Esas No
E. 2023/64
Karar No
K. 2024/1119
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE
Hukuk Alanı
Ticaret Hukuku

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

16. HUKUK DAİRESİ

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

DOSYA NO: 2023/64 Esas

KARAR NO: 2024/1119

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ

TARİHİ: 11/10/2022

NUMARASI: 2022/30 Esas - 2022/204

DAVANIN KONUSU: Marka (Marka Hakkına Tecavüzden Kaynaklanan)

KARAR TARİHİ: 12/06/2024

İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

DAVA:

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin özellikle kaynak ve plazme kesme proseslerine yönelik otomasyonel sistemler tasarlayıp ürettiğini, müvekkilinin TPMK nezdinde ... ve ... sayılar ile tescilli "..." ibareli markaların tescilli sahibi olduğunu, davalı şirketin ise 19/08/2019 tarihinde "... Sanayi ve Ticaret A.Ş." unvanı ile kurulduğunu, davalının sonrasında 2021 yılında faaliyet alanlarında ve ticaret unvanında değişiklik yaparak faaliyetlerine "... Sanayi ve Ticaret A.Ş." olarak devam ettiğini, tarafların "..." sözcüğü ile aynı faaliyet alanında hizmet verdiğini, markanın ayırt edici unsurunun "..." ibaresi olduğunu, marka ve ticaret unvanının kök sözcüğünün birebir aynı olmasının, tüketiciyi yanıltacak ve şirketlerin bağlantılı olduğu kanısıyla şirketler arasında karıştırılma ihtimali yaratacağını, müvekkilinin oluşturduğu markayı davalının taklit etmek suretiyle kullanmasının müvekkilinin markadan doğan haklarını ihlal ettiğini iddia ederek, müvekkilinin tescilli markasına yönelik tecavüz ve haksız rekabetin tespitini, men'ini, ref'ini, http://www...com/ alan adının iptalini, davalının ticaret unvanından "..." ibaresinin terkinini ve verilecek hüküm özetinin ilanını talep ve dava etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin 2019 yılında yaptığı isim değişikliği ile şirket faaliyetlerinin tamamen değiştiği anlamına gelmediğini, "..." sözcüğü ile faaliyet gösteren birçok şirket bulunduğunu, bu sözcüğün yalnızca davacı tarafından kullanılabilmesinin tekelleşme anlamına geldiğini, davacı şirketin İstanbul bölgesinde birçok alanda faaliyet gösterdiğini, müvekkili şirketin ise Bursa ilinde faaliyet gösterdiğini, müvekkili şirketin markası ile davacı markasının görsellik, yazı tipi gibi unsurlar bakımından da herhangi bir benzerlik bulunmadığını, müvekkili ile davacının ticaret unvanlarının ayırt edici özelliğinin "..." kelimesi olmadığını, böyle olmadığından dolayı da herhangi bir terkin koşulunun da söz konusu olmadığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: Bakırköy 1.Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 11/10/2022 tarih ve 2022/30 Esas - 2022/204 Karar sayılı kararıyla; "... "..." ibareli markanın 7 ve 9.emtia sınıflarında davacı adına tescilli olduğu, davalının internet ortamında tespit edilen mevcut kullanımının “ticaret unvanı” şeklinde bir kullanımdan ziyade, "..." şeklinde olup, "..." ibaresinin ön plana çıkarıldığı ve bu kullanımın markasal bir kullanım arz ettiği, davalı kullanımındaki esas ve ayırtedici unsurun, vurgulu ve ön plana çıkarılır şekilde baskın olarak yer alan “...” ibaresi olduğu anlaşılmakla davalı tarafın bu eylemlerinin SMK’nın 7 ve 29. maddeleri gereğince davacının marka hakkına tecavüz teşkil ettiği anlaşılmakla; davacının marka haklarına tecavüze ilişkin talebi yönünden davanın kabulü gerekmiştir. Davacı şirketin “...” ibaresini 2014 yılında, davalı şirketin ise 2019 yılında tescil ettirdiği ticaret sicil kayıtlarından tespit edilmekte olup, her iki ticaret unvanında da yer alan ve ayırt edici nitelik taşıyan/vurgu/kök/kılavuz unsur olan ek niteliğindeki “...” ibaresini, tescil tarihi itibariyle öncelikli kullanma hakkının kayıtlara göre davacı şirket olduğu, öncelik hakkına sahip olduğu anlaşılan davacı yönünden, davalı şirketin ticaret siciline tescil tarihinden dava tarihine kadar 5 yıllık sessiz kalma yoluyla hak kaybı süresinin dolmamış olduğu, davalının unvanındaki ekin gerek davacı markaları, gerekse de unvanı arasında benzerlik ve iltibas riski doğuracağı, dolayısıyla belirtilen bu sebeplerle davalıya ait ticaret ünvanının TTK.m.52/1 uyarınca terkin şartlarının ve davalı adına olan http://www...com/ alan adının iptal koşullarının mevcut olduğu anlaşılmakla bu talepler yönünden de davanın kabulü gerekmiştir. Davacının haksız rekabete ilişkin talebi yönünden yapılan değerlendirmede ise ; Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2019/5189 E, 2022/1852 Karar sayılı, 14.03.2022 tarihli kararındaki gerekçe ile açıklandığı üzere; somut uyuşmazlıkta davacının haksız rekabet iddiasının marka hakkına dayandığı, bu durumda TTK 55/1-a-4 maddesi gereğince aynı zamanda haksız rekabetin oluştuğundan söz edilemeyeceği kanaatine varılmakla haksız rekabete ilişkin talep yönünden davanın reddine" karar verilmiştir.

