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiğini beyan ederek 6.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren yasal faizi ile beraber davacı karşı davalı ...’dan tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı karşı davacı ... ... vekili cevap dilekçesinde; davacı ... tarafından talep edilen manevi tazminat miktarının fahiş olduğunu, davacının haksız tahriki nedeniyle tazminattan indirim yapılması gerektiğini belirterek davanın reddini istemiştir.
2.Davacı karşı davalı ... vekili cevap dilekçesinde; tehdit ve hakaret iddialarının gerçek dışı olduğunu, kusur ve sorumluluğunun bulunmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemenin 05.05.2015 tarihli 2011/1469 Esas 2015/419 sayılı kararı ile asıl davanın kabulü ile davacı ... için 2.000,00 TL, ... ve ... için ayrı ayrı 1.500,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile beraber davalı karşı davacıdan tahsiline, karşı davanın reddine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A
. Bozma Kararı İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı karşı davacı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Dairenin 01.12.2021 tarihli 2021/24711 Esas 2021/9558 sayılı kararı ile davalı-karşı davacının davacı-karşı davalı ...'a yönelik temyiz dilekçesinin miktardan reddine karar verilerek, Davalı karşı davacının karşı davaya yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde, .... somut olayda; 09.10.2010 tarihinde davacı karşı davalı ...’ın, kapısının önüne ayakkabı koyduğu gerekçesi ile davalı karşı davacının kapısını çaldığı, aralarında çıkan tartışmada “Bu ayakkabılığı kaldır, kaldırmazsan kaldırıp atarım, in aşağıya hesaplaşalım” şeklinde sözlerle tehdit ettiği ve söz ve ifadelerinin davalı karşı davacının kişilik haklarına saldırı mahiyetinde olduğu gerek dosya kapsamında gerekse olaya ilişkin Nazilli 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 2010/765 esas ve 2011/356 karar sayılı dosyasında toplanan delillerle sabittir. Şu durumda;
TBK'nın 58 nci maddesi uyarınca davalı karşı davacı yararına uygun bir manevi tazminata hükmedilmesi gerekirken istemin reddine karar verilmiş olması davalı karşı davacı yararına bozmayı gerektirmiştir." gerekçesi ile hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; asıl dava bozma kapsamı dışında kalarak kesinleştiğinden asıl dava yönünden karar verilmesine yer olmadığına; davacı karşı davalı ...'ın davalı karşı davacıyı 'bu ayakkabılığı buradan kaldır kaldırmazsan kaldırıp atarım' in aşağıya hesaplaşalım" sözleri ile tehdit ettiği dosya kapsamındaki delillerle ... olduğundan karşı davanın kısmen kabulü ile 1.500,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davacı karşı davalıdan tahsili ile davalı karşı davacıya verilmesine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı karşı davacı ...
vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı karşı davacı ... vekili temyiz dilekçesinde; asıl davanın kesinleştiği gerekçesi ile karar verilmesine yer olmadığına dair karar verilmesine karşın bozma sonrası asıl davada yeniden davacılar yararına vekalet ücretine hükmedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, buna ilişkin tavzih talebinin mahkemece verilen ek kararla reddedildiğini, ek kararın hatalı olduğunu, ek kararın kaldırılarak vekalet ücreti yönünden hükmün bozulması gerektiğini belirtmiştir.
C. Gerekçe
1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık; 09.10.2010 tarihinde, asıl davada davalı karşı davacı ... tarafından davacılara yönelik gerçekleştirildiği iddia edilen hakaret ve tehdit nedeniyle karşı davada, davacı karşı davalı ... tarafından davalı karşı davacı ...'a yönelik gerçekleştirildiği iddia edilen tehdit eylemine ilişkin manevi tazminat istemine ilişkindir.
