6. Ceza Dairesi
6. Ceza Dairesi 2010/24993 E. , 2013/14856 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 01/10/2010 tarihli kenar yazısı ile Dairemize gönderilmekle, başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü: Hükümlüler ... ve ...'ün temyiz başvuruları bulunmadığı için hükümlü ... hakkında kurulan uyarlama hükmü ile sınırlı olarak yapılan incelemede:
Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 27.12.2005 tarih, 2005/3-162-173 ve 11.07.2006 tarih, 2006/5-182/182 sayılı kararları ve Dairemizin yerleşmiş uygulamalarına göre, sonraki yasa ile suçun unsurlarının veya özel hallerinin değiştirilmesi, cezanın tayin ve takdiri ile artırım ve indirim oranlarının belirlenmesi, seçimlik cezalardan birinin tercihi ve seçenek yaptırımların ya da cezanın kişiselleştirilmesini gerektiren hallerde duruşma açılarak karar verilmesi gerekir. İnceleme konusu karara gelince; Diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak,
1.Mağdurlar ..., ... ve ...'e yönelik yağma suçlarının gece vakti işlendiğinin anlaşılması karşısında; hükümlü hakkında adı geçen mağdurlara yönelik suçlar için kurulan hükümde 5237 sayılı TCK'nın 149/1. madde ve fıkrasının (a) ve (c) bendlerinin yanı sıra (h) bendinin de uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi,
2.Mağdurlar ..., ..., ..., ... ve ... ...'e yönelik yağma suçlarında, birden fazla nitelikli halin varlığı nedeniyle, 5237 sayılı TCK'nın 61/1. maddesi uyarınca temel cezalar belirlenirken bu hususun değerlendirilmesi gerektiğinin düşünülmemesi,
3.5237 sayılı TCK’nın 150/2. maddesindeki “malın değerinin azlığı” kavramının, 765 sayılı TCK’nın 522.maddesindeki “hafif” veya “pek hafif” ölçütleriyle her iki maddenin de cezadan indirim olanağı sağlaması dışında benzerliği bulunmadığı, “değerin azlığının” 5237 sayılı Yasaya özgü ayrı ve yeni bir kavram olduğu, Yasa koyucunun amacı ile suçların işleniş biçimleri, olayların özellikleri ve hükümlünün özgülenen kastı da gözetilmek suretiyle, daha çoğunu alma olanağı varken yalnızca gereksinimi kadar ve değer olarak da gerçekten az olan şeylerin alınması durumunda, yasal ve yeterli gerekçeleri de açıklanarak uygulanabileceği gözetilmeden, somut olaylarda koşulları bulunmadığı halde, 150/2. maddesinin düzenleniş amacının dışında yorumlar getirilerek cezalardan indirim yapılması,
4.Hükümlü ve suç arkadaşlarının, mağdurlar ... ve ...'in cep telefonlarını ve cüzdanlarını yağmaladıktan sonra cep telefonlarını olay yerinden ayrılmadan geri verdikleri; mağdur ... ...'in saatini ve cep telefonunu yağmaladıktan 4 gün sonra yakalandıklarında kolluk görevlilerine cep telefonunu sattıkları kişinin işyerini göstermek suretiyle iadeyi sağladıkları, diğer eşyanın bir kısmının da isteğe bağlı geri verme olmadan üzerilerinde ele geçirilmiş olması karşısında; adı geçen mağdurlara soruşturma aşamasında gerçekleşen kısmi iadeye onay verip vermedikleri sorularak, sonucuna göre 5237 sayılı TCK'nın 168/3-4.maddesinde tanımlanan etkin pişmanlık hükmünün uygulama olanağının tartışılması gerektiğinin düşünülmemesi,
5.5252 sayılı Yasanın 9/3. maddesi uyarınca, hükümlüler yararına olan hükmün, önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümlerinin olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçların birbiriyle karşılaştırılması suretiyle bulunacağı gözetilerek, yağma suçlarını oluşturan eylemler yönünden, önceki yasaya göre sonraki yasa suçun öğelerinde değişiklik yapmışsa bu hususların tartışılması ve değerlendirilmesi ve 5237 sayılı TCK’nın 61/1. maddesindeki ölçütler dikkate alınarak, temel cezaların ne şekilde saptanacağının takdiri ile bireyselleştirmenin yapılması için duruşma açılmasının zorunlu bulunduğu düşünülmeden, dosya üzerinden yazılı biçimde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, hükümlü ... ve savunmanının temyiz itirazlarları ve tebliğnamedeki düşünce bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 05.02.2003 tarihli ilk hükümdeki ceza süresini aşmamak koşuluyla infaz aşamasında verilen uyarlama kararlarının kazanılmış hak oluşturmayacağının gözetilmesine, 24.06.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.