İSTİNAF İSTEMİ:

Davacı vekili istinaf dilekçesinde; "Haksız rekabet iddialarımızın TTK 55/1-a-4 ve 55/1-a-5 maddelerine dayandığını, Mahkemece haksız rekabete ilişkin iddialarımızın Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2019/5189 E, 2022/1852 K, 14.03.2022 tarihli kararını gerekçe göstererek reddedildiğini, Anılan Yargıtay kararının SMK düzenlemesinden sonra, sınai mülkiyet haklarına tecavüz halinde artık Haksız rekabet hükümlerinin uygulanamayacağı yönünde olduğunu, oysa somut olay sadece SMK ile ilgili olmayıp aynı zamanda TTK anlamında ticaret unvanına tecavüze ve unvanın sicilden terkinine ilişkin olduğunu, İşbu davada haksız rekabet iddialarımız,

TTK 52, 55/1-a-4 ve 55/1-a-5 maddeleri kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini, sadece SMK hükümlerinin dikkate alınmasının hukuki açıdan doğru olmadığını." beyanla ilk derece mahkemesi kararının kaldırılması istenmiştir.Davalı vekili istinaf dilekçesinde; "Müvekkil şirket yasaya uygun bir ticaret ünvanı seçip kullandığını, Ticaret Sicil Müdürlüğünde herhangi bir engel ile karşılaşmadığını, zira aynı ve benzerlik arz eden ünvanlar ile ilgili sistem kendiliğinden talebi reddedildiğini, Davacı şirket ile davalı şirketin unvanlarının çekirdek kısmı farklı olduğu gibi ek kısımlarının farklı olduğunu, davacı şirketin eki ... bile değil ... olduğunu, raporda hatalı olarak ek kısım olan ... ve ... ibarelerinin aynı olduğunun belirtildiğini, Bu iki ibarenin birbirinden farklı olduğunu, sonuç olarak müvekkil şirket ile davacı şirketin unvanlarının aynı olmadığını, ayrıca davacı ve davalının kullandıkları logoların ve internet adreslerinin birbirlerinden tamamen farklı olduğunun da hem gözden kaçırıldığını, bu durumun iltibasa yol açtığının söylenemeyeceğini, müvekkil ... SANAYİ VE TİCARET A.Ş. unvanının yasa hükmüne uygun olduğunu, İki ünvanın aynı olmaması bir yana bu ... İbaresinin, tarafların müşterileri açısından nasıl karışıklığa sebep olduğu, aynı sektörde faaliyet gösterip göstermedikleri, iki şirket arasında idari ve ekonomik anlamda bağlılık bulunduğu izlenimini yaratıp yaratmadığı, davacının tanınmışlığının düzeyi ve davalı şirketin bundan yararlanma durumu olup olmadığı yani karşılıksız bir yararlanmanın olup olmadığı, şirket adreslerinin birbirinden çok farklı olup olmadığı, faaliyet gösterdikleri bölgelerin birbirinden farklı olup olmadığı, Şirketlerin kayıtlı olduğu Ticaret Sicil Müdürlüklerinin farklı olup olmadığı, dosyaya sunduğumuz ve internet araştırması