2.İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 41 ve 49 uncu maddeleri
3.Değerlendirme
Somut olayda, Mahkemenin 05.05.2015 tarihli 2011/1469 Esas, 2015/419 sayılı kararı ile asıl davada verilen hükmün Dairenin 01.12.2021 tarihli ve 2021/24711 Esas, 2021/9558 sayılı kararı ile bozma kapsamı dışında kalarak kesinleştiği ve mahkemece bozma sonrası asıl dava yönünden karar verilmesine yer olmadığına dair karar verildiği anlaşılmıştır. Bozma sonrası asıl davada verilen hükmün kesinleştiği gerekçesi ile karar verilmesine yer olmadığına dair karar verilmesine rağmen asıl davada davacılar yararına ikinci kez vekalet ücretine hükmedilmesi doğru görülmemiş ve kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle; Değerlendirme bölümünde açıklanan sebeplerle davalı karşı davacı ... vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde davalı karşı davacı ...'a iadesine, Dosyanın mahkemeye gönderilmesine,
20.09.2023 tarihinde Başkan ...'ın karşı oyu ve oyçokluğuyla karar verildi. KARŞI OY Somut olayda bozma sonrası mahkemece "asıl dava yönünden verilen karar kesinleştiğinden yeniden karar verilmesine yer olmadığına, davacılar lehine 5.500,00 TL vekalet ücreti takdirine" şeklinde karar verilmiş; karar, taraflarca temyiz edilmeyerek kesinleşmiştir. Davalı-karşı davacı ... vekili 03.11.2022 tarihli dilekçesi ile tavzih talebinde bulunarak "asıl dava yönünden verilen karar kesinleştiğinden yeniden vekalet ücretine hükmedilmesi hatalı olup 5.500,00 TL vekalet ücretine ilişkin kısmın hükümden çıkarılarak düzeltilmesi" talebinde bulunmuştur. Mahkemece 17.11.2022 tarihli ek kararla; "talebin maddi hata ya da çelişki kapsamında olmadığı, tavzihle hükmün değiştirilemeyeceği" gerekçesiyle tavzih talebinin reddine karar verilmiş; ek karar davalı-karşı davacı ... tarafından temyiz edilmiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'na (6100 sayılı Kanun) 7251 sayılı Kanun'un 27 nci maddesi ile 22.07.2020 tarihinde eklenen ve 305/A maddesinde düzenlenen hükmün tamamlanması, hükümde eksik bırakılan hususların hükme eklenmesi haline ilişkindir. Düzenlemeyle, nihai kararın tebliğinden itibaren bir ay içinde tarafların başvurması şartıyla yargılamada ileri sürülen veya kendiliğinden hükme geçirilmesi gereken ancak hüküm verilmeyen talepler hakkında mahkemece ek karar verilmesi açıkça hüküm altına alınmaktadır. Hükmün tavzihi ise aynı Kanun'un 305 inci maddesindeki düzenlemeye göre hükmün açıklanması veya tereddüt veya aykırılığın giderilmesine ilişkin olup mahkemece hüküm fıkrasına "tavzih" ya da "tashih" adı altında ekleme yapılamayacağı gibi hüküm fıkrasındaki bir kısım da hükümden çıkartılamaz. Hükmün icrası tamamlanıncaya kadar hükmün tavzihini istemek mümkündür.
Somut olayda; davalı-karşı davacı vekilinin talebinin niteliği ve dosya kapsamına göre hükümde eksik bırakılan, unutulan bir husus bulunmamakta olup taraflar lehine veya aleyhine hatalı vekalet ücreti takdiri, tavzih ya da hükmün tamamlanmasına konu edilebilecek bir husus değildir. Olayda HMK 305/A maddesinin uygulanma koşulları bulunmamaktadır. Davalı-karşı davacının asıl karara yönelik temyizi olmayıp asıl kararın kesinleştiği de gözetildiğinde mahkemenin tavzih talebinin reddine ilişkin ek kararı usul ve kanuna uygun olup ek kararın onanması düşüncesinde olduğumdan; sayın çoğunluğun "hükümdeki eksikliğin HMK 305/A maddesindeki şartların oluşması halinde usul ekonomisi dikkate alınarak bir an önce giderilmesi gerektiği, mahkemece anılan düzenleme uyarınca vekalet ücretine ilişkin karar verilebileceği" gerekçesiyle ek kararın kaldırılmasına ve asıl davada verilen hükmün vekalet ücreti yönünden hatalı olduğuna ilişkin bozma kararına katılmıyorum.