ile kolayca tespit edilen ... ibaresini kullanan onlarca şirketin durumunun Bilirkişi tarafından değerlendirilmediği gibi Mahkemenin de bu konulara açıklık getirmeden hüküm kurduğunu, Mahkeme davalı adına olan https://www...com alan adının iptaline de karar verdiğini, oysa kabaca bile bakıldığında ... ile ... logolarının ve alan adlarının farklı olduğunun görüldüğünü, Davalı şirketin unvanının ... SANAYİ VE TİCARET ANONİM ŞİRKETİ davacının ise ... SİSTEMLERİ TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ olarak belirtildiğini, tarafların faaliyet alanlarının birbirlerinden uzak ve bağımsız olduğunu, Taraflardan biri robotik otomasyon diğeri ise mekatronik üzerine çalışmakta olup ... sözcüğü bilirkişi raporunda belirtildiği gibi ayrıştırıcı unsur olmayacağını, önemle belirtmek gerekir ki mekatronik sistemler ve robotik otomasyon faaliyetleri birbirinden ayrışan ve mal ve hizmet sunumunda farklılık gösteren alanlar olduğunu, Mahkeme tarafından verilen kararda; 'Yasanın aradığı şekilde oluşan çekirdek kısım ve sonraki ek kısımda yer alan ... ibaresinin, davacı markalarındaki esas unsuru aynen içermesi nedeniyle markasal etki doğurması muhtemeldir' şeklinde yapılan bir değerlendirmenin hukuka aykırı olduğunu, ... ibaresini kullanan birçok markanın ticaret siciline kayıtlı olduğunu, aynı şekilde bu markalar hukuka aykırılık teşkil etmeden mal ve hizmet sunumuna devam ettiklerini, Mahkeme tarafların faaliyet bölgelerinin çok farklı olduğunu da gözden kaçırdığını, davalı şirketin mal ve hizmet sunumunun davacıya göre çok daha spesifik olması ile bu hizmet alanı da paralellik göstererek davacıya göre daha kısıtlı kaldığını, Yargıtay birçok kararında 'Ayırt edilemeyecek kadar benzerlik sonucuna ulaşabilmek için karşılaştırılan işaretlerin bir bütün olarak tüketici kitlesi nezdinde bıraktıkları izlenimin dikkate alınması' gerektiğini işaret ettiğini, Karşılaştırılan markaların grafik tasarımdan oluşan şekil ve kelime unsurlarıyla birlikte karma nitelikleri, görünüş, yazılış ve düzenleniş biçimleri itibarıyla bıraktıkları genel izlenim değerlendirmeye alınmalı ve bu genel izlenim sonucunda ortaya çıkan benzerliğin de ayrıca karıştırılma ihtimali değerlendirmesi yapılmasını gereksiz kılacak derecede güçlü ve açık olmasının aranması gerektiğini." beyanla ilk derece mahkemesi kararının kaldırılması istenmiştir.

GEREKÇE

Dava, marka hakkına tecavüz ve haksız rekabetin tespiti, önlenmesi ve durdurulması ile ticaret unvanının terkini istemine ilişkindir.

İlk derece mahkemesi tarafından, "Davacının marka haklarına ve ticaret unvanına tecavüze ilişkin talepleri yönünden davanın KABULÜNE, davalının davacı adına tescilli ... ve ... tescil numaralı ... ibareli markalardan doğan haklarına tecavüzün tespitine, durdurulmasına, davalı adına olan https://www...com/ alan adının iptaline, -Davalının ticaret unvanından ... ibaresinin terkinine, -Karar kesinleştiğinde masrafı davalıya ait olmak üzere trajı en yüksek üç gazetenin birinde ilanına, -Davacının haksız rekabete ilişkin talebi yönünden davanın REDDİNE" karar verilmiştir. Hüküm davacı vekili ile davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir. İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Davacı, TPMK nezdinde ... ve ... tescil numaralı ... ibareli markaların sahibi olduğunu, davalı şirketin ise "... Sanayi ve Ticaret A.Ş." unvanı ile kurulduğunu, 2021 yılında faaliyet alanlarında ve ticaret unvanında değişiklik yaparak faaliyetlerine "... Ticaret A.Ş." olarak devam ettiğini, marka ve ticaret unvanının kök sözcüğünün birebir aynı olmasının, tüketiciyi yanıltacak ve şirketlerin bağlantılı olduğu kanısıyla şirketler arasında karıştırılma ihtimali yaratacağını beyanla marka hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin tespitini, durdurulması ve önlenmesi ile ticaret unvanının terkini isteminde bulunmuştur. Davalı ise, ... sözcüğü ile faaliyet gösteren birçok şirket bulunduğunu, bu sözcüğün yalnızca davacı tarafından kullanılabilmesinin tekelleşme anlamına geleceğini, davacı şirketin İstanbul bölgesinde kendilerinin ise Bursa ilinde faaliyet gösterdiğini, davacı markası ile görsellik, yazı tipi gibi unsurlar bakımından da herhangi bir benzerlik bulunmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. ... "..." ibareli markanın 7. ve 9. sınıflarda davacı adına tescilli olduğu, davalının internet ortamında tespit edilen mevcut kullanımının ticaret unvanı şeklinde bir kullanımdan ziyade, ... şeklinde olup, ... ibaresinin ön plana çıkarıldığı, davalı kullanımının markasal kullanım niteliğinde olduğu, davalının bu eylemlerinin davacının marka hakkına tecavüz teşkil ettiği anlaşıldığından, mahkemece davacının marka hakkına tecavüzün tespiti ve önlenmesi isteminin kabulüne karar verilmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır. Davacı şirketin markasını 2014 yılında, davalı şirketin ise unvanını 2019 yılında tescil ettirdiği, ... ibaresi üzerinde öncelikli kullanım hakkının tescil tarihi itibariyle davacıya ait olduğu, davacı yönünden davalı şirketin ticaret siciline tescil tarihinden dava tarihine kadar 5 yıllık süre geçmemiş olduğundan davada sessiz kalma yoluyla hak kaybının söz konusu olmadığı, TTK.52/1 uyarınca terkin şartlarının ve davalı adına olan http://www...com/ alan adının iptal koşullarının mevcut olduğu anlaşılmakla, mahkemece internet alan adı ile davalı unvanının terkinine karar verilmesinde usule aykırılık yoktur. Somut uyuşmazlıkta, davacının haksız rekabet iddiasının marka hakkına dayanması nedeniyle olayda Sınai Mülkiyet Kanunu hükümlerinin uygulanacağı, bu durumda TTK 55/1-a-4 maddesi gereğince aynı zamanda haksız rekabetin oluştuğundan söz edilemeyeceği kanaatine varılmakla haksız rekabete ilişkin talep yönünden davanın reddine karar verilmesi de yerinde olmakla, taraf vekillerinin istinaf istemlerinin reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Taraf vekillerinin istinaf taleplerinin HMK'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE, 2-Davacıdan alınması gereken 427,60 TL harçtan, peşin alınan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 346,90 TL harcın davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, 3-Davalıdan alınması gereken 427,60 TL harçtan, peşin alınan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 346,90 TL harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin taraflar üzerinde bırakılmasına,5-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nun 361.maddesi uyarınca tebliğden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay ilgili hukuk dairesinde temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.12/06/2024

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.